Re: [b_c_n_2003] Re: Sozcukllerin kokeni hakkinda (T.Turan-K.Kartal)

Sayin Tevfik Turan Bey,

1. Kamil Beyin bana hitaben yazdigi iletisinde size atfen
isaretledigi su sözlerinizi ilk yazdiginizda da yadirgamistim. Henüz
ben "anagram" konusunu tanitirken yazdiklarimi ima ederek demistiniz
ki: "-zaten butun sozcukler Turkce'den kirilmistir, o halde
Turkce'ye yabanci sozcuk ihrac etmekten cekinmemeliyiz...". 
Kamil Bey de simdi bu görüsünüzu yeniden dile getirmis.

1.1 Yukaridaki ifadeniz yanlis bir yorumlamaya ve mantiga 
dayaniyor. Dikkat edilmelidir ki, örnegin, Ingilizcenin 
sözcüklerinin Türkçeden kirilmis olarak yapilmis oldugu iddiasi ile 
Ingilizce kelimeleri Türkçeye doldurma isi birbirinden farkli 
konulardir. Birinden digerine geçilemez. Bu yorumlamanizda bir nevi 
elma ile portakal birbirine karistirarak buruk bir tad veriyorsunuz. 
Böyle bir varsayimla Ingilizceyi Türkçeye doldurursaniz Türkceyi 
yikarsiniz. Halbuki ben bu ortamda, her defasinda Türkçenin 
muhtesemliginden bahseden birisi olarak, böyle bir öneriyi söylemek 
söyle dursun ima bile etmedim. Buna ragmen sizin böyle bir yorum ve 
öneride bulunmaniz bir söz oyunundan baska bir sey olmamisti. Daha 
dogrusu konuyu gerçek yörüngesinden bilerek baska yöne çekmistiniz. 
Bunu sizin inanmadiginiz fakat benim üzerinde israrla 
durdugum "anagram" konusuna atmak istediginiz bir çelme olarak 
görüyorum. Söylediklerime inanmiyorsaniz o sizin seçeneginiz. Sizi 
zorlayan yok. Perdeleri açarsaniz içeri isik girer, açmazsaniz 
içerisi karanlik olur. 

2. Kamil Kartal Bey'e iletiniz de GDT için "Daha önce de yazmıştım,
ben bu teoride spekülasyondan başka bir şey göremiyorum" diyorsunuz. 

2.1. Tevfik Bey "GDT nin bir çikmaz ve/veya bir spekülasyon" oldugunu
düsünmek sizin görüsünüz. Bu görüsünüze saygi duyarim. Bunu dedikten
sonra, GDT hakkinda sizden farkli düsünenlere sizin de ayni hos görüyü
göstermeniz gerekir. Onun için lütfen izin verin de kendi kendine
düsünebilenler de düsündüklerini serbestce izleyebilsinler. Bu isle
ugrasanlarin önünü kesmek görevini neden yükleniyorsunuz? GDT
hakkinda söylenenler simdilik bir "spekülasyon" bile olsa, bir gün
GDTnin gerçek olmayacagini nereden biliyorsunuz? Bence, Tur/Türk 
dünyasinin geçmisi, bazilarinin anladigi gibi dar anlamli bir geçmis 
olmayip, bilakis dünya çapinda bir geçmistir. Bu öyle bir geçmis
ki onun varligini gösteren en azindan tasdan yapilmis sayisiz eserler
dünyanin her yanina serpilmis. Bizler bu geçmisi görmüs olmanin
heyacani içinde iken sizler bu görüslerimizi dahi dile getirmege engel
olmaya çalisiyorsunuz. Halbuki daha tesvik edici olmaniz gerekmez mi? 
Böyle bir geçmis varsa, onunin var oldugunu "spekülasyon" yapmadan 
nasil ortaya çikarabiliriz? 

2.2 Daha öncede belirtmistim, sayet bir kavrama inanmazsaniz, onunla
ve/veya onun hakkinda hiç bir sey yapamazsiniz. Düsünün ki Türklerin
cedleri en azindan Günes dinine, yani Günesin TANRI olduguna o kadar
güclü bir sekilde inanmislar ki o inancin isiginda muhtesem bir din
töresi, dil töresi ve sosyal töreler yaratmislar. Dünyada yapilmis en
muhtesem abideler Günes için yapilmistir. Eski TUR Misirlilarin 
yapmis oldugu piramidler bunun en görkemli isaretleridir. O 
pramidlerin daha küçük benzerlerini Dogu Türkistanda da buluyoruz (en 
azindan toplu olarak bir arada yüz adet), Çinde, Güney Amerikada ve 
de dünyanin baska yerlerinde de buluyoruz. Dünya eski Tur/Türk 
dünyasinim medeniyetinden geçmiste yararlanmis oldugu gibi halen de
yararlanmaktadir. Ve sunu da hemen belirteyim ki eski Misir,
inkârlara ragmen, dünyanin en uzun ömürlü Türkçe konusan Tur/Türk
devleti idi. Bütün bu gerçekler ortaya çiktiginda, dünyanin bilinçli
olarak ne kadar yanlis yönlendirilmis oldugu gün gibi açiga
çikabilecek. 

2.3. Artik arastirma, okuma, konular hakkinda en inceligine kadar
düsünme ve yazma küçük bir grup çikarci dincinin tekelinden çikmistir.
Simdiye kadar dünyayi yönetmis olan din teskilatlarinin kendi
çikarlari hesabina dünyayi nasil yanlis yönlendirmis olduklari pek çok
düsünürler tarafindan dile getirilmektedir. Eski dünya tarihinin ne
kadar çarpitilmis oldugu gerçegi yavas yavas gün isigina çikmaktadir. 
Bu gerçeklerin genis bir insan kütlesi tarafindan bilinmesi elbetteki
bir hayli zaman alacaktir. Eski Tur/Türk dünyasi ile ilgili gerçekleri
bir çogumuz kendi zamanimizda görmeyebiliriz, fakat sebat içinde
çalisan yeni nesil gençler pek ala görebilirler. Bundan benim hiç
süphem yok, yeter ki birileri onlarin önüne set çekmesinler. 

2.4. Belirtmem gerekir ki bu gruba baslayali beri bu sayfalarda kitap
dolusu örnekler vererek açiklamalar yaptim. Lütfen dil ile ilgilenen
bir bilim adami olarak samimiyetle söyleyin hangisinin üzerinde
durdunuz, düsündünüz ve ikna etmez buldunuz? Sebeplerinizle
görüslerinizi bildirmeniz çok yararli olurdu. Fakat onu yapmak yerine
menfi olmayi tercih ettiniz. Belli ki baskasini tenkid etmek daha
kolay. Fakat asil zor olan yepyeni bir görüsü ortaya çikarip bütün
alisilmis akimlara karsi ilan edip onun korunmasini yapmak. Günümüzde
bilinen pek çok dillere, bilhassa Hind-Avrupa ve Semitik dillere
Türkçeden kirma yoluyla, yani Türkçe sözcük ve/veya deyimleri az veya
çok degistirerek, sözcükler üretildigi görüsü bana ait. Onun
mudafaasini yapmak ta bana düser. Kavramin gerçekligini göstermek için
sayfalar dolusu açiklamalarda bulunarak görüslerimi sizlerle
paylastim. Ve bunu yaparken de siz de dahil olmak üzere kimsenin
kolunu da büktügüm yok. Alan alir almayanin yolu açik. Fakat siz ayni
görüste degilsiniz diye, "sevinç" veya baska çocugumsu duygularinizi
dile getirerek yolumu kesmeye kalkismayin lütfen. Sunu da belirteyim
ki bu konuda inancim o kadar derin ki dünyada ona inanan tek kisi
olarak kalsam yine ayni iddiayi yapmaktan çekinecegimi sanmayin. 

3. Diyorsunuz ki: 

"Benim çekincem, daha önce yazmıştım, siz de bütün GDT yandaşları 
adına hararetle reddetmiştiniz, bu düşüncelerin bir "eski dil - üstün 
millet" söylemine bağlanması. Ben bu söylemin dil açısından doğru, 
millet açısından hayırlı olmadığı görüşündeyim."

3.1 Kendinizin de dedigi gibi "her yenilik baslangicta "spekulasyon"
dediginiz kavramla baslar. Benim yönümden konu "spekulasyon" dönemini
çoktan asmis bulunuyor. Eski Tur/Türk dünyasinin evrensel, çok
gerçekçi ve mantikli olan Gök-Tanri "Günes" dinine çok güclü bir
inanis ile baglanan eski Türk dünyasi insanlari dillerinde pek çok
kavrama bu dinden kaynaklanarak ad vermis bir millet olarak çok
muhtesem bir din ve dil kütürü yaratmis sayilir. Tur/Türk dünyasini
sahte "pagan" tanimlamasi ile yere batirmis olanlarin aralarindan
gerçegi görenlerin kendileri dahi izledikleri dinlerinde her kavrami
sözde "paganlardan" aldiklarini itiraf ederken ve onun tartismasini
yaparlarken, bizim konunun üzerine biraz olsun egilmemiz neden
sakincali oluyor? Yoksa Türk insaninin atalarinin yaratmis oldugu
muhtesem medeniyete sahip çikmamiz birilerini rahatsiz mi ediyor? 

3.2. Sunu da tekrar hatirlatmak isterim ki dünyaya "pagan" diye
tanitilanlar eski Tur/Türk dünyasinin Türkçe dilli Turanli
insanlariydi.. Dikkat edilmelidir ki içinde yasadigimiz sahte
dünyanin tanitimini yapanlarin sözlügünde "Tur/Türk adi pek geçmez. 
Onun yerine dolayli bir sekilde "pagan", "heaten", vs., gibi
yaniltici ve küçültücü sahte adlar kullanilir. Tipki daha çok yakin
zamana kadar Asyadaki Türk insanini Sovyet Rusyanin "müslüman"
halklari seklinde renksiz ve kimliksiz olarak tanittiklari gibi. Iste
bu gibi bilinçli sahte tanimlamalarla dünyanin rengi degistirilmistir.
Isterseniz kendi arastirmalarinizi kendiniz yapin. Varacaginiz
netice yine ayni olacaktir. 

4. Diyorsunuz ki:

"Bilimde elbet spekülasyon da yapılır, ama bu arada her spekülasyonun
dayandığı maddî bir desteğin olması beklenir. Bu destek, dil söz 
konusu olduğunda, çeşitli dönemlerden toplanmış olan malzeme ile 
dillerin değişimindeki kurallardır. Bu kuralların arasında ise, "her 
şey olabilir" kuralı yoktur."

4.1 Bey Efendi bu sizin izlediginiz bir yöntem. Verilen iki nokta 
arasinda birinden digerine giden sayisiz yol vardir. Bazi kisiler 
kendi yolunu kendi seçer. Illa da sizin gittiginiz izden gitmemiz 
gerekir diye bir kural yoktur. Çogu yenilikler hep kendi yolunda 
gidenler tarafindan gelistirilmistir. Ben de kendi yolumda gitmegi 
baskasinin izinden gitmege tercih eden birisiyim. 

4.2. Siz "Bu kuralların arasında ise, "her şey olabilir" kuralı
yoktur" diye söylerken bununla asil söylediklerimizi kasdedilen
konudan çikarip baska bir alana sapittiginizin farkinda misiniz? Biz
bu sözü söylerken "anagram" konusunu konustugumuzu hatirlamaniz
gerekir. "Anagram" konusunda "kuralsizligin kural" olmadigini nerden
biliyorsunuz? Adamlarin kendileri dahi itiraf ederken siz böyle bir
sey olamaz diye hemen yolu kesiyorsunuz. Halbuki elin oglu bunu
olasilikla en az ikibin seneden beri yapmis ve yapiyor. Biz ise daha
bu isin yeni farkina variyoruz. Ben bu durumu gün isigina
getirmeseydim belki bir bin sene daha uyuyabilirdik. Size,
inkârlariniza ragmen, onun yüzlerce kanitini verdim. Sizin
dediklerimi "desteksiz" diye tanimlamaniz olsa olsa ya olumsuz ön
yargilarinizdan ve/veya konuya simdiye kadar hiç bir sekilde asina
olmamanizdan olmalidir. 

4.3. Ayrica bu ifadelerinizden anlasilan sudur ki "anagram" 
kavramini hic anlamamissiniz. Defalarca anlattik. Adam aliyor 
Türkçenin herhangi bir sözcük veya deyimini ve onu diledigi sekilde 
karistiriyor ve sonunda ondan yeni bir kelime veya deyim yapiyor. 
Bunu yaparken hiç bir kuralla kendisini de baglamiyor. Isine ve 
maksadina nasil geliyorsa kelime veya deyim içindeki harfleri ona 
göre düzenliyor. Bazi ünlüleri düsürebildigi gibi bazilarini da 
degistirebiliyor. Hatta kelimenin seslendirilmesini bile 
degistiriyor. Kelimenin anlami konusunda ise kaynak kelime veya 
deyimin anlamini ve/veya kavrami taninlayan baska bir Türkçe ifadeyi 
yeni kelimeye anlam olarak sakliyor. Bu oluyor "anagram" teknigi. 
Zaten sözün kendisi bile Türkçe "onu-giram" ("onu kiram") deyiminden 
baska bir sey deyil. Bu fevkalede uyumsal bir teknik. Bunu anlamak 
sizin için neden zor?. Bütün açiklamalarimdan sonra, açik 
görüslülükle konu ile ilgili kendi arastirmalarinizi yaparsaniz, 
eminim ki varacaginiz netice sizi de sasirtacaktir. Siz "anagram" 
konusunda böyle bir çalismayi yaptiginiz görüntüsünü dahi 
vermiyorsunuz. Bunu yapmamissaniz, o zaman verdiginiz görüsler hiç 
bir degeri olmayan ön yargidan baska bir sey olamaz. 

4.4. Daha önce de belirtmistim bir okuyucu olarak dilediginiz sekilde
düsünebilirsiniz. O sizin hakkiniz. Fakat yazdiklarim hakkinda sizin
olumlu veya olumsuz düsünmeleriniz de beni hiç baglamaz. Üstelik 
söylediklerimde kimsenin onayina da ihtiyacim yok. Ben buluslarimi
kendi gördügüm sekilde yazan birisiyim. Söylediklerim baskalarina ters
düsecek diye bir kaygum da yok. Sadece bildiklerimi ve gördüklerimi
bu ortam içinde ilgilenlerle paylasmak istiyorum. Daha evvel de
söylemistim, size söylediklerimi siz pek baska bir yerde isitmis
degilsiniz. Isittikleriniz çogunlukla mensup bulundugunuz milleti
küçümseyen sözler oldugu için günümüz Türk insaninin maneviyatini
kirici ve belini bükücü olmustur ve olmaktadir. Ben en azindan o
durumu düzeltmeye çalisiyorum. 

4.5. Bir baska husus ta sudur ki lütfen Türklerin cedlerini bu günkü
halimize bakip küçümsemeyelim. Insan beyni bu gün ne ise çok
olasilikla yüz bin sene evvel de yine ayni idi. O zamanlar da ne
muazzam düsünenler olmustur. Bunu kimse inkar edemez. Fakat ne var ki
o zaman ki teknik ile simdiki teknik arasinda fark var. Hepsi o
kadar. Yaziyi icad edip dünyaya veren eski Tur insani bu günkü
düsünürlerden daha geri sayilamaz. Eski Tur insaninin yaziyi icad
etmis oldugu inkar ediliyorsa bu birilerinin isine öyle geldigi
içindir. Orta Asya en azindan Türklerin atalarinin damgalariyla
doludur. Yedibin sene evvelinden Orta Asyadan kalkip NIL nehrinin
kiyilarina (eski Misira) gelip yerlesen Tur/Türk insanlari yanlarinda
getirdikleri yazi teknigi ile, eski Misirin günümüze kadar gelen
resimli yazilarini gelistirmislerdir. Eski Masarin Türkçe olan dili
zamanla degiserek ve degistirilerek günümüzün Arapca denen dili
olusturulmustur. Turanli Sumerlerin yazilari Tur/Türk dünyasina
aittir. Tur/Türk dilinin tek heceli ve eklemeli bir fonetik dil olusu
onun yazi ile yazilmasini kolaylastiran en mükemmel özelligidir. Bu
haliyle eski dünyanin evrensel dili olan Tur/Türk dili ilk yaziya en
uygun dildir. Eskinin kasitli dinci dilcileri Türk'ü Türkten kirarak
ayirmasini basarmistir. Yani Sumeri, Masari, Saka'yi, Etrusk'ü, Troy
(Tur-öy) / Trova (Tur-Evi) insanini, Dravid (Dur/Tur-Evidi) insanini
ve bunlar gibi pek çok diger Tur insanini kirip Turdan/Türkden ayirmis
olmasinin arkasinda ne politik sebeplerin oldugunu arastirmak ve
sorusturmak gerekir. Ayni bölme ve bölüstürme islemi günümüzde de
yapilmaktadir. Bu gibi kirmanin, bölmenin, karistirmanin arkasinda
temeli hiç bir gerçege dayanmayan uyduruk bir "dini" emir yatmaktadir.

5. Diyorsunuz ki:

"10 harfli bir kelimeden 3,6 kere 10 üzeri 6 yeni kelime elde
edermişsiniz; dolayısıyla bütün dillerin Türkçe, Sahraca veya
Esperanto'dan çıktığını "ispat" etmeniz için hayalgücünüzü biraz
çalıştırmanız yeter."

5.1. Bu ifadeniz ile isigi biraz görmüs ("günü gördü") gibisiniz
fakat daha fazlasini düsünmemissiniz. Matematik dilinde buna
"permutation" denir, yani bir dizideki birimlere yer degistirilerek
yeni örnekler elde etmek. Bu sözcügün kendisi bile Türkçenin "BIR
TUREMESIN" deyiminden kaynaklanir. Bu islemin sonunda meydana çikan
kelimeler arasinda dilde kullanabileceginiz kelimeler olabilecegi gibi
pek çogu da kullanilamaz haldedir. Zira en azindan bütün ünlüler bir
araya ve ünsüzler de yanyana gelince kelimenin söylenme imkani da
azalir. Ayrica ortaya çikacak her kelime örnegine ne gibi bir anlam
vermeniz de fazlasiyla zor olan bir istir. "Anagram" dedigimiz yöntem
de zaten bunun gibi ve daha da "kuralsiz bir karistirma" hali. Fakat,
"anagram" isleminde kirma isini yapan kisi önceden var olan bir sözü
alip degistiriyor. Latinler de bu yöntemi kullanarak Türkçe bir sözcük
veya deyimden pek çok yeni fakat anlam bakimindan birbiriyle akraba
olan kelimeler üretmisler. Ümit ederim son gönderdigim 
"Latin / Turkish Grammatical Connection" baslikli
yazimi okudunuz ve üzerinde ciddi ciddi düsündünüz. 

5.2. Sayet birisi yeni bir dil yaratmak istiyorsa, "anagram"
tekniginden daha kolay ve az emek isteyen bir yol olamaz. Halbu ki
hiç yoktan bir dil yaratmak çok daha zor bir istir. Sayet birisinin
elinde zor ve aklinda da zorbalik var ise, yaptigi yeni uyduruk bir
dili yaymasi da çok kolay. Avrupanin binlerce seneden beri
yerlilerinin dili olan TURSI (Türkçe) zor altinda tarihten silinmis. 
Amerikali yerli halklarin dillerini yüz sene içinde yok etmeyi dinci
misyonerler basarmislar. Birisi size "ya canin ve ya da dilin, dinin,
adin, tören", vs. derse, çok olasilikla çogu kimse "canini" tercih
ederek dilinden, dininden ve törelerinden vazgeçerler. Bunu
yapmayanlar da canlarindan olurlar. Iste olay bu kadar basit. 

5.3 Bir dili yaratmadan önce onu destekleyen bir de törenizin olmasi
gerekir. Türkün dilini destekleyen çesit çesit töresi vardir ve bu
törenin kökü onbinlerce sene geriye gider. Ancak binlerce senenin
gelismesine mal olmus bu töreleri birileri zor ve veya hile ile alip
kendine mal eder ve onlara da yeni ad verirse, kisa zamanda dünyanin
rengi degisir. Lütfen arastirip okuyun Avrupanin geçmisini. Eminim ki
çok ilginç gizlilikler bulacaksiniz orada. Diger taraftan Osmanli alti
yüz sene boyunca AGA-Men ("Benim AGA", yani "egemen" deyimi) 
dedigi ve oldugu çok soylu bir imparatorlukda zorbalikla kimsenin 
adinda, dininde ve dilinde tek degisiklik bile yapmamis. Elbette ki 
bu muhtesem bir adaletin ve hos görünün eseridir. Bunun iyilikleri 
ve kötülükleri tartisilabilinir. Fakat baskalari dünyayi bu gözle 
görmemektedir. Onlarin eline geçen ilk firsatta insanlar bambaska 
bir dil, din ve ad kalibina sokuluyor. Büyük Iskenderden sonra eline 
firsat geçirenler eski Türk dünyasini (en azindan Anadolu, Kafkaslar, 
Iran, Arabistan yarimadasi ve Kuzey Afrikada ve bir sürü baska 
yerlerde yaptiklari degistirmelerle her seyin kimligini ve bilhassa 
Türklük kimligini degistirmislerdir. Ayni degistirmeyi Latinler 
Avrupada, Grekler Anadoluda ve Araplarda diger Türk ülkelerinde 
basari ile yapmislardir. Halbuki bunlar Turanlilara (Tur insanina) 
kiyasla çok sonralarda ortaya çikip güc kazanan gruplar. Fakat güç 
kazandiklarinda da Tur/Türk insanini kaliptan kaliba sokmuslar. 
Tur/Türkler insani menfi propagandaya hedef olunmus. Bu arada 
eski dünyanin evrensel Türk dili de benzer bir dil-cenderesinden 
geçirilmis. Neticede karsiniza sanki 6000 sene evvelinden beri var 
oldugu iddia edilen Hind-Avrupa dilleri ve Semitik diller çikiyor. 

5.4. Esperanto denen dil yapimsal olan bir uyduruk dildir. Fakat
"Saharaca" diye adlandirdiginiz dilin Türkçe ile ilgisinin olmadigini
nereden biliyorsunuz? Kendilerine "BERBER" denen bu gruplari çogu
kimse tarafindan asagilamis ve onlara hor gözle bakilmis. Bu 
insanlarin ARAP olmadiklarini, Ispanyada yediyüz yil ömürlü 
Endülüs imparatorlugunu (Moors) kurduklarini, kendilerine 
"TUAREG" (olasilikla Türkçe "TUR AGA") dediklerini, eski Masar 
halkindan olduklarini biliyormuydunuz? Bu konuda hiç arastirma
yaptiniz mi? Bunlarin ükelerindeki kayalar üzerine eski Etrüsk ve
Pelasgian (SAKA) harfleriyle yazili, tipki eski Türk yazitlarinda
oldugu gibi kelimelerini iki ve/veya üç nokta üst üste isaretiyle
ayiran kaya üstü yazilarin bulundugunu biliyormuydunuz? Kendilerine
"BERBER" denilen bu insanlarin bu adiyla Tur insanina atfedilen
"BARBAR" deyimi arasinda bir baglantinin olabildigini hiç düsündünüz
mü? Daha pek çok hususu siralayabilirim. Lütfen kendi vurdum duymaz
halimize bakip Türklerin geçmisini o kadar küçümsemeyelim. 

6. Diyorsunuz ki:

"Benim çekincem, daha önce yazmıştım, siz de bütün GDT yandaşları 
adına hararetle reddetmiştiniz, bu düşüncelerin bir "eski dil - üstün 
millet" söylemine bağlanması. Ben bu söylemin dil açısından doğru, 
millet açısından hayırlı olmadığı görüşündeyim."

6.1 Bir kimsenin mensubu oldugu milleti üstün görmesinden daha dogal 
ne olabilir? Baskalari ne yapiyor saniyorsunuz? Içinde bulundugunuz
ortamda Türklere yapilan ayrilikli davranislarin neden kaynaklandigini
saniyorsunuz? Halbu ki Türk toplumlari arasinda bu gibi ayrilik
gözetmeyi bulmaniz çok zordur. Imali bir sekilde "üstün dil - eski 
millet" konusmalarini dile getirerek bir nevi üstün bir millete 
dayanma ihtiyacinda oldugumuzu ima ediyorsunuz. 

Bu konuda da çok yanildiginizi belirtmek isterim. Ben en azindan
kendi namima, çok "ULU BIR MILLETTEN" dogmus oldugumun bilincindeyim
ve bundan da çok mutlu ve bahtiyarim. Bu konuda hic bir sorunum yok
ve kimseden de özür dileyecegim yok. Bilinir ki Türk dili çok
eskilerdenberi, "Bey", "Aga", "Pasa", "Han", "Hakan", "Tarkan", ve
bunlar gibi pek çok yükseltici ünvanlarla konusulan bir dildir. Bu
sifatlari gelistirenler, bu ünvanlari kendi soyluluklarini ve ulu
kisiler olduklarini tanimlamak için yaratmis olmalidirlar. Diger bir
degimle, bunlari ancak asil Bey, Pasa, Aga soyundan gelenler
gelistirir. O sebepledir ki bir Turk olarak kendime bir "ulu soy"
aramama ihtiyacim yok. Zira o ululuk benim milletimin dogusundan
itibaren vardir. Bundan benim hiç kuskum yok ve bunu böyle bilmek için
de kimsenin agzina bakmama da hacet yok. Biraz kendiniz de
arastirirsaniz, söylediklerimin sisirme olmadigini görürsünüz. O da
size kalmis bir sey. 

7.1. Kamil Beye iletinizde diyorsunuz ki: 

"Şüphe etmeye başladığınızı sevinerek gördüm, onun için size bu cevabı
yazdım. Umarım şüphenizde ve ayaklarınızı yerden kesmeden düşünmenizde
devam edersiniz de verimli bir alışveriş yeniden mümkün olur." 

7.1. En önce sunu demeliyim: Bence, Kamil Bey simdiye kadar
yazdiklariyla ve bu grupta paylastiklariyla, genis konularla
ilgilenen, çesitli sahada bilgi edinmek isteyen, genis
ufuklu ve ufkunu daha da genisletmek isteyen, çok samimi ve candan
bir kardesimiz. Bu kadar çesitli konulara ilgi göstermesi kendisi için
takdir ve tebrik edilecek bir özellik. Bunu görmemezlikten 
gelmek haksizlik olur. O bakimdan ben kendisini takdir eden 
birisiyim. Bu arada anlamadigi konulari rahatlikla anlamadim
diyebilen bir arkadasimiz. Samimi olarak sorular sorabildigi gibi
anladigini ve anlamadigini da rahatlikla söyleyebiliyor. Bu da çok 
dogal olan ve gerçekte çok iyi bir özellik. Diger taraftan siz
ise Kamil beyin hakli olarak yüze getirdigi bir soruyu bir çöküntü
sanarak ondan haz aliyorsunuz. Benim asil garibime giden de bu
çocukca tezahürleriniz. Burada fikirler konusuluyor ve tartisiliyor.
Söylenenleri begenenimiz olur begenmeyenimiz olur. Bu çok dogaldir. 
Fakat bunun yaninda siz her firsatta bana karsi yapilan ve menfi gibi
gözüken çikislari bir firsat bilerek haz duydugunuzu açik veya 
kapali sekilde belirtiyorsunuz. Bu gibi hallerden haz duymaniz bir 
husumetinizin varligini belirtiyor. Buna ne gerek var ki?

7.2. Farzedelim ki Kamil Bey bana yönelttigi sorulariyla bana 
inanmadigini, ki öyle oldugunu sanmiyorum, dile getirmis bile olsa, 
sizin bundan sevinç duymaniz neden? Nedir sizi bu kadar 
heyecanlandiran? Yanilmiyorsam böyle kara duygularinizi bir 
defasinda yine açiklamistiniz. Bu kara görüsünüzü, husumetinizi ve 
küçük seylerden bu kadar haz alisinizi anlamak zor. Acaba ufkunuzu 
biraz genisletmeniz mümkün mü? Benim iddiamda yanlis olusum, ki 
degilim, size ne kâr ne de zarar getirir. Fakat söylediklerim dogru 
oldugu takdirde eminim ki bundan siz de bir Turk olarak payiniza 
düseni alirsiniz. 

7.3. Haluk Bey bana 20 kadar Latince kelime yöneltti. Ben de
kendilerinin bu sorularini çok normal karsilayarak hem sorduklarini ve
hem de kendimden kattiklarimi, hem de çok uzun bir vaktimi 
sarfederek, yirmi sayfayi asan bir yazi ile açikladim. Bu durum 
karsisinda benim de gerek Haluk Beyden, gerek sizden ve gerekse diger 
arkadaslardan bekledigim tenkidleriniz çok daha olumlu ve yapici 
olmalidir. Buna karsilik siz ne yapiyorsunuz? "Polat Kaya'nın 
desteksiz etimolojisiyle" tabirini kullanarak benim yaptiklarimi 
kendi aklinizca küçümsüyor ve ciddiye almiyorsunuz. Sunu 
belirtmeliyim ki bu ifadenizin zerre kadar ne degeri ve ne de 
bilimselligi var. Bu ifadeniz bir önyargidan ileri geçmiyor ve 
dolayisiyle hiç bir bilimsel tenkid degeri yok. Bakin benim sizden ve 
bütün arkadaslardan bekledigim tenkid söyle olmaliydi ve olmalidir, 
örnegin, diyebilirdiniz ki: 

"Polat Kaya acikladiginiz su kelimeler hakkinda (kelimeleri teker
teker siralayarak) su sebeplerden ötürü (sebeplerinizi açik bir
sekilde izah ederek) sizinle hemfikir degilim, su kelimeleri
açiklamaniz aklima yatti, yahut su veya bu hususlarda ikna olmus
degilim. Acaba bu kelimenin su hususu (özelligini açiklayarak)
hakkinda ne düsünüyorsunuz? Söyle de olamaz mi? Polat Kaya "söyle"
diyorsunuz amma dedikleriniz su sebeplerden dolayi yanlistir veya
dogrudur. vs. vs. vs. ". 

7.4 Iste benim sizlerden bekledigim bu gibi tenkit ve katilmalardir. 
Siz bu gibi katilmalari birakip hem suclayan, hem yargilayan, hem
küçümseyen ve hem de hüküm veren rolunde oynarsaniz, vereceginiz
yanitlarin da hiç bir degeri olmaz. Onun içindir ki kullandiginiz
"Polat Kaya'nın desteksiz etimolojisiyle" ifadenizle gerçegi inkar
ettiginiz gibi bilimsel tenkidden yoksun duygularinizi dile
getiriyorsunuz. Hiç bir degeri olmayan iki kelimelik bir ifade ile
sözde Polat Kaya'nin bunca söylediklerini sahne disi etmege
çalisiyorsunuz. Bu kurnaz girisimden kaçinip ifadelerinizde biraz
daha ölçülü, akilci ve bilimci oldugunuzu gösterirseniz eminim ki
beraberce bir yerlere varabiliriz. 

8. Kamil Beye iletinizde söyle bir ifade daha kullanmissiniz: 

"Diyelim, Polat Kaya'nın desteksiz etimolojisiyle değil, Haluk
Berkmen'in biraz daha disiplinli akıl yürütmeleriyle ikna oldunuz. .
. . . ."

8.1. Bu ifadenizde hayret edilen husus sudur ki size sayfalar dolusu 
destek malzemesini verdigim halde siz onlari inkardan geliyorsunuz. 
Bu tavriniz ya sizin: yazdiklarimi hiç okumadiginizdan, yahut okuyup
anlamadiginizdan ve/veya üzerinde hiç düsünmediginizden, yahut ta çok 
koyu ve olumsuz bir ön yargiya sahip olusunuzdan olsa gerek. Ben size
daha son dört iletimde en az yirmi sayfalik destek verirken siz sanki 
hiç bir sey olmamis gibi her seyi inkar eder bir edadasiniz. Bu 
tavriniz hakka adalete sigar mI? Peki bu grup içinde ben bosluga mi
konusuyorum? 

8.2. Üstelik verdigim kelimelerin kendisi destek degil mi? Onlardan
daha iyi destek ne olabilir? Sizîn dilinizi kaçiranlarin, ne
yaptiklari hakkinda, size ayrica not birakacaklarini mi saniyordunuz? 
Sözlüklerde kelimenin anlamina bakip geçme yerine, kelimenin temsil
ettigi kavramlar da anlasilmaya çalisilirsa ve kelimenin neden
yapildigi, verilen ad-olgusunun (etimolojinin) dogrulugunu
söylenildigi gibi hemen kabul etmeden, incelenirse, aranilan destegin
çogu kelimenin kendi içinde Türkçe olarak oldugu görülebilir. Fakat
bu bir bilmece; her bilmeceyi çözmek o kadar kolay bir is degil. 
Zaten bu is bilinçli olarak karistirilmis ve gizlenime tabi tutulmus
olunca gerçegi görmek daha da zorlasiyor. Zaten bu isi yapanin
maksadi da bu idi ve onu da basarmiz bulunuyor. 

8.3.. Son olarak, gerçek dil bilimciler, yani gerçegi tarafsiz olarak
arayanlar, en azindan Polat Kaya'nin dedikleri "olabilir" demek
zorundadirlar. Çünkü verdigim örneklerin hepsi iddialarimin 
gerçekligini isaretliyor. Iddialarimin gerçekligini görebilmek için 
çok yönlü, genis ufuklu, geçmisi bir hayli incelemis ve okuduklarini 
sIk örülmüs bir elekten geçirmis olmak gerekir. En azindan eski Misir 
ve Sümer medeniyeti ile ilgili olarak yazilanlari ve o medeniyetlerin 
nasil talan edildigi hakkinda yazilanlari bir hayli arastirip 
incelemis olmak ve olaylari birbirine baglayabilmek yetenegine sahip 
olmak gerekir. Bu yapilmamissa söylediklerimin gerçekligini görmek 
çok kimse için zordur. Bunda da kusuru benim tezimde aramak yerine 
kisinin kendi özüne dönüp kendi yeteneklerini incelemesi çok daha 
yerinde olur. 

Hepinizin yeni yilini kutlar yeni yilda hepinize saglik ve 
mutluluklar dilerim.

Polat Kaya

========

"T. Turan" wrote:
> 
> Part 1.1 Type: Plain Text (text/plain)
> Encoding: quoted-printable

Kamil Bey,

yazınızın bir yerinde benim şöyle bir çekincem olduğunu 
belirtmişsiniz;

° Tevfik Turan'nin bastan beri cekincelerini dile getirdikleri, "-
zaten butun sozcukler
° Turkce'den kirilmistir, o halde Turkce'ye yabanci sozcuk ihrac
° etmekten cekinmemeliyiz..." gorusu

Bunu düzeltmek isterim. GDT'nin Öztürkçecilik çıkmazından alın akıyla
geri dönmek için bir bahane olarak ortaya atıldığı veya kullanıldığı
veya en azından kullanılabileceği hususu değil benim çekincem. Daha 
önce de yazmıştım, ben bu teoride spekülasyondan başka bir şey 
göremiyorum. 

Bilimde elbet spekülasyon da yapılır, ama bu arada her spekülasyonun
dayandığı maddî bir desteğin olması beklenir. Bu destek, dil söz 
konusu olduğunda, çeşitli dönemlerden toplanmış olan malzeme ile 
dillerin değişimindeki kurallardır. Bu kuralların arasında ise, "her 
şey olabilir" kuralı yoktur. "Anagram"ı bir kural olarak kabul 
edince, bir istatistikçinin ifadesiyle, 10 harfli bir kelimeden 3,6 
kere 10 üzeri 6 yeni kelime elde edermişsiniz; dolayısıyla bütün 
dillerin Türkçe, Sahraca veya Esperanto'dan çıktığını "ispat" etmeniz 
için hayalgücünüzü biraz çalıştırmanız yeter.

Benim çekincem, daha önce yazmıştım, siz de bütün GDT yandaşları adına
hararetle reddetmiştiniz, bu düşüncelerin bir "eski dil - üstün 
millet" söylemine bağlanması. Ben bu söylemin dil açısından doğru, 
millet açısından hayırlı olmadığı görüşündeyim.

Yazınızın sonunda muhatabınızı "işin özü" konusunda yoğunlaşmaya
çağırmışsınız. Sizin kendiniz için "işin özü" olarak "Türkçe 
korunacak" ülküsünü seçtiğinizi sanıyordum. Diyelim, Polat Kaya'nın 
desteksiz etimolojisiyle değil, Haluk Berkmen'in biraz daha 
disiplinli akıl yürütmeleriyle ikna oldunuz. Hatta diyelim, günün 
birinde bugüne kadar bildiklerimizi çok çok aşan malzeme ele geçti de 
Türkçe'nin "Güneş Dil" olduğu ispatlandı. Bu elbet büyük, değerli bir 
bilgi kazanımı olacak, ama bu yeni gerçeğin sizin için "işi özü" olan 
hedefe varmanız yönünden ne katkısı olacak?

Şüphe etmeye başladığınızı sevinerek gördüm, onun için size bu cevabı
yazdım. Umarım şüphenizde ve ayaklarınızı yerden kesmeden düşünmenizde
devam edersiniz de verimli bir alışveriş yeniden mümkün olur.

Tevfik Turan


° -----Original Message-----
° From: Kamil KARTAL <allingus@h...>
[mailto:allingus@h...]
° Sent: Sonntag, 29. Dezember 2002 15:17
° To: 
b_c_n_2003@yahoogroups.com
° Subject: [b_c_n_2003] Re: Sozcukllerin kokeni hakkinda
° 
° Bu durumla genelde karsilasiyoruz Sayin Tisinli, haklisiniz.
° 
° Polat Bey,
° 
° Cozumlemelerinizin bir kismi, eminim ki degerli goruslerinize en cok
° karsi cikanlari bile konu uzerinde dusunmeye sevkediyordur, 
° ozellikle
° tek sozcuk uzerinden olanlar degil de, deyim uzerinden yaptiklariniz
° arasinda goz ardi edilemeyecek bazi ornekler var.
° 
° Ne var ki, tek sozcuk, hatta daha da ilerisinde, [J=I=Bir] gibi
° abece otesine tasan cozumlemelerin kabul gormeyecegi acik. Kabul
° gormemesi bir yana, butun olarak gorusu temelden sarsici, yikici
° etkisi var bunlarin. Belki, Sayin Berkmen'in daha ince hesaplamaya
° dikkatlerinizi cekmeye calistiklari nokta da buydu; tabî, kendi
° anladigimi soyluyorum ve kendi adima yaziyorum.
° 
° Cok gelismis bir kok-dilin varoldugu, bunun araciligi ile ileri bir
° kok-din kuruldugu, bunlarin birlesiminden muhtesem bir kok-uygarlik
° olustuugu ve bu uygarligin ne Hint-Avrupa, ne Semitic kokenli oldugu
° kurami, burada hepimizin dikkatle izledigi gibi, pek cok dusunur ve
° bilim insani tarafindan desteklenen ciddî bir kuram.
° 
° Ayni kuramin en az bu kadar onemli olan, yine bir kisim onemli
° dusunur ve bilim insanlarinca desteklenen ikinci asamasi ise, 
° mevcut
° tum dillerin (*ve dil urunu olan her seyin*) dilci-dinci bir 
° topluluk
° tarafindan yuzyillar boyunca surdurulen gizli calismalar yoluyla bu
° kok-dilin kirilmasindan olustuklari, hepsinin yapay diller oldugu
° gorusudur; ve goruldugu gibi, Hint-Avrupa okulunun butun cabalarina
° ragmen bu bilgi her gecen gun daha genis kitlelere ulasmakta ve
° yayginlasmaktadir.
° 
° Bir gun, bu kuramin gercek oldugu ve kurama konu olan dilin de 
° Turkce
° oldugu (ya da olmadigi), inanclarimizin otesinde bilimsel olarak
° kanitlanabilir. Bunun nispeten daha kisa da olsa bir zaman alacagi
° ve dogru-yanlis ya da iyi-kotu duzleminin her iki ucundaki noktalara
° varan sapma duraklarina ugrayacagi kesin.
° 
° Ben, isin yukarida ozetledigim ozunu yakaladigima inaniyorum ve 
° bunda
° bana yol gosteren en onemli 3 kisi Siz, Timur Kocaoglu ve Haluk
° Berkmen'dir. Sizin kendinize ozgu kullandiginiz yontemi tarafsiz
° sekilde anlamaya calisiyorum. Cok degil ama bazi onemli soru
° isaretleri var kafamda, ornegin: Sonradan olusan bu yapay dillerin,
° kendi iclerinde ozgun tek bir sozcuk bile olusturmadiklarini,
° yuzmilyonlarca sozcugun hep Turkce kok sozcuklerden veya deyimlerden
° kirilarak yapildiklarini mi dusunuyorsunuz? Ve bundan devamla, 
° Sayin
° Tisinli'nin ve hepimizin dikkatini cektigi gibi, can, insan, kadi ve
° daha onlarca Turkce olmadigini bildigimiz sozcukleri 
° cozumlemeleriniz
° icinde Turkce mi kabul ediyorsunuz?
° 
° Sozgelisi, "INSAN" kesin sekilde Turkce degilken siz, BUNU, icinde
° gizli sekilde bulundugu ve cozumlenebilmesi icin deneyim ve goru
° yetenegi gerektiren BASKA bir sozcugu cozumlerken kullaniyorsunuz,
° bunun olusturdugu kisa devre yuzunden, dedigim gibi, tum kuram ciddî
° sekilde zedeleniyor. Ayrica, Timu Kocaoglu'nun, Tevfik Turan'nin
° bastan beri cekincelerini dile getirdikleri, "-zaten butun sozcukler
° Turkce'den kirilmistir, o halde Turkce'ye yabanci sozcuk ihrac
° etmekten cekinmemeliyiz..." gorusu hakli sekilde isyan ediyor.
° 
° Bir elestiri olarak kabul ederseniz, siz onbinlerce yillik bir
° gecmisi hizlandirilmis bir yatili kurs gibi veriyorsunuz ve artik
° ruhumuza islemis bazi seyleri bir cirpida birakmamizi bekliyorsunuz
° gibi geliyor bana. Bence, cok, cok daha yavas sekilde ve asil
° muhatabiniz olan kitlenin kaldirabilecegi, ozumseyebilecegi bir
° esikte goruslerinizi acmalisiniz. Sizi dinleyecek ve sizinle
° paylasacak olanlari urkutmemelisiniz.
° 
° Ayrica, bu bilgi olabilir, kisileri, kisilikleri tanimak olabilir,
° yontem olabilir, gelenek ve bagliliklarin oynadigi rol olabilir, ...
° ama gorusleriniz her ne olursa olsun, buradaki paylasimlarla siz
° dahil hepimizin yeni seyler ogrendigimize ve kendimizi
° gelistirdigimize inaniyorum. Bu sozumle, temel goruslerinizin
° zamanla degisecegini kastetmiyorum elbette, ama bizleri dogru
° olduguna inandiginiz seye davet ederken izlediginiz yolda
° olusabilecek bazi degisiklikler bile onemlidir. Su da var ki, "-ben
° size her seyi anlattim, takdiri sizlere kalmis..." demekle, onlarca,
° yuzlerce, milyonlarca kisiye karsi sizin goruslerinizi savunabilecek
° tek bir kisi birakirsiniz, (o da muhtemelen ben deniz olur) ve bana
° cok zor bir miras birakmis olursunuz.
° 
° Bunun yerinei ***ISIN OZU*** uzerinde yogunlasmak ve simdiye dek
° yeteri derecede orneklediginiz tek tek sozcuk cozumlemelerini bir
° kenara birakmakmanizin yararlari olduguna inaniyorum, goruslerimi
° takdirinize sunuyorum.
° 
° Selam ve Saygilar,
° Kamil