Re: El Toro

Degerli Arkadaşlar,


Sayin Erden Sizgek'in degerli görüşlerini içeren yanit yazisini sizlerle paylaşmak istedim.  Bu iletisinde Ingilizce CRYO ve CRYOGENIC sözcüklerinin temel kimligine de dogru bir tesbit yaparak dikkatimizi çektigi için kendisini kutluyorum ve de teşekkür ediyorum. Dikkatli görüşüne ve aklina saglik Erden!  Belirttigin gibi, bu sözcüklerin  asli Türkçe KIRAGIsözcügüdür.  Türkçede biz bu olaya "KIRAGI ÇALDI" deriz. Hatta bir ata sözümüz vardir der ki: "ACI PATLICANI KIRAGI ÇALMAZ". Erden Beyin bu yeni görüşü içinde, ben derim kiCRYOGENICAL sözü harf-be-harf "CIRAGY-CELON" şeklinde yeniden dizildiginde  "KIRAGI ÇALAN" Türkçe sözünü  içeriyor.  Yani her haliyle kelimenin asli Türkçedir fakat kariştirilip gizlenmiştir.  


CRYO sözcügündeki "Y" harfi ayni zamanda Greek "gama" harfinin bir benzeridir ki bu harf hem "g" olarak hem de "y" olarak algilanir. Böylece, CRYO  sözcügü CRGO şeklinde gösterildiginde, bazi ünlülerin düşürülmesiyle, Türkçe KIRAGI sözünün yabancilaştirilmiş şekli olabiliyor.  

Greek alfabesindeki pek çok sahte kimlikli harflerle yapilmiş sözcükler diger Avrupa dillerine alindiginda, ayni egrilikler diger dillere de yansimiş oluyor. Alfabede ki bu gibi egrilikler eski Turan dünyasinin dili olan Türkçeyi ve onunla birlikte Türk dünyasinin binlerce sene boyunca ürettigi her türlü kavrami, yeniligi, soyut ve somut kavramlar hakkindaki fikri gelişmeleri kaçirmak için icad edilmiş, gizli çalişmalara hizmet eden bir alfabedir.  Gerek Greek alfabesinin ve gerekse Semitik alfabelerin kandirici sahte yönleri hiç bir zaman açiklanmamiştir.  

 

***
 


Bu arada ben de bir başka "bilimsel" sözcügü dikkatinize sunayim. Bilindigi üzere, "FERROMAGNETISM" diye bir sözcük vardir. Bu sözcük "FERROMAGNETIC" sözünden geldigi söylenir ve her kes de ögle bilir. Ingilizce olarak şöyle tanimlanir:


"ferromagnetic:  adjective Physics  (of a body or substance) having a high susceptibility to magnetization, the strength of which depends on that of the applied magnetizing field, and that may persist after removal of the applied field. This is the kind of magnetism displayed by iron and is associated with parallel magnetic alignment of neighboring atoms."

FERROMAGNETISM, sözcügü harf-be-harf "FEMOR-MIGNATES-R" veya   "TEMOR-MIGNAFES-R" şeklinde deşifre edip baktigimiz zaman, kelimenin aslinin Türkçe "DEMIR MIKNATISI" sözünden kaynaklandigini görüyoruz. Bu Türkçe sözün bir daha taninamaz şekilde kariştirilmiş oldugu inkar edilemez.  Bilindigi üzere DEMIR, TEMIR, TEMUR, TIMUR Türkçe sözlerdir.  Ilginçtir ki "MIKNATIS" sözcügü de bir Türkçe sözdür. Bu sözcügün Grekce şekli MAGNETES şeklinde veriliyor. Türkçe sözlükler bu sözün Grekceye ait oldugunu yaziyor.  Fakat ben buna inanmiyorum.  Zira yine Grekcede var olan MAGNETISTES (magnetizer) sözcügü "miknatis yapici" anlamli bir sözcüktür.  MAGNETISTES sözcügünü harf-be-harf "MIGNATS-ETES" şeklinde deşifre edip baktigimiz zaman, kelimenin aslinin Türkçe "MIKNATIS EDICI" yahut "MIKNATIS EDIŞ" sözünden yapilmiş oldugu görülüyor ki burada hem "miknatis" hem de "edici" ve "ediş" sözcükleri özbeöz Türkçedir.  Greek sözcügünün yari Helence ve yari Türkçe sözcüklerden yapilmiş oldugunu sanmiyorum. Bu durum karşisinda, denebilir ki "miknatis" sözcügü de aslen Türkçedir ve Helenceye "MAGNETES şeklinde geçmiştir. Helence dile ait sayisiz sözcüklerin Türkçe sözlerden yapilmiş olduguna bakilirsa, "MAGNETES" sözcügü de ayni olmalidir. 


Bu analizin göstergesi içinde, ben derim ki "MIKNATISLIK" kavramini Türk dünyasi medeniyeti çok evvelinden biliyordu.  Asirlar boyunca "demircilik" medeniyeti yaratmiş olan ve bu ortam içinde bir "Ergenekon" destanini yazmiş  olan  Turan dünyasinin bu dogal fiziksel olayi görmemiş olmasi düşünülemez.  Bu sebeple, bu olayin adini Helenlere aitmiş gibi göstermek, bence, gerçegin ifadesi degildir.  Bu konuda şu yaziya da bakilmasini öneririm.http://tech.groups.yahoo.com/group/Polat_Kaya/message/504

 

***

 

Yukarida söz patlicandan açilmişken, onun Ingilizce karşiligi olan "EGGPLANT" sözcügünün yapilişini da sizlerle paylaşmak isterim. Ilginçtir ki, "EGGPLANT" sözcügünü "PATLEGN-G" şeklinde yeniden dizdigimizde, sözcügün yeni kaliba sokulmuş "PATLICAN" sözü oldugunu ibretle görüyoruz. Yani kendilerine dil üretmek için Türkçeden kaçirilmadik bir şey kalmamiş.  

 

***
 


Bütün bunlar Türkçenin ne temel bir ana/ata dil oldugunun teker teker kanitlaridir.  Türkçe sözleri yeni kaliplara sokarak yeni diller üretme yöntemi, "anagrammatizing",  icad edilmiş en mükemmel bir dil ve medeniyet aşirma ve aktarma teknigidir. Bu teknik, eskiden beri toplumlara hakim durumda olan  dinci kuruluşlarin tarih boyunca kullana geldigi bir gizli yöntemdir. Bu dilcilik oyunu, geçmişte Turanli Tur/Türk/Oguz dünyasinin kimligini degiştirmede,bölmede, yikmada ve tarihten silmede kullanilmiş en etken bir yöntem olmuş!


Selam ve sevgi ile,

Polat Kaya

28/05/2010



Erden Sizgek wrote:

 

Değerli Dostlar,
 
 
 
Yine, çok kıymetli bilgiler içeren iletileriniz için sağolun. Avrupa’nın kara cizvit dincileri ve çok daha öncelerden, akkadlardan beri, her zaman çeşitli kavimler tarafından lanetlenmiş ve dışlanmış olan Samiler’in Tur/Türk varlığını ortadan kaldırmak için her çabayı gösterdiklerine, Sayın Polat Ağabey’in (1958 yılında, bu gün doğumlu, yaşça sizden küçük bir dostunuz olarak) belirttiği gibi hiç şüphesi olmasın kimsenin. Daha bu akşam Soner Yalçın’in “Efendi” adlı kitabını okuyordum. Sözü geçen, son ikiyüz küsür senelik mason entrikaları, abuk sabuk binbir tarikat, tekkeler, ıvır, zıvır ve Türk insanının içine düşürüldüğü akıl ve mantığa sığmayacak binbir türlü gaflet! İnanılır gibi değil! Bu ne rezilliktir, ne gaflettir ki, hala bu gün devam ediyor da, bir avuç bukalemun kılıklı, insanlığın yüz karası bir parazit takımı, kanser misali, Türk milletinin hala kuyusunu kazab
 
 
 
 
 
iliyor? Ama, kalkıp, “Sen ne diyorsun?” adamlar küreselleşme adı altında tüm dünyayı sömürge kolonisi haline çevirmeye başladılar diyebilir de bir başkası. 
 
Dostlar, şu anda kendi payıma düşen ve elimden gelen, mümkün olduğunca geniş ve kapsamlı olarak, dil bilimden, tarihe, arkeolojiye kadar her konuda bilgi edinip, bilgi derlemek ancak. Kişisel tecrübemle gördüğüm, bilginin ama sağlam temellere oturan kapsamlı bilginin zamanı gelince çok büyük güç sağladığına güvenerek.
 
Şu saptamayı görüşlerinize sunmak isterim. Fizikte “CRYO” ve “CRYOGENICS” sıfırın altindaki çok soğuk sıcaklıklarla ilgili sözcükler. Bilindiği gibi sıfırın altindaki sıcaklıklarda olan nesnelerin üzerinde havadaki su buharı hızla yoğuşur ve buz kristalleri kaplayıp kırağı tutar. Eminim ki bu sözcük Türkçe ”kıraği” yada “kıraği o” nun ta kendisi.
 
Sevgiler, Selamlar,
 
Ali Erden Sizgek
 
 
 
From: Polat Kaya [mailto:tntr@...] 
Sent: Thursday, 27 May 2010 9:43 PM
To: Saygili, Murat (NSN - TR/Ankara); Polat_Kaya@yahoogroups.com
Subject: Re: El Toro
 
 
 
Kardeşim Murat Saygili, 
 
 
Merhaba Murat.  Iletilerin için teşekkür ederim. Senin geçen iletilerine cevap veremedigim için kusura bakma. Şimdi bazilarina yanitimi yaziyorum. 
 
Diyorsun ki:
 
 
 
"Arenalarda TORO/TUR-O'nun boğa güreşi ile öldürülmesi Tanrı Oğuz'un öldürülmesi anlamına geliyor diye bir fikir oluştu bende. Diğer yandan kiliselerde Ekmek ve Şarap verilir.
 
Ekmek Boğa'nın "ET"i, Şarapta "KAN"ı olmasın?
 
Bu nasıl bir nefret gerçekten anlayamıyorum.."
 
 
Evet, dedigin gibi TORO sözü "TUR O" sözüdür ve Tur/Türk adinin yozlaztirilmiş halidir.  Sinsi ve gizli çalişan dini kuruluşlar eski Turan dünyasini tarihten silmek için ellerinden gelen her şeyi yapmişlar ve halen de yapmaktadirlar.  Senin de dedigin gibi ben de "boga güreşlerini" bir spor olarak görmüyorum , aksine, üstü kapali bir şekilde TUR'un ve OGUZ'un temsili olarak öldürülmesi oyunudur diye düşünüyorum.  Bunu senin de görmüş olman beni destekler oldu. Aklina saglik.  
 
Eski caglarda dünya kapsaminda bir din ve dil olan eski Turan medeniyetini Asya'da, Orta Doguda, Afrika ve Avrupada yikanlar kara donlu dinciler olmuştur. Kara dincilerin yönetiminde, çok sinsi ve gizli bir şekilde çalişan, sömürücü ve tefeci bir sistemin üyeleri eski ve yeni Türk dünyasindan çalinmadik bir şey birakmamişlar. Turan dünyasini yikmak için en uygun çarenin, sinsi hile yollariyla bu dünya gücünü içinden bölüp, bölünenleri birbirine karşi kullanmak olmuştur. Bunun için de en başta gelen etken yöntem bölünenler arasinda dil, din ve kimlik farkliligi yaratip birbirine düşürmek olmuştur. Maksat kendi çikarlarina karşi olan ve dünyaya adil bir medeniyet veren Turanli Tur/Türk/Oguz dünyasinin yarattigi gücü dünyadan yok etmek oldugu için ona karşi her türlü karalama propagandasinin yapilmasi gerekli görülmüş ve halkin her türlü nefret duygulari da kamçilanmiştir.  Türklere karşi girişilen bu nefret kampanya
 
 
 
 
 
si daima canli tutulmuş ve günümüze kadar gelmiştir.  Tur/Türk/Oguz dünyasina karşi olan bu derin nefreti oluşturanlar kara din kilifina sarili, gerçekte ise çok askeri ve tefeci bir sömürü sisteminin yöneticileridir. 
 
Hatta öyle ki eski Sümer yazitlarinda bulunan TUR adi bile gözardi edilerek, TUR sözünü MAR olarak okuma suretiyle Tur'larin izi Sümer yazitlarindan bile silinmiştir.  Ak-Han rolünde olan Turan dünyasina karşi ve Kara-Han rolünde olan sömürücü system tarihte hep çatişmişlardir.  Sözde "TROY" (TUR-ÖY) harpleri bile bunun destanlaşmis olanlarindan biridir. Bu olayda bile TUR ve TATAR adlari yabancilaştirilarak Türk dünyasindan uzaklaştirilmiş ve yine Tur/Türk/Oguz adi tarihten silinmiştir. Ne yazik ki her türlü egrilik prensipleri ile işleyen bu sömürü sistemi daha başarili olmuş ve adlari tarihten silinenler hep Turanlilar olmuş. Düşün ki TURÖY (TROY) bile Greek'lere mal edilmiş ve dünyanin gözü boyanmiştir.
 
***
 
 
Türkçede "BIN BOGA DAGLARI" diye bilinen TOROS (TAUROS) daglarinin adi bile TUR-OGUZ adindan gelir.  Böylece, bu daglarin hem Türkçede "BOGA DAGLARI" adi ile hem de sözde "Avrupa" dillerinde "BOGA" anlamli bir ad ile anilir olmasi bir tesadüfün neticesi degildir. Bu çakişma, geçmişte TUR ve OGUZ adlarinin ne kadar yaygin adlar oldugunun simgesidir.  TUR adi da, OGUZ  adi gibi, eski Turan dünyasinda Gök-Tanri, Gün-Tanri ve AY-Tanrinin adidir.  TUR adi "UT-ER" şeklinde "boga" anlamlidir.  "UT" sözü eski Türkçede "öküz, sigir" anlamlidir.  ER sözü "erkek, baba, asker,  yigit, kahraman" demektir ki "UT ER"  (TUR) şeklinde "boga" demektir.  Diger taraftan UT-ER  <=> "OD ER" (ATAŞ ER) olup Güneşin adidir. RA sözü (Eski Misir'da Gün-Tanrinin adi), aslinda Türkçe "ER-AL" sözünün Avrupalilar tarafindan yozlaştirilmiş ve yanliş okunmuş şeklidir.  "ER AL" (KIZIL ER) yine Gün Tanrinin (Güneş'in) adidir.  OD-O => ODO => UTU (Gün Tan
 
 
 
 
 
ri'dir,  Sümercesi de "UTU" dur).  Ilginçtir ki Türkçe "UTU'DUR" denildigi zaman kelimenin sonunaa gelen "DUR/TUR/DIR/TIR"  eki de yine TUR adidir.  Böylece, hem Tur-Tanrinin adidir hem de ecdat Tur'un adidir.  Bu sebeple, Türkçe (TUR'CA) bir "TUR / TÜRK / OGUZ" DILIDIR" yani Tanri dilidir, Güneş dilidir". Ayrica o bir OGUZ, O-GÖZ (Güneş) dilidir.  Tur/Türk/Oguz dünyasi güneşe tapan ve güneşi "Ata" bilen bir Turan dünyasinin torunlaridir. 
 
***
 
 
Alfabenin ilk harfi olan "A" harfi yaratici Boga-Tanri TUR'un ve OGUZ'un başinin simgesidir. A harfini tersine çevirdigimizde gödügümüz şekil boganin başidir. Bu kavram Sümer kaynaklarinda çok açikca belirtilmiştir. "Bozkurt" için yaptigimiz "kurt başi" el işareti ayni zamanda Boga OGUZ'un ve Boga TUR'un başinin işaretidir. "A" harfinin Oguz ve TUR ile ilgili oluşu, Alfabenin icadinin da Tur/Türk/Oguz dünyasinda yaratildiginin işaretidir.  Böylece, Tur/Türk/Oguz dilini yazi halinde yazma ve de dili yazi halinde yazmak için alfabenin icadi eski Tur/Türk/Oguz dünyasina ait bir icaddir.  
 
AY-Tanrinin bir adi da TUR'dür'. Ay'in bir adi TUR DAGI'dir.  Hilal Ay (yeni ay) Boga'nin 'boynuzlarini' temsil eder. TAURUS adli yildizlar kümesi, gerçekte Tur/Türk adini temsil eder amma çok bilmiş bati dünyasi bu gerçekleri bir türlü itiraf edecek olgunlukta degildir.  Zira, denebilir ki Avrupa medeniyeti Türk dünyasindan çalinmiş olan bir medeniyetin üstüne kurulmuştur.  Eski Tur/Türk/Oguz dünyasinin medeniyeti önce yikilmiş, ondan sonra da Türklerden örendikleri bilgilerle, harabe ettiklerinin üstüne yenilerini koyarak her şeyin kendilerine ait olgunu dünyaya yaaymişlardir. Aryan Avrupa tarihte hep böyle yapagelmiştir.  Bu oyun en azindan Akkadlar zamanindan beri yapilmakta ve Türk dünyasinin adi sani, medeniyeti ve insani ad ve dil degiştirme yöntemiyle hem başkalaştirilmiş hem de hirsizlanmiştir.
 
Bildigim kadariyle, Kiliselerde dagitilan ekmek ve şarap için verilen izah kesilen boganin "et"i ve "kani" ile bir baglanti göstermiyor. Yalniz şunu da hatirlamak iyi olur.  Eskiden BOGA "kutsal" bir hayvandi ve Tanrilara kurban olarak kesilen boganin kani ise yere akitilmaz ve kaplar içinde toplanirdi. Toplanan kanin ne yapildigina dair araştirma yapmiş degilim. 
 
***
 
 
CENTAUR adi ile ilgili olarak yazmişsin.  CENTAUR baş ve boyun kismi insan ve gerisi At şeklinde çanlandirilmiş bir hayali varliktir.  Güya "Greek" efsanelerine aittir.  Ben buna da inanmiyorum.  
 
CENTAUR adi  "ER-AT-CUN" şeklinde bakildiginda aslinin Türkçe "ER-AT CANI" (er + at + can) sözünü buluyoruz ki bu tanimlama bu hayali varligin Türkçe tanimlamasidir ve Greek ile bir ilgisi yoktur. Dolayisiyle sözün asli Türkçedir. Ayrica CENTAUR =>  "TUR-CANE" şeklinde bakildiginda Türkçe "TUR CANI" sözünü buluyoruz ki bu söz de oldum olasi nerdeyse at üstünde dogup hayati boyunca at üstünde büyüyen, dolaşan ve savaşan Tur/Türk/Oguz insanini tanimlar.  Böylece, bu kavramin da Greek'lere ait oldugunu sanmiyorum. 
 
 
"In Greek <http://en.wikipedia.org/wiki/Greek_mythology>  mythology, the centaurs (from Ancient <http://en.wikipedia.org/wiki/Ancient_Greek>  Greek: Κένταυροι - Kéntauroi) are a race of creatures composed of part human <http://en.wikipedia.org/wiki/Human>  and part horse <http://en.wikipedia.org/wiki/Horse> . In early Attic <http://en.wikipedia.org/wiki/Attica>  and Boeotian <http://en.wikipedia.org/wiki/Boeotia>  vase-paintings <http://en.wikipedia.org/wiki/Pottery_of_ancient_Greece> , as on the kantharos <http://en.wikipedia.org/wiki/Kantharos>  (illustrated below left), they are depicted with the hindquarters of a horse attached to them; in later renderings centaurs are given the torso of a human joined at the waist to the horse's withers <http://en.wikipedia.org/wiki/Withers> , where the horse's neck would be."
 
***
 
 
Yazdigin Torino ve Juventus (Giovantus-->>CivantusàCivan=Gençler) adlari elbetteki Türkçe sözlerdir.  Torino, anlattigin gibi, bir şehrin adidir.  Dolayisiyle, bence, "TURAN O" adindan kaynakli bir tanimlamadir,  TURAN sözü ise bir anlaminda "TUR-AN (TURLAR) demektir. Böylece yine TUR insani ile baglantili bir addir.  JUVENTUS adi Türkçe "CIVANDI" sözünün "Italyanlaşdirilmiş" şeklidir.  GIOVANNI adi ise, senin de belirttigin gibi, yine Türkçe CIVAN sözünden yapilmiş bir sözdür.  Bunun Ingilizcesi ise "JUVENILE" sözü olup yozlaştirilmiş oldugundan taninmaz hale getirilmiştir. 
 
***
 
 
 
Bir iletinde Ingilizce "ELBOW" adini sormuştun.  Bence bu sözcük Türkçe "ELBOYU" sözüdür ki elin dirseye kadar uzanan kisminin tanimlamasi oluyor. Zira el ve onun uzantisi olan kolun ilk yarisi "dirsek" mafsalinda en oynak ve kullanişli yeteneklerinden birine ulaşir.  
 
***
 
 
 Evvel ki yazilarindan birinde yazmiştin:
 
 
 
"Boğa iğdiş edildikten sonra ÖKÜZ oluyor. ÖKÜZ isminin dişil bir yönü var mı? Burada ÖK'ten sonra gelen ÜZ eki ne kazandırıyor.
 
Diğer yandan Ruslar, ukraynalıları aşağılamak için onlara KOHLI diyorlar mış. Anlamı "KÖYLÜ".
 
 
Bence, ÖKÜZ kavrami içinde, söz içindeki ök ve üz ayrintilarini ayri ayri incelemenin gerektigini sanmiyorum ve bir anlam da veremiyorum.  Böylece soruna cevabim: 'bilmiyorum".  
 
Bence ÖKÜZ isminde "dişilik" yoktur. Fakat ne varki boga "igdiş" edilince hayvanin bogalik yetenegi elinden alinmiştir. Ayni işlem koçlara da yapilir. Onlara da Çildir'da benim köyümde "TOKLU" (TOGLU) denirdi.  
 
"Igdişlik" durumundan biraz farkli olan, hem erkeklik ve hem dişilik kimligi gösteren varliklar için kullanilan "hermaphrodite" sözcügü vardir ki güya Greek dilinden gelmektedir.  Halbu ki Greek'ler bu kavramin sözlerini de yine Türkçeden hirsizlamişlardir.  HERMAPHRODITE  sözcügüne  "HER-MI-APHROD'TE" şeklinde baktigimizda sözün Türkçe "ER MI AVRAT DI? sorusu oldugunu görürüz.  Yani "erkek midir kadin midir" anlamli bir Türkçe soru oluyor.  Böylece bu söz de Türkçeden alinip yeniden yapilandirilmiştir.  Bunun gibi "APHRODITE" sözü de Türkçe "AVRAT IDI" sözünden yapilmiştir.  Görüldügü üzere, bütün bunlara ragmen, gerek Türk dünyasi ve gerekse bütün dünya hem Greek hem de diger Avrupa dilleri konusunda, hepsi Türkçeden yapilmiş diller oldugu halde,  fena halde kandirilmiştir. 
 
Sayet dikkat ettiysen, Ingilizce "OX" sözcügü de Türkçe OKUZ sözünün kaçirilip degiştirilmiş halidir.  
 
***
 
 
KOHLI adindaki kaypak ve sahte kimlikli olan harf Greek "H" harfidir.  Bu harf H, I ve E harflerinin yerini aldigi gibi, ayni zamanda sessiz bir ünsüz oldugu için "gölge" bir harf olarak da yeniden yapilandirilan Türkçe sözlerin içine katilarak taninmazliklarini daha da artirmaya yarar bir sahte harfdir. Böylece, her okuyucu için "KOHLI" şeklinde görünen bu Rusca sözü KOILI şeklinde yazdigimizda senin dedigin Türkçe "KÖYLI" (KÖYLÜ) sözü ortaya çikiyor.  Kimbilir daha bunun gibi nice Rusca ve diger Avrupa dillerine ait sözcükler vardir? 
 
***
 
 
Simdilik bu kadar.  Yazdigigin için teşekkür ederim.  Ben de bu arada çok meşgulum.  Ilginç konularla ugraşmaktayim.
 
Selam ve sevgi ile,
 
Polat Kaya
 
26/05/2010 
 
 
 
Saygili, Murat (NSN - TR/Ankara) wrote: 
 
 
 
 
Polat Ağabey Merhaba,
 
 
 
Oğuz Kağan'ın simgesi sizin hep belirttiğiniz üzere BOĞA'dır.
 
 
 
Boğa sözcüğü batı dillerinde Taurus,Toro yani "TUR-O" şeklinde TUR/TÜRK ile özdeşleşmiştir diye düşünüyorum.
 
 
 
Arenalarda TORO/TUR-O'nun boğa güreşi ile öldürülmesi Tanrı Oğuz'un öldürülmesi anlamına geliyor diye bir fikir oluştu bende. Diğer yandan kiliselerde Ekmek ve Şarap verilir.
 
 
 
Ekmek Boğa'nın "ET"i, Şarapta "KAN"ı olmasın?
 
 
 
Bu nasıl bir nefret gerçekten anlayamıyorum..
 
 
 
Saygılarımla
 
 
 
Murat