"GENOCİDE'' ve onunla ilgili sözcükler hakkinda

Sayin Arkadaşlar,


Bilindigi üzere yakin geçmişin en çok konuşulan konularindan biri "Ermenilerden özür dileme kampanyasi" oldu. Saşkin ördegin suya daliş misali yapilan, üstü örtülü ve dolayli  bir şekilde, Türkleri yapmadiklari uyduruk bir suçu kabul etmeye davet eden, haksiz yere suç altina giren bu özür kampanyasi Türk insaninin  hakli karalamalarina ve kinamalarina mashar oldu.  

"Genocide" (soykirim) sözcügü tanimlamasi ile Türklüge yüklenmek istenen bu suç elbette ki hiç bir şekilde kabul edilemez. Ben bu yazimda, daha çok "genocide" ve onunla ilgili başka sözcüklerin dilcilik bakimindan kökenini sizlerle paylaşacagim.

Emekli Büyükelci Sayin Şükrü M. ELEKDAĞ'in "Soykırımı Kabul Kampanyası..."  başlikli 24.12.2008 tarihliCumhuriyet Gazetesindeki yazisinda, "genocide" konusuyla ilgili olarak başka sözcükleri de belirttiler. Aşagiya aldigim  şu alintida Sayin Elekdag şöyle yaziyor  [ 
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=em&xl=empopup&em=cu/cumhuriyet/w/c0205.html ]:
 

"Bu deyimlerden en önemlisi “Büyük Felaket” deyimidir. Bu deyim Ermenicede, 1915 olayları için soykırım anlamında kullanılan “Medz Yeghern”nin Türkçe çevirisidir. Yani, “Medz Yeghern” ile soykırım eşanlamlıdır. Yahudiler, nasıl “holocaust” yerine çoğu zaman İbranice “shoah” deyimini kullanıyorlarsa, Ermeniler de soykırım yerine “Medz Yeghern” deyimine başvurur ve “Büyük Felaket”i soykırım tanımıyla tamamen örtüşen bir ifade olarak kabul ederler. Nitekim, Papa Jean Paul II’nin Erivan’da 2001’de soykırım anıtını ziyaret ettiği zaman duasında “Medz Yeghern” kurbanlarından söz etmesi, Ermeni yöneticilerle kamuoyunu tatmin etmiştir. Ermeni yazarların, İngilizce ve diğer yabancı dillerde yayımlanan kitaplarında da ve hatta bu kitapların başlıklarında “Medz Yeghern”, İngilizce “genocide” yani soykırım sözcüğüyle eşanlamda kullanılmıştır."


Burada belirtilen ve hepsi de 
“Büyük Felaket” 
anlamli olan “genocide”, “holocaust” ve “Medz Yeghern”sözcüklerinin nasil yapilmiş oldugunu bilmek Türk dünyasi için göz açici niteliktedir. Gerçekte bu sözcüklerin hepsi Türkçe deyimlerin kirilip yeniden düzenlenmesi neticesinde, ("anagram" yapma), ortaya çikmiş Türkçeden yapma sözcüklerdir. Kelime yapisi bakimindan Türkçeden uzaklaştirildiklarindan sanki yabanci dillerin sözcükleri imişler gibi dünyaya tanitilmişlardir.  Daha dogrusu Türkçeyi kullanarak gizlice sözcükler ve diller üretme oyunlarinin neticesidirler.  

  

Sözlüklerde tanimlandigina göre, "genocide" sözcügü Greek GENOS yani Türkçe "irk, cins" anlamli sözcük ile Latince CIDE yani "öldür" anlamli sözcügün birleştirilmesinden yapilmiş bir sözcük oluyor.  Bir kaynakta verilen tanimlaama Ingilizce olarak söyledir:  

[genocide :  1944, apparently coined by Polish-born U.S. jurist Raphael Lemkin in his work "Axis Rule in Occupied Europe" [p.19], in reference to Nazi extermination of Jews, lit. "killing a tribe," from Gk. genos "race, kind" (see genus) + -cide, from L. -cidere "kill," comb. form of caedere "to cut, kill" (see concise). The proper formation would be *genticide.  http://dictionary.reference.com/browse/genocide ].


Ben bu ad-olgusunun, diger bir deyimle "etimolojisinin" dogruluguna inanmiyorum.  Söyleki:

1.  GENOCIDE sözcügü harf-be-harf "GENO-CIDE" yahut "CENE-GIDO" şeklinde deşifre edilip yeniden dizildiginde ve de Türkçe olarak okundugunda, ifadenin Türkçe "CANA KIYDI" ve/veya "CANI KIYDI" deyimi oldugunu görürüz.  Bu Türkçe tanimlamalar "insanin canina kiyma, insan kesimi, kirimi veya kiyimi" anlamli olup "GENOCIDE" kavramini Türkçe dille tanimlar.   Burada dikkat edilmelidir ki GENO yahut GENOS diye bilinen ve Grek diline ait diye tanimlanan sözcük aslinda Türkçe CAN sözcügünün CANA şeklidir ve CIDE sözcügü ise Türkçe KIYMAK fiilinden KIYDI deyimidir.  

Türkçe "SOY KIRIM" ifadesi "GENOCIDE" kelimesinin tercümesidir.  Buna ragmen dikkat edilmelidir ki gösterdigim bu açiklama,  yani "CANA KIYDI" yahut "CANI KIYDI" deyimleri, "GENOCIDE" kelimesinin Türkçeye tercümesi olmayip bu Ingilizce kelimenin yapilişinda kullanilmiş temel Türkçe metindir.  Diger bir deyimle, bu Ingilizce kelimenin asli Türkçeden alinmiş ve degiştirilmiş bir deyimdir.  Bu açiklama, "Ingilizce" diye bilinen bu sözcügün "anagram" yapma yoluyla Türkçeden yapilmiş oldugunun delili ve isbatidir.

Bilindigi üzere, Türkçe CAN sözcügü "hayat, ruh, insan, yaşayan varlik, kişi, şahis, birey, aile (sevdiklerimiz) ve kişinin ait oldugu boy ve millet" şeklinde çok çeşitli anlamlari olan bir Türkçe sözcüktür.  Eskiden kişinin hangi CANdan (boydan, soydan) yahut hangi CINSden (ulusdan) oldugunu tanimlayan sözcüklerden biridir.  

Latince GENS sözcügü Ingilizce olarak "a clan, stock, people, tribe, nation;  an offspring, descendant; country" anlamlarinda, yani "yeni nesil oglanlar (clan), ev halki, aile, nesil, boy, ayni soydan olanlar, ayni millet ve ayni ülkeden olanlar" anlamli bir sözcük olup, dilcilerin bizleri yaniltmasina ragmen, Türkçe CANsözcügüdür. Dikkat edilmelidir ki CLAN sözcügü dahi Türkçe OKLAN (OGLAN) sözcügü olupbu da bir aileden dogan yeni nesil aile kollarina ait ogullari tanimlar.  Bu sözcük dahi başindaki O ünlüsünün düşürülmesi ve de Türkçe K harfinin C'ye çevrilmesiyle ile CLAN şeklinde Türkçeden yabancilaştirilmiştir.  

Bunun gibi, Avrupa dillerine aitmiş gibi gösterilen Grekce "GENOS" ve Latince "GENUS" sözcükleri de Türkçe hem CAN ve hem de CINSI (CINSU) sözcüklerinden türetilmiş ve ayni anlamli sözcüklerdir.  Böylece bu iki sözcügün asli Türkçedir.

Bilindigi üzere KIYIM ve KIYDI sözcükleri Türkçe KIYMAK (dogramak, parçalamak, kesmek) anlamli fiilden türetilen sözcüklerdir.  


2.   HOLOCAUST sözcügü "OLO-CASHTU" , C = K,  şeklinde deşifre edilip yeniden dizildiginde ve de Türkçe olarak okundugunda, HOLOCAUST sözcügünün aslinin Türkçe "ULU KESIDÜ" yani "büyük kesidi, büyük kirimdi, büyük kiyimdi, büyük bir öldürme olayidi" anlamli bir Türkçe deyim oldugunu görüyoruz.  Görüldügü üzere bu Türkçe tanimlama da HOLOCAUST kavramini tanimlar. Bu açiklama da  HOLOCAUST sözcügünün Türkçeden "anagram" yapma yoluyla yapilmiş oldugunun isbatidir. Böylece bu Ingilizce sözcük te asli Türkçe olan ve Türkçeden yapilmiş yapay bir sözcüktür. Bu sözcükteki sessiz H harfi sahte bir harf olup yerine göre H, I ve E harflerinin yerini alabiliyor.  Harfin bu çok kimliligi Grek alfabesinden kaynaklanir.  Grek (Rum) alfabesinin bir sürü çok kimlikli ve kaypak harflerle donatilmiş olmasinin maksadi Grek dilinin Türkçeden yapiminda kullanilan Türkçe sözcük ve deyimleri taninmaz şekilde gizlemek içindir.  Bati dilleri Türkçe sözcük ve deyimleri (tanimlamalari) kirip yeniden düzenleme yoluyla  kendilerine sayisiz sözcükler  ve de diller türetmişlerdir.  


3.   Ermeniceye atfedilen "MEDZ YEGHERN" deyimi harf-be-harf  "ZEYMH-GERDEN" şeklinde deşifre edilip yeniden dizildiginde ve de Türkçe olarak okundugunda, ifadenin Türkçe "SOYUMI GIRDIN" yani "soyumu kirdin" anlamli bir deyim oldugunu görüyoruz. Belli ki birileri bu Türkçe "SOYUMI GIRDIN" tanimlamasini bilinçli şekilde kirip yeniden dizerek ve bazi harflerini de degiştirerek "MEDZ YEGHERN" şekline sokmuştur. Böylece, aslinda Türkçe olan bir deyim "Ermeniceleştirilmiştir". Bu açiklamamiz da "Ermenice" diye halka yutturulan MEDZ YEGHERN sözünün Türkçeden "anagram" yapma yoluyla yapilmiş oldugunun isbatidir.  

Ayrica,  "MEDZ YEGHERN" sözcügü, gerçekte "Ermeni" çetecilerinin Türklere karşi yaptigi arkadan vurma ve toplu kirim suçunu bir iftra şeklinde degiştirip Türklere yüklemenin ve alişkanlik haline gelmiş bir dil oyunbazliginin göstergesidir. 
 
Bu oyun, şer ve iftira ile, Türk tarihini karalamayi, Türk tarafini töhmet altinda tutmayi ve kendilerine suçlu olduklari zannini ve ezikligini aşilamayi amac yapan bir oyundur. Kendilerine karşi düzenlenen hain sahte oyunlardan korunmak ise Türk milletinin hakkidir.  Diger taraftan, suçsuz oldugu halde, uyduruk bir suçu "yaptim" diye kabullenip özür dilemek ise safligin aptalliga varan en zirvesi olur. 

Burada şuna da dikkati çekmek gerekir ki "ERMENI" diye tanimlanan halk gerçekte kendisini "ERMENI" adiyla tanimlamaz. Onlar kendilerini HAY yahut HAIK (HAYIK) seklinde tanimlarlar.  Örnegin, "ERMENISTAN" adi yerine HAYASTAN deyimi kullanilir ki bu da Türkçe "AYISTAN" deyiminin yozlastirilmis seklidir. Bu ad bilhassa bütün Christian (Kristiyan) dünyasinda oldugu gibi, dini inançlari geregi hem "KARA" kavrami ve hem de "KARA AY" kavrami ile ilgili bir tanimlamadir. 


"ERMENI" (ARMENIAN)  sözcügünün kendilerine HAY yahut HAYIK diyenlerin adi gibi tanitilmasi Avrupa dini ve siyasi sisteminin Türk dünyasi üzerine oynadigi oyunlardan biri olmalidir. 


Yukarida verdigim  açiklamalardan görüyoruz ki bu üç ayri sözcügün her biri Türkçe tanimlamalarin yozlaştirilmasi, degiştirilmesi, yeniden dizilip gizlenmesi yoluyla Türkçe dilden yapilmişlardir.  Binlerce seneden beri gizlilik içinde yapilmiş olagelen  bu dilcilik aslinda Türkçenin hirsizlanmislardir. Bu dediklerimi dilciler bilmez. Bilenler de olasilikla itiraf etmezler. 


Şimdi Latince CIDI veya CIDE diye bildirilen sözcüklerin temeline biraz daha varalim. 

Latince sözlüklerde tek basina CIDE yahut CIDI bulunmamakla beraber, bu sözcügü bünyesinde tutan şu sözcükler vardir:  OCCIDO, OCCIDERE, OCCIDI, OCCASUS ve OCCISUS.  Bu sözcüklerin anlami da "yikma, yok etme, öldürme, kesme, tahrip etme" gibi  anlamlarinda verilmektedir. 

[
occido, occidere, occidi, occasus  (fall, fall down; perish, die, be slain; be ruined/done for, decline, end);occido, occidere, occidi, occisus  (kill, murder, slaughter, slay; cut/knock down; weary, be the death/ruin of; 
http://ablemedia.com/ctcweb/showcase/wordsonline.html)].

Bu bilgilerin işiginda:  


4.    OCCIDERE deyimi "OC-CIEDER", C = K, şeklinde dizilip Türkçe okundugunda sözcügün aslinin Türkçe "ÇOK-KIYIDIR"  anlamli deyim oldugu görülür.  Türkçe kaynaktaki Ç harfi düşürülmüştür.   


5.    OCCASUS 
deyimi "SOC-CASU", C = K, şeklinde dizilip Türkçe okundugunda sözcügün aslinin Türkçe "ÇOK-KESÜ" (ÇOK KESI)  anlamli deyim oldugu görülür.  Türkçe kaynaktaki Ç harfi S harfine degiştirilmiştir. 


6.    OCCISUS deyimi "SOC-CISU", C = K, şeklinde Türkçe "ÇOK-KESÜ" (ÇOK KESI)  anlamli deyim oldugu görülür.  Türkçe kaynaktaki Ç harfi S harfine degiştirilmiştir. 


7.    OCCIDO deyimi "OC-CIDO", C = K, şeklinde Türkçe "ÇOK-KIYDU" yahut "ÇOK KIYIDI"  anlamli deyim oldugu görülür. Ve nihayet,


8.    OCCIDI deyimi "OC-CIDI", C = K, şeklinde Türkçe "ÇOK-KIYDI" yahut "ÇOK KIYIDI"  anlamli deyim oldugu görülür. 


Görülüyor ki bu "Latince" sözcüklerin hepsi Türkçe deyimlerin degiştirilip yeniden düzenlenmesiyle yapilmiş sözcüklerdir.  Onlarin yapiminda Türkçe ÇOK, KIY, KIYI,  KIYDI, KIYIDIR, KES, KESI ve KESIDI  sözcükleri kullanilmiştir. Dil degi
ştirme teknigi ile, eski Tur/Türk/Oguz dünyasindan, çok başarili bir şekilde, medeniyet aşirmasi yapilagelmiştir. 


Yukaridaki açiklamalarimzin dogrulugunu daha da pekiştirmek için, Latincede birisinin öldürüldügünü anlatan sözcükler  arasinda, Türkçeden "anagram yapma yollu" yapilmiş bir kaç sözcük örnegini daha görelim:


9.  Latin dilinde TYRANNICIDA şeklinde bir sözcük vardir ve güya "tyrant" yani diktator (despot) bir idarecinin öldürülmesi anlaminda tanimlanir.  Bu sahte bir tanimlama olup gerçekte eskiden Avrupanin yerli halki olanTURANLILARA yapilan soykirimin adidir.  Şöyle ki: 

TYRANNICIDE
  deyimi 
"TYRANNI-CIDE" yahut "TYRANNE-CIDI", C= K,  seklinde deşifre edilip Türkçe olarak okundugunda, ifadenin Türkçe  "TURANNI KIYDI" yani "Turanli kiydi, Turanli öldürdü, Turanliya soykirim yapti" anlamli bir Türkçe deyim oldugunu görüyoruz.  Turanli yerlilere tatbik edilen SOYKIRIM olaylarini gizlemek için sözcüge atfedilen anlam degiştirilmiş ve böylece kirimin kime karşi yapildigi gerçegi gizlenmiştir. "Turanliyi kiyma" soykirim olaylari Avrupaya sonradan gelip yerleşen gezgincilerin getirdikleri "Yele" (Firtinaya) ve de "Kara" ya inanan bir dinin yayilişi ile eski Avrupa cografyasini Turanli Tur/Türk/Oguz insanindan temizleme işlemleridir.  


10.     Latince sözlüklerde verilen MATRICIDE  ve 
MATRICIDIUM 
(slaying of mother by her son) yani oglunun annesini öldürmesi,  PATRICIDA (one who murders his father) yani birisinin babasini öldürmesi anlamlidir.  

Latince MATRICIDE deyimi harf-be-harf  "MATER-CIDI", C = K,  seklinde Türkçe okundugunda sözcügün aslinin Türkçe "aNATIR-KIYDI" (ANASINI KIYDI, ANAYI KIYDI))  anlamli deyim oldugu görülür.  Bu sözcügün yapilisinda, Türkçe metindeki N harfi M harfi ile degiştirilmiştir. Zaten "MATER" (MOTHER) sözcügü de Türkçe "ANADIR" sözünden yapilmiş bir sözcüktür.  


11.    Latince MATRICIDIUM deyimi harf-be-harf  "MATIR-CIUDIM" yahut "MATIR-CIIDUM", C = K, seklinde dizilip Türkçe okundugunda sözcügün aslinin "aNADIR KIYDIM" (ANADIR KIYDUM, ANAMDIR ÖLDÜRDÜM) anlamli  deyim oldugu görülür. 


12.    Latince PATRICIDA deyimi harf-be-harf  "APATR-CIDI", C = K, seklinde dizilip Türkçe okundugundasözcügün aslinin "APADIR KIYDI"  (babadir kiydi, babasini kiydi, babasini öldürdü) anlamli deyimden yapilmis oldugu görülür. 


13.    
Latince SUICIDIUM ve SUICIDII  (suicide)  yani kendini öldürme anlamli bir sözcük oluyor. [http://www.archives.nd.edu/cgi-bin/wordz.pl?english=SUICIDE] .

Ilginçtir ki  Latince SUI sözcügü  Ingilizce olarak "of himself, herself, itself, themselves" şeklinde veriliyor yani  kişinin "kendisini" tanimliyor.   Bu sözcuuk ve onun tanimlamasi çok ilginçtir; zira  SUI sözcügü  Türkçenin"ÖZI" (ÖZÜ) sözcügünün degiştirilmiş halidir.  Bu bilginin işiginda şimdi  Latince SUICIDIUM ve SUICIDII sözcüklerini inceleyelim.  

Latince 
SUICIDIUM deyimi harf-be-harf  "USI-CIIDUM" şeklinde dizilip Türkçe okundugunda sözcügün aslinin "ÜZE KIYDUM" (ÖZÜME  KIYDIM,  KENDIME KIYDIM, CANIMA KIYDIM) anlamli degim oldugunu görüyoruz. 

Bunun gibi SUICIDII sözcügü de "USI-CIIDI" şeklinde dizilip Türkçe okundugunda aslinin Türkçe "ÖZE KIYDI" (özüne kiydi, kendine kiydi, canina kiydi) anlamli deyim oldugu görülüyor.   Elbette ki Ingilice SUICIDE sözcügü de  aynen bu anlamli olup o da Türkçeden yapilmiş ve yabancilaştirilmiş bir sözcükdür.  


14.     Son olarak Grekce GENOKTONIA, (genocide) anlamli sözcük, "GANO-KEITON" şeklinde dizilip Türkçe okundugunda sözcügün aslinin "CANA KIYTUN" yahut ta "CANI KIYDUN" deyimi oldugunu görüyoruz.  Grek alfabesinde 3. harf "gamma" harfidir ki C harfi yerine oldugu gibi yaziliş şekli ile hem G  ve hem de Y şeklinde degerlendirilen çok kimlikli bir harfdir. 

 

***
 


Dikkat edilmelidir ki "Avrupa" dillerine ait bu sözcüklerin hepsinin asli Türkçe deyimler olup bu deyimler "anagram yapma yollu" degiştirilmişler ve Türkçeden uzaklaştirilmişlardir.  Bu açiklamalarin hiç birisi tesadüflerin yahut benzetmelerin neticesi degildir.  Degiştirilen bir Türkçe deyimin harfleri ve anlami yeni üretilen sözcügün içinde sakli kaldigindan, bilgi yoluyla onlari bulup asil Türkçe metni yeniden gün işigina çikarmanin neticesidir.  


Bütün bunlarin anlami sudur:   Geçmişte binlerce sene, GÖK-TANRI, GÜN-TANRI ve AY-TANRI kavramlarina inanan eski Tur/Türk/Oguz insaninin geliştirmiş oldugu "TURAN" medeniyeti dünyanin en eski medeniyeti idi ve Türkçe o medeniyetin dünya çapinda dili idi. Bu medeniyet ve Türkçe dilin sözcük ve deyimleri "Kara'ya" (yani "kötülükleri temsil eden bir kavram) ve "Yel'e" (Firtinanin yikici gücüne) Tanri diye inanan bazi gruplarca yagmaya ugratilmiştir.  Türkçe çalindigi gibi eski Türk dünyasinin medeniyeti, zihinsel üretileri, töreleri dil degişimine ugratilarak Türklükten hem kaçirilmiş ve hem de çikarilmişlardir.  Bu arada Turan insanlari her firsatta bahanelerle zorlanmiş, hem soykirima hem de kimlik degiştirmelerine ugratilmişdir.  Bu gibi oyunlari günümüzde de görmekteyiz.  Örnegin Dogu Anadolunun özbe öz Türk insani, misyoner gruplarca üretilen ve "KÜRTÇE" diye kendilerine aşilanan yine Türkçeden yapilmiş bir dilin etkisiyle kendi kimliklerinden koparilmakta ve Türklükten uzaklaştirilmaktadirlar.  Dikkat edilmelidir ki çok güclü bir konuşma araçi olan DIL Türk insanini bölüp birbirine düşürme ve Türklügü yok etme araci olarak kullanilmiştir ve kullanilmaktadir.  Bu gizli tertipler tarihte hep böyle olagelmiştir.  Türk siyasetcileri bu kavrami bilmediklerinden ve de anlayamadiklarindan ellerine başkalari tarafindan tutturulan "DIL" tüfegi ile yine kendilerini kendi ayaklarindan vurmaktadirlar.  

Şunu da hatirlamak gerekir ki binlerce seneden beri Türk dilini kaçirip kendilerine çeşitli diller yapan bir sistemin izleyicileri için, Türklere uyduruk bir "soykirim" iftirasinda bulunmalari pek zor bir iş olmasa gerek.  Gerçekte, Türklere yüklenmek istenen "sokirim" iftirasi, kendilerinin Türklere karşi yaptiklari kirim olaylarinin yönünü degiştirip, Türkleri temelsiz bir "soykirim" suçu ile suçlama oyunudur. Bu geçmişin derinliklerinden beri süre gelen Türkleri karalama alişkanliginin bir neticesidir. 

Yazimi kapatirken şunlari da dikkatinize getirmem yararli olur görüşündeyim:

Bildirildigine göre Grek dili M. Ö. ikinci bin yilin başlarinda, yani 4000 sene evvel, konuşulmaya başlanmiş bir dil olarak tanitilir.  Bunun gibi Latince de en az 2500 yil evvelinden konuşulan bir dildir.  Halbu ki bu dillerin ikisi de, bu dillere ait pek çok sözcügün çözümünden (deşifre edilişinden) anlaşildigi üzere,  Türkçeden yapilmiş dillerdir.


Peki, hani bize Türklügün M. S. 1071 de tarih sahnesine çikdigi, Anadoluya ilk defa o zaman geldigi ve Türkçenin çok yeni bir dil oldugu safsatasi hep anlatila geldi ve dünyanin olasilikla en eski dili olan Türkçenin son 2000 yilin diliymiş gibi tanitildi.  Avrupali dilciler ve tarihciler hep beynimizi yikadi.  Eger Türkçe bu kadar yeni bir dil idiyse, neden bu "Grek" ve "Latin" sözcüklerin içinde hep Türkçeyi buluyoruz?  Bence bu sorunun gerçek yaniti şunlardir:

-    Türkçe dillerin temeli olan bir 
ANA dildir.  

-    Türkçe "BIR ATA" dildir. Başka deyimlerle, "PROTO" (BIR OD O) yani "BIR UTU" (BIR GÜNEŞ) DILIDIR.  
      UTU  Türkçenin Sümer agzinda GÜN-TANRI'nin (GÜNEŞ'in) adidir.  Bilindigi üzere GÜNEŞ BIR ODTUR.


-    Türkçe çok eski bir dünya dilidir.

-    Türkçe, geçmişi onbin seneyi çok aşkin olan ve olasilikla son Buzul Çagina kadar uzanan bir dildir. 

-    Türkçe en azindan yapay Avrupa dillerinin ve de Sami dillerin temelinde yatan bir dildir. 

-    Türkçe tek heceli, eklemeli bir dil olup yazinin icadini saglayan ve dünyada 
      "OKUL" medeniyetini yaratan bir dildir. 

-    Eski Türk dünyasinin sözleri diger dillerin yapisinda dondurulmuş halde gün işigina çikarilmayi beklemektedir.
 


Aziz Arkadaşlar biliyorum yazim uzadi, tekrarlarim oldu ve olasilikla sizleri yordum.  Konunun önemi nedeniyle ve geçmişte olanlarin iyi anlaşilmasini saglamak maksadiyla yaziyi böyle yazmam gerekti.  Bu bir kusur ise af oluna. 


Selam ve sevgi ile,

Polat Kaya