Re: [bcn2004] TÜRKLERDE GÖRÜLEN BIR HASTA LIK

Turhan Tisinli Bey,


Türkçe TAŞ sözcügü, sizin verdiginiz gibi, " < *TAL > *THAL > X Iith " şeklinde bir gelişme gösterdigi görüşünüze katilmiyorum.  "L" harfi Türkçe TAŞ içinde yoktur ki kelimenin sonundan başina geçmiş olsun.  Bu yildizli, vesaireli izah tarzi asil gerçegin üstünü örtmek için icadedilmiş bir kandirma yöntemidir.  Bunu başka kaynaklarda da görmekteyiz.  Fakat benim inandigim bir izah tarzi degildir. Bence dilciler bu yöntemle kandirilmişlardir.  Bu izah tarzini siz de yaptiginiza göre korkarim ki siz de tümüyle yaniliyorsunuzdur.    

Grekce LITHOS (stone) Türkçe TAŞ anlamlidir, [Divry's English-Greek and Greek- English Desk Dictionary, 1988, p. 575] .  "LITH" LITHOS' un kesilmiş ön kismidir. 


1.     LITHOS sözcügü  "TOSHLI" şeklinde dizildiginde Türkçe "TAŞLI" sözüdür. Böylece asli inkar edilemeyecek şekilde Türkçedir.  Anlam kaydirmasi yapilarak, Türkçenin TAŞLI sözcügü TAŞ anlamli olarak tanimlanmiş ve LITHOS kelimesine  anlam olarak verilmitir.   Greek kelimesinin başinda gösterilen LI Türkçenin "-LI" (ILE) ekidir ve de TAŞ sözünün başina bilincli olarak kaydirilmiştir.  Daha açikcasi, Türkçe TAŞLI sözcügü kalip degiştirilerek Helenleştirilmiştir.  Böylece, Türkçe sözcügün hirsizlanmasi işlemi tamamlanmiştir.  Bunun gibi şu Grekce sözcüklere de dikkatinizi çekmek isterim. 


2.    Grekce LITHOBOLEMA ve  LITHOBOLEMATOS  (stoning), [Divry's . . . , p. 575], Türkçe taşlama anlamlidir. 

LITHOBOLEMATOS sözcügü "TOSHLEMA-OLIBTO" şeklinde dizildiginde Türkçe "TAŞLAMA OLUBTU" sözüdür. Böylece bu da asli inkar edilemeyecek şekilde Türkçedir. 

Grekce LITHOBOLEMA sözcügü de LITHOBOLEMATOS  sözcügünün son TOS parçasina kadar olan ön bölümü olup kök kelime degildir.  


3.    LITHOBOLOS (stone throver), [Divry's . . . , p. 575], Türkçe "taş atan, taşlayan" anlamlidir. 

LITHOBOLOS sözcügü "TOSHLOIB-O-L" şeklinde dizildiginde Türkçe "TAŞLAYIB O" sözüdür.  Birisi birisini taşladiysa, o kişi taş atandir. 


4.    LITHANTHRAKITES  (coke), [Divry's . . . , p. 575], Türkçe "taş kömürü" anlamlidir. 

LITHANTHRAKITES  sözcügü  "TASHLI-IAKETTHR-N" şeklinde dizildiginde Türkçe "TAŞLI YAKITTIR" sözüdür. Bunun da asli Türkçedir.  Böylece temel kavram ve kaynak söz Türçeden alinmiştir. 



5.    LITHOSMETOS  (built with stones), [Divry's . . . , p. 575], Türkçe "taş ile yapilma"anlamlidir. 


LITHOSMETOS sözcügü "TOSLE-TIHMOS" şeklinde dizildiginde Türkçe "TAŞLA DIKMÜŞ" (TAŞ ILE DIKMIŞ sözüdür ki bu da Ingilizce  "built with stones" anlamlidir ve de Türkçeden hirsizlanmiştir. 

Daha başka örnekler de verebilirim.  Bu örnekler maksada fazlasiyla kafidir.  
  

Bir evvelki yazimda zikrettigim MICROALITAZIS
 ile ilgili olarak "Micro-Lithiasis" örnegini vererek kelimenin anlami hakkinda dilcilerce bilinen bir açiklamayi yapmişsiniz.  Bunu bilmedigimi sanmayin!  Fakat bu tanimlama yüzeysel olup konunun derinliklerine inmeyen yapay bir izah şeklidir.  Aşagida verdigim şu örneklerbilinmedik gerçekleri gün işigina çikariyor. Lütfen dikkatle ve açik fikirlilikle okuyunuz:


6.    Greek MIKROSKHEMOS (small-sized)
, [Divry's . . . , p. 592], Türkçe "küçük boyutta" anlamlidir. 

MIKROSKHEMOS  sözcügü "KOSOK-SHEIM-MR" şeklinde dizildiginde Türkçe "KÜÇÜK ŞEYIM" (küçük her hangi bir şey)  sözüdür ki bu da Ingilizce  "small sized" anlamlidir. Ayrica bu deşifre edilmiş söz Türkçe "KÜÇÜKCEYIM" sözcügüdür.  "MR" fazlaligi, kelimenin son bitirilmiş halini "MIKRO" kelimesiyle başlatmak için yapilan ilave sarmalamadir. Böylece, bu Greek sözcügünün asli da Türkçedir. Türkçe KÜÇÜK sözcügünün anlami MICRO yapay kelimesine kaydirilmiştir.  


7.    Greek MIKROUTSIKOS (small-sized)
, [Divry's . . . , p. 592], Türkçe "küçük" anlamlidir. 

MIKROUTSIKOS sözcügü "ISMI-KOSOKTUR" şeklinde dizildiginde Türkçe "ISMI KÜÇÜKTÜR" sözüdür ki bu da Ingilizce  "small, tiny" anlamlidir. Görüldügü gibi "Greek" dilinin bu sözcügü de Türkçeden hirsizlanmiş bir tanimlamanin üstüne kurulmuştur.  


8.    Greek MIKROSKOPION (microscope)
, [Divry's . . . , p. 592], Türkçe "mikroskop" anlamlidir. 

MIKROSKOPION 
sözcügü "MINI-POKOR-KOS" şeklinde dizildiginde Türkçe "MINI BAKAR GÖZ" sözüdür ki
 bu da "microscope" anlamli bu Greek sözcügünün Türkçe tanimlamasidir. Mikroskop ile mini  (minik) şeylere bakilir.  Görüldügü gibi asli Türkçedir. Burada da Türkçe MINIK (MINI) sözcügünün anlami MICRO yapma adina kaydirilmiştir.  


9.    Greek MIKROSKOPIKOS (microscopic, minute)
, [Divry's . . . , p. 592], Türkçe "çok küçük, pek minik, minimini" anlamlidir. 

MIKROSKOPIKOS  sözcügü "PIK-KOSOK-RISOM" şeklinde dizildiginde Türkçe "PEK KÜÇÜK CISUM" (PEK KÜÇÜK CISIM) sözüdür ki
 bu da "microscopic" anlamli bu Greek sözcügünün Türkçe tanimlamasidir.  Görüldügü gibi asli Türkçedir. R harfi Türkçe kaynaktaki C harfi yenine kullanilmiştir, böylece MIKRO yapay sözcügünün MIKROSKOPIKOS içinde görünmesi saglanmiştir.  


10.   Greek MIKROS and MIKRON (small, little; young; short)
, [Divry's . . . , p. 592], Türkçe "küçük, minik, kisa boylu, genç" anlamlidir. 

MIKRON sözcügü "MINOK-R" şeklinde dizildiginde Türkçe "MINIK ER" (KÜÇÜK ER,KÜÇÜK BIR ŞEY) anlamli sözüdür ki
 bu da bu Greek sözcügüne atfedilen bütün anlamlarin Türkçe tanimlamasidir.  Görüldügü gibi kelimenin asli Türkçedir. 

11.    Bu listeye bir evvel ki yazimda verdigim MICROALITAZIS
 sözcügünü de eklemeliyiz.  Bu sözcügün Türkçe "KIRILMIŞ TAŞ O" sözü oldugunu zaten yazmiştim.  Kirilmiş taşlar ise büyük taşlardan kopmuş ve zamanla kum ve toz haline gelmiş "minik" yahut "küçük" taşlardir ki sizin israrla öne sürdügünüz "MIKROS" sözünün temeli ve kaynagidir.


Bütün bunlardan görüyoruz ki yukarida verdigim Grekce diye bilinen sözcüklerin hepsi Türkçeden yapilmişlardir. Bu gerçek halk tarafindan bilinmemektedir.  Yani dil konusunda hepimiz kandirilmişiz.
   


Turhan Bey bu iletiyi bitirirken şu hususa da belirtmeliyim:  

Gördügüm kadari ile, siz "anagram" kavraminin Türkçeden sözcük ve sözler aşirmada kullanilmiş ne güclü bir yöntem oldugunu hiç anlamamişsiniz yahut ta anlamak istemiyorsunuz. Önceki yazilarinizdan da anladigim kadariyla, "Polat Kaya'yi çürütme" gibi gereksiz bir önyargiya saplanmişsiniz. Elbetteki bu sizin bileceginiz bir iş ve seçenek.  Fakat ben derim ki, eger gerçekten niyetiniz bu ise, boşuna ugrasiyorsunuz. Yukarida çok açik bir şekilde verdigim örneklerimle dediklerimin ne kadar dogru oldugunu isbat etmiş durumdayim.  Sevseniz de sevmeseniz de bu gerçek inkar edilecek gibi degil. 

Bilesiniz ki dünya halki, başta Türkler olmak üzere, kapali kapilar ardinda gizli emeller peşinde çalişan, Türk dünyasina ve medeniyetine ezeldenberi karşi çikan, sayisiz yalanlar uyduran, içi karanlik dişi kara, içten pazarlikli bazi kuruluşlarça çoçuklar gibi kandirilmiştir.  Bu oyunlardan genellikle sokaktaki halkin haberi dahi yoktur, zira onlar da kandirilmişlar arasindadir.  "Greek" medeniyeti diye beynimizi yikayanlarin ne kadar yanliş ve yanli olduklarini çok açikca dile getiren bir alintiyi sizinle ve diger okuyucularla paylaşmak istiyorum.

H. G. Wells, "The outline of History", Volume 1, 1920, 1956, p. 231-232, kitabinda Ingilizce olarak şunlari yaziyor: 

"Now this Greek civilization that we find growing up in South Italy and Greece and Asia Minor in the seventh century B.C., is a civilization differing in many important respects from the two great civilized systems whose growths we have already traced, that of the Nile and that of the Two Rivers of Mesopotamia. These civilizations grew through long ages where they are found; they grew slowly about a temple life out of a primitive agriculture; priest-kings and god-kings consolidated such early city states into empires. But the barbaric Greek herdsmen raiders came southward into a world whose civilization was already an old story. Shipping and agriculture, walled cities and writing were already there.  The Greeks did not grow a civilization of their own; they wrecked one and put another together upon and out of the ruins."

Yazinin son kisminin koyu kirmizi ile gösterilmesi bana aittir. Bu yazinin hepsini tercüme etmege zamanim yok. Yalniz son cümlesini Türkçe olarak belirteyim: 

"Greklerin kendilerine ait bir medeniyeti olmadi (yoktu);  onlar kendilerinden önce olan bir medeniyeti yikip harabe ettikten sonra, yikilan harabenin üstüne yiktiklarindan ögrendikleriyle başka birisini koydular".


Işte batinin bize israrla ve de yalan dolanla sattigi "Greek" medeniyeti o yikilan medeniyetin üstüne koyduklari "yeni binalar, vs." medeniyetidir.  Bu barbar gezginci gruplarin yiktigi medeniyet, binlerce seneden beri TURANLI TUR/TÜRK/OGUZ insaninin kaynakta zikredilenbütün bölgelerde geliştirdigi eski TURAN dünyasinin medeniyeti idi ve o medeniyetin dili de TÜRKÇE idi.  Nasil ki eski Türk medeniyetinin binalarini yakip yikarak üstüne yeni binalar koydularsa, Türkçeyi de basit bir "anagram" yöntemiyle degiştîrdiler ve kendilerine Türkçeden bir dil yaptilar.  Bu yöntem diger Aryan ve Semitik gruplarca da uygulanmiştir.  Böylece eski dünyanin TURANLI TUR/TÜRK/OGUZ insaninin geliştirdigi bütün medeniyetler, ki bunlarin içinde Sümer, Misir, Anadolu, Ege bölgesi, Balkanlar, ve Akdeniz havzasindaki diger medeniyetler de dahildir, tarihten silinerek Türklügün tarihte hiçbir medeniyet yaratmadigi yalanini dünyaya yaydilar.  Bizler de günümüzde bu yalanlara hep kandik ve kandirildik.  Bu da böyle biline!

Her kese iyilik dileklerimle,

Polat Kaya
 

27/01/2009




Turhan Tisinli wrote:

 

Kusura bakmayın Klaviyemde

ö harfi q tuşu üzerinde, 

ü           w

ı             j

ç            x

ğ            f

ş harfi  $ tuşu üzerinde    

 

Parmaklarım çoğunluk ö yerine ü 'ye kaçıyor, özel olarak söz yerine süz çıkıyor, çoğunluk düzeltiyorum, ama gözümden kaçanları da oluyor.... Yazıyı yeniden gönderiyorum:

 

 

Micro-Lithiasis

 

Micro (küçük) --  macro (büyük)   ~   [m~b] Tür. büyük, biyik, bik, Fars.buzurg ve İng. big  

( Türkçe ile Avraupa dilleri arasında ortaktır.)

 

 

Lith-   (taş)    Lithology, lithography sözlerinde olduğu gibi.

 

Türkçe taş < *tal  > *thal  >X  lith-   (bu da başka dillerde söz başı "L"nin (Türkçe'de az ya da yoktur) arkadan öne geçtiğinin bir kanıtı.]

 

*tal ~ tar (Ör. dere, dermek; dar)  dağdan aşagıya doğru yuvarlanan nesne, yukarıdan yağan nesne. Dere deredir, çünkü yamaçları üzerine düşen her nesneyi dibinde toplar.

 

[ Alman. "tal" dere, Arap.Tall: yağmur, aTalla (yukarıdan bakmak), Tala:' (cila: üst  kat)... Daha çok arkaya gidersek bunlar tag (dağ, tau) ile de birleşirler. ]

 

 

 

 

 

----- Original Message -----

From: Polat Kaya

To: bcn_2004@yahoogroups.com ; Polat_Kaya@yahoogroups.com

Cc: Isa Alemdag

Sent: Monday, January 26, 2009 2:57 PM

Subject: [bcn2004] TÜRKLERDE GÖRÜLEN BIR HASTALIK


 

Sayin Arkadaşlar,

Aldigim bir iletide Türklerde çok görülen bir hastaliktan bahisediliyor.  Baglantisi sudur:

http://groups. google.com/ group/dunyaturkb irligi/browse_ thread/thread/ 7045939e21fe36b1 ?hl=tr
 

"TÜRKLERDE GÖRÜLEN HASTALIK
------------ --------- --------- --------
*DAHA ÇOK TÜRKLERDE GÖRÜLEN * *HASTALIĞIN NEDENİ BİLİNMİYOR!* Prof. Dr. Rasim 
Küçükusta, dünyada en çok Türklerde görülen ve sebebi bilinemeyen alveoler 
mikroalitazis adlı hastalığın akciğerde minik taşların oluşumu ile meydana 
geldiğini söyledi. En çok Türklerde görülen hastalığın en belirgin özelliği 
öksürük ve nefes - Pazar 25 Ocak 2009 16:38"


Bu tanimlama içinde hastaligin adi ALVEOLER MICROALITAZIS seklinde veriliyor ve bu akçigerde "minik taşlarin oluşumu" imiş.  Görünürde bu adin Latince ve Greek'ce dillerden alinmiş sözcüklerden oldugu tip dünyasina ve de dünyaya tanitilir.  Benim gördüşümde gerçek çok daha farklidir.   Önce MICROALITAZIS  adina bakalim: 

MICROALITAZIS adi harf-be-harf  "CIRILMIS-TAZ- O-A", C = K, şeklinde deşifre edilip Türkçe bir söz olarak okundugunda onun Türkçe  "KIRILMIŞ TAŞ O" sözü oldugunu görüyoruz.  Kirilmiş taşlar (yani KUM zerrecikleri) ise "minik taşlardir".  

Görülüyor ki bu sözde "Greek" asilli ad aslinda Türkçe bir tanimlamanin yeniden düzenlenip, "Greek" dilinden bir sözcük imiş gibi, dünyaya, tib dili ve/veya ilim dili olarak, pazarlanmasidir.  Belli ki birileri gizlice Türk dilinin sözlerini aşirip çeşitli kaliplara döktükten sonra aslinda Türkçeden yapilmiş yapay "Avrupa" dillerini zenginleştiriyor ve Türkçeyi de bilinçli olarak gözardi ediyor.  


ALVEOLAR (ALVEOLER) sözcügünün tanimlanmasi, Ingilizce olarak, şöyle verilmektedir,http://www.medterms .com/script/ main/art. asp?articlekey= 25927 :
 

"Alveolar: Pertaining to the alveoli, the tiny air sacs in the lungs. The exchange of oxygen and carbon dioxide takes place in the alveoli which look like cells in a honeycomb.

The word comes from the Latin diminutive of "alveus" meaning a cavity or hollow = a little cavity or hollow." 
 

Verilen bu ad olgusunun ("etymology" ) dogru oldugunu sanmiyorum.

ALVEOLAR (ALVEOLER) sözcügü olasilikla Türkçe "AL-EVLER-O" tanimlamasindan yapilmiştir.  Böylece akçigerin bu minik odaciklarinda oksijen ve karbon-dioksit aliş-verişi yapilmaktadir.  Bence bu tib adinin Türkçesi "AL-VER EVLER" olmali.  
 

Bilindigi üzere, ben bu işlemi Türkçeden "DIL HIRSIZLIGI" şeklinde tanimlamaktayim, çünkü olayi başka türlü tanimlamak başi kuma sokmaktan başka bir şey olamaz.  Görünen şudur ki Tib aleminin çok karişik ve görkemli görünen, sözde "Latince" ve/veya "Greek'ce" dillere aitmiş gibi dünyaya yutturulan pek çok adlari tam bir dil oyunbazligi ile ("anagram" yapma yollu) türetilmişler ve türetilmektedirler.  

Not: Bu hastaligin devamli şekilde tozlu hava içinde çalişan kişiler arasinda olmasi olasigi büyüktür, örnegin, mermer kesimi, yontma ve cilalama işlerinin yapildigi yerlerde çalişan kişiler gibi. 

Selam ve sevgi ile,

Polat Kaya

26/01/2009