Plato, Academy, Faculty, ...
--- In b_c_n@yahoogroups.com, Polat Kaya
<tntr@C...> wrote:
Sayin Tevfik Turan
ve Sayin b_c_n Üyeleri
Merhaba. Maksadim
PLATO adinin yanlisligini göstermek degildi. Aslinda
PLATO adinin pek te
gelisigüzel verilmis bir ad olmadigini ve aslinin
olasilikla Türkçe
deyimlerden eski Türk dünyasinin törelerine göre
yapilmis oldugunu
göstermekti. Elbette ki PLATO adiyla ilgili olarak
yaptigim
açiklamalar isitilmeye alisilmis açiklamalar degil. O
bakimdan bir
çoklarinizin söylediklerime süphe ile bakmanizi da çok
dogal buluyorum.
Fakat asil maksadim ögrendiklerimizin pek te
göründügü gibi
olmadigini, bizlere ve simdiye kadar dünya halkina
ögretilenlerin pek
te gerçegi temsil etmedigini göstermek içindi.
PLATO'nun adini
Türkçeye baglamak alisilmis bir sey olmadigi gibi
Grekçe'yi de bir
nevi inkar etmek olur. Halbu ki hayli bir zaman
için Grekçe var
olan bir dil. Fakat ne var ki söylenildigi gibi
kendi basina
gelismis bir dil degil bilakis kaynagi Türkçe olan bir
dil. Iste ben bunu
göstermek için konuyu ortaya attim.
Bu açiklamalarin
isigi altinda en azindan bazilarinizin
söylediklerimei
olumlu veya olumsuz sekilde süphe ile karsilamis
olabilirsiniz. Bu
arada ümid ediyorum ki bazilariniz da acaba Polat
Kaya'nin
söylediklerinde bir gerçek payi var midir diye düsünmüs
olsun. Her halü
karda söylediklerim bir süzgeçten geçirilmeli.
Dediklerimin
dogrulugu teyid edildiginde, ki analizini yaptigim bine
yakin sözcük
dediklerimi dogruluyor, o zaman bu açiklamalar Türk
dilinin ve eski
Türk dünyasinin nerelerde ve ne zamanlardanberi var
oldugunu isaretler.
O bakimdan bu kadar önemli nitelikte olan bu
iddialar gözardi
edilmemeli ve üzerinde enine boyuna durulmalidir.
Bence, sayet
Türkçenin geçmisini ögrenmek istiyorsak, bu konuda "acaba
Türk dünyasi ve bu
arada bütün dünya uyutulmus mudur?" sorusunu
sorup konuyu bir
detektif (< Tr. "didik-etiv) gibi didik didik edip
arastirmaliyiz.
Bati dillerinin sözcükleri bu isi yapmak için en
mükemmel kaynaktir.
Çünkü onlarin çogu Türkçeden kirilma yollu
(anagrammatized)
yapilmistir.
Bir evvelki yazimda
PLATO adiyla ilgili verdigim ve tümüyle yeni olan
görüslerimin
dogrulugunu desteklemek maksadiyla, bu yazimda bir
kaç baska sözün
üzerinde daha duracagim. Bu sözcükler "akademi"
(academy), ve
"fakülte" (faculty) ve onlarla ilgili bazi diger
sözcükleridir.
Plato ile ilgili
kaynaklar PLATO nun ilk ögrettigi yerin adinin
"AKADEME"
oldugunu isaretler". Ingilizce kaynak, Encyclopaedia
Britannica World Languages
Dictionary (EBWLD), 1963, Vol. 1, p. 8)
Ingilizce olarak
söyle Yaziyor:
ACADEME: "The
garden or grove near ancient Athens where Plato
thought. 1 A
school. 2 The scholarly life. [< Latin "academia". See
ACADEMY]".
ACADEMY: 1 Academe;
hence, the pupils of Plato collectively or
Plato's philosophy.
[< Fr. "academie" < L. "academia" <
Gr.
"akademeia" the grove of "Akademos" where Plato taught].
Simdi bu adlari
inceleyelim. Sizlerden bir istegim sudur ki onlari
incelerken, konunun
yeni olmasi dolayisiyle, her sözcügün açiklanmsini
çok dikkatli ve
sabirli bir sekilde okumaniz. Okuyucunun verdigi
degere bagli
olarak, konu heyecan verici olmakla beraber ayni zamanda
kurudur da.
1) Greek
"akademeia" sözcügünü "aka-de-me-ia" seklinde ayirip
"aka-me-ia-de"
seklinde yeniden düzenledigimizde bu günkü Türkçenin
"OKU-MA-ÖYÜ-DÜ"
("okuma evidi", "okuma evidir") deyimini buluyoruz ki
"akademeia"
denen yer gerçekten de bir "okuma öyüdür".
Kelimenin ikinci
bir ad-olgusu daha vardir. Söyleki: "acad-e-me-ia"
seklinde ayirip
"akad-me-eia" seklinde yeniden düzenledigimizde yine
Türkçenin
"OKUD-MA-ÖYÜ" ("okutma öyü", "okutma evi",
"okul") anlamli
deyimden kirma
yollu yapilmis oldugu görülüyor.
Böylece iki deyimin
hem harfleri ve hem anlami ayni olup, olasilikla
tesadüf olmayan bir
durumla karsi karsiyayiz. Yine ayni sekilde
Latince sözcüge
bakalim:
2) Latince
"academia" sözcügünü "aka-de-m-ia" seklinde ayirip
"aka-m-ia-de"
seklinde yeniden düzenledigimizde yine Türkçenin
"OKU-Ma-ÖYÜ-DÜ"
("okuma evidi", "okuma evidir") deyimini
buluyoruz.
Fransizca sekli "academie" (aca-de-m-ie) nin de ayni
aldugu süphesidir.
Böylece, adin kaynaginin Grekçe "AKADEMEIA" adli
bir bahçenin
adindan geldigi görüntüsü veriliyor ise de bu, bence,
pek gerçegi
yansitmiyor ve adin aslinin Türkçe bir deyimden
alindigini gizlemek
için bu etimolojinin (adim olgusu, ad olgusu) bir
"perde"
olarak kullanildigi anlasiliyor.
Kelimenin ikinci
bir ad-olgusu daha vardir. Söyleki: "acad-em-ia"
seklinde ayirip
"akad-me-ia" seklinde yeniden düzenledigimizde yine
Türkçenin
"OKUD-Ma-ÖYÜ" ("okutma öyü", "okutma evi",
"okul") anlamli
deyimden kirma
yollu yapilmis oldugu görülüyor.
3) PLATO'nun
ögretim yaptirdigi "bahçenin adi olan "Akademos"
sözcügü de
"aka-demos" seklinde ayirip Türkçe gibi okundugunda
Türkçenin "OKU
DEMUS" , S=Sh, ("oku demis") anlamli sözcügü ile
karsilasiyoruz ki
bu Türkçe deyim de yine okumakla ilgilidir.
"Akademeia"
adiyla ilgili olarak Ingilizcede su sözcükler de vardir:
4)
"Academician": "A member of an academy of art, science, or
literature".
Bu tanimlamanin
isiginda, "academician" sözcügünü "aka-de-m-i-ci-an"
seklinde ayirip
"aka-m-de-i-ci-an" seklinde yeniden düzenledigimizde
bu günkü Türkçenin
"OKU-Ma-DE-yI-CI-yAN" ("Okuma deyiciyen", "okuma
deyicigen",
"çesitli konularda okumayi / ögrenmeyi ögreten",
"ögretmen",
"professor") anlamli deyimi ile karsilasiyoruz. Bu Türkce
tanimlama ile
"academician" deyiminin anlamlari aynidir ve her ikisi
de Türkçenin ayni
kök sözcükleri ile yapilmistir.
Dikkat edilmelidir
ki buradaki "DE" sözü Türkcenin "demek" fiilinin
kökü olan
"de" sözüdür. Halbuki "academy" sözündeki "de"
sözü ise
Türkcenin"-idi,
-di, -du, -dü, -dir, -dur, -tir, -tur" eklerinin "-de,
-da" seklinde
degistirilmis bir baska bir hali idi.
5)
"Academician" kelimesinin ikinci bir Türkçe karsiligi da
kelime
"acad-em-ic-i-an" seklinde ayirip "akad-me-ci-ani" seklinde
yeniden
düzenledigimizde Türkçenin"OKUDMECILER"
("okutmacilar",
"okutanlar", ögretenler") anlamli deyimi oluyor.
Zira eski Türkçede
"-an" eki çogul eki olup günümüz Türkçesi ile "-
ler",
"-lar" çogul eklerinin karsiligidir.
6) Yine ayni konu
ile ilgili baska bir kelime de "academic"
sözcügü olup
Ingilizce kaynakta söyle tanimlanmaktadir:
"Academic":
"1 Pertaining to an academy, college, or university;
scholarly. 2 Classical
and literary rather than technical; formal or
theoretical, as
opposed to practical. [ < L. "academicus"].
Bu tanimlamanin
isiginda, simdi bu sözcüklere bakalim:
"Academic"
sözcügünü "aka-demic" seklinde ayirip inceledigimizde bu
günkü Türkçenin
"OKU-DEMEK" sözü ile karsilasiyoruz ki Türkçe "oku
demek" bütün
ögretim yerleri olan her türlü okulun basta gelen
ödevidir. Oralarda
herkese her gün "oku" denir. Böylece, "academic
(akademik) sözcügü
ile Türkçe "Oku demek" deyimi tümüyle birbirinin
aynidir ve
Türkçedir.
7) Ayni sekilde,
Latince "academicus" sözcügünü "aka-demic-us"
("aka-demik-us")
seklinde ayirip inceledigimizde bu günkü Türkçenin
"OKU-DEMEK-US"
"Oku US demek", "oku akil demek", yahut "oku demek
us demek")
anlamli Türkçe deyimle karsilasiyoruz. Görülüyor ki bu
Latince kelimenin
de kaynagi Türkçe bir deyimdir ve hem yapi ve
hem de anlam
bakimindan biri digerinin aynidir. Kelimenin sonunda
bulunan
"US" bir Latince ek olmaktan daha çok Türkçenin "US" sözü
olup bir dil eki
(takisi) görüntüsü vermektedir.
8) Yine ayni konu
ile ilgili su sözcüklere bakalim:
"Academical"
sözcügünü "aka-dem-i-c-a-l" ("aka-dem-i-k-a-l) seklinde
ayirip
"aka-dem-a-lik" seklinde yeniden düzenledigimizde, c/k degisimi
ile, bu günkü
Türkçenin "OKU-DEMALIK" ("Oku demelik") deyimi ile
karsilasiyoruz.
Görülüyor ki bu Türkçe deyim de digerleri gibi hem
kirilmaya ve hem de
yeniden düzenlenmeye ugratilmistir ve ondan
Ingilizce sözcük
"academical' yapilmistir. Burada dikkat edilmesi
gereken ayri bir
husus ta Ingilizce "-cal" seklinde verilen taki
gerçekte Türkcenin
"-lik", "-lak" eklerinin, tersine çevrilmis hali
olsa gerek. Bunda
da yine k/c degisimi yapilmis.
9)
"Academically" sözcügü de Türkçenin " "OKU-DEMA-LIK-LU"
("Oku
demelikli") deyiminden yapilmis oldugu asikardir. Zira,
Ingilizce
"-ly" takisi Türkçe "-lu" takisinin degistirilmis halidir.
10)
"Academism" ("Academicism"): "Aca-dem-ism"
(Aka-dem-ism)
seklinde ayrilip
incelendiginde Türkçenin "OKU DEMe ISMi"
("ismi oku
deme") anlamli deyiminden kirma yollu yapilmis bir ad
oldugu görülüyor.
Dikkat edilmelidir ki bati dillerinde "ism"
seklinde sanki bir
dil takisi imis gibi görünen bu sözcük aslinda
Türkçenin
"ismi" (ADI) sözünün kirilmis ve "taki" haline getirilmis
hali olmalidir.
Yine dikkat
edilmelidir ki Bati dillerine ait bütün bu kelimelerde
Türkçenin
"K" harfi "C" seklinde degistirilmis olup seslendirilirken
"K" sesi
ile seslendirilmektedir. Kelimelerin yazilisinin bir türlü
ve söylenisinin
baska türlü olmasi "gizleme yununun", "kandirmacanin"
("anagrammatizing")
etkili yollarindan birisidir. Böylece asli Türkçe
deyimler olan
yabanci sözcüklerin "Türkçe kimligi" kolaylikla
gizlenmis
olabiliyor.
11)
"Academy" ("Akademi") sözcügü ile yakindan ilgisi olan bir
baska sözcük te
"faculty" ("fakulte") sözcügüdür. Bu sözcük için
Ingilizce kaynakta
verilen tanimlama ingilizce olarak söyledir:
Faculty: "1
Any mode of bodily or mental behavior regarded as implying
a natural endowment
or acquired power: the faculty of seeing,
feeling, reasoning.
2 Any special form of skill, or unusual ability,
whether natural or
acquired; knack [ < Türkçe "kanacak"]; turn; native
facility. 3 One of
the native complex capacities or powers into which
the older
psychology analyzed, and to which it ascribed, the
phenomenona of
conscious mental life: the faculty of perception, ,
memory, thought,
etc.." [EBWLD, 1963, Vol. 1, p. 454].
Kelimenin Latincesi
"facultas" olarak bildiriliyor ve etimolojiik
olarak Ingilizce
"FACILE" sözcügüne baglaniyor ki bence bu bir
yaniltmadir.
Yukarida verilen
tanimlamayi ben özetleyerek Türkçe "beyin gücü" diye
tanimliyorum. Simdi
bu tanimlamanin isiginda, önce Latince söze
bakalim:
12)
"Facultas" (Latince anlami "güc" (power) demekmis):
"f-acul-t-
as" seklinde
ayirip "sa-f-acul-t" ("saf-akul-t") seklinde yeniden
düzenlendiginde
Türkçenin "SAF-AKULTu" ("saf akilti", "saf us'tu",
"saf beyin
gücüdü") anlamli deyim ile karsilasiyoroz. Bu da
gösteriyor ki
Latincenin "facultas" diye sekillendirdigi sözcük
aslinda Türkcenin
ayni anlamda ve ayni harfleri tasiyan kök
sözcüklerden kirma
yollu yapilmis bir addir. Bu gibi tesadüfler
birbirinden ayri
gelistirilmis dillerde kolaylikla olamaz.
13) Bu bilginin
isiginda, simdide Ingilizce "faculty" sözcügünü
inceleyelim. Sözcük
"f-ac-ul-ty" seklinde ayrilip "f-ac-lu-t"
("f-ak-lu-t")
seklinde yeniden düzenlendiginde Türkçenin
"eFe-AK-LU-TU"
("efe aklidi", "insan aklidi", "insan beyin
gücüdü")
anlamli deyimi ile
karsilasiyoruz. Görülüyor ki yukarida Ingilizce
kaynakta
"faculty" için verilen tanimlama ile Türkçenin "eFe-AK-LU-TU"
deyiminin içerdigi
anlam biri digerinin ayni olup, Bati kaynakli
tanimlamada bir
nevi 'kulak tersinden gösterilerek' tanimlama
yapilmis ve
kavramin gerçekte "insan aklini" temsil ettigi dolayli
sekilde
isaretlenmistir. Bunun sebebi de açik olsa gerek; zira kaynak
olarak alinan
Türkçe deyimler dogrudan dogruya tanimlama
yapilirsa kelimenin
aslinin Türkçe oldugu kolaylikla anlasilabilir
ve Türkçeden kirma
yollu kelimeler yapildigi gerçeginin de gün
isigina çikma
olasiligi artar. Halbuki bu asla bilinmemelidir.
Bence, Bati
dillerindeki tanimlamalarda Türkçe deyimlerden kirma
yollu kaynaklanan
sözcükler hep dolayli sekilde tanimlanmis ve arzu
edilen gizlilik en
az son 2500 yildan beri saglanmistir.
14) Yukarida
verdigim açiklamalardan netice olarak denebilir ki:
14.1. Hint-Avrupa
dillerinde görünen Akademi ("academy", "academia",
"akademeia")
ve Fakülte ("faculty") sözcüklerinin ve onlarla dil
akrabaligi olan
diger sözcüklerin kaynagi Türkçedir. Bunun anlami,
bilinenlerin
tersine, bu kavramlarin eski Türk dünyasindan batiya
kaçirilmis
oldugudur.
14.2. Kavramlarin
Türk dünyasindan olusu çok dogaldir;
zira
"yaziyi" ve "alfabeyi" icad edenler eski Tur/Türk dünyasinin
insanlaridir.
Greklerin "Fenikeli" dedikleri ve "alfabeyi" icad eden
grup aslinda
Semitik bir kabile olmayip, Tur insani idiler. O
sebeple kendilerine
Tyrians ("Tur-öylüler") da denirdi. Bu adin
kaynagi olarak
kendilerinin bas sehri olan "TYRE" (< "TUR-E[vi])
adindan geldigi
iddiasi dogru olmakla beraber aslinda kendileri Tur
insani
"Kün-Hanlar" (Canaan) olduklarindan bu adi tasimislardir.
Tur/Türk Sümerler
devrinde, Plato'nun dogumundan en az bir 3000 sene
öncesinden,
"okul" ve "okutma" kavramlari tam anlamiyla gelistirilmis
ve dünyaya
verilmisti. Eski Masar/Misir Tur/Türk devleti resimlerle
yazilan yazilari
ile okuma ve ögretim isini mükemmel basarmisti. Grit
adasinin yerli Tur
Pelasgianlari (Sakalar), MINOS/MANAS adindan
kaynaklanan sözde
"Minoans" larin kendilerine ait alfabeleri (Linear-A
ve Linear-B)
bulunmustur. Dilleri "Türkçe" olan bu Tur gruplarinin
insanini okuttugu
yerlere (okullara) kendi dillerinde "okutma öyü"
yahut "okuma
öyüdü" yahut "okuma öyü" gibi Türkçe adlar vererek
okul kavramini
tanimlamis olmalari elbetteki beklenir. Bence, eski
Grekler bu Türkçe kavram
ve deyimleri alip degistirerek kendilerine
"akademeia"
adini ve onunla ilgili diger adlari yapmislardir.
14.3. Dillerini
Türkçeden "Türkçeyi kirarak" gelistiren Avrupa'ya
sonradan gelip
yayilan Grekler ve diger Hint-Avrupalilarin okullarina
verdikleri ve
PLATO'ya atfettikleri "academia" ("okudma öyü" yahut
"okuma
öyüdü") adinin eski Grekçeden oldugu iddiasi, yukaridaki
açiklamalarimizla
süphe altina girmistir. Hatta, bir evvelki
yazimda da
belirtigim gibi, "PLATO" adinin bile Türkçe kavramlardan
yapilmis Grekçe bir
takma ad oldugu düsünülmelidir. Zira, Plato
devrinde ve gerekse
daha öncesinden adlarin evrensel dil olan
Türkçeden verilmesi
töresi vardi ve bunda da eski Türk dünyasinin
üçlü Gök-Tanrisini
tasvir eden adlar pek çok ünlü kimseler tarafindan
kullaniliyordu.
Onun içindir ki Türkçe bir "Günes dili", "Oguz-
dili",
"Tur dili" ve "Turan dilidir". PLATO gibi ünlü bir kisiye de
kendi sifatlarina
uygun Türkçe deyimlerden kaynaklanan bir takma ad
verilmesi dogaldir.
14.4. Renkli
yönlendirmeler ile kendilerine ait olmayani dahi
devamli
"benim" deyip tekrar edenler, bu konuda da satma isini çok iyi
becermislerdir.
Eski Tur/Türk dünyasindan aldiklari pek çok töreyi
yeniden
renklendirerek, yani Türklük kimligini degistirerek tekrar
Türk dünyasina ve
dünyaya satma isi pek eskilerden beri devam
edegelen bir yöntem
olsa gerek.
14.5. Ümid ediyorum
ki bu görüslerimiz dilcilerin dikkatini çeker
ve bu gibi
konularda sessiz kalmazlar.
Selamlarimla,
Polat Kaya