Re: [baldakituzum] Osman Cataloluk Beye y anit verene yanıttır!!!!: - Tepkileri anlayam

Sayin Fahri Yurtsever Bey ve Degerli arkadaşlar,


Merhaba.  Aşagida görüşlerinizi bildiren iletinizi okudum. Konu ile ilgilenip yazdiginiz için sagolun. 

1.    Diyorsunuz ki:

"dr. osmanın, "ucundan kıyısından bulaşıp tornistan etme" sözlerini; ben m.kemal'e, atatürk'e hakaret olarak algılamadım ve değerlendirmedim. hatta bir eleştiri mahiyetinde bile değil, referans gibi görünüyor.
ayrıca, eleştirebilirde..
böylesine sert tepkileri anlamakta zorluk çekiyorum.?"

Polat Kaya: Osman beyin dedikleri bir "referans" olamaz.  Zira "referans" olarak verilen sözlerin kaynagi da ayrintilariyla, örnegin, "kimin söyledigi, nerede ve ne zaman yazildigi" gibi bilgilerle  yazarin kendi yazisinda belirtilir. Böylece okuyucu da ona göre kimin ne dedigini hem ögrenmiş olur ve hem de yazar hakkinda yanilgaya düşmez.  Halbu ki Osman bey öyle yapmadi ve yaptiklarinda da israr etti.  Bu yetmiyormuş gibi, sonradan gönderdigi iletilerinde de gerek  Inci Saruhan hanima ve gerekse Gülfidan hanima haksiz yere yakişik almaz şekilde konuştu.  Bütün bunlardan özür dilemesi gerekirken onu yapmadi.  Hatta siz dahi, kendisini bir nevi destekleyen bu iletinizden sonra ve Meral TILSIM hanimin yazisina katilarak, " 
sizinle yanyana düştüğüm için, şimdi pişmanlık duyuyorum, dr.osman bey..!" diyerek durumunuza açiklik getirdiniz. 

Osman beyin Polat Kaya'ya ders verip susturayim diyerek bilmedigi bir konu hakkinda konuşmaya yeltenmesi kendisi için iyi olmadi. Osman bey olasilikla olup bitenleri bir "gurur" meselesi yaparak "dedigim dedik" şeklinde israr etti. O durum içinde her debelenişinde daha da fazla hata işleyerek kendini arkadaşlar arsinda zor duruma düsürdü.  Halbuki bunlarin hiç birine gerek yoktu.  Insan gururlu olmasini bildigi kadar hatasini gördügü zaman da "özür" dilemenin de bir büyüklük oldugunu bilmeliydi.   


2.    Dediniz ki:

"dil konusunda cahil birisiyim. ama şu kadarını söyleme cesaretini kendimde bulurum:
anlaşabildiğimiz ve anlatabildiğimiz dil -söz güzeldir. 
iyileştirme olacaksa, tümüyle akademik bir kurulun kontrolü ve öncülüğünde, uzun bir evrimsel sürece yayılmalıdır. 

buralarda, her kafadan olacak iş değil."

Polat Kaya: Evet anlaşabildigimiz ve düşüncelerimizi anlatabildigimiz söz güzeldir. Fakat konumuz dilin "güzel" oluşu veya olmayişi degildir. Elbette ki herkesin dili kendinsine güzeldir.  Çünkü onunla konuşur, onunla dinler, onunla derdini duygularini anlatir.  Dil imkansizliklari içinde oldugumuz zamanlar "işaretlerle" konuşmak bile bir dildir ve de güzel bir araçtir.  Fakat belirtigim gibi konumuz bu degildir. Ayrica, ben sizlere Türkçeyi "degiştirelim" yahut "iyileştirelim" gibi her hangi bir teklifte bulunmadim yahut ima dahi etmedim. Söylemediklerimi söylemiş gibi addedip böyle bir tartişma sahasina taşimak haksizlik olur. Üstelik konuyu bilmeyen kişilerden kurulan kurulun öncülügünde verilecek kararlar da yanliş olma durumundadir. Denklemi çözebilmeniz için soruyu dogru anlamaniz gerekir. Hattizatinda, kişisel olarak Türkçeye her yönünden hayran olan birisiyim.  Türkçe bu gün kü haliyle denebilir ki dünyanin en güzel dillerinin olasilikla başinda gelenidir. 

Benim sizlere demek istedigim konu ise bambaşka bir konudur. En başta "Hint-Avrupa" dillerinin nasil yapilmiş oldugunun izahidir ki bu Türkçeyi "iyileştirmek konusundan çok ayri bir konudur.  Eminim ki çok aziniz bu konu üzerinde ugraşmak söyle dursun düşünmemişsinizdir bile.  Bu da çok normaldir.  "Adam sende başka işim mi yok ki kalkip da elin dilinin nasil yapilmiş oldugunu inceleyeyim" deyip kesip atarsiniz ve olur biter.  Çok olasilikla her kesin yaptigi da budur.  Fakat ne var ki bir gün "Polat Kaya" gibi birisi çikar ve böyle bir merak göstererek Avrupa dillerinin nasil yapilmiş oldugunu bilmek isterse, işte o zaman işin rengi degişebilir ve her gün milyonlarca insan tarafindan konuşulan bu dillerin pek te tanitildiklari gibi olmadigi gerçegi ortaya çikar.  Işte benim sizlerle paylaştigim bu çalişmalarimdan edindigim buluşlardir. 


3.    Ayrica iletinizde yazdiniz ki:

"polat beyin, çal-değiştir-diline uydur, kendi lügatine eklemle ve bütün bunları kaçar yüzyıl, binyıl arayla olduğunu dikkate almadan bir plan dahilinde gerçekleştir, bu yaklaşımı bana DA pek mantıklı gelmiyor. "

Polat Kaya: Yazdiklarimin size "mantikli" gelmemesi beklenir zira dediklerimi şimdiye kadar işitmiş degilsiniz ve üstelikte benim sözcüklerin yapisini izah ediş tarzim okullarda ögretilenlerin ve dolayisiyle "bilinenlerin" tersine olan bir izah tarzidir.  Ayrica bu konu ile de pek ugraşmiş birisi degilsiniz. Böylece neyin ne oldugu hakkinda dogru görüş bildirmeniz pek beklenemez.   Konu ile ugraşmadan, tanitilan tezi bilmeden, konu hakkinda söylediklerimin "mantikli" olup veya olmadigi hakkinda görüş bildirmek en azindan "acelecilik" olur ki, bu takdirde görüşünüzün yanliş olmasi olasiligi o nisbette büyür.  Bununla beraber görüşünüzü de hoş görü ve saygi ile karşilarim. 

Evet ilk bakişta dedklerimin karşisinda insan irkiliyor ve DILIN çalinmasini pek akla uygun görünmüyor. Bu sebeple Polat Kaya'nin dedikleri "mantiksizdir" deyip hemen karşisina dikilebiliyorsunuz. Fakat ne gariptir ki bu dedklerim OLMUŞ!!! Dediklerim ne mantiksizdir ve ne de imkansizdir.  Gerçekte dünyada bundan daha kolay ve hiç riski olmayan bir hirsizlik olamaz.  Bu teknikle adamlar başarilmazi başarmişlar ve bunu çok ustaca yapmişlar.  Bu bakimdan hirsizin becerisini takdir etmemek elde degil.  Fakat, bunula beraber,  yine de HIRSIZLIK HIRSIZLIKTIR ve HIRSIZ yakalandigi an tahtindan iner başka bir dolaba girer. 

Bu teknik bu işi yapanlari hirsizlik sanatinin zirvesine çikarmiş. Düşünün bir kere, öyle bir mal çaliniyor ki onun çalinmasi sezilemiyor. Yani bu sizin arabanizin çalinmasi gibi bir olay degildir.  Arabaniz çalinirsa hemen farkina varirsiniz ve gerekeni yaparsiniz.  Halbuki dilinizden sözler çalinirsa olay kimsenin dikkatini çekmez. Çünkü Türkçe dil hazinesinden noksanlaşan bir şey yoktur.  Fakat, DIL hirsizligini yapanlarin yönünden sonsuz bir kazanç vardir. O kendine çaldiklariyla bir veya birden fazla dil kazaniyor (Avrupa dillerinde oldugu gibi) ve böylece kendini "ulus" olma seviyesine çikariyor.  Gezginci bir grup olmaktan bir "ULUS" olma seviyesine kendini çikarabilmek çok büyük bir başaridir.  Ayrica çalinti farkedilmediginden, hirsizin eli devamli şekilde sizin dil hazinenizin içindedir ve siz beyin gücünüz ile ne ürettirseniz, hirsiz onu hemen çalabiliyor ve kendisine mal edebiliyor.  Hatta onu biraz daha isleyerek kendi ürettigi bir şey imiş gibi dünyaya satabiliyor ve sizin önünüze geçebiliyor.  Başka bir deyişle adam devamli şekilde sizin tepenizdedir. Buna ragmen siz işin farkinda bile degilsiniz.  

Bakin size, sirasi gelmişken, bir örnek vereyim.  Ingilizcede "INDEPENDENT" şeklinde bir sözcük vardir ki Türkçe "BAGIMSIZ" anlamindadir.  Şimdi ben derim ki herkesce Ingilizce olarak bilinen bu kelime Türkçe bir deyimden yapilmiştir.  Bu Türkçe deyim "INDI-TEPENDEN" sözüdür ve "INDEPENDENT" sözcügünün kaynagidir.  Insan tepesinde devamli şekilde taşidigi bir kimseyi yahut agir bir yükü tepesinden indirdiginde bagimsiz olur. Lütfen, bu dedigimi, acele etmeden, enine boyuna iyice düşünün ve yanitinizi ondan sonra verin.

Yukarida siraladigim yanitlarimi bu şekilde bildirirken şu tarihsel olayi da hatirlamak ta yarar vardir : bilinir ki bir zamanlar Galileo Galilei adli ünlü kişi, "Güneş dünyanin etrafinda dönmüyor, asil güneşin etrafinda dönen dünyadir" diyerek yepyeni bir görüş ortaya atmişti. Zamanin çok bilgin profösörleri bu teklifi "saçma" yahut  "zirva" gibi algilamişlardi ve nerdeyse adamcagizi öldüreceklerdi. 

Bu emsali de göz önünde tutarak, size şimdilik "pek mantikli" gelmeyen  Polat Kaya'nin dediklerini hemencecik yabana atmaniz hem keyfi ve hem aceleci bir karar olur.  Onun yazdiklarini dikkatle okumanizi ve üzernde bol bol düşünmenizi öneririm.  Ayrica şunu da unutmayin ki "hiç bir HIRSIZ" gögsüne bir yafta yapiştirip "ben hirsizim" diye kendini teşhir etmez ve kendinin imiş gibi elinde gözükenleri ben bunlari "çaldim" demez.  Ancak siz size ait olan malin başkasinin elinde satilikta görüp tanirsaniz, o zaman işin rengi degişir. Polat Kaya çeşitli dillere ait sözcüklerin yapilişini inceleyerek sizlere Türkçeden kaçirilmiş olan sözcük ve sözleri bulup delilleriyle tanitiyor. Bundan rahatsiz olunmamalidir. 


4.    En son olarak dediniz ki:

"
elbette, nasıl dün osmanlıya geçen farsça ve arapça kelimeler olmuşsa, bugün batıdan bize dönüşerek geçen pek çok sözcük-kavram-terim vb. varsa, daha geçmişte de tam tersinin olmuş olması mutemeldir. ama birebir her kelimede bunu aramak, herşeyden önce dilin yaşayan, canlı bir oluşum olduğunu gözardı etmektir, diye düşünmekteyim.   
selamlar.
 "

Polat Kaya:  Bu dediklerinizin hiç birisi Polat Kaya'nin dediklerinin yanliş oldugunu isbat edecek deliller degildir ve tutarsiz sözlerdir. Evet,  Farsca ve Arapcadan Osmanlicaya bazi kelimeler geçmiş.  Bunu biliyoruz fakat bu Farça ve Arapça kelimelerin nasil yapildiklari hakkinda kimsenin pek bilgisi yoktur.  Fars ve Arap dünyasi oldum olasi Türk toplumlari ile iç içe yasamiş toplumlardir. Bu durum ta Sümerlerden, Hurrilerden, Medelerden,  eski Masar (MISIR) devletinden ve eski Anadolu Türk devletlerinden beri böyledir.  Günümüzde sözde "FARS" dünyasinda kirk milyon kadar Türkün oluşu bunun inkar edilemez isbatidir.  Ayni şekilde sözde ARAP dünyasi dünyanin en eski ve uzun ömürlü Tur/Türk/Oguz insanlarina ait eski Masar (Misir) devletinin geliştirdigi muhteşem medeniyetin üstüne oturmuştur ve dillerinin temelinde yine Türkçe vardir. Eski MISIR imparatorlugunun hakan adlaribu çok eski medeniyetin kurucularinin Türk dünyasi insanlari oldugunun inkar edilemez kanitlaridir.  "Yunanistan"da toplumun yüzde altmişinin soyunun Türk asilli oldugunu "Yunanlilar" dahi söylerler. Durum böyle iken kim iddia edebilir ki "FARS" ve "ARAB" dillerine ait sözcükler Türkçeden "anagram" yollu yapilmamiştir? Yahut kim iddia edebilir ki Grek ve Latin dilleri Türkçeden yapilmamiştir?

Yaşayan "dil" degildir.  "Yaşayan" dili konuşanlardir.  Dil kendi kendine degişmez.  Dili birileri kendi keyfi davranişina veya maksadina göre degiştirirse dil de degişir.  Sayet dil kendiliginden degişen bir nesne olsaydi, örnegin Türkçe "BILGI" sözü BILGAMESH destanindan beri günümüze kadar gelmezdi.  Bu gün Türkçede BILGI sözcügünün oldugunu kimse inkar edemez.  Fakat ne varki eski Babilonun gezginci falcilari BILGAMESH adini kendi maksatlari için "GILGAMESH" haline çevirir ve kendilerine mal ederse, o zaman elbette ki eski çaglarin dünyaca konuşulan dili olan Türkçe dil de degişmiş ve de yok edilmiş olur.  Bütün bunlarin tek tek düşünülmesi gerekir.

Ben bir araştirmaci olarak elbetteki zamanimizdan bir kaç bin sene öncesinde konuşulan sözcüklerin hepsini bilmem gerekmez. Fakat ne var ki ben Türkçeden kaçirilmiş pek çok sözcügün degiştirilmiş oldugunu da başkalarina nazaran daha kolaylikla görebiliyorum ki o yetenegi siz yok sayamazsiniz. Onlari tek tek görüp gün işigina çikarmak ise çok dogal ve mantikli bir çalişmadir.  Bunun dogrulugunu  siz görmeyebilirsiniz amma emin olabilirsiniz ki bu yöntem çok iyi işleyen ve de hedefini bulan bir yöntemdir. 


Selam ve sevgi ile,

Polat Kaya




Fahri Yurtsever wrote:
 

dr. osmanın, "ucundan kıyısından bulaşıp tornistan etme" sözlerini; ben m.kemal'e, atatürk'e hakaret olarak algılamadım ve değerlendirmedim. hatta bir eleştiri mahiyetinde bile değil, referans gibi görünüyor.
ayrıca, eleştirebilirde..
böylesine sert tepkileri anlamakta zorluk çekiyorum.?
*
dil konusunda cahil birisiyim. ama şu kadarını söyleme cesaretini kendimde bulurum:
anlaşabildiğimiz ve anlatabildiğimiz dil -söz güzeldir. 
iyileştirme olacaksa, tümüyle akademik bir kurulun kontrolü ve öncülüğünde, uzun bir evrimsel sürece yayılmalıdır. 

buralarda, her kafadan olacak iş değil.
polat beyin, çal-değiştir-diline uydur, kendi lügatine eklemle ve bütün bunları kaçar yüzyıl, binyıl arayla olduğunu dikkate almadan bir plan dahilinde gerçekleştir, bu yaklaşımı bana DA pek mantıklı gelmiyor. 
elbette, nasıl dün osmanlıya geçen farsça ve arapça kelimeler olmuşsa, bugün batıdan bize dönüşerek geçen pek çok sözcük-kavram-terim vb. varsa, daha geçmişte de tam tersinin olmuş olması mutemeldir. ama birebir her kelimede bunu aramak, herşeyden önce dilin yaşayan, canlı bir oluşum olduğunu gözardı etmektir, diye düşünmekteyim.   
selamlar.