Nam, Name, Synonym, Homonym, Antonym
--- In
b_c_n@yahoogroups.com, Polat Kaya <tntr@...> wrote:
Sayin Haluk Bey ve
Degerli Arkadaslar,
Merhaba. Türkçe de
oldum olasiya kullanialn NAM (ad) ve NAMI (adI)
sözcükleri vardir. Bunlarla
beraber, bu sözcük NAMIM ( adIm), NAMIN
(adIn), NAMI (adI)
, vs. gibi çekimlerile degisik sekiller de
almaktadir.
C. J. Gadd'in
"A Sumerian Reading Book" baslikli kitabinda (s. 188),
NAM için
"fate" ("kader" anlaminda) karsilik veriyor ve karsiligi
olarak Akadca
"simto" taninmini koymus. Sümerce kelimenin yazilisini
ise
"NA-AM" ve "NA-MA" seklinde vermis. Ve yine diyor ki "NAM"
soyut
(mücerret) adlarin
önüne gelen bir ön ektir. Ben derim ki olasilikla
ta Sumerlerden beri
Türkçede de kullanilan bu çok eski kelime olan
NAM, öz
Türkçe kök kelimelerden biridir. NAM insanlarin da kaderi
sayilabilecek bir
kavramdir. Zira kendisine verilen ad (nam) ile
dünyaya gelenler o
adla dünyadan göç ederler ve anilirlar. Böylece
insanin adi onun
bir nevi kaderidir. Bunlarla beraber su hususlara
da dikkati çekmek
isterim:
1. NAM <
> "NA-MA" Türkce "ANMA" sözcügü ile de ilgilidir.
Ancak adi yani NAMI
olan seyler ve kimseler bilinir ve anilir. Nam'ini
bilmedigimiz
kimseyi yahut kavrami anmayiz ve anamayiz.
2. Bence, C. J.
Gadd'in Akadca kelime diye belirttigi "simto"
sözcügü Türkçe
"iSIM-Ti-O" deyiminin kirilmis halidir; Akkadlarin
Sumerceyi (bu arada
Türkçeyi) kirma yoluyla kendilerine yeni uyduruk
bir dil yaptiklari
bilinir bir gerçektir. Böylece, bu Türkçe
tanimlama ile NAM
sözcügünün "isim" anlaminda oldugu çikiyor; "isim"
sözcügü de Türkçede
"ad" ve "nam" karsiligi olarak oldum olasiya
kullanilmistir. NAM
sözcügü "kendisine "Farsca" denilip atilincaya
kadar Türkçede
kullanilmis bir sözcüktür. Bu gibi atmalar Türkçeyi
fakirlestirmistir.
Çok olasilikla, Sümerlerden beri Türkçede
kullanilmis olan
bir sözcük bence öz Türkçedir. O sözcügü baska bir
grup ta kullanmis
bile olsa yine de o Türkçedir. Üstelik Iran
cografyasi oldum
olasi Türkçe konusan Tur/Türk insaninin oturmus
oldugu bir yerdir.
Böyle bir ortamda Hint-Iranlilarin bu sözcügü
Türklerden
almadigini kim söyleyebilir.
3. Daha önce de
belirttigim gibi Ingilizce "NAME" sözcügü
Türkçenin
"NAMI" ve/veya "NAM" deyimlerinden alinmistir. Bunun gibi,
Fansizca
"NOM", German "NAME", Italian "NOME", Spanish
"NOMBRE" [<
Türkçe "NAM-
BIR", "bir-nam", "bir-ad" anlamlarinda], Swedish
"NAMN"
[< Türkçe
"NAMIN" (your name)], Yiddish "NOMEN" (< Türkçe
"NAMIN")
[kaynak:
Encyclopaedia Britannica World Languages Dictionary< 1963,
Vol. 2, p. 1555]
deyimlerini buluyoruz ve bence bunlarin hepsi
Türkçeden
alinmistir.
4. Ingilizce NAME
sözcügüne kaynak olarak Old English (OE) "NAMA"
gösterilmistir
[Ayni kaynak Vol. 1, p. 842]. Ingilizlerle
Sumerlerin dogrudan
dogruya bir alis verisi oldugu düsünülemez. O
halde bu
"Sumerce" sözcük Ingilizceye nasil geçmistir? Yoksa OE
göstergesi bir
yaniltmaca midir? Görüldügü üzere kelimenin Sumercede
yazilisi ile OE
yazilisi aynidir. Böylece yine kaynak Türkçe ile
ilgilidir.
5. Ingilizce
"NOUN" ve onun Türkçe karsiligi olan "ISIM" bir
tesadüf eseri
olmayip Türkçe "NAM-O" deyiminden M/N degisimi yapilarak
yapilmis bir sözcük
olmalidir. Bu arada su Ingilizce sözçüklere bir
bakalim.
6. SYNONYMOUS
sözcügü "ayri yapilarda fakat benzer anlamlarda
olan sözcüklere
verilen ad". Kisaltimis sekli ile SYNONYM. Bu sözcük
içinde geçen Y
harfinin gerçekte U harfini gizleyen bir harf oldugunu
da unutmamak
gerekir.
Kelimenin
Latincesi: SYNONYMUS, ve Grekcesi SYNONYMOS seklinde
veriliyor. Ayni
sekilde, Ingilizce "synonym" sözcügünün Latince sekli
"SYNONYMA"
ve Grekçesi de SYNONYMON seklinde veriliyor.
7. Bu sözcük ile
ilgili baska bir sözcük te HOMONYMOUS
kelimesidir ki
"ayni yapida olup ayri anlamlarda olan sözcükleri
tanimliyor.
Türkçede ayni adlari tasiyan kimselere "adash"
denir.
"ADASh" olasilikla Türkçe "AD + ESh" ("AdI esh",
"ESh-
AD", "ESh
adli") anlaminda olan Türkçe deyimden yapilmis olsa
gerek. Diger bir
haliyle "HEM-NAM", "hem-namlu", ("ayni namlu",
"es
namlu") Türkçe
deyimler de ayni anlamdadirlar.
8. Bu verilerin
isiginda, ben derim ki SYNONYMOUS sözcügü Türkçe
bir deyimden
yapilmis bilesik bir kelimedir. Söyle ki:
8.1 SYNONYMOUS <
"SYN-O-NYMO-US" < "SUN-O-NUMO-US" < Türkçe "US
NAMU-SUN O"
("O 'Us adIsIn' ", "O 'fikir adIsIn' ", "O 'kavram
adIsIn' ") anlamlarinda
Türkçe bir deyiminden yeniden düzenlenerek
yapilmis ad oldugu
görülüyor. Bu bilesik sözcükte O, NAMU ve US
Türkçe kök
sözcükler ve -SUN "SEN" ikinci sahis zamirini temsil eden
bir takidir.
"O" sözü sözcügün kendisini isaretleyen 3. sahis tek
kisi kisisel zamir
veya isaret zamiridir. Bu kirmada Türkçe NAMU
sözcügü NYMO
seklinde degistirilmis oluyor.
8.2) Kelimenin
baska bir anlami daha vardir. Söyleki: SYNONYMOUS <
"SYN-ON-YM-O-US"
< "SUN-ON-UM-O-US" seklinde incelendiginde Türkçe
"O-US-MA-NA-SUN"
< ("O-us 'manasun' ", "O-us 'manasusun' ") anlaminda
ikinci bir Türkçe
deyimin kirilip yeniden yapilandirilma hali oluyor.
Bu deyimde
kelimenin kendi anlaminin baska bir kavramla benzerligi ima
ediliyor. Bu da zaten
SYNONYMOUS sözcügünün tanimlamasidir. Yani ayri
adlar fakat ayni
yahut benzeyen anlamlarda sözcükler. Isin ilginç
tarafi Türkçe
kaynak deyimle Ingilizce kelime anlam bakimindan
aynidir. Bunlarin
hiç birisi tesadüflerin eseri olamaz. Burada
önemli olan,
verilen bilgilerin isiginda karmasik uzun yabanci
kelimelerde,
kirilmis dahi olsa, Türkçe kök sözcükleri
taniyabilmektir.
8.3) SYNONYMOUS
sözcügünün 3. bir analizinde sunu buluyoruz.
SYNONYMOUS <
"SYN-ON-YM-OUS" < "SUN-ON-UM-OUS" < Türkçe
"NAMU-SUN-OUS"
("Ogus namu'sun", "Oguz adusun", "Oguz ismisin",
"namu
Oguz'sun")
anlamlarinda Türkçe bir deyimden "kirma" yoluyla yapilmis
bir sözcük oluyor.
Bu deyimle kelimenin bir Oguz adi oldugu ortaya
çikiyor.
Ingilizcede "O" ünlüsü çogu zaman Türkçenîn "A" sesi ile
esdir. Fakat
"O" seklinde gösterilmesi asli Türkçe olan kök
sözcükleri
yabancilastirmak için kullanilabilecek bir araç olsa gerek.
Dikkat edilmelidir
ki bu Ingilizce kelimede Türkçe "NAMU" sözü dahi
kirilarak
SYNONYMOUS kelimesi içine islenmistir. Yani Türkçenin temel
sözcükleri de
"kirilma" olayindan kurtulamiyor. Zaten gizliligi de bu
yaratiyor. Zira
Türkçenin tek ve iki heçeli kök sözcükleri de kirima
ugratilinca onlarin
taninmasi daha da zorlasiyor. Burada Türkçe
"NAMU"
önce "ON-UM" seklinde degistirilmis ve ayrica U harfi Y ile
degistirilmistir.
Ortaya çikan "ONYM" kelime içine yer degistirilerek
islenmistir. Bu
kelimede Türkçenin "-SUN" takisi da degisime tabi
tutulmus ve U harfi
Y ile degistirilerek Türkçeden
yabancilastirilmistir.
Böylece -SUN takisi SYN halini almistir.
OUS adi ise
Türkçenin OGUZ adinin degistirilmis halidir.
OUS/OGUS/OGUZ hem
Türklerin "SOY" adidir ve hem de eski Türk
dünyasinin
Gök-Tanrisinin adidir. Eski Tur/Türk dünyasinin töresinde
OGUZ'u tanimlayan
adlarin kavramlara ad olarak verilmesi adeti
vardi. Burada
"NAMU'SUN-OUS" deyiminde bu kavramin bir ifadesini
görüyoruz.
9. Bence, Ingilizce
HOMONYMOUS sözcügüne de yine Türkçe bir
deyimden kirma
yoluyla (anagram) yapilmistir. Söyle ki:
9.1 HOMONYMOUS <
"HOM-O-NYM-OUS" < "HOM-O-NUM-OUS" <
Türkçe"HEM-NAM-O-AUS"
("hem-nam o-söz", "ayni-ad o söz"; Türkce "hem
sesli"
("ayni sesli") deyiminde oldugu gibi). Burada Türkçe
OUS/AUS/AGUS ile
"SÖZ" ayni anlamdadir. Görülüyor ki bunda da Türkçe
kaynak deyimle
HOMONYMOUS sözcügü ayni anlamdadirlar. Bütün bunlar da
tesadüflerin, yahut
dilde olan dogal degisimlerin neticesi olamaz.
9.2 HOMONYMOUS <
"HOM-ON-YM-OUS" < "HOM-ON-UM-OUS" < Türkçe
"HEM-NAMU-OUS"
("Hem-Namu OUS/OGUZ/AUS/AGUZ", "esh namu Oguz"; Eski
Türk dünyasinin dini
inançlarinda, fikir dünyasinda ve dünya görüsünde
"aguz"
her seye ad veren uzuv oldugu gibi Gök-Tanri OGUZ adi ile de
"HEM-NAM' dir.
OGUZ da kavramlara adini verendir. Bu da Türkçeyi
yaratanlarin ne
ince ve derin düsünüslü kimseler olduklarinin bir
kanitidir. Böylece,
Türkçe Gök-Ata-Tanriya, Gün-Tanriya ve Ay-Tanriya
yani OGUZ-Ata'ya
ithaf edilmis bir Günes Dili / Tanri-dilidir. Eski
Tur/Türk insaninin
dini ve dili birbiriyle hem-ayar olarak
gelismistir. Eski
Türk dünyasinin evrensel Gök-Tanri dinini, onunla
ilgili dini
inançlarini ve törelerini bilmedikçe Türkçenin ve bu
arada bütün diger
dillerin nasil yaratildigini anlamak imkansiz
gibidir. Çünkü dil
kültürün ifadesidir ve onunla çok yakindan
ilgilidir. Dil
törelerle beraber gelisir. Hele dillerin nasil
yaratilmis oldugunu
anlamak isteyenler eski Türk dünyasinin
dinini ve
törelerini bilmesi gerekir. Türkçe "BIR-ATA" dil olarak ise
katilmazsa, ne
kadar "bilimsel" olunursa olunsun, bir yerlere
varilamaz, bence.
10. Bütün bunlarin
isiginda simdi ayni sözcüklerin bazi degisik
hallerine bakalim.
Türkçe deyimlerden kirma yoluyla gelistirilen
yabanci
sözcüklerde, çogu zaman çesitli fakat birbiriyle ilgili
kavramlar bir
kelimede birlestirilmistir. Onun için asagida a), b),
c) seklinde
verdigim Türkçe çözümler "ya bu, ya su" seklinde degil a)
ve b) ve c)
seklinde alinmalidir. Söyle ki:
10.1. Latince
SYNONYMUS < "SYN-ONYM-US" < Türkçe: a) "NAMU'SUN-US"
("US
namusun", "bilgi adusun"; b) "MANA-SU-SUN" (adun
manasisin"); c)
"US/OUS
NAMUSUN" ("Oguz adusun", "Türkçesin") anlamlarinda
deyimlerin
bir kelimede
birlestirilmis hali.
10.2 Grekçe
SYNONYMOS < "SYN-ONYM-OS" < Türkçe: a) "NAMU'SUN-US"
("US
namusun" "bilgi adusun"; b) "MANASU-SUN" (adin
"anlamusun");
c) "OS/OUS
NAMUSUN" (Ous adusun") anlamlarinda Türkçe deyimlerin tek
kelimede
birlestirilmis hali.
10.3 Grekçe
HOMONYMUS < "HOM-O-NYM-US" < Türkçe: a) "HEM-O-NAM-US"
("hem-nam
o-us", "hem-nam o-fikir") anlamlarinda Türkçe deyimin
yeniden düzenlenmis
hali.
10.4 Ingilizce
SYNONYM < "SYN-O-NYM" < "SUN-O-NUM" < Türkçe
"O-NAMSUN"
(O adsun") anlaminda Türkçe deyimin yeniden yapilanmis
hali oluyor. Yahut
ta Türkçe "SEN-O-NAM" (Sen-o-ad") anlaminda
Türkçe deyimden
yapilmis bir sözcük.
10.5 Latince sekli
"SYNONYMA" < "SYN-O-NYMA" < "SUN-O-NUMA" <
Türkçe
"O-NAMSUN" ("o namsun", "onun namusun")
anlamlarinda bir
deyimin yeniden
yapilanmis hali.
10.6 Greek
SYNONYMON < "SYN-O-NYM-ON" < Türkçe "SUN-ONun-NAMU" <
ONun NAMU-SUN"
anlaminda bir deyimin yeniden yapilanmis hali oluyor.
10.7 HOMONYM <
TR. "HEM-O-NAM" ("Ayni-o-nam" , "ayni-o-ad")
anlaminda bir
Türkçe deyim oluyor.
11. Yukardaki
sözcüklere benzer bir sözcük te "ANTONYM"
sözcügüdür ki anlam
bakimindan bir baska sözcüge karsi olan
sözcükleri
tanimlar. Kelimeye kaynak olarak Grekçe ANTI (karsit)
anlaminda ve ONYMA (name)
olarak veriliyor.
Bence, kelimenin
gerçek etimolojisi söyledir: ANTONYM < "ANT-O-NYM" <
Türkçe
"ITAN-O-NAM" ("Iten o nam", "iten o ad")
anlaminda Türkçe
deyiminin
degistirme yoluyla Türkçeden uzaklastirilmis halidir.
Burada bilhassa
dikkat edilmesi gereken NYM sözü Türkçe NAM sözü
oldugu gibi ANTI
sözcügü de Türkçe ITEN sözünden degistirme yoluyla
yapilmistir. Türkçe
"iten" sözcügü "karsi koyan", "karsit",
"direnen"
anlamlarindadir.
Böylece Bati dillerinde binlerce sözcügün önüne "ön
ek" olarak
gelen "ANTI" sözde "Greek" sözcügü aslinda Türkçenin
"ITEN"
sözcügünün
degistirilmis (anagram) halinden baska bir sey degildir.
Bütün bu
sözcuuklerde dikkati çeken en önemli husus Bati dillerinde
var olan çok
karmasik sözcüklerin yapilisinda Türkçe deyimlerin kaynak
olarak kullanilmis
olmasidir. Türkçe deyimler ise Türkçe kök sözcük
ve takilardan
yapilan ve kavramlari tanimlayan sözlerdir. Geçmiste
Bati dillerinin
kelimeleri yapilirken, Türkçe bol miktarda ham madde
olarak
kullanilmistir ve çok olasilikla halen de çagdas sözcüklerin
üretilmesinde ayni
sekilde kullanilmaktadir. Bir baska deyimle, gerek
Türkçeyi ve gerekse
Türkce deyimleri kirip yeniden düzenleme (anagram)
ile yeni sözcükler
yapmasini çok iyi bilen dil bilimciler bu islerle
ugrasmistir ve
ugrasmaktadirlar. St. Benedictine ve benzeri özel din
ve dil
okullarininin Avrupa dillerine sözcük üretmede neler yapmis
olduklarini iyi
incelemek gerekir.
Sözcükler insanin
yarattigi kavramlara verdigi adlardir. Bu adlar
kelimeyi tanitmakla
beraber kelimenin temsil ettigi kavrami da
tanimlarlar.
Böylece her kelime, tas üzerine yazilmis yazitlar gibi,
geçmiste bir
kavramin dile islenmis halidir. Bu temel kavramlari ve
onlarla ilgili
sözcükleri iyi anlamakla dilin inceliklerini, nasil
yapilmis oldugunu
kavramak mümkündür.
Bence, Türkçe Türk
insaninin çok eskiden beri gelen üçlü Gök-Tanri
dini inançlari ile
(Gök-Ata-Tanri, Gün-Tanri ve AY-Tanri) iç içe
sarmas dolas
gelismis evrensel bir dünya dilidir. Nasil ki Tur/Türk
dünyasinin eski
Gök-Tanri dini bir evrensel din imis, ki bunu dünyada
pek çok yerde
"piramitler" gibi günümüze kadar gelen Günese, Aya ve
Gök-Ata-Tanriya
ithaf edilmis eserlerin varligindan anliyoruz, ve bu
din ki diger
dinlerin gelismesine kaynak olmussa, Türkçe de bütün
dillere bir ata-dil
olmustur. Eski Türk dünyasinin dini inanç ve
töreleri, onlara ne
kadar bagli olduklari, ve o inanç ugruna neler
yaratabilmis
olduklari bilinmedikçe Türkce de iyi anlasilamaz. Türkçe
göge bakip
yerdekilere ad veren bir dil olmayip, yaratanla yaratilani
birlikte görüp ve
bu birlikteligin çok inceliklerine varan
bir düsüncenin,
hayat felsefesinin, düsünce yaratiklarinin, dogaya,
insana ve dile
bakisinin bir dil haline getirilisidir. Türkçe
Tur/Türk insaninin
geçmisteki yaratma gücünün ebedilestirilmis
halidir. Tur/Türk
insaninin Tanrisina verdigi OGUZ adi insani hayrete
düsüren ve hayrani
yapan bir yaratis yeteneginin ifadesidir. Türkün
atalarinin bu
yaratma gücü ile nelere muktedir olabilecegini gören
diger gruplar
onlari çekememislerdir. Bu gruplar dünyada esi
görülmemis bir
kandirmacayi büyük bir kurnazlikla gerçek imis gibi
göstererek
insanlarin çogunu kandirmislar ve bu arada eski Türk
dünyasinin dinini
tahrip etmisler, OGUZ adini Tanri adi olmaktan
çikarmayi
basarmislar, Türk dünyasinin dilini hem karistirmislar ve
hem de
paylasmislardir. Bunun neticesi olarak çesit çesit diller
ortaya çikmistir.
Kendi eski Günes
dini ortamindan zorla veya baska usullerle
uzaklastirilmis
olan bazi Tur/Türk gruplarina ismi, dili ve dini
degistirilmis, ve
onlar baska gruplarin kendi maksatlari için biçmis
oldugu yeni din
kavramlari içinde eritilmislerdir. Böylece, Türk
dünyasi kendi eski
kimligini oldukca kaybetmis duruma düsmüslerdir.
Yeni dinler hep
eski Tur/Türk dünyasini kendilerine hedef almis,
geçmiste çok genis
soy kirimina ugrayanlar da yine Turlar/Türkler
olmuslardir. Bu
durum günümüzde de devam etmektedir.
Sözlerimi
bitirirken, Prof. Dr. Ahmet Taner Kislali'nin bir yazisinda
belirttigi, Türk
diline hayran olanlarin su deyimlerini hatirlamakta
yarar var
görüsündeyim:
1. Max Muller:
"Türkçe Türk dilinin yaratici gücünün bir
neticesidir. O
insan düsünüsünün husu veren gücünün bir ürünüdür.
Türkçeden daha
kolaylikla anlasilabilir veya Türkçe kadar hosa giden
baska bir dil
yoktur."
[Max Mulller:
"Turkish is the result of the creative power of the
Turkish langugae.
It is the product of human intellect's awesome
might. There is no
other language which can be understood as easily,
or enjoyed as much
as Turkish." ]
2. Paul Roux:
"Türkçe bir matematiksel dil olup düsünce ve
intellekt ile
doludur."
[Paul Roux:
"Turkish is a mathematical language full of thought and
intellect."]
3. Moliere:
"Türkçe hayran olunmasi gereken bir dildir. Onun
bir kaç sözüyle,
pek çok sey ifade edilebilir."
[Moliere:
"Turkish is language to be admired; you can express a great
deal by a few
words."]
Saygilarimla,
Polat Kaya
==============
Berkmen wrote:
>
> Degerli uyeler,
>
> Once sayin
Burcin Aydogdu'ya tesekkur etmek isterim. Zira
onomatope
sozcuklere yansima sozcukler dendigini bilmiyordum. Bundan
sonra 'yansima
sozcukler' kullanirim.
>
> Sayin Polat
Kaya ilginc bir yaklasimda bulundu. Uzun bir
yabanci sozcugu
parcalarina ayirdigi vakit parcalarini inceleyip
onlarin Turkceden
alindiklarini gosterirse daha inandirici olur
bence. Simdi su
'onomatopeia' sozcugunu ele alalim. 'nom' kok
sozcugu 'nam'dan
alinti ise, ki oldukca mumkundur, alintinin kok
sozcuk duzeyinde
olduguna dikkatleri cekerim. Zira hem
Almancada 'namen'
hem eski Ingilizcede 'nama', hem de
Latincede 'nomen'
ve Yunancada 'onoma' sekilleri var. Modern
Ingilizcedeki
'name'nin neym seklinde okunusu oldukca yeni olmasi
gerekir. Asli
'nam'dir.
>
> Su halde
'onoma'da 'nam' kok sozcugu var ancak bastaki 'o'
ayrimi, bitisik mi?
Bence 'o' ucuncu sahis olarak Yunancada hic
kullanilmadi. O tek
basina 'yuksek' veya 'onemli' anlamindadir. Bu da
yine Turkce yansima
sozcuk olan 'ulu'dan gecmedir. Japoncada
OO 'onemli',
'saygideger' anlamindadir. Francizcadaki 'haut'
(okunusu 'o') ve
Almancadaki 'haupt' da yine 'yuksek' demek olup kok
sozcuk 'ulu' dan
gelmektedirler. Ulu da bir yansima sozcuktur,
dikkatleri cekerim.
Ayrinti icin benim ag sayfama bakin, lutfen.
Eski Yunancadaki
ONOMA da 'onemli nam' anlaminda olup sayginlik
vermektedir. Zira
ancak onemli kisilerin 'nami' vardi. Ayni
Turkcedeki gibi.
'Nami yurusun' denir, 'adi yurusun' denmez.
>
> Onomato'daki
-to takisi belirtgec olup Ingilizcedeki 'the'
ile aynidir.
Turkcedeki -i takisi gibidir. Belirsizi belirli yapar.
Suhalde Nami -->
Ononmato olmaktadir. 'Toa' seklinde ayirmak dogru
degil, bence.
Geriye kaliyor
'poeia' sozcugu. Hind-
Avrupacilar
'poeia'nin 'poiein'den geldigini ve eski Hind-Avrupa
kokunun 'kwei'
oldugunu iddia ederler. Oysaki 'kwei' tek basina
sozcuk olarak hic
bir dilde gecmez. Tamamen uyduruk bir koktur.
Anlami da 'insa
et', 'yig', 'yap' oldugunu iddia ederek
Sanskrit 'kaya'
(beden) sozcugunu ornek olarak gosterirler.
>
> Oysaki 'kaya'
bal gibi de Turkcedir ve kok sozcuk olarak
Sanskrit'e
gecmistir. Yunancaya Kaya ==> Peia (paya) ve
buradan 'poeia' sekilleri
gelismistir. Toparlarsak ONOMATO-
POEIA 'nami
yapilmis' (adi insa edilmis) dolayisiyla dogadan alinmis,
yansitilmis.
Ingilizcedeki 'poem' ve 'poetry' sozcukleri de 'kaya'
sozcugune kadar
iner. Kaya ==> Peia ==> Poem (Bak: The
Heritage
Illustrated Dictionary of the English Language).
>
> Benim gorusum
su ki kok socukler Turkcede halen
yasadiklarina gore
asil kaynak dil Turkcedir. Bu sozcukler alindiktan
sonra nasil bir
araya getirildikleri ve uzun kelimeler turetildigi
onemli degildir.
Hind-Avrupa dillerinde kok sozcuk arayisi tamamen
suni bir
yaratistir. Asli fasli yoktur. Dilciler kendilerine gore
uydurmaktadirlar.
Onemli olan bu gercegi ortaya koyup kok dilin proto
Turkce veya Proto
Altayca oldugunu ispatlamaktir.
>
> saygilarimla
>
> -----Original
Message-----
> From: Polat
Kaya [mailto:tntr@C...]
> Sent: 08 June
2002 19:04
> To:
biz_cevirmenlere_nooluyor@y...
> Subject: Re:
[biz_cevirmenlere_nooluyor] Some Language Experts Think
> Humans Spoke
First With Gestures / NY Times, 18 May 2002
>
> Sayin Haluk
Berkmen
>
> Merhaba. Bu
iletinizde, sözlüklerde asli Grekçe oldugu bildirilen
>
"formation of words in imitation of natural sounds" seklinde
tanimlanan
"onomatopoeia" sözcügünü kullanmissiniz. Ben bu karmasik
sözcügü söyle
görüyorum: 1) "onomatopoeia" < "o-nom-ato-poe-ia" <
Türkçe
"O-NAMi-TOA-IAPIO" ("O adi doga (=TOA) yapiyor",
"buzz",
ve
"hisss" sesleri gibi daha pek çok sesleri doganin kendisi
yapiyor) anlaminda
Türkçe bir deyimin kirilmis hali; 2) < "o-noma-
topoeia" <
"O NAMI-KOPOYA" , K/T degisimi ile, ("Onun adi
kopuya/kopya")
anlaminda bir Türkçe deyim çikiyor ki zaten kelimenin
tanimlamasi da
dogadaki bir sesi "kopya" etmek anlamindadir. Burada
da yine görüyoruz
ki Grekçede geçen bu sözcügün yapiminda Türkçe
deyimlerin
kirilarak yeniden yapilanmasi (anagram) söz konusudur.
Bunu yaparken
kaynak deyimin anlami korunmaktadir.
>
> Böylece eski
zamanlarin evrensel bir dili olan Türkçeden
yalniz
"kök" sözcükler alinmamis, ayni zamanda çogunlukla Türkçenin
deyimleri, yani
birden fazla kök sözcükten yapilmis kavramlari
tanimlayan
deyimleri de alinmis ve baska dillere sözcük yapma kaynagi
olarak
kullanilmistir. Böylece sizinle "kök" sözcükler konusunda
anlasiyoruz. Buna
ilave olarak ben Türkçenin deyimlerinin de alinip
"karmasik"
sözçüklerin yapiminda kullanildigini da görüyor ve
söylüyorum.
>
> Selam ve
saygilar,
>
> Polat kaya