Re: Latince Sözcükler-1

--- In b_c_n@yahoogroups.com, Polat Kaya <tntr@C...> wrote:


Sayin Ahmet Buran,

Merhaba. Yazdiklarim hakkinda görüsünüzu bildirmissiniz. Bu sizin
hakkiniz. Ona diyecegim yok. Yalniz gönül isterdi ki okunu atip
yayini saklamiyaydiniz. Baska bir degimle su sizîn "dilbilimcilik
ölçülerini" de vermis olsaydiniz çok memnun olurdum. Hani "degismeyen
ölçekler" ortada olunca diger metrelerin boyunu ölçmek daha kolay
oluyor da ondan. Bu arada ister istemez akla da geliyor: sizin
"dilbilimsel temelleri" dedikleriniz yanlis olmasin? Olami ki onlarin
da degismeye ihtiyaci var? Sayet birisi sizin dilinizden kendine dil
yapmissa, ve genel olarak diller için de bir takim sizin
"dilbilimsel temeller" dediginiz kurallari koymussa, bu ölçeklerin
içine geçmiste yapilmis olaylarin taninmasini kolaylastiracak ip
uclarini niye koysun ki? Saniyor musunuz ki "dilbilim" ugruna "bu
diller, örnegin Latince, Türkçenin sözlerinin kirilip, degistirilip ve
yeniden düzenlenmesiyle yapilmistir" deme yigitligini gösterenler
çiksin? Çogu arastirici bunu bilmez yahut bilemez zira çok olasilikla
Türkçeyi bilmez. Böyleçe "kiyas" yetenegi yoktur. Bilenler de
olasilikla itiraf etmez. Bana öyle geliyor ki "dilbilimcilik
temelleri" dedikleriniz gerekince bir "kalkan" rolunde
kullanilmaktadir. Lütfen dikkat edilmelidir ki burada yaptiklarimizla
kelimelerin ad olgularini inceliyoruz. "Ad olgusu" dedim çünkü
herkesin "etimoloji" diye kullandigi sözün asli da Türkçedir de ondan:
"Etymology" <= "Etym-o-lo-gy" <= "etum-o-lo-gu", y=u, <= Türkçe
"ETUM-OLGU-O" ("ADIM-OLGU-O", "adimin olgusu o") Türkçe deyiminin
kirilmis hali. Bilindigi üzere, her kelime bir kavramin adidir.

Benim açiklamalarima "yakistirma" demissiniz. Bunda çok yanildiginizi
biliyorum zira size yüzlerce baska örnekler verebilirim. Benim
yaptigim "yakistirma" degil bilakis Türkçeden bilinçli sekilde
sifrelenmis (kodlanmis, degistirilmis, "compile" edilmis) gerek
Latinceye ve gerekse diger bati dillerine ait bazi örnek kelimelerin
eski kimliklerini tanima yetenegini göstererek tekrar eski Türkçe
haline getirip, tabir caizse "decompile" edip sizlerle paylasiyorum.
Bu konuda size daha bir sürü Latince sözcükler verebilirim ki hepsi
Türkçe deyimlerden yapilmistir. Elbette ki dediklerim size ilk bakista
bilimsel gelmez zira bu dediklerimi daha evvel size kimse söylememis
ki sizde de bu kavrama karsi bir asinalik olsun. Ilk defa isitilen
kavramlar daima insana yabanci gelir ta ki yeni kavram iyice
anlasilinciya kadar. Latince "AQUEDUCTUS" deyimi ile Türkçe "SU
AQUTUCUDU", q =k, deyiminin ayni kavrami tanimladiklarini sanirim
inkar etmezsiniz. Iki deyim arasinda degisen husus yalniz Türkçe
temel sözcüklerin iki dil yapitinda yer degistirmis olmasidir. Bu da
"Türkçe deyimleri kirip kirip yeni kelime üretenler için hiçte zor bir
is olmasa gerek. Sayet Latince ile Türkce birbirinden ayri ve
uzaklarda bagimsiz olarak gelismis iki dil olsa idi, o zaman
birbirlerini "etkilememisler" denebilirdi. Böyle olunca da bir
kavramin iki ayri dilde ayni yahut birbirine dil akrabaligi olan
benzer sözlerle tanimlanmasi (kavrami tanimlayan iki ayri sözün ayni
ünsüz harflerle ve ayni Türkçe temel hecelerle yapilanmis olmasi)
olasiligi nerdeyse sifira yakindir. Isterseniz dedigimi matematiksel
olarak arastirin ve buluslarinizi lütfen bizimle paylasin.

Bu arada, sizin bu konuda düsüncelerinizi yönlendiren "dilbilimsel
temeller" nelerdir? O temelleri kimler tesbit etti? Neye dayanarak
tesbit ettiler? Onlarin dogru temeller oldugunu özellikle siz tesbit
etmis misiniz?

Diyorsunuz ki:

"Tamamini okumadim dogrusu. Ancak YOR> YO ( <YORI-) ekinin ne zamandan
beri Türkçede kullanildigini ve nasil gelistigini biliyor musunsz?"

Keske tamamini okusaydiniz. Saniyorum ki yararlanmis olacaktiniz.
Elbette ki açiklamalarima daha basindan itibaren çok karamsar bir
gözle bakmamak kaydiyle. O da sizin seçeneginiz. O hususta benim
yapabilecegim bir sey yok.

"YOR" hakkindaki sorunuzun cevabini bilsem de bilmesem de konumuz
hakkinda pek fark etmez gibi geliyor bana. Sahsen kelimelerin yahut
eklerin sicillerini tutmadigim için ne zaman ve nasil gelistigini
bilmiyorum. Fakat bildigim bir sey varsa o da "YOR" > YO ekinin
Türkçede çok yaygin bir sekilde kullanildigidir. Bilinen sudur ki
"YOR" eki Türkçede her fiilin simdiki zaman çekiminde devamli sekilde
kullanildigidir: geli-YOR-um, "geli-YOR-sun", ve "geli-YOR"
deyimlerinde oldugu gibi. Ben derim ki olasilikla bu ek Türkçede
belki de 3000 sene evvelinden beri kullaniyor. Zira, benim görüsümde,
Orta Doguda ve Avrupanin yerli halklari tarafindan konusulan Türkçe en
azindan M. Ö. birinci bin yilda bu günkü kadar gelismis haline erismis
bir dildi.

Sayet bu suali sormakla maksadiniz benim tezimi çürütmek idiyse, beni
sorguya çekecek yerine "YOR" eki ile ilgili bildiginizi bizlerle
paylasarak bizi de aydinlatmis olsaydiniz belki daha etken olurdu
gibime geliyor.

Bence, diller ve diller için kelimeler üretmek bir "kültür" isidir ve
kültür isinde de ne dereceye kadar "dilbilimsel" olunabilinir o da
ayrica arastirilmasi gereken bir konu. Yalniz sunu da eklemek isterim
ki her dildeki her sözçük bir kavramin adidir. Ve bu adlarin çogu çok
"ussal" bir sekilde tanimlanmislardir. Onun için her sözcük kendi "ad
olgusunu" da kendi bünyesinde beraber tasir. Isin ilginç yönü sudur
ki bu adlar Turkçenin çogu zaman kirilmis kök sözcükleri ile
tanimlanmislar. Onun içindir ki onlari tanimak zorlasmis. Bu
dediklerimi biraz olsun canlandirabilmek için izninizle bir kaç
latince sözcükleri misal verecegim. Umid ederim ki tamamini okuma
firsatini bulursunuz.

1. Latince "caementum": Ingilizce tanimlamasi: "rough stone from the
quarry", Türkçe olarak: "kayaliktan getirilmis kaba yontulmamis bir
tas". Bu verilerin isigi altinda bu Latince sözü tekrar
inceledigimizde "cae-mentum" ki Türkçenin "KAyE MENTUM" ("kaya men
idum", "kaya mendim", "kaya bendim") deyimini buluyoruz. Bu sözüm
üzerine belki hemen diyeceksiniz ki "yine yakistiriyorsunuz". Hayir
degil. Bu Latince sözcük bir nevi bilmece. Söyle ki: kayaliktan
getirilen kaba bir tasin dili ile yapilmis Türkçe bir tanimlama. Tas
ana kayadan koparilmadan önce "kayanin ta kendisi idi" ve ancak
kayadan koparildiktan sonra diyor ki "kaya mendum" ki bu çok mantikli
bir Türkçe deyimdir. Kavram çok açik. Latinceye sözcük
türetenler "tasa" Türkçe "tas" demekten kaçinmak için onu tanimlayan
bir Türkçe deyimi "tas" olarak tanimlamislar. Sözcük içinde mevcut
olan sözde Latince "cae", c/k degisimi ile, Türkçe "kaya" (tas)
deyiminin degistirilmis bir seklidir; "-men" sözü Türkçenin birinci
sahis kisisel sahis zamiri olan "men" (ben") sözütür; "-tum" eki ise
Türkçenin "olmak" filininin geçmis zaman halini temsil eden ek olup
simdilerde "idim" seklinde kullaniyor isek de Osmanli Türkçesinde
dahi "-itum/-idum/-tum/-dum" seklinde olan ektir. Böylece, bu
Latince sözcük her haliyle Türkçe bir sözün deyistirilmis halidir.
Dikkat edilmelidir ki bu söz içinde Türkçenin bu gün ki "gramer"
kurallarindan birisi de vardir. Yani "olmak" fiilinin "geçmis zaman
çekimini" de onda buluyoruz ki simdiki halinden hiç te farkli olmayan
bir sekilde buluyoruz. Bu da bize Türkçenin gramerinin, fiillerin
çekiminin o zamanda dahi çok gelismis oldugunu isaretler ve Türkçenin
geçmisi hakkinda çok seyler söylemesi gerekir.

Bu arada Ingilizce "quarry" Latince "quadrum" sözcügü de, kaya
çikarilan bir yeri, Türkçe "tas ocagi" tanimladigina göre onlarda
bizim konumuz bakimindan çok ilginçtir.

Latince "quadrum" sözcügü "quad-rum" seklinde ayrilip incelendiginde
onda Türkçenin "KAyADu yeRUM" ("kayadir yerim", "yerim kayadir")
deyimini buluyoruz ki bu deyim de çok mantiksal bir sekilde tas
çikarilan kayalik bir yeri tanimlamaktadir. Benim burada yaptigim bir
yakistirma olmayip, bilakis çok olasilikla belki de ikibin sene
evvelinden "sifrelendirilmis" bir Türkçe deyimi "desifre" etmektir.
Bunu yapmak ise pek kolay is olmasa gerek.

Bunun gibi Ingilizce "quarry" sözcügü de "qua-r-ry" seklinde ayrilip
"qua-yr-r" seklinde yeniden düzenlendiginde Türkçenin "KAyA YeRi"
deyiminin degistirilmis halini buluyoruz. Görüldügü üzere, "kaya
yeri" deyimi de yine "tas çikarilan" yerleri, tas oçaklarini
tanimlayan bir Türkçe deyimdir. Görüldügü üzere bu Türkçe deyimler
kirilip degistirilip yeniden düzenlenmekle eski Türkçe kimliklerini
kaybetmis olup ve sözde çok eski bir dilin kendi sözcükleri imis gibi
bir görüntü ile karsimiza çikmaktadirlar. Bunlarin böyle kalip
degistirebilmesi için birilerinin onlari Türkçeden asirma niyeti ile
degistirmis olmasi gerekir.

Dikkat etmeliyiz ki Latin dilciler "su" için "aqua" sözünü
tanimlarken de yine Türkçe "su" sözünü almamislar onun yerine suyun
bir özelligini, yani akiciligini "su" anlaminda tanimlamislar. Bu da
normal, zira "Türkçe "su" sözü zaten tek heceli bir söz olup
kirilacak bir tarafi, gizlenecek bir hali yok ki onu her hangi bir
degisime ugratip gizleyebilsinler. En çok yapabilecekleri degisim onu
tersine çevirmektir ki onu da zaten yapmislar. O sebeple,
Türkçenin "su" sözü yerine, suyun baska bir özelliginin "su" olarak
tanimlamasi maksada çok daha uygun.

2. Ingilizce "irrigate" (sulama) sözcügünün Latince "irrigatus"
sözcügünden kaynaklandigi "Webster's Collegiate Dictionary" de (1947)
bildiriliyor. "Irrigatus " sözcügü "ir-ri-ga-t-us" seklinde ayrilip
"su ga-t-ir-ir" seklinde yeniden düzenlendiginde Türkçenin "SU
GATIRIR" ("su getirir", "su tasir" yahut "su götirir", "su götürür")
anlamli deyiminin kirilmis yani yeniden sifrelendirilmis halini
görüyoruz. Bu deyimde de gerekse "su" sözü ve gerekse "getirir"
ve/veya "götirir" deyimi Türkçenin özbeöz sözleridir. Bilinir ki
"tarla vesaireyi sulama islerinde ("to irrigate" latince "irrigatus")
su bir kaynaktan alinir arklar içinde sulama yerine tasinir. Bu
haliyle, su bir yerden digerine hem "getirilmektedir" ve hem de
"götürülmektedir" ki bu Türkçe deyimlerin her ikisi de kavrami
tanimlamaya uygundur. Böylece, görülüyor ki kavram gayet iyi bir
sekilde Türkçe olarak tanimlanmistir. Bu kavramin "irrigation" sekli
de olup bunun Latince karsiligi "INDUCTIO AQUARUM" seklinde
veriliyor. Bence, bu Latince deyim "i-n-d-uc-ti-o aquarum" seklinde
ayrilip "i-cu-n-d o-ti aquarum" Türkçenin "IÇUNDa AQUyARUM OTI"
("adi 'içinde akuyorum' ") anlamli deyiminin kirilmis hali oluyor ki
bu haliyle dahi yine "suyu bir yerden diger bir yere akitan" bir
sistem tanimlaniyor. Bu misali verdim, çünkü Iletinizde
Türkcenin "YOR" eki ile ilgili sorunuz olmustu. Bence, bu Latince söz
bize ne zamandanberi Türkçede -YOR/-YUR" ekinin olduguna dair bir
fikir verse gerek.

3. Latince "maturus" Ingilizce tanimlamasi: "ripe, mature, grown
up, developed, perfect" seklinde tanimlaniyor. Bu sözcüklerin
karsiligi ise Türkçede, "ermis, yetismis, büyümüs, en güzel sekline
ermis" gibi anlamlari vardir. Bu veriler isiginda, Latince "maturus"
sözcügü "m-a-tu-r-us" seklinde ayrilip a-r-m-us-tu" seklinde yeniden
düzenlendiginde Türkçenin "ARMUSTU" yahut "ARMUSTUR"
("ermustu", "ermisti", "yetismisti", "olgunlasmisti",
yahut "ermustur") anlamlarinda deyiminin kirilmis halini buluyoruz.
Burda da yine iki ayri dilin iki ayri sözcügü ayni kavrami ayni
harfler ve heceler ile tanimliyor. Bu tesadüflerin neticesi olamaz.
Bu açiklamanin neticesinde elbetteki Ingilizce "mature" sözcügü de
Türkçe "ERMATU" (" ermedi", yetismedi" olgunlasmadi") anlamlarinda
deyimin kirilmis sekli oluyor. Bunda da Ingilizce kelimenin aslinin
Türkçe bir deyim oldugu inkar edilemez. Daha pek çok misaller
verebilirim.

[DIKKAT: buradaki "-me/-ma" ara eki, Türkçenin menfi anlamdaki
"-me/-ma" eki olmayip olumlu anlamdaki "-me/-ma" ekidir. Türkçe öyle
bir muhtesem dildir ki yalniz onda "olumluluk" (müsbet) ve "olumsuzluk
(menfi) ayni temel kelime ile tanimlanmis. Bu ikilik karakteri
gösteren Türkçe söz ayni zamanda eski Türk dünyasinin Gök-Tanrisini
ikili karakterini de tanimlayan bir sifattir].

Sayin Ahmet Burhan bu verdigim örnekler bilmem sizin "dilbilimsel
temel kurallara" uyuyor mu ama bana çok gerçekci, ussal ve bilimsel
geliyor. Bütün mesele "anagrammatizing" kavraminin bilincinde olmak
ve Türkçeden sifrelenmis Bati dillerine ait sözcüklerin gerçek
kimliklerini taniyarak onlari eski Türkçe haline "desifre" etmek. Bu
da bu isi bilmeyen için pek kolay bir is degildir. Zira, Avrupalilara
Türkçeyi kirarak diller yapanlar eminim ki Türkçeyi hepimizden kat kat
daha iyi ve çok boyutlu olarak bilen dinci, dilci ve eski Türkçeyi
eski Turlar gibi çok boyutlu konusabilen kimseler imis. Üstelik
ellerinde Türkçe gibi çok gelismis bir dilin bütün yetenekleri
ellerinde idi. Bu sebeple isleri oldukca kolaydi. Diger taraftan,
sunu da hatirlamak gerekir ki bir dili hiç yoktan yaratmakla var olan
bir dili örnek alip ve o var olan dilin sözlerini de kaynak malzeme
yaparak onlari kirma ve yeniden yapilandirma yoluyla dil yapmak çok
farkli seylerdir. Birincisi haddinden fazla zor bir is iken ikincisi
çok daha kolay bir kopyacilik isidir. Ne var ki Avrupa dillerine
sözcükler türetenler yaptiklari isi çok ustaca yapmislar ve en az
ikibin senedenberi halkin ve bu arada Türklerin gözünü boyamayi pek
iyi basarmislardir.

Bu arada kelimeleri ve sözleri kirip yeniden sözcük yapilandirma
konusuna da ("anagrammatizing") bakma firsatini bulabilirseniz çok
ilginç bir teknik oldugunu bulacaksiniz. O sebeble hosgörünüze
siginarak öneririm.

Selamlarimla,

Polat Kaya


ahmet buran wrote:
>
> Sayin Kaya,

> Isinize karismak gibi olmasin ama! bu yakistirmalarin dilbilimsel
temelleri yok. Tamamini okumadim dogrusu. Ancak YOR> YO ( <YORI-)
ekinin ne zamandan beri Türkçede kullanildigini ve nasil gelistigini
biliyor musunsz?
>
> ----- Original Message -----
> From: "Polat Kaya" <tntr@C...>
> To: <b_c_n@yahoogroups.com>
> Sent: Friday, August 30, 2002 1:15 PM
> Subject: [b_c_n] Latince Sözcükler-1
>
> > Sayin Arkadaslar
> >
> > Merhaba. "ROMANCE Dilleri Hakkinda: Bildiri-5" baslikli yazimla
> > Latince ve ondan türetilmis "Romance" dillerinden bahsetmistim.
Simdi bu yazimda, asagida konu ettigim bazi Latince kelimeleri,
Latincenin Türkçeden yapilmis bir dil oldugu görüsümüzü destekler
mahiyette olduklarindan, örnek olarak vermek istiyorum.
> >
> > LATINCE KELIMELER-1:
> >
> > 1. AQUA [Ingilizce "water"]; Türkçe karsiligi "SU". Bu Latince
ad'a kaynak Türkçe deyim "AKU-YO" ("akiyor") yani suyun akici niteligi
oluyor. Böylece, Türkçe "SU" sözünden kaçinilmis ve onun yerine suyun
akiciligi "SU" anlaminda bir kelime olarak tanimlanmistir. Görüldügü
üzere, "su" kavraminin Türkçe adi olan "SU" sözü yerine onun
niteliklerinden birini "su" anlaminda tanimlamak ta Türkçeyi kirma
tekniginin (anagrammatizing) bir seklidir.
> >
> > 2. AQUOR [Ingilizce "to fetch water"): Türkçe "su getirmek"
anlaminda. Bu Latince AQUOR sözü Türkçenin "AKU-y-OR" ("akuyor",
"akiyor", "su", "çesme", "suyun kaynagindan alinan su") anlamli deyimi
ile ayni oluyor. Daha çok yakin zamana kadar evlerde su bulunmazken,
herkes suyunu köye yahut mahalleye ortak bir su kaynagindan (çesmeden)
alip getirirdi. Bu is oldum olasi böyle olmus taki su evlere
girinceye kadar. Görülüyor ki bu Latince kelimenin ad olgusu da yine
Türkçe bir deyim olup "SU" ile ilgili bir kavrami tanimliyor.
> >
> > 3. AQUOSUS [Ingilizce "full of water, watery"]: "bol sulak, sulu"
anlaminda olan bu sözcük "aquo-su-s" seklinde ayrilip bakildiginda
Türkçenin "AKU-yO-SU-Su" ("su su akiyor", "bol su akuyor", "her yer su
su") anlaminda deyimden kirma yollu yapilmis bir sözcük oldugu
görülüyor. Dikkat edilmelidir ki bu sözcükte Türkçe "SU" sözü kelimeye
ithal edilmisse de bir taki imis gibi gösterilmis oldugundan izi
kaybedilmis, bununla beraber Türkçe "SU" kelimesinin anlami "AQUYO"
deyimine aktarilmistir. Elbetteki suyun en basta gelen özelligi onun
"akici" olmasidir.
> >
> > 4. AQUEDUCTUS [Ingilizcesi "an aqueduct"] Türkçe karsiligi "su
tasiyan ark (kanal)" anlaminda olan bu Latince sözcük "aqu-e-duc-t-us"
seklinde ayrilip "su-aqu-duc-te" seklinde yeniden düzenlendiginde
Türkçenin "SU AKUDUCuTI" ("su akiticidi", "su kanalidi", "su
tasiyandi", "su yoludu") anlamlarinda bir yerden diger bir yere su
götüren bir sistemin Türkçe tanimlamasi olup bu Latince sözcügün
yapilmasina kaynak oldugu görülüyor. Bu Türkçe tanimlama ve ondan
kirilma yoluyla yapilmis oldugu görünen Latince AQUEDUCTUS sözcügü
çok açiklayici olup dilcilerin dikkatine sunulur. Diller konusunda
gerçegi arayan dilcilerin Latince AQUEDUCTUS sözcügü ile ayni
ünsüzlerden yapilmis ve ayni kavrami tanimlayan "SU AKUTUCuDU" deyimi
arasindaki dil birligini inkar edebileceklerini sanmiyorum. Bu sözcük
Latince kelimelerin Türkçeden kirma yoluyla yapilmis olduguna en güzel
örneklerden biridir. Bu dil ve kavram benzerliklerinin tesadüflerin
neticesi oldugu görüsü ile izah edilmesi zordur.
> >
> > Latince AQUEDUCTUS sözcügüne Türkçe "SU AKUTUCuDU" deyiminin
kaynak olusu, çok önemli bir gerçegi daha gün isigina çikariyor ki o
da "ark" (kanal) içinde bir yerden diger bir yere su tasima
tekniginin çok öncelerinden Tur/Türk insanlari tarafindan
gelistirildigi gerçegidir. Asya kitasindaki pek çok Tur/Türk
ülkelerinin eskiden kalma gerek yer alti ve gerekse yer üstü pek çok
su kanallariyla dolu oldugu bir gerçektir. Bütün bunlar eski
Tur/Türk medeniyetinin gelistirmis oldugu tekniklerdir. Asyadan Güney
Amerikaya göç eden INKAlarin sulama islerinde kullandiklari su
kanallari da bu teknigin eski Tur dünyasindan Amerika kitalarina
tasindiginin bir isaretidir. Etrüskler hakkindaki kitaplarda
Etrüsklerin "su akutuculari" ("aqueducts") yapmakta pek usta
olduklari ve Latinlerin bu teknigi Etrusklerden ögrendikleri
yazilir. Baslangiçta kendilerine ait bir dilleri olmayan
Avrupanin "aruyanlari" Avrupanin yerli ve yerlesik halklari olan eski
TUR/TÜRK insanindan yalniz bu teknigi ögrenmekle kalmamislar ve ayni
zamanda kavrami tanimlayan Türkçe deyimi de kirma yollu Latince
AQUEDUCTUS kelimesine kaynak malzeme olarak kullanmislardir. Belli ki
bu gibi teknikler gerek Latinlere ve gerekse Greklere mal edilerek
eski Tur/Türk dünyasina ait olan kültürler dünya halkina yanlis
tanitilmistir.
> >
> > 5. AQUARIUM [Ingilizce: "an artificial pond, or a globe or tank of
water"]: "balik havuzu", "baliklar için kab içinde su" anlaminda olan
bu sözcük "aqu-ar-i-um" seklinde ayrilip "aqu-i-ar-um" seklinde
yeniden düzenlendiginde Türkçenin: a) "AKUYARUM" ("akiyorum")
anlaminda deyim olup bir "su" yeri oldugunu anlatiyor; b) ikinci bir
anlaminda "aqua" sözünü Türkce "SU" deyimi ile degistirdigimizde
Türkçe "SU-YARUM" ("yerim su", "yatagim su") anlaminda Türkçe deyimden
kirma yollu yapilmis bir sözcük oldugu analsiliyor.
> >
> > 6. AQUARIUS [Ingilizce "Aquarius, belonging to water; a water
carrier or an inspector of conduits; a constellation south of
Pegasus; the eleventh sign of the zodiac"] seklinde veriliyor.
Ingilizcede de "aquarius" seklinde geçen bu sözcük Türkçede "Kova
Burcu" ve "Saka Takimyildizi" seklinde tanimlaniyor. Bu
Latince "aquarius" sözcügü "aqu-ari-u-s" seklinde ayrilip "s-aqu-ari-
u" seklinde yeniden düzenlendiginde Türkçe "SAKA-ERI-U" ("saka eri
o", "su tasiyan er o") anlaminda deyimden yapilmis oldugu gürülüyor.
Türkçede "SAKA" sözü "su tasiyan" demektir. Zaten "aquarius" sözü de
ayni anlamdadir. Böylece Latince "aquarius" Türkçe "Saka eri o"
deyiminden kirma yollu yapilmis bir sözcüktür. Bu benzerlikler
tesadüflerin neticesi olamaz.
> >
> > Ikinci bir seklinde Latince kelime "aquar-ius" seklinde ayrilip
"sui-aquar" seklinde yeniden düzenlendiginde Türkçe "SUI AKUyAR"
("suyu akuyor", "akar su") anlaminda yine Türkçe bir deyim çikiyor.
Bu Türkçe deyimin anlaminin etkisinde olmaldidir ki "Kova Burcunu"
temsil eden resim genellikle sag kolundan bir kab (kova) içine su
akitan er (erkek) olarak gösteriliyor. Bu da yine gösteriyor ki
kelimenin asli Türkçedir. Ayrica, yine anlasiliyor ki kavramin asli
Türkçe konusan bir kültür ortaminda gelistirilmis, fakat sonradan
degistirilmistir. Kova burcunu temsil eden sembol ise, paralel iki
dalgali cizgi, eski alfabelerin "S" harfleri ki Türkçe "SU"
deyimininden kaynaklanmis olmalidir, Türkçe "akan bir suyu temsil
eden damga" olmalidir. Kavramlari "damga" ile tanimlamak ise Tur/Türk
dünyasina ait bir töredir. Çünkü alfabenin sembolleri bile eski
Tur/Türk dünyasinin damgalarindan kaynaklanir.
> >
> > Latince diye bilinen bu sözcüklerin Türkçe deyimlerden kirma yollu
elde edilmis oldugunu burada göstermiz bulunuyoruz. "Aqua" sözü ile
ilgili ve burada göstermedigim Latince ve ondan türetildigi iddia
edilen diger Hint-Avrupa dillerine ait sözcüklerin de Türkçe
deyimlerden yapilmis oldugunu gösterebiliriz.
> >
> > Türkçe ile Latince arasindaki bu benzerliklerin tesadüfi olmayip
ortak bir kültürden kaynaklandigi inkâr edilemez. O ortak kültür de
eski Tur/Türk dünyasinin Gök-Tanri dininin ve onun her konuda
ifadesini yapan Türkçenin evrensel olmalarindan ötürü olsa gerek.
Latinler Hiristiyanlik dinine girinceye kadar eski Türk dünyasinin
hem dinini (sözde "paganlik") izliyorlardi ve hem de o dinin dilini
konusuyorlardi. Bu kültürel ortaklik Asyanin en dogu ucundan
Avrupanin en bati ucuna kadar yaygin bir Tur/Türk kültürünün
varligindan kaynaklaniyor. Onun için olsa gerek ki GENESIS 11 "dünyada
bir dil konusuluyordu" demektedir. Yine ayni kaynak bu ortak dilin
tahrip edilmesini bir Tanri emri olarak ön görmektedir. Bu emri
yerine getirmeyi kendilerine dini bir vazife bilen Judeo-Christian
din teskilatlari, onlarca kontrol edilen din adamlari ve bu dinlerin
her yerde yayilmasini temin eden misyonerler bu karistirma isini, Türk
dünyasinin zararina olarak, çok eskilerdenberi pek mükemmel sekilde
basarmislardir.
> >
> > Saygilarimla,
> >
> > Polat Kaya
> >
> > Latin sözcüklere kaynak eser:
> > Cassell's Latin English Dictionary, 1987.