Re: SPAM (49.503): Fw:
[bcn2004] CORDILLERA yahut RL DAGLAR-Yanat1
Kardesim Adnan Atabek Bey,
Merhaba. Yanitiniz
ve ayrica benim çalismalarimdan etkilendiginizi
bildiren sitayiskar
sözleriniz ve duygulariniz için tesekkür ederim. Sagolun.
Gönül istiyor ki
birbirimizi hep olumlu sekilde hosnutluk içinde
etkilemis olalim.
Dostca demeliyim ki benim yönümden bu son bir kaç
hafta içinde
cereyan eden konusmalarimizin pek te yararli olduklarini
sanmiyorum. Bana
göre sanki bosa dönen bir kasnak gibi bir ugrasi
oldular. Bir
bakimdan gerçekte ayni kavramlari savunuyoruz. Diger
taraftan savunma
tarzlarimizda olan farklilik ve konuya yaklasim
tarzimiz
birbirimizi anlamaya bir nevi engel oluyor. Fikirlerinize
karsi olmadigimi
daha önce de yazmistim. Fakat sayet dostca ve
kardesce
söylememden alinmazsaniz, yazi tarzinizi biraz igneli
buluyorum. Sayet o
pürüzden kaçinirsaniz birbirimizi anlamakta zorluk
çekmeyiz
görüsündeyim. Biliyorsunuz igneli sözler yaklasimi degil
uzaklastirmayi
neticelendirir. Toplumun simdilerde içinde oldugu
durum gibi ki hiçte
arzu edilmeyen bir durum.
Asagidaki
iletinizde diyorsunuz ki:
1)Benim; 'amacim
yalanlamak de?il, gerçe?in birden çok görüntüsü
> var' cümlem;
benim tarti?ma adabimi yansitan bir ifadedir. Ben
> tarti?an bir insanim.
Fikrim var, ba?ka fikirleri de özenle
> inceliyorum,
irdeliyorum. Fikir fikrin kaldiracidir.
Hatirlanmasi
gerekir ki ben bati dillerine ait sözcükleri desifre
ederken, genellikle
birden fazla çözüm sekli veririm. Sizin "gerçe?in
birden çok görüntüsü
var" deyisiniz benim yaptiklarima bir yenilik
eklemiyor ki. Yani
siz de anagram cözümüne birden fazla görüntü
sergilerken benim
yaptiklarimi teyid ediyorsunuz. Bunda ayri ve yeni
olan bir durum yok.
Ne varki çok olasidir ve dogaldir da ki bazan
sizin çözümünüz
benim çözümlerimden çok daha uygun olabilir. Bu da
benim dediklerimi
iyi kavradiginizi isaretler.
Bence bir sözcüge
birden fazla çozüm seklinin olusu çok önemli degil.
Asil önemli olan
analizini yaptigimiz sözcügün Türkçeden yapilmis
oldugunu göstermektir.
Isin en can alici yönü de budur. Bir
kelimenin
çozümümünü ben de yapsam siz de yapsaniz ve sizin çözümünüz
benimkinden çok
daha dogru bile olsa, yine de ortaya çikan durum benim
ilk defa öne
sürdügüm "anagram" kavraminin dillerin yapiliminda
kullanildigini
sizin tarafinizdan da dogrulandigidir. Bu da elbetteki
güzel bir netice.
Diyorsunuz ki:
"Ben tarti?an bir insanim." Bu güzel de yalniz ben,
bu yasimda,
"tartisma" sözünden pek te hoslanan birisi degilim. En
önce benim
tartismaya sizin kadar ayiracak zamanim yok ikinciside beni
manen yoruyor. Ben
kisitli zamanimi daha çok yazmak istediklerimin
yazilmasina
kullanmak zorundayim. Zira ancak bu sekilde daha yararli
olabilecegimi
biliyorum ve düsünüyorum. Diger taraftan, devamli
tartisma havasi
içinde olmak ta insana huzursuzluk getiriyor. Bu
bakimdan
"tartisma" degiminden de hoslanmam zira bu degimde hep iki
kisinin
birbirlerinin yakasina, paçasina, koluna, gövdesine sarilip
birbirlerini
tartaklayan, iten, kalkan, çeken, çekistiren bir manzara
görüyorum ki bu
beni ürkütür. Bu manzara fiziki tartismalarda böyle
oldugu gibi fikir
tartismalarinda da ayni görüntüyü ve neticeyi verir.
Neticede
birbirinden sogumus bir insanlar toplumu ve birbiriyle
çatismadan firsat
bulamadiklari için ortaya hiç bir sey çikaramamis
bir gurup, bir
neticesizlik ve bir curcuna çikar. Bu da benim ne
maksadim ve ne de
istedigim bir durumdur. Dogrusu böyle bir ortam
içinde olmaktansa
sakin kafayla yalniz basima çalismayi tercih ederim.
Benim bu davranisim
sizin fikirlerinize karsi oldugumdan yahut
onlardan kaçindigim
yahut korkdugum için degildir. Bu bir huzur
içinde çalisma
tercihidir.
Diyorsunuz ki:
> Fikir fikrin
> Turova Ati
de?ildir. Fikrin Turova Ati ba?ka fikirleri yok sayip,
> bir yönde
?artlanmaktir. Benim yolum, fikirleri ortaya koyup
> tarti?maktir.
Bu benzetmeniz
talihsizce söylenmis sözler olup gereksiz ve yersiz bir
felsefenin ifadesi.
Sanmiyorum ki burada her hangi birimiz, basta ben,
"Turova
Ati" rolunde oynuyoruz. Dolayisiyle, iyi niyetle dahi
söylenmis olsa, iyi
düsünülmemis bu sözlerin aradaki havayi
elektriklendirmekden
baska hiç bir ise yaramiyor. Bu gibi igneli
yaklasim tarzinizi
ben genis hosgörü ile karsilasam bile baskalarimiza
ters düsüyor.
Örnegin, bu son günlerde Kamil Bey ile aranizda geçen
sert tartisma beni
fazlasiyla üzmüstür. Ne gerek vardi ki bunlara.
Dilerim ki bu gibi
haller bu toplumda bir daha olmasin.
Diyorsunuz ki:
> 3) Türk
Dilinin ilk dil, tek dil, oldu?unu savunuyorum. Misyonum
> bu. Ama Türkçe
de?il. Türkçe Türkiyede bizim konu?tu?umuz a?iz. Türk
> Dili, ortak
genel evrensel Türk Ulusunun dilidir.
"Türk Dilinin
ilk dil, tek dil, oldu?unu savunuyorum. Misyonum bu"
dediginiz zaman bu
konuda benim sizden farkli olan bir tavrimin
olmadigini herhalde
biliyorsunuz. Lütfen dikkat etmelisiniz ki bu
dediklerinizi ilk
defa olmasa bile çok öncelerinden ortaya atan ve
savunanlardan
birisi de Polat Kaya olmustur. Polat Kaya'nin
yazdiklarimi lütfen
dikkatle okudugunuzda göreceksiniz ki o bu konuda
sizden farkli bir
sey söylemiyor. O yazilarinda "TÜRKÇE" sözünü
kullaniyorsa, bu
ifade ile o yalniz Türkiyede kullanilan Türkçeden
bahsetmiyor,
bilakis bütün Tur/Türk dünyasinda eskidenberi konusulan
Türkçeden
bahsediyor. Dil bilimciler "bilimcilik kisvesi" altinda
Anadoluda konusulan
Türkçeye "Turkish" ve digerlerine de "Turkic", vs.
gibi adlar takarak
yanlis damgalar vurmussa bu onlarin Türk dünyasini
bölmek
istemelerinden olsa gerek. Polat Kaya bunun bilincinde ve
karsisinda olan
birisidir. Bunun bilincinde olan bir kimse olarak
"Turkic"
ve "Turkish" deyimlerinin tamamen ayni oldugunu ve birbirinin
yerine ayni anlamda
kullanilmasinin gerektigini ve Türkçe sözünün
bütün Türk ulusu
için kullanilmasinin gerektigini defalarca yazmis
birisidir. Bilhassa
"TURKIC" sözü iki anlamli olup bir gizli
anlaminda
"Türkçe konusanlar fakat Türk olmayanlar" anlaminda ima
edilmektedir ki bu
Türkleri bölmeye yöneliktir. Diger anlaminda ise
"Türkçe"
sözüdür.
Benim bu konudaki
tutumum böyle iken, ima yollu dahi olsa, siz beni
benim dediklerimden
uzaklastiran ve bir çogumuzun da "misyonu" olan bu
konuyu yalniz sizin
"misyonunuz" imis gibi bir resim çizerseniz, hem
Polat Kaya'yi ve
hem de diger arkadaslari bu kavramdan haksiz yere
uzaklastirmis
olursunuz ki bu dogru olmaz. En azindan yazilarindan
görülür ki
"Polat Kaya" hiç bir zaman Tur/Türk ulusunu ve onun dili
olan Türkçeyi
parçalara bölen birisi degildir. O Türkçeyi bir bütün
bilir ve Türkçeyi
çesitli "agizlari" olan bir ilk dil olarak görür ve
tanitir. Onun için
ona "BIRATA" dil adini verir. O yazilarinda
Tur/Turk deyimini,
birlestirici bir terim olarak, basindan beri
kullanmistir.
Bunlari görmemezlikten gelmek dogru olmadigi gibi
adaletli de olmaz.
(Parantez içinde
bilgi için sunu da hatirlatayim ki yabanci dillerde
gerek "TURKISH"
ve gerekse "TURKIC" seklinde geçen terimler dahi
"TÜRKÇE"
sözünden yapilmis sözlerdir, yani "TÜRKÇE" sözünün "kirilip
ve yeniden
düzenlenmis" halleridir. Birisinde Türkçenin "-ÇE" eki önce
"-SHE"
sekline ve ondan sonrada "-ISH" sekline ve digerinde de "-IC"
sekline
dönüstürülmüstür. Böylece bir sözden Türkçeyi ve Türkleri
bölme maksadli iki
söz yapilmistir.)
Diyorsunuz ki:
>
> Sizin de
'uzanip' sözünü yorumla de?il, sözlük tanikli?iyla
> koymaniz
gerekirdi.
Adnan Bey
"yorum" her kes yapar ve her konuda da yapilir. Siz sözlüge
bakip bir seye
karar verirken yaptiginiz nedir? Bir bakima siz de ya
kendi yorumunuzu
veya baskasinin yorumunu tanik olarak veriyorsunuz.
Bu sizin
yönteminizi çok daha "bilimsel" yapmaz. Üstelik ilk
açiklamayi ben
yaptiktan sonra onun isiginda yeni durumlar aramak çok
daha kolaylasir. En
büyük sorun ilk badireyi asmaktir. Bilinir ki ben
de çalismalarimda
gereken kaynaklari veririm; bununla beraber gereken
neticeyi de kendim
çikaririm. Bundan da ne kimseye taviz verecek
durumdayim ne de
rahatsizligim var. Ayrica, ben "UZANIP sözünü Türkçe
konusan bir
toplumla paylasiyorum. Bu durum karsisinda her defasinda
bir sözlügü tanik
olarak vermem de gerekmez. UZANIP sözü Türkçenin
"uzanmak"
fiilinden gelen pek çok kisinin her gerektiginde kullandigi
bir sözdür ve bunu
da herkes bilir. Dolayisiyle bana sitemde
bulunmanizi bir
fazlalik olarak görüyorum.
Diyorsunuz ki:
> Anagram
konusuna inaniyorum, ancak ben ba?ka
> bir tanim ve
tarihi geli?im çizgisi öneriyorum. Bunu yazilarimda
> örneklemelerle
açikladim.
>
"Anagram"
konusuna inandiginizia sevindim. Bu arada siz elbetteki
üretmek istediginiz
"ba?ka bir tanim ve tarihi geli?im çizgisini"
gelistirmekte
serbestsiniz ve yerden göge kadar hakkiniz var. Yalniz
her yolun bir
baslangici vardir. Bu konunun Türkçe ile olan
iliskisini gün
isigina çikaran, yolu ilk baslatan, ham bir ortam
içinden geçen
güzergahini ilk çizen ve yolun üstüne serpili kaba
taslari ilk söküp
atan, ve bu yepyeni yolu bu günlere kadar getiren
Polat Kaya
olmustur. O bu buluslarini bu ortamda her kes ile, sert
karsilasmalara
ragmen, memnuniyetle paylasmistir. Elbetteki yol
yapildiktan sonra
onun üstünden yürüyenler olacaktir. Bu da çok
dogaldir. Dilerim
ki siz ve/veya baskalari bu yol üzerinden giderken
karsiniza çikmasi
olasi pürüzleri görmekte ve gidermekte benden daha
basarili olur,
Polat Kaya'nin gösterdiklerini fersah fersah asma
basarisini gösterir
ve gögsümüzü gururla kabartan neticeler
varirsiniz.
Bilesiniz ki Polat Kaya bu basarilarinizdan ancak gurur
duyar.
Yazilarinizdan
anladigim kadariyla siz "anagram" konusunu her
defasinda, yani her
kelimenin desifre edilmesinde tekrarlanabilen bir
"kural"
olarak görmek istiyorsunuz. Benim görüsümde diller "yer
çekimi" gibi
her yerde ayni davranan bir doga gerçegi degildir.
Dolayisiyle böyle
kesin bir kurala uyacaklarini sanmiyorum yeter ki
Türkçeden yeni
diller gelistirenler onlarin yapiminda uyguladiklari
yöntemleri
açiklasinlar. Bunun da pek olacagini sanmiyorum.
Birbirinden ayri ve
bagimsiz olarak gelistirilmis diller arasinda pek
benzerlikler
olmamasi gerekir. Bu hem iki sözün birbirinin ayni
anlamda ve yapida
olmasi için geçerli oldugu gibi, bu benzerlik
desifre etme yollu
oldugunda olasilik beklentisi daha da azalir. Yani
sayet örnegin,
Türkçe ve Bati dilleri birbirinden bagimsiz olarak
gelismisse, o
takdirde, desifre yollu dahi olsa, Türkçenin ayni
anlamli sözlerini
Bati dillerine ait sözcüklerin içinde bulmamamiz
gerekir. Zira
benzeyenlerin sayisi arttikca olasiligi da sifira
yaklasir. Buna
ragmen, Bati dillerine ait sözcükler içinde Türkçe
ifadeleri
buluyorsak ve bu gibi sözcüklerin sayisi binleri buluyorsa,
o takdirde isin
içinde bir insan eliyle yaratilmis bir karistirma
olayinin olmasi
gerekir.
Onun için Polat
Kaya derki en azindan Bati ve Semitik diller Türkçeden
"anagram"
yollu yapilmis dillerdir. Bu karistirma isi her sözcügün
yaratilmasinda ayri
islemlere tabi olduklarindan onlarda tekrar eden
düzenler bulmak
zor. Bununla beraber aiklamasini yaptigim sözcüklerde
ne gibi bir
kirmanin oldugunu her defasinda isaretlemisimdir. Dogru
çözüm olasiligi çok
yüksek olan sözcüklerin sayisini artirmak
suretiyle
çözümlerin dogrulugunu ve bilimsel oldugunu kanitlamis
oluruz. Bu sebeple
ben çok çesitli konulari ele alip her defasinda
Batili dillere ait
sözcüklerin Türkçeden yapilmis oldugunu
gösteriyorum. Bu
"bilimsellik" diye aranan boslugu dolduran bir
yöntemdir.
Bir kac bin
senedenberi Türkçeyi kendine dil kaynagi yapip, fakat bu
gerçegi itiraf
etmeden, kendilerini üste çikaran, Tur/Türk dünyasini
ve onun dili olan
Türkçeyi yok sayan kesimler olasilikla bu gün de
ayni maksatla
çalismaktadirlar. Binlerce sene evrensel bir dünya dili
olan Türkçe kendini
besleyen Gök-Tanri Günes dinini kaybettikten
sonra, propaganda
yollu tanitimlarla çok asagi kullanis seviyelerine
düsürülmüstur.
Bunda Tur/Türk dünyasinin kendi aralarinda devamli
çatismalari da çok
etkili olmustur görüsündeyim.
Sözlerimi
bitirirken sunu da hemen eklemeliyim. Ben kendi yönümden
gerek sizin ve
gerekse topluma fikir veren bütün arkadaslarin
fikirlerini bu
toplum için aydinlatici bir fikir isigi olarak görürüm.
O sebeple sizin ne
susmaniza ve ne de susturulmaniza gönlüm razi
olmaz. Sayet siz
susarsaniz veya susturulursaniz, ki sizi kimsenin
susturmak
istedigine inanmiyorum, o takdirde bu bcn_2004 bilgi toplumu
için bir kayip
olur. Bunu böyle belirttikten sonra sizden de ricam
fikirlerinizi
bildirmeye devam ederken, ifadelerinizde daha açik,
egitimci ve
taslamaktan uzak bir tavirla yaklasmanizda fayda vardir
derim. Hepimiz bunlara
dikkat ettigimizde elbetteki anlasmamak için
hiç bir sebep
kalmaz.. Üstelik, benim yönümden bu konu artik burada
kapanmistir. Zira
bu gibi tartismalara ayiracak zamanim hiç yok.
Bu arada sunu da
itiraf etmek gerekir ki Kamil Kartal Bey kardesimizin
de büyük bir emekle
kurdugu bu bcn_2004 bilgi grubu içinde
arkadaslarin
birbirleriyle daha ahenkli bir ortamda fikir alis verisi
yapabilmelerini
saglama kaygusu vardir. Saniyorum ki son yazisini da
bu kaygusundan
dolayi iletmistir. Yoksa sizin fikirlerinize karsi
oldugundan yahut
onlari kisitlamak istediginden degildir. Diger
taraftan simdiye
kadar bu ortami bütün arkadaslara ahenkli bir sekilde
sagladigina göre bu
da onun basarisidir ve öyle görülmelidir.
Bu anlayislar
içinde dilerim ki bu iki Oguz gürescisi berabere
kaldiklarini anlar
ve kardesce el sikarak ayrilir ve bcn_2004 bilgi
toplumundaki
herzamanki yerlerinde katkilarina devam ederler.
Kalin saglikla,
Selam ve sevgilerle,
Polat Kaya
08/06/2004
*************************
> Adnan ATABEK
wrote:
>
>
> ----- Original
Message -----
> From: Adnan
ATABEK
> To:
bcn_2004@yahoogroups.com
> Sent: Monday,
June 07, 2004 2:04 AM
> Subject: Re:
[bcn2004] CORDILLERA yahut RL DAGLAR-Yanat1
>
> Sayin Polat
Bey,
>
> 1)Benim;
'amacim yalanlamak de?il, gerçe?in birden çok görüntüsü
> var' cümlem;
benim tarti?ma adabimi yansitan bir ifadedir. Ben
> tarti?an bir
insanim. Fikrim var, ba?ka fikirleri de özenle
> inceliyorum,
irdeliyorum. Fikir fikrin kaldiracidir. Fikir fikrin
> Turova Ati
de?ildir. Fikrin Turova Ati ba?ka fikirleri yok sayip,
> bir yönde
?artlanmaktir. Benim yolum, fikirleri ortaya koyup
> tarti?maktir.
Mustafa Kemal gibi biri Güne?-Dil Teorisi diye bir
> fikir ortaya
atiyor ve bütün siyasi gücü elinde bulunduruyor
> olmasina
kar?in,
>
> ëí...ricamiz
?udur:
> 1. Tenkit
ediniz
> 2. Reddediniz
> 3. Tadil ediniz
> 4. ?kmal ediniz
> 5. Tavzih
ediniz
>
> ëTavzih
edinizíden maksadimiz, müsbet veya menfi tavzihtir. Yani ëbu
> olamazí
diyorsaniz, niçin? ?zah ediniz ve buna kar?i teorileriniz
> varsa onunla
mukabele ediniz.íOlurí diyorsaniz , niçin? Bunu izah
> ediniz.íí
(Etimoloji Morfoloji ve Fonetik Bakimdan Türk Dili, s.7)
> diyor.
>
> Sizi, Limni
anitini okuma çali?manizi gördü?ümden beri, ilgi ve
> özenle
izliyorum. Özellikle do?rudan ses e?itli?i üzerine ve
> denkli?i
üzerine olan çözümlemelerinizi, burdaki sezgi gücünüzü,
> hayranlikla
izliyorum. Anagram konusuna inaniyorum, ancak ben ba?ka
> bir tanim ve
tarihi geli?im çizgisi öneriyorum. Bunu yazilarimda
> örneklemelerle
açikladim.
>
> Son
zanmanlardaki 'tarti?mayi kesme' yönünde yapilan giri?imleri
> ise Türk
Diline yapilabilecek en büyük zarar olarak görüyorum.
> Bilimsel ispat
yükümlülü?ünü 'sa?lamaci yakla?im' diye a?a?ilama
> giri?imi, Türk
Dilini ve bilimi a?a?ilamaktir.''Bunun ispati yok,
> olamaz da, ama
tek gerçek budur' anlamli sunu?, Türk Dilini büyük
> bir çikmazin
içine sokmak olur. Böylece, Bati kar?isinda en büyük
> kozumuz olan
dil ve kültürün gerçek sahibi olma durumumuzu, ispattan
> yoksun,
zavalli bir duruma sokariz. Tek fikir çevresinde toplanmayi
> 'birle?tirici
yöntem' diye sunmak yine ayni tarti?mayi yasaklama
> yoludur.
Fransiz Dil Enstitüsü neden dillerin kökenini ara?tirmayi
> yasakladi?
Dü?ünmemiz gerekir. Güne?-Dil Kurami Türkiyede neden
> yasaklandi?
Dü?ünmemiz gerekir.
> Ben bu
kaygilarla, kendi fikrimi ortaya atarken, ba?ka fikri
> yalanlama gibi
bir iddia içinde olamam. Kendimi reddetmi? olurum o
> zaman .Ne
zaman yalanlarim? ?spatini yapti?im an.
>
> 2) Ben
'supino' sözünün sözlükteki anlamini koydum. Latince Sözlük,
> Kaba?aç-Alova,
Sosyal Yay.,?st.
>
> Latincede sup-
kökü aramiyorum.Çünkü bu diller do?al geli?im içinde
> olu?mu? diller
de?il, 'creol' diller. Burada kök-ek düzeni aramak
> do?ru
de?ildir.Kismen bizim dilimizin özelliklerimizi ta?isa da.
> Olasidir ki,
çapan 'ters, terslik' anlamli bir sözü do?rudan
> aldilar. 'Bu
i?in içinde bir çapano?lu (çapani?i) olmasin' diye
> deyim vardir.
'Bu i?te bir terslik olmasin' anlamindadir.
>
> ?statistiksel
dil biliminde, herhangi iki dilde, kelimelernin ayni
> konumunda
belli sayida kelimede ayni ses varsa, buna 'düzenli ses
> denkli?i'
deniyor. Tek ses(harf) bile olsa. Rahmetli O. N. Tuna bu
> yöntemle Sümer
Dili ile Türk Dilini kar?ila?tirdi.Bu çali?mada
> Sümerce kurum
Türk Dilinde azig ile e?itlenmi?tir. Çünkü son
> seslerdeki 'k'
ve 'm' sesleri özde?tir. Bir çok ba?ka örnekle bunu
> göstermi?tir.
Dolayisiyle, Latince de sup- kökü aramak dil bilim
> açisindan
aranmasi gerekli bir durum de?ildir.
>
> Sizin de
'uzanip' sözünü yorumla de?il, sözlük tanikli?iyla
> koymaniz
gerekirdi.
>
> 3) Türk
Dilinin ilk dil, tek dil, oldu?unu savunuyorum. Misyonum
> bu. Ama Türkçe
de?il. Türkçe Türkiyede bizim konu?tu?umuz a?iz. Türk
> Dili, ortak
genel evrensel Türk Ulusunun dilidir.
>
> 4)Kur 'sira'
sözü, von Gabain'in Eski Türkçenin Grameri
> yayinindadir.
Ayrica kurdela ayni kökten gelir. Kur?ak (ku?ak) ayni
> köktendir.
Kuramak 'düzene sokmak, dizmek'tir (Karaçay-Balkar
> Sözlü?ü, Ufuk
Tavkul).
>
> DS= Derleme
Sözlü?ü anlaminda kullanilmi?tir. Bunlari tam olarak
> yazdi?imizda,
yazi karma?ikla?iyor.
> Tille 'da?
tepesi' DS'de geçer.
>
> ''Kur+ tille+r
hangi dilde 'da? sirasi' olarak geçiyor?''
> diyorsunuz.
?spanyolcada geçti?ini siz yazdiniz. Bana ?unu sormak mi
> istiyorsunuz?
''Bir Türk a?zinda bu var mi?''
>
> Bakin; dört
bin yil önce Turova dan kalkan atalarimiz gidip
>
e-Tururuya(Etruria)da yerle?mi?. Bunlarin yerlerini ve dillerini
> Latinler talan
etmi?, yarim yamalak o dili bugüne dejenere bir
> biçimde
ta?imi?. Onun o bozuk sözü bende ne arasin. Ayni tu?lalarla
> ben bir ev
yapmi?im, o ba?ka türlü bir ev dermi?-çatmi?. Tu?lalar
> ayni. Bu
nedenle ben size 'örülü da?' hangi Türkçede var diye
> sormayaca?im.
>
> Bilimi
yadsimadan, bu konulari tarti?irsak, endo?ru olani bulaca?iz.
> Bu yolla da
Türklü?e büyük hizmet etmi? olaca?iz. Aslinda, ?u
> sürdürdü?ümüz
tarti?ma, 65 yildir kesilmi? olan güzel
>
taqrti?malarin, yenden ba?lami? olmasidir. Bu bizim bayramimizdir.
>
> Bu vesile ile
saygilarimi sunarim,
>
> Adnan Atabek
>
> ----- Original
Message -----
> From:
"Polat Kaya" <tntr@...>
> To:
<bcn_2004@yahoogroups.com>; <Polat_Kaya@yahoogroups.com>
> Sent: Tuesday,
June 01, 2004 11:35 PM
> Subject: Re:
[bcn2004] CORDILLERA yahut RL DAGLAR-Yanàt1
>
> > Sayin
Arkadaslar, Adnan Bey ve Kamil Bey,
> >
> > Degerli
arkadaslar merhaba. Güres halinde iki Oguz yigidi
> aralarinda
> > adimizi
konusuyorlar. Elbetteki ikisine de tesekkür ediyorum. Yad
> > ettiginiz
için sagolun kardesler. Asagidaki yazismalardan ilkin
> aklima
> > gelen
sudur ki olasilikla ben "anagram" konusunda fikrimi tam
> >
anlatamamisim. Diger taraftan görüyorum ki taraflarin ikisi de
> beni
> >
anlamislar. Bu bana bir ferahlik verdi. Bu arada yine de bazi
> > hususlara
açiklik getirmekte yarar var. Bu sebeple, asagidaki
> yaziyi
> > sizlerle
paylasmak istedim.
> >
> > Ben
"anagram" konusunu senelerce evvel ortaya attigimda, bu konu
> hiç
> > te
konusulur, akla gelir bir konu degildi. Hele "anagram"
> tekniginin
> > Türkçe
ile ilgisini kimse düsünemezdi bile. Bu bulusumu
> açiklamadan
> > önce
geçen 4-5 senelik çalismalarimin neticesi olarak konuyu dile
> > getirip
onun Türkçe ile olan baglantisini acikladim ve güclü bir
> > sekilde
tanitmaya çalistim. Halen de o tanitmayi çesitli konulari
> ele
> > alarak
yapiyorum. Bence "anagram" her kesce bilinilmesi arzu
> edilmeyen
> > bir
durumu "gizleme" yoludur. Bunu Bati dillerinin dilcileri
> >
yogunlukla tatbik etmislerdir. Bilinen Hint-Avrupa ve Semitik
> diller
> > de
Türkçeden yapilmis olduklarini gizlemek için bu yöntemi
> >
seçmislerdir. Her yeni bulus gibi bu da bir hayli tartismaya yol
> > açmistir.
Bu da beklenilir ve dogaldir. Elbetteki bcn_2004
> ortaminda
> >
konusulanlar genellikle Türk dili ile ilgili konular olduklarindan
> > Türkçenin
geleceginden oldugu gibi geçmisinden de pek çogumuz
> >
ilgileniriz. Bu da hepimiz için dogaldir. Zira milletleri millet
> > yapan
dilleri oldugu gibi kisilerin kimligini de belirleyen kendi
> ana dilidir.
> >
> > Bu arada,
benim yönümden "anagram" olayinin üzerinde bu kadar
> durmamin
> > yegane
sebebi, onunla türetilen kelime oyunlari degil, bilakiss bu
> > basit
teknik ile Türkçenin basina ne yaman oyunlarin oynandigini
> gün
> > isigina
çikarmak içindir. Görünen sudur ki Türkçe bu oyunla
> düpedüz
> > asirilmis
ve yanlis ve sahte bir dünya tarihi yazilmistir. Bu
> sahte
> > oyunun
neticesi yazilan tarih tanitiminda gerek Türkçeye ve
> gerekse
> > Tur/Türk
milletine layik oldugu yer verilmemistir. Tarih büyük
> bir
> > yalan
dolan oyunlari ile tahrif edilmis, günümüzdeki "dilcilik" te
> bu
> > oyunlarin
devam ettirilmesinde kullanilan bir araç haline
> >
getirilmistir.
> >
> > Bu oyun
neticesinde pek çok yeni dillerin gelistirilmesine ragmen
> > elbetteki
Türkçe helen devam etmektedir. Fakat ne var ki
> günümüzde
> > Tur/Türk
diye bilinmesi gereken bir sürü insan kütleleri bu dil
> >
degistirme oyunu yüzünden Turluk/Türklüklerinden koparilmisve
> Tur/Türk
> >
insanindan ve kültüründen uzaklastirilmislardir. Ve hatta
> birbirlerine
> > karsi
kullanilmislardiir. Bu çok büyük haksizlik ve insanliga
> >
düsmanliktir. Çünkü insanlari birbirine düsürmek hem insanlarin
> > ölümüne
ve hem de geride kalanlarin sömürülmesine sebep oluyor. Bu
> > yüzden
dünyada büyük dengesizlikler doguyor ve insanlik birbirine
> > giriyor.
> >
> > Avrupali
"anagram" oyunu ile kendine bazi oyunlar oynayip vakit
> >
geçirebilir. Bu isin yüzeysel sahte yüzü. Avrupalilar gizlemek
> >
istedikleri her konuda bu gibi sifreleme isini kullanmislardir.
> Asil
> > önemli
olan bu oyunun Türkçeye yogun sekilde tatbik edilip
> Türkçeden
> > pek çok
"yapay dilin" yapilmasini saglamasidir ki bu hiç bir zaman
> > dile
getirilmemisti taki burada açiklamasini yaptigimiz zamana
> kadar.
> > Bu
ortamda bizi ilgilendiren husus ta budur. Bunu bilmek ile
> geçmiste
> >
gelistirilmis ve olasilikla halen de yapilmakta olan dilcilik
> >
oyunlarini daha iyi anlamak mümkün olacak. Üzerinde ciddiyetle
> >
duruldugunda yapilan haksizliklar ve bilhassa tarih düzeltilecek
> ve
> >
olasilikla tarihin yeniden yazilmasi gerekecektir. Bu arada en ön
> > safhada
gün isigina çikmasi gereken gerçegin eski Tur/Türk
> dünyasinin
> > dünyaya
medeniyet, dil, din, töre ve pek çok kültür verdigi
> >
gerçegidir. Bir taraftan Avrupali kendi dillerinin binlerce yil
> geriye
> > gittigini
iddia ederken gerçekte dillerinin Türkçeden yapilmis
> > oldugunu
ögrenmek bir takim sahte davranislarin yapilmis oldugunu
> da
> > gün
isigina çikarir ki bunun bilinmesi istenilmez. Anagram
> oyunlari bu
> > gerçegin
gizlenmesini saglamistir.
> >
> > Anagram
konusunda bazi arkadaslar bir formül vermemi ve ancak o
> > sekilde
bana inanacaklarini ifade etmislerdir. Dil konusu bir
> kültür
> > konusudur
matematik konusu degildir. Hint-Avrupa ve Semitik
> >
dillerinin pek çok sözcügü Türkçeye ait bir sözcügün veya bilesik
> >
sözün/ifadenin kirilip yeniden düzenlenmesiyle olusturulmus ve
> >
herbirinin düzenlenmesi yalniz o kelimeye mahsus yapilmis bir
> > islemdir.
Böylece yapilan kirilmalari bir kurala baglamak olasi
> degil.
> > Yalniz
denebilir ki her dil için bir takim belirli özellikler
> > seçilmis
ve kelimelerin tanzimi o ölçekler içinde yapilmistir.
> > Örnegin,
Grek dilinde -S harfi ile bitis, Italyanca -O, veya
> -TORE,
> > Ingilizce
-OUS, -TION, vs. gibi son "eklerle" bitirilmeler gibi.
> >
> > Sayet
Türkçe çok matematiksel bir dil ise bu onun çok özel bir dil
> >
oldugundan ve diger dillere nazaran olasilikla on bin yildan fazla
> bir
> > ömür
içinde gelistirilmis oldugundan olmalidir. Olasilikla Türkçe
> > baska bir
dilden kopya edilmis degildir, fakat baskalarina kaynak
> dil
> > olmustur.
Türkçeden yapilmis diller ise bu durumda degildirler.
> > Türkçenin
yapilisi eski Tur/Türk dünyasinin Gök-Tanri dini
> anlayisi
> > ile çok
yakindan ilgili bir dil oldugudur.
> >
> > Asagidaki
yazisinda Adnan Bey "anagram" kavraminin tanimlamasina
> > dokunarak
sunu diyor:
> >
> >
"Buradaki anagram, bir dil içinde, bir sözün harflerini de?i?ik
> > dizerek,
'anlaml?' ama 'ba?ka anlaml?' bir söz elde etmek ile
> >
ilgilidir. Bu siteden örnekler: erki: "orchestra" sözü
> anagramatize
> > edilerek
"carthorse" bulunuyor. Fakat ilki 'orkestra' demek
> iken,
> > ikinci
ba?ka anlamda, 'araba at?' demektir."
> >
> > Burada
dikkat edilmesi gereken husus sudur: "orchestra" ve
>
"carthorse"
> > kavramlari
tamamen baska baska kavramlar olup birbiriyle ilgileri
> ve
> >
iliskileri yoktur. Gerçekte sayet dilde "carthorse" kavrami yoksa
> o
> > zaman
zaten "orchestra" sözünden "carthorse" seklinde yeniden
> >
düzenlenen kelimenin de anlamai yoktur. Zira bir çagrisim yapmaz
> bile.
> > Örnegin,
ORCHESTRA kelimesinden COSTHERAR, THERARCOS, CESARTHOR,
> >
CARTHORSE, HORSECART, VS, gibi pek çok kelime yeniden
> düzenlenebilir.
> >
> > Sîmdi
bunlarin hangisine hangi anlami vermeliyiz? Hangi dilde
> > yapacagiz?
Bu sözcüklere anlam verirken hangi kavramlari
> kullanacagiz?
> >
Unutmayalim ki "anagram" kavramini yukaridaki gibi tanimlayanlar
> pek
> > te
gerçegi söylememektedirler. Sanki kendi konustuklari dile
> herhangi
> > bir
kelimeden yeni kelimeler üretiliyormus gibi bir görüntü
> >
veriyorlarsa da is gerçekte var olan bir kelimenin çagrisimidir.
> Var
> > olani
yeniden ayni sekilde yaratmanin ne bir degeri var ne de
> dilde
> > yeri
olur. Bu olsa olsa bu bir vakit geçirme oyunu olur ki Adnan
> bey
> > de zaten
bunu su ifadesiyle dile getiriyor: "Bu konu, Bat?l? bir
> >
gevezelikten daha ciddi bir ?ey de?ildir."
> >
> > Yani,
sayet birileri bu oyundan çikan CARTHORSE sözünün verdigi
> >
çagrisimdan dolayi "araba ati" kavramini hatirliyorsa, daha önce
> > "araba
ati" kavramini bildikleri içindir. Yoksa bu oyun uzar gider
> ve
> >
"yeni dil yaratmakta da hiç bir rolu olamaz. Bence, bu tanitimin
> asil
> > maksadi
yapilan çok ciddi bir asirmanin üstünü örtmek için oynanan
> bir
> > oyundan
baska bir sey degildir. Baslangiçta dünya hep ayni dili
> >
konustuguna göre, yeni diller ancak o dilden "anagram" yoluyla
> >
üretilebilir. Yani bir dil "anagram" yoluyla Türkçeden yapilmissa,
> bu
> > gerçegi
birileri kalkip açikca itiraf etmez ve onun üstünü
> birilerinin
> > kapatmasi
gerekir. Yapilan da budur. Kaçirilan ne olursa olsun o
> > önce
gizlenir ve kilitler altina konur. "Anagram" olayi da sanki
> bir
> >
"kilitli" kapi ardinda yapilanlari gizleme islemidir.
> >
> >
> > Adnan Bey
kardesimiz asagidaki yazisinda sunu da söylüyor: "Polat
> > Beyin
gündeme getirdi?i ise, 'yeniden dizilen kelimenin ilk
> kelimeyle
> > ayn?
anlamda olmas?' durumunana dayan?r."
> >
> > Bu
anlayisi ile Adnan Bey "anagram" konusunda söylediklerimi
> >
anlamistir kanisindayim. Türkçe bakimindan bizi ilgilendiren de
> budur.
> > Bilhassa
beni ilgilendiren oyunun bu yönüdür. Zira örnek olarak
> alinan
> > söz
Türkçe ise, onu kirip ve yeniden düzenledikten sonra yapi
> >
bakimindan kaynak söze göre bambaska yapida ortaya çikan yeni bir
> söz
> > istenilen
bir dile yeni sözcük olarak kullanilabilir ve onun yeni
> > dildeki
anlami da Türkçe kaynak sözün anlami ile ayni yahut biraz
> > degisik
olabilir. Sunu da burada hemen söylemem gerekir ki Kamil
> Bey
> >
kardesimizin "anagram" sözünden anlayisi da bu sekildedir.
> Böylece
> > iki
tartismaci arasinda her hangi bir anlasamamazlik olmamasi
> gerekir.
> >
> >
"Anagram" var olan bir dilden yeni bir dil yapma isini son derece
> >
kolaylastirir. Bu sekilde bilinen ve çok önceden var olan gelismis
> bir
> > dilin
sözleri, yani Türkçe, yepyeni dillere kaynak olur. Sözler
> >
degistirildigi ve gizlendigi için de onu taniyanlar pek kolay
> kolay
> > çikmaz.
Ayrica yeni dilin çok eski dil oldugu yalani propaganda
> yollu
> >
dinleyenlere asilanirsa durum iyice gizlenmis olur. Bu da
> birilerini
> > millet
yapar. Ve hatta eski ve yeni Tur/Türk dünyasina ait Türkün
> > özbe öz
kardesi olan gruplar bu yöntemle birbirinden koparilabilir
> ve
> > birbirine
karsi kullanilabilir. Bunun örnegi geçmiste oldugu gibi
> > günümüzde
de olmus ve Turkler bundan çok zarar görmüslerdir. Bu
> > yönüyle
dil en güclü bir "harp" aracidir.
> >
> >
> > Bu
hususlari bu sekilde belirttikten sonra simdiki sicak havanin
> > kökeninde
olasilikla Adnan Bey kardesimizin yakin geçmiste yazdigi
> > bazi
yazilar ve onlarda kullandigi yazi taviri olsa gerek. Bu
> sözümü
> > söylemem
Adnan Beyi kirmak yahut incitmek maksadiyla degil de bazi
> > hususlari
düzeltmek maksadiyla bir yazisini örnek alacagimi
> bildirmek
> > içindir.
Yani, anlasamamazligin kaynaginin yazma tarzindan
> geldigini
> >
vurgulamak içindir. Yazi yazmak kolay bir is degildir.
> Yazilarimizda
> >
fikirlerimizi dile getirirken kullandigimiz ifadeler, seçtigimiz
> > sözler ve
onlari sunus tarzimiz okuyucuyu olumlu ve olumsuz
> etkileyen
> >
unsurlardir. Onun için ben yazdigimi en azindan 5-6 defa okurum ve
> >
düzeltmelerimi yaptiktan sonra "gönder" düymesine basarim.
> Iletisimin
> >
karsilikli ve saglikli olarak anlasilmasini saglamak bakimindan
> bunu
> > yapmak
çok önemlidir.
> >
> > Simdi,
bunu söyledikten sonra Adnan Bey kardesimizin izni ile,
> (kusura
> >
bakmayasin degerli hemsehrim) yakinda gönderdigi bir iletisinin
> > üzerinde
durmak istiyorum. Ona yanit vermeye daha evvel zamanim
> > olmadi.
Simdi dostca analizini yapalim. Iletisi su idi:
> >
> > Subject:
Re: [bcn2004] CORDILLERA yahut ÖRÜLÜ DAGLAR
> > Date:
Thu, 27 May 2004 19:10:02 +0300
> > From:
"Adnan ATABEK" <AATABEK@...>
> > Reply-To:
bcn_2004@yahoogroups.com
> > To:
<bcn_2004@yahoogroups.com>
> >
References: 1
> >
> > Bu
iletisinde Adnan Bey diyor:
> >
> > >
Sayin Kaya'nin ele aldi?i konulara eklemeler yapmak istiyorum.
> > >
Amacim ba?ka görü?leri yalanlamak de?il. Gerçek bir ama,
> gerçe?in
> > >
birden çok görünümü var:
> >
> > Polat
Kaya: Güzel. Elbette eklemeler yapacak ve açiklamalar
> >
getirecek. Buna hiç bir diyecegim yok. Fakat, "Burada "amacim
> >
yalanlamak degil" seklinde bir ifadeyi seçmesine ne gerek vardi?
> > Baslik
altinda konusulanlar benim tanittigim konulardi. Kimsenin
> > aklinda
yok iken onlari ben dile getirdim ve açiklamalarini
> yaptim.
> > Gönül
isterdi ki benim açiklamalarim hakkinda Adnan Bey kardesim:
> >
"Polat Kaya dogru demis, egri demis, yanlis demis, vs seklinde
> fikir
> > belirtsin
ve begenmediklerinin sebeplerini açikca bildirsin ki
> hepimiz
> > de
katkilarindan yararlanalim. Bunlari yapip benim söylediklerimi
> >
noktalamadan asagida hemen kendi görüslerini tanitiyor. Konuya bu
> > tarz bir
yaklasim ile girmesi, bir bakima: a) benim dediklerimi
> >
isitmemezlikten geldi intibaini yaratti bende. Ister istemez hemen
> > aklima,
dogru veya yanlis, b) "acaba bana saygisindan mi, benim
> >
dediklerimin üstüne varmadi ve beni "yalanlamak" istemedi seklinde
> bir
> > sürü
sorular geldi. Görüldügü gibi bu tarz tanitim ister istemez
> bir
> > sürtünme
yaratir. Elbetteki arkadaslar kendi görüslerini
> tanitacaklar
> > ve benim
bunda bir sakincam olmadigi gibi bilhassa memnun da
> olurum.
> > Zira
birbirimizin fikirlerinden ögrenir ve kendimizi daha
> gelistirme
> > firsati
buluruz. Netice itibariyle karsilikli bir konusmada, bir
> > konusanin
sözlerini isitmemezlikten gelmek sürtünme yaratan bir
> >
davranistir ve tamamlanmis bir "muhabere' sayilmaz.
> >
> > Sonra
Adnan Bey diyor ki:
> >
> > >
SUPINUS
> > > Sosyal
Yayinlarinin Latince Sözlü?ü'ne göre,
> > >
> > >
supino 'içini di?ina çevirmek, ters çevirmek'
> > >
supinos ' e?ik, arka üstü yatan'
> > >
> > >
?talyanca Sözlük, DR.?lter Yilmaz'a göre,
> > >
supino 'ters, tepetaklak'
> >
> > Polat
Kaya: Bu konuda benim ilk yazimda verdigim kaynaklarda
> >
belirtilen tanitim, kelimenin "arka üstü yatmak" oldugunu
> söylüyordu
> > ve bu
tanimlama karsisinda bu sözde Latin ve Italyanca olan kelime
> > Türkçenin
"UZANIP" sözünden oldugunu söylemistim. Buna Adnan Bey
> hiç
> >
dokunmuyor ve benim söylediklerim bir nevi havaya uçtu. Ayrica
> >
"tepetaklak" kavrami ile "arka üstü uzanma" kavramlari
> biribirinden
> > ayri olan
kavramlardir. Dolayisiyle Türkçenin "tepetaklak"
> sözünden
> >
"SUPINO" sözünü çikarmak pek zor. Yalniz buna karsilik Adnan Bey
> diyor ki:
> > >
> > >
Bundan ben ?unu anliyorum; sup- kökü 'ters' demek, supino
> 'ters
> > >
yapmak' anlaminda fiil hali, supinos 'ters olan' anlaminda.
> Türkçede
> > > bu
kökü,
> > >
> > > çap
'aykiri, e?ri'(DS)
> > >
çap-ra?ik 'çeli?kili, ters'
> > >
çaf-?iri 'ters' (DS)
> > >
çapar 'ters adam, huysuz' (DS)
> > >
> > >
sözlerimizde görürüz.
> >
> > Polat
Kaya: Adnan Beyin bu tanitiminda bir karisiklik var. Söyle
> ki:
> >
"SUP-" kökü Latince midir demek istiyorsunuz? Bendeki gerek
> >
Latin-Ingilizce (ve tersi) ve gerekse Italyanca-Ingilizce (ve
> >
Ingilizce-Italyanca) sözlükler de bu anlamda böyle bir "kök"
> >
bulamadim. Ayrica "SUP-" ile baslayan diger kelimelerde de
> "terslik"
> > ifade
eden birini görmedim. Sayet kendisinde bulunan kaynaklarda
> > bildigi
varsa lütfen bizi de aydinlatsin. Adnan Beyin bu
> >
ifadelerinden ikinci bir anladigim da, eger yaniliyorsam lütfen
> > düzelt,
su oluyor: "Latince ve Italyanca "SUPINO" sözü Türkçenin
> > "ÇAP"
veya olasilikla "SAP (sapitmak fiilinden) kök sözünden mi
> > geliyor
diyorsunuz?" Bunu da pek tesbit edemedim. Burada benim
> > yönümden
duydugum sikinti, Adnan Beyin tanitimlarinin çok
> kisaltilmis
> > olmasi,
yani açik bir Türkçe tanitimla yapilmamis olmalari ve bir
> çok
> > defa
anlam bakimindan bir hayli "sisli" durumlarin olusu. Bu
> durum
> > beni
yanlis anlamaya zorluyor. Böylece bu kadar kisaltilmis,
> >
süzdürülmüs tarifleri anlama zorlugu var. Onun için tanitimlarin
> çok
> > açik bir
dil ile yapilmasinin fikirlerimizin dogru anlasilir
> sekilde
> > yayilmasi
baakimindan çok büyük yarari vardir derim.
> >
> > Sayet
"SUPINO" sözü Türkçe "SAP/ÇAP" sözünden yapilmis ise, o
> zaman bu
> > yeni
durum da yine benim söylediklerimi, yani "Avrupa dilleri
> > Türkçeden
yapilmistir" görüsümü destekler derim.
> >
> > Devam
ederek Adnan Bey derki:
> >
> > >
CORDILLERA
> > >
> > > kur
'sira' (von Gabain s.284)
> > >
tille 'da? tepesi' ((DS)
> > > -r
'ço?ul eki' (Çuva?ça, Japonca ve Altay Dilleri, T. Tekin,
> s.33)
> > >
> > >
>>>>>> kur+tille+r>>>> Latin dillerinde
ço?ul/di?il sözler sesli
> > > harf
ile biter>>>>CORDILLERA 'da?lar sirasi'
> >
> > Polat
Kaya: Türkçe Altay dili olduguna göre, muhakkak ki
> Türkçenin
> > -LER,
-LAR çogul ekleri de bu tanimlamanin içindedir. Ayrica,
> benim
> >
bilgilenmem için lütfen:
> >
> > a) Von
Gabain "KUR" sözünü hangi dilde "SIRA" anlaminda
> tanimlamis?
> >
> > b) DS
kisaltmasi neyi temsil ediyor?
> >
> > c)
"tille" hangi dilde "dag tepesi" oluyor?
> >
> > d)
"KUR + TILLE + R" hangi dilde "DAG SIRASI" oluyor?
> >
> > e) Benim
dedigim Ispanyolca "CORDILLERA" sözü Türkçe "ÖRÜLÜ
> DAGLAR"
> >
deyiminden ve "CORDILLERAS" sözü Türkçe "SIRALI DAGLAR"
deyiminden
> > yapilmistir
görüsüme ne oldu? Benim bu tanimlamam hakkinda olumlu
> > yahut
olumsuz hiç bir görüsünüz yokmuydu? Olumsuz dahi olsa
> dogrudan
> > dogruya
söylemende yarar olurdu derim.
> >
> > f) Sayet
benim yazimda dediklerim dogru ise, ki onlarin
> dogruluguna
> >
kesinlikle güvenmekteyim, bu benim "Avrupa dilleri Türkçeden
> anagram
> > yollu
yapilmistir" iddiami kanitlamaz mi?
> >
> > Adnan Bey
senin iletini bu yazimda örnek aldim, sakIn alinmayasin.
> > Zaten bu
yazina ayrica cevap vermek istiyordum.
> >
> > Bütün
bunlari yazmamdaki sebep, yazilarimizda açik dille yapilmis
> tam
> > ifadeler
ve tanimlamalar kullanmadigimizda yazarla okuyucu
> arasinda
> > sikinti
ve sürtüsmeler olabiliyor. O sebeple böyle karisik ve
> >
anlasilmasi zor olan yazilardan kaçinmak birbirimizi anlamakta
> > hepimize
rahatlik getirir, Elbetteki görüsler farkli olunca sicak
> >
tartismalar olabiliyor. Fakat sürtüsmeleri yaratan da dildir
> >
yatistiran da dildir. Onun içindir ki dili iyi bilmek ve iyi
> konusmak
> > hayatta
hepimize her zaman için çok lazim olan bir yetenektir.
> Yazimin
> > uzun
olusundan ötürü kusuruma bakilmaya. Hepinize iyilikler ve
> >
esenlikler dilerim.
> >
> > Selam ve
sevgilerle,
> >
> > Polat Kaya
> >
> > 01/06/2004
> >
> >
================
> >
> >
> > >
Adnan ATABEK wrote:
> > >
> > >
> > >
Kamil Bey,
> > >
> > > Önce
?u sizin anlay?p ba?kalar?n?n bir türlü anlayamad???,
> anagrama
> > >
de?ine?im. Bu sözünü etti?iniz ba?lant?daki 'anagram' tan?m?n?
> siz
> > > ya
hiç okumadan burada yayd?n?z, ya da yanl?? anlad?n?z.
> Buradaki
> > >
anagram, bir dil içinde, bir sözün harflerini de?i?ik dizerek,
> > >
'anlaml?' ama 'ba?ka anlaml?' bir söz elde etmek ile
> ilgilidir.
> > > Bu
siteden örnekler:
> > >
> > >
"orchestra" sözü anagramatize edilerek "carthorse"
> > >
bulunuyor. Fakat ilki 'orkestra' demek iken, ikinci ba?ka
> anlamda,
> > >
'araba at?' demektir.
> > >
> > >
'Istanbul, the Turkish capital' (Bilgideki ciddiyet ayr?ca
> ?ayan?
> > >
dikkattir!) angramatize edilince 'Ultra-philistine Bush
> > >
attack' bulunuyor. Birinci 'Türk Ba?kenti ?stanbul' demek
> iken
> > >
ikinci 'Ha?ar?-Filistinli Bush sald?r?s?' gibi birinciyle
> > >
ilgisi olmayan bir anlamdad?r. Bu konu, Bat?l? bir gevezelikten
> daha
> > >
ciddi bir ?ey de?ildir. Bizim 'Anastas mum satsana' oyunumuz
> gibi,
> > >
tamamen tart??t???m?z konu d???ndad?r. Polat Beyin gündeme
> > >
getirdi?i ise, 'yeniden dizilen kelimenin ilk kelimeyle ayn?
> > >
anlamda olmas?' durumunana dayan?r. Sizin daha yay?nlad???n?z
> > >
yaz?n?n içeri?inden haberiniz yok. Yanl?? anla??lm?? bir ?ey
> sizin
> > > dil
felsefenizin temel ta?? olmu?, bu nas?l ?ey?
> > >
> > >
Yaz?n?n di?er bölümlerine daha sonra yan?t verece?im.
> > >
> > >
Adnan Atabek
> > >
> > >
> > >
> > > Te?ekkür
ederim Adnan Bey, vakit ay?rm??, yazm??s?n?z.
> > >
> > > Siz
"anagram"?n ne demek oldu?una yanl?? ve farkl? bir anlam
> > >
yüklüyorsunuz. Bu tümüyle size göre olan bir anlam. Polat
> Kaya'n?n
> > > kaynak
göstererek aç?klad??? anlam ise, sizin bu yarat?c?l???n?z
> > >
kadar zengin de?il, çok daha basit. Nitekim ben de Polat Bey'in
> ilk
> > >
yaz?lar?ndan sonra, yani 3 y?l kadar önce ü?enmeyip genel a?
> > >
üzerinde "anagram" hakk?nda ara?t?rma yapm?? ve sonuçlar?n? da
> > > ilk
bcn toplulu?unda sizlerle yorumsuz,
> > >
kat?ks?z ?ekilde payla?m??t?m. Sizin hem bu mesajlar?, hem
> Polat
> > >
Kaya'n?n "anagram" hakk?nda binlerce sayfaya varan yaz?lar?n?
> > >
okumad???n?z, hem de "anagram" için k?sa da olsa bir ara?t?rma
> > >
yapmad???n?z anla??l?yor. Bu durumda, daha fazla vakit
> kaybetmeden
> > >
söyleminizden "anagram" ad?n? ç?karman?zda yarar var, bunu sizin
> > >
çal??malar?n?zda bir tutarl?l?k olu?abilmesi için söylüyorum.
> Siz
> > >
tümüyle ba?ka bir konuda konu?uyorsunuz, kuram yazmaya gayret
> > >
ediyorsunuz. Elmalarla armutlar? ayn? kefede tartmak do?ru
> olmaz.
> > >
> > >
Bak?n anagram nedir:
> > >
> > > http://www.anagramgenius.com/definition.html
> > >
> > >
"Bilim" ve "inanç" aras?ndaki ili?kiyi kopar?rken bir de
> büyüklük
> > >
taslayarak yazman?z? yad?rgad?m biraz. Belki, bu iki sözcü?e de
> > >
kendi cephenizde ba?ka ba?ka anlamlar ve tan?mlar yüklüyorsunuz.
> > > E?er
"inanç/inanmak" sözlerinizle kastetti?iniz "geri kafal?"
> olmak
> > > ise,
bu medenî tart??ma s?n?rlar?n? zorlaman?z anlam?na gelir.
> > >
Bence bunu yapmak zorunda de?ilsiniz Adnan Bey, yak??maz size.
> > >
> > > E?er
Polat Kaya'ya yönelik ele?tiriniz varsa bunu do?rudan
> kendisine
> > >
yapabilirsiniz, bir arac? kullanman?z sadece çok yersiz ve çok
> > >
zamans?z de?il ayr?ca gereksiz de. O da bu toplulu?un bir üyesi
> ve
> > >
sizin mesajlar?n?z kendisine ula??yor.
> > >
> > >
Bak?n size bir?eyi aç?kça söyliyeyim. Ben Polat Kaya'n?n
> ?imdiye
> > > dek
bcn topluluklar?nda ve genel a??n di?er bölgelerinde
> yay?nlanm??
> > > olan
tüm bilimsel makalelerini tekrar tekrar okudum. Kendisinin
> > >
söyledi?i ?eylerin do?rulu?undan en ufak bir ku?kum kalmay?ncaya
> dek
> > >
Polat Bey'le hem bcn üzerinden hem de özel mesajlar yoluyla
> > > uzun
uzun yaz??t?m, belki toplam? günlere varan telefon
> > >
görü?melerimiz oldu. Sonunda da, tüm sald?r?, tehdit, a?a??lama
> ve
> > >
karalamalar? bilerek ve daha da fazlas?n? göze alarak bir Polat
> Kaya
> > >
Kütüphanesi kurdum. Bu kütüphaneyi tan?tan Türkçe-?ngilizce bir
> > >
mesaj haz?rlad?m. Haz?rlad???m bu mesaj? yüzlerce toplulukta
> > >
binlerce ki?iye ula?t?rd?m ve eminim ki size de bu mesaj en az
> 10
> > > kere
gelmi?tir, umar?m bir kerecik olsun ba??ndan sonuna dek
> > >
okumu?sunuzdur. Çok aç?k ve anla??l?r bir mesaj......!
> > >
> > > Bu
mesaj?n da??t?m?n? yapmadan önce Polat Bey'in onay?n? ald?m.
> > >
Tercümesi ?udur ki, o mesajda yazd???m cümlelerin tamam? ve
> > >
içlerindeki her bir vurgu Polat Kaya'n?n bilgisi ve onay?
> > >
dahilindedir. Polat Kaya'n?n gün ?????na ç?kard??? gerçeklerin
> tam
> > > özet
metnidir bu mesaj. Bir tercüme daha size: Her ?ey bu
> > >
derece aç?k ve serih ?ekilde ortada iken bu çam sak?z? çoban
> > >
arma?an? postuna bürünen "ak?l d???l?kla ve tutars?zl?kla itham
> > >
etme" çaban?z bana yaln?zca TRUVA at?n? an?msat?yor Adnan Bey.
> Beni
> > >
de?il, asl?nda Polat Beyi itham ediyorsunuz ve orada bir
> > > yutkunman?z?
sal?k veririm size.
> > >
> > >
> > >
> > >
Hepsi bir yana, sizinle kar?? kar??ya gelmek, sizi kimseye kar??
> zor
> > >
duruma sokmak veya sizi kendi içinizde yaratt???n?z bir tak?m
> > >
vehimlere garpolurken izlemek amac?nda ve niyetinde de?ilim.
> Siz
> > >
biraz co?kulu ama iyi niyetli olan, sorgulayan ve
> > >
ara?t?rmaktan korkmayan bir kimsesiniz ve bizlerle yüreklice
> > >
payla??yorsunuz. Bu da sizi yeteri kadar de?erli yapar benim
> > >
nazar?mda.
> > >
> > > Göz
aç?c? bir ?ey söyleyeyim size. Polat Kaya'n?n dediklerinin
> tümü
> > > su
getirmez ?ekilde do?ru ve gerçektir. Bunlar?n anla??lmas? ve
> > >
özümsenmesi ise, herkesten daha çok ve en çok bilgili oldu?unu
> iddia
> > >
edenler için bile hiç kolay olmayacakt?r; buna ku?kunuz olmas?n.
> > >
> > >
Yerle?ik düzen bizleri diri diri ay?r?mc? yap?ya gömerken, O,
> buna
> > > var
gücüyle direnmi? ve sözcükleri incelerken, ba?l? ba??na bir
> > >
D?L-TAR?H-CO/RAFYA FAKÜLTES? gibi i?lemi?tir. Polat Kaya'n?n
> > >
yaz?lar?nda kuru ve bo? söze yer yoktur. Siz iyisi mi
> bütünleyici
> > >
gerçe?e yönelin ve Polat Kaya'y? bir daha okuyun. Zaten sizler
> için
> > >
kuruldu bu kütüphane...
> > >
> > >
Selamlar ve Sevgiler,
> > >
Kamil Kartal
> > > 28
May?s 2004