Re: [b_c_n_2003] Sozcukllerin kokeni hakkinda (Bölüm 4/4)

--- In b_c_n_2003@yahoogroups.com, Polat Kaya <tntr@C...> wrote:


Sayin Haluk Berkmen, Sayin Kamil Kartal ve Sayin Arkadaslar,

Ümid ederim sizleri bu uzun yazimla yormadim. Fakat gerekeni de
yazmadan olmaz. Bu yazimin son bölümü. Dilerim zihinlerde var olan
süphelerin giderilmesine hizmet eder olmustur.

Polat Kaya


Bölüm 4/4

10) CONGLOBO (to amass). Bu Latince kelime ile ilgili bir baska
kelime de CONGLOBATIO olup onun için de sözlük (a heaping or crowding
together) anlamini vermektedir. Böylece bu iki kelimenin anlamlari
bir seyi "toplamak, yigin yapmak, top yapmak, pulun yapmak" anlamlari
ile ilgilidir. Bu anlayis içinde simdi kelimeleri ad olgularina
bakalim:

10.1) CONGLOBO Latince sözcügü "CON-G-LO-B0" seklinde ayrilip
"CON-BO-G-LO" seklinde düzenlendiginde Türkçenin "KÜN-BAGLA" (gün gibi
top yap, topla, yuvarlak yigin yap, yumak yap) anlamlarini tasiyan bir
deyimin kirilmis hali oluyor. Bence "gün bagla" deyimi fevkalede
güzel ve anlamli Türkçe bir deyim. Türkçe sözlüklere geçirilmelidir.
Bu eski Türk dünyasin böyle bir deyiminin oldugunun kesin kanitidir.
Dikkat edilmelidir ki Ingilizce "GLOBE" kelimesi de bu Türkçe kaynak
deyimden yararlanmis olmalidir. Günes yuvarlak muhtesem bir toptur,
küredir, yigindir. Çok olasidir ki simdi "bagla" seklinde
saslendirdigimiz Türkçe kelime eskilerde belki de "boglo" seklinde
söyleniliyordu.

10.2) CONGLOBATIO (a heaping or crowding together) "CON-G-LO-BA-TI-
O" seklinde ayrilip "CON-BA-G-LO-TI-O" seklinde yeniden
düzenlendiginde Türkçenin "KÜN BAGLATI O" ( "gün bagladi o", "topladi
o", "top gibi yapti o") anlamli deyiminin kirililp yeniden
düzenlenmis halidir ki bu kavramda Günesin toparlakligi örnek alinmis
olsa gerek.

***

11) CONGREGO (to assemble, to collect into a flock or swarm; of
men, to gather together; with reflex or in pass., to swarm,
assemble). Bu Latince sözün baska bir sekli CONGRESSUS olup (a
meeting; either a friendly meeting, social intercourse, or a hostile
encounter, combat) anlamlari ile tanimlanmaktadir. Bu verilerin
isiginda, simdi kelimelerin ad olgusuna bakalim.

11.1) CONGREGO kelimesi "CONG-REG-O" seklinde ayrilip "CONG-GER-O"
seklinde yeniden düzenlendiginde, g/y degisimi ile Türkçenin "CENG
YERU" (cenk yeri, konak yeri, savas yeri) anlamlarini içeren deyimin
degistirilmis seklidir. Bilinir ki eski Türk dünyasinda cenge
gidenler gruplar halinde konak yerlerinde toplanip konak ederlerdi.
Yani ordunun toplandigi, konakladigi ve olasilikla cenk ettigi yerdir.
Böylece bu gibi toplanma yerlerinde ve en sonunda da cenk yerinde
insanlar ogul vermis ari toplumunu andirirlar. Böyle bir toplanti
yerinde devamli bir toplanma, dagilma, kosusma ve her türlü canlilik
vardir. Bence bu Latince sözcük bir anlaminda konak ve cenk yerini
tanimlayan Türkçe deyimin kirilmis halidir. Kavramla ilgili diger
sözcükler asagida belirtilmistir.

11.2) CONGREGO kelimesi "CONG-REG-O" seklinde ayrilip "CONG-GER-O"
seklinde yeniden düzenlendiginde Türkçenin "CENGE GiR-O" (el ele, bas
basa, gögüs gögüse savasa katilma) anlamli deyimden kirilarak
yapilmistir. Böylece bu da kelimenin savas (combat) anlamini temsil
eden Türkce deyimdir.

11.3) CONGREGO kelimesi "CONG-REG-O" seklinde ayrilip "CONG-GERO"
seklinde yeniden düzenlendiginde kelime Türkçenin "KONaG GERO" (gonak
yeri, toy yeri, sölen yeri, toplanma yeri) anlamlarinda deyimin
kirilmis sekli oluyor. Eski Türk dünyasinin böylesine toy yerlerinde
insanlar bol miktarda toplanip oyunlara, senliklere katildiklari gibi
toplumun önemli sosyal konulari da burada konusulur idi. Böylece
günümüzde "kongre" diye geçen sözcük bu Türkçe temele dayanir
olmalidir.

11.4) CONGRESSUS (a meeting; either a friendly meeting, social
intercourse, or a hostile encounter, combat) anlamli bu Latince sözcük
te "CONG-RES-SUS seklinde ayrilip incelendiginde Türkcenin "
SÖZ-CENGi-eRIZ" (söz cengi yapan eriz, konusarak tartisan kimseleriz,
meçlis üyesiyiz) gibi anlamlar içeren bir deyimin kirilip yeniden
düzenlenmis hali oluyor. Bu da bir mecliste, örnegin, TBMM,
parlemento, ABD Congress'i, gibi topluluklarda, yani fikir çatismasini
(tartismasini) gerektiren bir toplantida olan erleri ve toplantiyi
tanimliyor.

11.5) CONGRESSUS (a hostile encounter, combat) anlaminda alindiginda
ve "CON-GRES-SUS" seklinde ayrildiginda Türkçenin "CAN GiRISi-SÖZ"
(can kirici söz) deyiminden degistirilerek yapilmis oldugu görülüyor.
Bu haliyle sözlü bir çatismayi tanimliyor. Ikinci bir anlaminda "CAN
KIRICI SIZ" (Siz can kiransiniz) anlaminda Türkçe deyim oluyor.
Görülüyor ki Türk dilinde ifade edilebilen bütün bu kavramlar Latince
tek kelime içine toplanmistir.

11.6) CONGREDIOR (a hostile encounter, combat) Türkçenin "CANi
GiR-EDIOR" yahut "CAN-GIRIDIR-O" (sözle ve/veya silahla "can kirma")
anlaminda deyiminden;

11.7) CONGREDI (a hostile encounter, combat) "CON-GREDI" seklinde
Türkçenin "CAN GIRDI" (can kirdi) deyiminden;

***

12.1) CONCRETIO (growing-together) anlamli bu Latince sözcük
"C-ON-CR-ET-I-O" seklinde ayrilip "CR-ON-TE-CI-O" seklinde yeniden
düzenlendiginde, C/K degisimi ile, Türkcenin "KARiNTAKI-O" (garindaki,
olasilikla annenin karninda büyüyen bebek) anlaminda deyimin
kirilmasidir.

12.2) CONCRETIO (growing-together) anlamli bu Latin sözcük
"CON-C-RE-TI-O" seklinde ayrilip "CON-C-ER-TI-O" seklinde yeniden
düzenlendiginde Türkçenin "CAN CiERTI-O" (can-ciyerti o, birliktelikti
o) anlamli olup birbirine çok yakin iki kisinin beraberce büyüdügünü
tanimlayan deyimden kirilmis olmalidir.

***

13.1) CONCLUSION (judgement, decision, decide) gibi anlamlarda olan
bu Ingilizce sözcük "CON-C-LU-S-I-ON" seklinde ayrilip
"CON-I-S-ON-C-LU" seklinde yeniden düzenlendiginde Türkçenin "SONuÇLU
KANI" (sonuç olarak edinilen fikir, kanaat, kani) anlamli degiminden
kirilmis oldugu ortaya çikmaktadir. Her nekadar Türkçede "SONUÇLU
KANI" diye bir deyim olasilikla çok az kullaniliyorsa da, deyimin
Türkçe oldugunu ve "SONUÇ ile ilgili oldugunu ve söylenen "son" sözün
bir "KANI" oldugunu da kimse inkar edemez. Görülüyor ki Türkçe
"SONUÇLU KANI" deyiminin harfleri farkli bir sekilde yeniden
düzenlenerek (anagram) edilerek ayni anlamda olmak üzere Ingilizce
"CONCLUSION" sözü yapilabiliniyor. Bütün bunlar bir kör tesadüfün
neticesi olamaz. Ayni anlamda olan su sözlere de bakalim:

13.2) JUDGEMENT (conclusion, decision, decide) Ingilizce sözü
"JUDGE-MENT" seklinde ayrilip incelendiginde "JUDGE" sözünün Türkce
"I-GADU" (Bir kadi) deyiminden olusturuldugu ve "JUDGE-MENT" sözünün
de Türkçe "I (bir) GADU'Nun DEMEsi" (Bir kadi'nin demesi, mahkeme
neticesi KADI'nin verdigi karar) anlaminda deyimin kirilmis sekli
olabiliyor. Böylece JUDGEMENT deyimi de bir son karar olup bir
"SONuÇLU KANI" dir. Dikkat edilmelidir ki eski çaglarda J harfi yoktu
ve I harfi onun yerine kullaniliyordu. Böylece, daha sonralari
gelistirilmis olan j harfi x, w, v=u=y harfleri gibi, iki yüzlü bir
harf olup kaynak dilin kirilip gizlenmesinde önemli rol oynamaktadir.

13.3) DECISION kelimesi "DE-CI-S-I-ON" seklinde ayrilip "S-ON-IC-DE-
I" seklinde yeniden düzenlendiginde yine Türkçe "SONIC DEyI" (sonuç
deyi, son deyis, son deme, son söz) anlamli bir deyimden kirilmis
oldugu görülüyor.

13.4) CONCLUDERE Latince sözcügü Ingilizce "conclusion" sözcügünün
karsiligi olarak veriliyor. "CONCLUDERE" sözü "CON-C-LU-DER-E"
seklinde ayrilip "CON-E-LUC-DER" seklinde düzenlendiginde Türkçenin
"KANILUKDIR" (kanilikdir, son fikirdir, son karardir) anlamli
deyiminden yapilmis olmalidir.

***

14) CONVINCE (persuade, influence, talk into) anlamli bu Ingilizce
sözcük "CON-V-INCE seklinde ayrilip incelendiginde Türkçenin "KANANCI
U" (kananci o, ikna edilen o, kandirilan o) anlamli deyiminden
kirilmip yapilmis olmalidir, V= U;

***

15) CONCERO (connect join, twine, join in conflict) "CON-CER-O"
seklinde baktigimizda Türkçenin "CANi-KIR-O" yahut "CAN-KIRi-O" (cana
vurma, cani kirma, cani-kir, yani kavga halinde olan iki kisinin
birbiri ile tutusup vurusmasi halindeki birlesmesi, sarilmasi,
tartaklasmasi, vs.) anlaminda deyimden olmalidir.

***

16) CONSIDER (think over, examine, make allowances for;esteem; be
of opinion that) anlamlarinda olan bu Ingilizce kelime "K-O-N-SI-D-ER"
seklinde ayrilip "D-O-SI-N-RE-K" seklinde yeniden yapilandiginda
Türkçenin "DUSINeREK" ("düsünerek", süzü düsünerek konusma, bir seyi
yapmadan önce onu ileri geri düsünmek) anlamlarinda deyiminden
yapildigi da görülmektedir.


***

SONUÇ

1) Bu yazida pek cok latince sözcüklerin üzerinde durarak
onlarin ad olgularinin aslinda kirilmis Türkçe deyimlerden oldugunu
gösterdim. Bunlardan da görüldügü üzere "hiçe saydigim" bir durum
olmadigi gibi, bilakis istenenden daha fazlasini vererek süphelerin
silinmesine çalistim. Bu uzun makale benim yönümden gizli kapali hiç
bir seyin birakilmadiginin isaretidir. Unutulmasin ki ben gizli
kalmis ve/veya gizli tutulmus bir durumun üstünü açmaga çalisiyorum.
Dolayisiyle savimin çok iyi anlasilmasini saglayacak delilleri ortaya
çikarmam gerekir ve nitekim de onu yapiyorum. Açikladigim her sözcük
birer delidir.

2) Bu açiklamalarimda Latincede ve diger Hint-Avrupa dillerinde
bir ön ek gibi görünen "CON" sözünün gerçekte bir ön ek olmadigini ve
kirilan Türkçe deyimlerin kirilma yollu yeniden yapilanmasinda bazi
kisimlarin "CON" seklinde kilif degistirilmis olarak gösterilmis
oldugunu gösterdim. Bence aslinda bir Günes ("KÜN/GÜN") dili olan
Türkçenin bu özelliginin kendisinden kirilip yapilmis olan diger
dillere de "CON" (KAN/KON/KUN)seklinde aktarilmis simgesidir.

3) Türk dilinin geçmisine ilgi gösteren arkadaslarin bu
açiklamalarimi çok ince bir elekten geçirerek incelemelerini
beklerim. Bu da her açiklamanin üzerinde dikkatle durup
söylediklerimi incelemekle olur. Tanitim yeni oldugundan ilk bakista
yadirganmaktadir. Yani bir bakisla durum kolaylikla anlasilir gibi
degildir. Ancak açiklamalar incelendikten sonra iyi niyet ve
samimiyetle yapilmis tenkidler müsbet te olsa menfi de olsa benim
için ayni önemde ve çok makbuldürler. Yeter ki ön yargilardan ve
söylenenleri asagilama gibi tavirlardan uzak olsun. Tenkidler
kelimelerle ilgili olarak yapilmalidir ki sözcüklerin gerçek ad
olgularini anlayalim ve ona göre neticelere varalim. Genel
tenkidlerle hiç bir yerlere varilmaz.

4) Bu yazim ve daha önceki yazilarim Türk dilinin karartilmis
ve/veya unutulmus geçmisine isik tutmaktadir. Daha henuz aydinlanmaya
baslayan durumu yeniden karartmak Türk dili için en azindan yanlis
olur. Genç düsünürlerin önü kesilmis olur. Onlarin "otorite"
sahiplerinden bagimsiz düsünebilmeleri tesvik edilmelidir. Onlar bu
bagimsizligi okul zamaninda pek yapamazlar. Zira gençtirler, bilgi
alma çagindalar ve otoritelerin baskisi altindadirlar. Hiç olmazsa ilk
badireler atlatildiktan sonra bagimsiz düsünebilmeleri çok önemlidir.
Aksi takdir de hap baskalarinin dediklerine "he" demek durumunda
kalinir ki bundan kaçinilmalidir. Elbetteki gerçek bulundugunda "gün
kordu" deyiminde oldugu gibi herkeste gerçekle hemfikir olur.

5) Dikkat edilmelidir ki biz bu islemlerde kirilmis haliyle
bilinen bir Latince veya Ingilizce sözcügün simdiki halinden geriye
giderek onun adina kaynak olan Türkçe deyimi bulmaya çalisiyoruz.
Ancak Latince veya diger Avrupa dillerine sözcük üretenler neyi neden
yaptiklarini yüzde yüz güvence ile bilebilir. Diger bir degimle ancak
dil malzemesini kaçiran neyi kaçirdigini bilir. Bu isten haberi bile
olmayan kaynak dil sahibi neyin kaçirildiginin farkinda dahi degildir.
Böyle olunca elbetteki günümüzdeki arastirici karanlik içindedir.
Bunun bilinciyle biz ancak eldeki verileri kullanarak sifrelenmis bir
deyimin ilk halini bulmaya çalisiyoruz ki gerçek kodlamayi (islemi)
bilmedigimizden Latince ve Ingilizce kelimelere kaynak Türkçe deyimin
yüzde yüz dogru oldugundan elbetteki emin olamayiz. Fakat Latince ve
Ingilizce kelimelerin yapilari ve anlamlari ile Türkçe kaynak
deyimlerin yapilari ve anlamlari arasindaki benzerlik orani 90%
astigina göre benzerlikler tesadüflerin eseridir gibi bir iddia
yapilamaz, yahut gösterdiklerimiz "uydurmadir" seklinde bir yorumlama
ile kesilip atilamaz.

6) Gerek Latincede ve gerekse Ingilizce de kavramlar çogunlukla
dolayli olarak tanimlanmislardir. Ingilizcenin "concrete" sözü ile
tanimlandigi gibi: bir seyin kendisini tanimlama ile onun
özelliklerini tanimlama birbirinden farklidir. Kavramlarin soyut
özelliklerini tanitan tanimlamalar kavramlari bulanik bir kimlige
büründürür. Bilhassa baska bir dilden alinip kimligi degistirilerek
yapilan sözcüklerin kimligini gizlemek için kullanilan iyi bir
tekniktir. Bu da "anagram" yönteminin baska bir inceligidir.

7) Basindan beri bu yazimda yaptigim açiklamalarim Türk dilinin
geçmisteki gelismis haline ve o geçmiste basina gelenlere isik tutar
yetenektedirler. Onlari incelememek Türk dilini geçmiste kaçiranlari
rahatliga kavusturur. En azindan Türk gençliginin bilmesi gereken
hususlarin kendisinden inkar edilmesi olur. Her Türk insani
okudugunun dogruluguna ve egriligine kendisi karar verebilmelir. Artik
herhangi bir konuyu okumak, anlamak, hakkinda arastirma yapip bilgi
toplamak ve konu ile ilgili yazilari bulup incelemek, düsünerek
sonuçlar çikarmak akademisyen olsun veya olmasin kimsenin tekelinde
degildir. Türk insaninin gerçegi kendisinin görebilecegi yetenegine
sahip olduguna inanan birisiyim.

8) Dikkat edilmelidir ki gerek Latince ve gerekse eski Grekçe
dillerin kelimelerinden bazilarini inceledigimizde onlarin Türkçe
deyimlerden kirilarak yapilmis oldugunu, en azindan öyle bir
görüntüyü verdikleri görülmektedir. Bu görüntüyü yüzlerce kere
izledikten sonra, bir merakli dil bilimci olarak, bu benzerligin
neden oldugunu iyice ögreninceye kadar dikkatimizi ondan ayiramayiz.
Biz bunu yapmaktayiz. Simdiye kadar hep kapali kalmis kapilarin
arkasindaki gizlilikleri gün isigina çikarmaya çalisiyoruz. Açilan
kapi araligindan içeri bakmak isi de okuyucunun kendine kalmis bir
seçenektir.

9) Uzun zamandan beri Türkçenin kirilma yollu ("anagram") Hint-
Avrupa ve Semitik dillere kaynak dil olarak kullanilmis oldugunu
tekrar tekrar söyledim. Söylediklerime olasilikla inananlar oldugu
gibi onlari süphe ile karsiyanlar da vardir. Bu çok dogaldir.
Baslangiçta herkesin söylenenleri ayni acidan görmesi beklenemez. Taki
söylenenlere üzerinde düsünme firsati verilsin ve gerçek görülmüs
olsun. Bu da elbetteki zaman alacak. Benim yönümden gerek Latincede
ve gerekse Ingilizcede ve/veya diger Hint-Avrupa dillerinde Türkçe
kaynakli oldugunu gösterdigim sözcüklerin her biri tezimi isbatlayan
birer belgedirler. Daha açikcasi Latinçe, Grekce ve diger Avrupa
dilleri Türkçeden yapilmis dillerdir. Bundan hiç süphem yoktur. Bunun
gerçekligini gösteren pek çok sözcügü tesbit etmis durumdayim. Onlari
görmemezlige gelmek gerçege arka çevirmek olur.

10) Latince, Grekçe ve onlardan kaynaklandigi iddia edilen diger
Avrupa dilleri sayet bir sözcügünü Türkçeden kirarak yapmissa bin
tanesini de ve/veya dilinin hepsini de Türkceden kirarak yapmamasi
için hiç bir sebep yoktur. Var olan bir dili kirip ondan yeni bir dil
yaratma teknigi bir kere bilindikten sonra gerisi çorap sökügü gibi
gelir. Bilinir ki Semitik Akkadlar kendilerine bir TUR dili olan
Sümerceden dil yapmislardir. Bu teknik bilindikten sonra baskalarinin
da yapmamasi için sebep olmasa gerek. Çünkü yeni dil yapmada isin en
kolay yolu budur. Onlarin gittigi yoldan baskalarinin da gitmesi kadar
dogal bir sey olamaz.

11) Latince günümüzde konusulmayan ölü bir dil olarak bilinir.
Acaba neden ölmüs bir dil? Benim edindigim kani sudur ki Latincedeki
sözcükler çok düz kirilmis. Yani diger Avrupa dillerine nazaran daha
kolaylikla desifre edilebiliniyor. Bu riskli görüntü onun Türkçeden
yapilmis oldugu gerçegini kolaylikla ele verebilirdi. Diger taraftan
ondan türetilmis diger dillerde ise kirma isi fazlasiyla
gerçeklestirilmis ve kaynak dilin gizlenmesi çok iyi basarilmistir. Bu
basaridan sonra Latinceye gerek kalmamistir. Üstelik yeni Avrupa
dilleri için kaynak dil olarak "refere" edilebilinecek ölü bir dil de
yaratilmistir. Sayet bir sözcük Latincede degilse merak edilecek bir
hal yok zira bu sefer kaynak olarak eski Grekce gösterilebilinir. O da
olmazsa daha baska kaynaklar gösterilebilinir. Böylece Bati dillerine
gerçek kaynak olan Türkçe iyice karanliga gömülmüs ve adi anilmaz
olmustur.

12) Bu yazida verdigim bütün örneklerde Türkçenin ne muhtesem bir
dil oldugunu ve diger dillere çevrilmesinde ne büyük kolaylik
sagladigini örnekleriyle göstermis olduk. Bunu demek diger dilleri
küçümsemek demek degildir. Türkçe kendisi yönünden eski
Tur/dünyasinin Gök-tanrisini izleyen, onun kavramlarina dil olan eski
dünyanin evrensel dili olup TUR dili, Günes Dili ve Oguz Dilidir.
Tanri adlariyla tanimlanan bir dilin "Günes" dili olarak tanimlanmasi
da dogal bir tanimlama olsa gerek. Çünkü Günesin kendisi, eski Tur
adetlerince, TUR sözünde de saklidir. Düsünülmelidir ki hakanlarina
Tanrinin adini ünvan olarak veren eski Tur dünyasi kendi diline de
yine Tanri OGUZ'un adini vermis olmasi çok dogaldir. Oguz, üçlü
Gök-Tanrinin. Tanrisina OGUZ ve diline AGUZ seklinde ad seçmek
tesadüflerin neticesi deyildir. Böyle üstün bir dili basarmis olan
eski Tur/Türk insanini ve onun yaraticiligini, töresini çekemiyenlerin
olabilecegi de kendiliginden asikardir. Türk gençliginin bunlari iyi
bilip kendine, tarihine, töresine ve en basta da diline sahip çikmasi
gerekir ve onlarla ne kadar övünse yeridir. Aciklamalarimda
söylediklerimi yabanci dilbilimciler bilmez ve bilse de söylemezler.
Söyledikleri zaman tarihin ve dillerin yapilisi hakkindaki görüslerin
yeniden yazilmasi gerekir. Günün birinde eski dünya tarihinin,
bilhassa Turlarin tarihini ve Tur dilinin, Avrupa ve Semitik dillerin
tarihinin yeniden yazilacagindan eminim. Zira bu açiklamalarim
dillerin nasil gelistigini izah etme bakimindan yeni bir ufuk
asmistir. O kolaylikla inkar edilemez.

13) Sayin Arkadaslar, izninizle ben de bir üzüntümü ve/veya
sikayetimi dile getirmek istiyorum. Söyle ki: sayet Latince,
Ingilizce ve Türkçe ile ilgili böyle karsilastirmali bir yaziyi benim
yerime (yani Türkçe adli bir Türk yerine) diyelim ki "W. Z. Exvay"
adli birisi yazmis olsaydi eminim ki dilbilimcilerimiz hemen
incelemeye baslar ve çok olasilikla sitayiskar sözlerle basa çikarmis
olurlardi. Ne var ki yazarin adi Türkçe olunca durum hemen
degisiyor. Süpheler tepe noktaya çikiyor. Bu durum en azindan "Türk
olan birisinin bu gibi seyleri düsünemez oldugu" mesajini
vermektedir. Bu çok olumsuz bir tavir. Bu tavri ile Türk insaninin
kendisinden olanlara karsi güvensizlik telkin eden bir olumsuz bir
tavirin oldugu ortaya çikiyor. Kendimizden olanlara karsi bu kadar
olumsuz yargi kullanmamiz neden? Bir seyi "W. Z. Exvay"
söyleyince "inanilir" ve "bilimsel" oluyor da fakat ayni seyi bir
Türk söyleyince inanilmaz oluyor. Istenir ki kiyaslama kurallari,
konusanin soy kimligine bakilmadan her kes için ayni olsun. Türk
kendi kendini her kesten önce inanilmaz yapinca baskalarinin da ayni
yargiyi yapmalari kaçinilmaz olur. Bence Türklerin kendilerine ve
kendinden olanlara güveni artmalidir. Kendine güvensizlik en basta
insanin kendisi için ve sonrada ait oldugu toplum için zararli ve
tehlikelidir. Ümid ederim ki bu konudaki görüsümde yanildigimi bana
söylemis olasiniz.

14) Sözlerime son verirken Encyclopaedia Britannica'nin Britannica
World Language Dictionary (EBWLD, 1963, Vol. 2, p. 1353) adli
sözlügünde verdigi TURANIAN" ile ilgili tanimlamasini sizlerle
paylasmak isterim. Ingilizce olaraka diyorki:

"TURANIAN. of or pertaining to a large family of agglutinative
languages of Europe and northern Asia, neither Indo-european nor
Semitic, specifically known as the Ural-Altaic languages, or any of
the people who speak them. As noun. 1 one whose mother tongue is a
Ural-Altaic language; a person of Ural-Altaic stock. 2 the
Ural-Altaic languages collectively. 3 THEORETICALLY, ONE OF AN UNKNOWN
NOMADIC PEOPLE WHO ANTEDATED THE ARYANS IN EUROPE AND ASIA. [Persian
Turan, a country north of the oxus river]."

Bu tanimlamanin 3. Ifadesi bilhassa üzerinde durulmasi gereken bir
ifade olup geçmiste Tur/Türk dünyasiyla ilgili bir gerçegin üstü
kapali ve kaypak bir dille itirafidir. Ayrintiya geçmeden önce hemen
sunu belirtmeliyim ki bu yazinin son cümlesinde ki "Persian Turan"
deyimi yanlis ve saptirilmis bir ifadedir. Her kes bilir ki "Turan"
sözü özbe öz Türkçedir ve onu "Farscaya" aitmis gibi göstermek en
azindan dilbilimcilik yönünden gerçege aykiridir. Türklerin dil malini
kaçirip baskalarina mal etme gayreti nedendir?

Yukarida verdigim Ingilizce ifade ile deniyor ki daha ortada
kendilerine "Aryan" diyen Hint-Avrupalilar yok iken Turanlilar Asyada
olduklari gibi Avrupanin da yerli insanlariydi. Bu çok önemli bir
itiraf. Bunu her defasinda gün isigina çikarmak gerekir. Zaten
Türkler de eski dünyada atalarinin Avrupa dahil dünyanin dört bir
tarafina yayilmis olduklari bilincindedirler ve onu söylüyorlar.
Fakat nedense bu gerçek gözardi ediliyor.

Daha Avrupali ortalarda yok iken, Tur insani Avrupanin dogusundan
batisina ve kuzeyinden güneyine kadar her yerde var iken, günümüzde bu
eski Turlarin nesillerinden pek kimseyi bulamiyoruz. Sayet varsa da
hepsi asimile edilmis, kimlikleri, dilleri ve dilleri degistirilmis
oldugundan Avrupada kimlerin eski Turlarin torunlari oldugu taninamaz
olmustur. Bir baska deyimle, Hint-Avrupalilar Avrupaya geldikten ve
icad ettikleri yeni dinleriyle Avrupaya yayilmaya basladiktan sonra
eski Avrupa insaninin soy rengi degismis, yerli Tur insanlari yok
edilmis ve tarihten silinmisler. Onlarin dilleri de konusulmuyor.
Nedense tarihte kaybolanlar hep Tur asillilar olmus ve onlarin
gelistirmis oldugu kültür ve uygarliklara sahip çikilmis, fakat
onlarin kendileri ise "kim olduklari bilinmeyen nomad kimseler" olarak
vasiflandirilmistir. Bu da pek bilimcilige sigmayan bir durum.

Halbu ki bilinmesi gereken gerçek sudur ki bu günkü Asya ve Avrupa
medeniyetlerin kökünde eski Tur/Türk insaninin gelistirmis oldugu
uygarlik vardir. Simdi sormak gerekir: Ne oldu Avrupanin bu yerli
TUR insanina? Nerede onlarin köyleri, sehirleri, diger yasama
yerleri? Nerede onlarin dagina, tasina, topragina, göllerine,
denizlerine, vs. verdigi adlar? Neden onlarin TURSI (Turçe) dili
artik konusulmaz olmus Avrupada? Yoksa dünyada bütün dillerin
bir-atasi (proto-dil) olarak tanimlanmaya çalisilan sözde "NOSTRATIC"
sözü ile binlerce sene evvelinden eski Avrupanin yerlisi olan
"TURLARIN" dili mi kasdediliyor? Yani kilifi degistirilerek Avrupai
bir dil görüntüsü verilen bu Bir-Ata (proto) dil gerçekte eski
Turlarin TURSI dili yani Turçe/Türkçe dil olmasin? NOSTRATIC sözü
yüzeysel olarak alinip, sorgu-sualsiz kabul edilecegi yerine bu çok
önemli sorularin üzerinde israrla durulmali ve onlarin açiklanmasi
yapilmalidir. Biz gerek bu yazimizda belirttigimiz açiklamalar ve
gerekse daha önceki yazilarimizla bu hususlara ve en azindan
Latincenin Türkçeden kirilmis bir dil olduguna isik tutan açiklamalar
vermisizdir. Bunlar da yabana atilmaya.

Bölüm 4/4 'ün ve tüm yazinin sonu.

Selam ve sevgiler,

Polat Kaya

20/12/2002

============

Haluk Berkmen wrote:
>
> Part 1.1Type: Plain Text (text/plain)



Sayin Polat Kaya,

Ingilizce sozcuklerin pek cogu Latinceden Ingilizceye gecmislerdir.
Ingilzce bir sozcugun Turkceden kirilirak olusturulmus oldugu gorusunu
ileri surmeden once Latince karsiligini arastirmakta yarar vardir
sanirim. Boylece hata yapma payi azalir ve karsinizdaki karsi goruse
sahip kisilerin iddialarinizi tumden red etmeleri de guclesir.

Ben sizin tumden yanlis fikirler ileri surdugunuzu soylemek
istemiyorum. Lutfen beni yanlis anlamayin. Size karsi olmak degil,
destek olmaktir amacim. Ancak GDK'yi savunanlar da bazi goruslerinde
asiriya kacip kuramin tumden red edilmesine neden olmuslardir. Bu
bakimdan bir savi ileri surerken tum yonleri ile arastirip saglam
delillerle ortaya cikmak o savin kabul gormesini kolaylastirir.
Elbette ki her yeni sav direncle karsilanacaktir. Buna sasmamak lazim.
Insanin yapisinda yeniliklere karsi direnmek vardir. Her konuda bu
boyledir. Dolayisiyle yenilikleri kucuk dozlarda sunmak ve ihtiyatli
davranmakta yarar vardir.

Bir ornek olarak, CONFIDENCE sozcugune bakalim.

Diyorsunuz ki:

" Türkçe "güven" anlaminda olan Ingilizce" CONFIDENCE"
(< KONF-IDENCE) ile Türkce "KÜFEN-EDENCI" ("güven edenci") deyimleri
hem dil yapisi bakimindan ve hem de anlam bakimindan sayani-hayret bir
benzerlik arzetmektedirler."
Bu sozcuk CON-FIDENSE seklinde ayrilmalidir, CONF-IDENSE degil.
Zira Latince CON on eki "birlikte" anlamini tasir. Ornekler:

concero : connect join, twine, join in conflict.
concilio : to assemble, bring together.
concilio : to make friendly, procure the favor, bring together.
concilio : win over, reconcile, unite /cause.
concilium : conciliation.
concilium : council.
concino : to sing together, celebrate.
concipio : to take or lay hold of, receive, take in/ conceive.
concisus : cut up, broken, brief, concise.

concordia : concord, harmony, agreement.
concordis : harmonious, united.
concordo : to harmonize, unite.

concretio : growing-together.
concurro : to concur.
confirmo : to confirm.
congero : to collect, compile.
conglobo : to amass.
congrego : to assemble.
Diger taraftan FIDE "itimat, guven, vaat" anlamlarini tasir.
Ornekler:

fidelitas : fidelity, loyalty, homage.

fidens : confident, without fear, courageous.

fides : promise, assurance, word of honor, engagement.

fides : trust, confidence, reliance, belief, faith.

fides : trustworthiness, protection

Su halde CONFIDENS veya CONFIDENCE "Birlikte, karsilikli itimat,
guven" anlamindadir. Simdi bu iliski ve sozcukleri hice sayip
KUFEN-EDICI derseniz saviniz biraz zayif kalir.

Diger taraftan hakli oldugunuz bircok nokta var. Ornegin OKUZ ile
OGUZ , UZ, GUZ arasindaki iliskileri aciklamalariniza tamamen
katilirim. Benim "OK sozunun kokeni" elmegim oldukca ayrintili olarak
bu sozcugu incelemistir.

Savimizin guc kaybetmemesi icin yukardaki goruslerime onem vermenizi
ozellikle rica ederim.

saygilarimla

Haluk Berkmen