Türkiyede Türkçenin Ingilizceye yer kaybetmesi olasiligi"

Kamil Kartal, Tonyukuk Kagan ve Degerli arkadaslar,


Bu ortamda pek çok yazimda belirttigim gibi, "Ingilizce" de diger Avrupa dilleri ve Semitik diller gibi, Türkçeden yapilmis, ve halen de așirilmaya devam edilen Türkçe sözlerin kirilip yeniden düzenlenmesi ile geliștirilmiș sözcüklerle dolu bir dildir. Pek çok çeliskiler içinde, mantiktan yoksun, ögrenilmesi zor, bilhassa Türkçeye ters düsen, gezginci bir sistemin geliștirdigi kirik bir dildir. Türkçeye ters düșmesi de dogaldir, çünkü aslinda Türkçenin kirilmiș sözlerinden yapilmiș bir dildir.


Grekçede "Ingilizce" için "AYYLOI" ve "AYYLIKOS" seklinde iki ad verilmis. [Divry's Modern English-Greek Greek-English Dictionary, 1988, p. 394].  Ad içinde geçen ve "Y" harfi ile gösterdigim harf Greek alfabesinin "gama" harfi olup sekil olarak "Y" harfine benzer.  Hem "G" harfini ve hem de "Y" harfini temsil eder.  Böylece en az iki kimlige sahiptir.  "G" seklinde yazilsa dahi "Y" seklinde okunmasi gerektigi yine ayni sözlükte bildirilmektedir [Divry, s. 10]. Bu "AYYLOI" adini "AY-YIL-O" șeklinde yeniden düzenleyip Türkçe olarak okudugumuzda adin aslinin "AY YIL O" (AY YEL O) Türkçe ifadesinden yapilmiș oldugunu söyleyebiliriz. Ayni sekilde ikinci "AYYLIKOS" adi da "AY-YIL-SO-K" seklinde yeniden düzenleyip Türkçe olarak okundugunda adin aslinin Türkçe "AY", "YEL" sözcüklerinden ve "-CÜ, -CE" ekinden yapilmis oldugu görülür.  Bu haliyle de Ingilizceye Türkçe olarak bir nevi "AY-YEL-CÜ" yahut "AYYEL" dili adi verilmis oluyor ki bu da adin dini bir inançtan kaynaklandigini ișaretliyor. 


"AYYLOI" veya "AYYLIKOS" șeklinde yeniden düzenlenmis iki Türkçe ifade ile bu dili konușanlarin gerçekte Türkçe "AY" ve "YEL" (AY-HAN (bilhassa KARA-AY) ve YEL-HAN) kavramlarina inandiklari gerçegi de ortaya çikar.  Fakat bu gerçek gerek Grekçe içinde ve gerekse Ingilizcede gizlenmistir. "ENGLISH" sözcügü de bu tanimlamayi gösterir.  Zira, bu ad "EN-GIL-SH" seklinde incelendiginde adin aslinin Türkçe "HAN-YEL-ÇE" sözünden yapilmis oldugu görülür.  Adin sonundaki "SH" eki Türkçenin sekil degistirmis "ÇE" ekidir, (TÜRK-ÇE de oldugu gibi). Dikkat edilirse "ENGLISH" adi içindeki "EN-GIL" sözü Sümercenin "EN-LIL" (EN-YIL, HAN-YEL) sözü olup karșimiza baska bir kalip içinde yeniden çikmaktadir.  Bilindigi üzere Sümerlerde EN-LIL "FIRTINA TANRISI" olarak bilinir. Bu da gösteriyor ki eski Turan  dünyasinin Sümer medeniyetine sahip çikanlar yalniz Akkadianlar (Babylonyalilar) ve onlarin neslinden gelenler olmayip baska gezginciler de ayni kaynaktan yararlanmistir. Binlerce seneden beri eski Turan medeniyeti eși görülmemis bir talana ugramiș ve kaçirilanlarin gizlenmesine gerek görülmüstür.  Türk dili oldugu gibi eski Turan dini ile ilgili kavramlar ve onlari tanimlayan sözcükler de bu kaçirilanlar arasindadir. 


Ingilizcenin "AY-YEL" gibi bir adla adlandirilmasi bize Türkçenin "Günes Dili" oldugunu tekrar hatirlatiyor. "Günes Dili" kutsal kavramini Türklerin günese ve aya tapan atalarinin gelistirdigi TÜRKÇE / OGUZCA diline vermis olmalari çok dogaldir. Zira bu iki sözcük, TUR ve OGUZ, Gök Tanrinin özel adlaridir.  Batili dilciler Türkçenin "GÜNES DILI" oldugu gerçegini kabul etmezler. Elbette ki bu kutsal-dil kavramini Türkçeye yakistirmak, kendi dillerini Türkçeden kaçirmis çok politikaci bir sistemin dilcileri için kolay bir is olmasa gerek.  

Ingilizce uyduruk bir dil olmasina ragmen, Ingilizceyi konusmak ile Ingilizceyi Türkçenin yerine koymak ayri ayri kavramlardir. Birincisi bilinçliligi artirmaya yardimci olabilir. Zira dünya bir dilden karistirilmak yoluyla gelistirilmis bir sürü dile sahiptir. (GENESIS 11 de söylenenler unutulmasin) ve her dil de "bilginin" çesitli dallarina açilan yeni bir kapi gibidir. Ingilizceyi bilip konusmak Türklerinkinden çok farkli isleyen bir düsünüs dünyasini tanima olasiligini ve firsatini dogurur.

Ikincisi ise, yani Türkçenin yerine Ingilizceyi koymak, Türkleri felakete, kisiselsizlige ve dünyadan silinmeye götüren bir yol olur. Onbinlerce sene evvelinden Türklerin atalarinca geliștirilmiș bir dünya dili olan muhteșem Türkçeyi yok etmege yol açar. Türklerin ülkelerinde özbeöz kendi dilleri olan Türkçeyi konușma yerine, Ingilizceyi ikinci bir dil haline geçirmeleri ise ancak olsa olsa bir nevi "koyun beyinlilik" olur ki bu da bilinçsiz bir sekilde "gel beni ye" demekle aynidir. Türkçe ki dünyanin en eski ve en mantiksal bir sekilde geliștirilmiș olan ve Ingilizce dahil pek çok dillere ana/ata dil kaynakligi yapmiș olan bir dil iken, onu atip yerine Türkçeden kaçirilmis ve yapilmis bir dili getirip Türk milletine konușturtmak pek akillica bir iș olmasa gerek. Türkiyede bu gerçegi görmemek ve/veya görüldügü halde görmemezlikten gelmek ve safca Türkçenin yerine Ingilizceyi yerlestirmege çalismak, Türkleri "TÜRK" eden Günes Dili Türkçeyi kendi elleriyle bogmak ve Türk dünyasinin gelecegini karanliga götürmek olur.  Kendilerine "TÜRK" diyenlerin, Türklük bilinci içinde olanlarin bu karanlik yola girmeye izin vereceklerine inanmiyorum. 


Bununla beraber Türklük kimligi zayiflamis olanlarin, bataga girinceye kadar uzaktan ve yakindan Türklüge daima karsi olan kara-gücler tarafindan yönlendirilmeleri beklenir ve beklenmelidir de. Bataga saplandiktan sonra onun içinden çikmak çok daha zor bir iștir. Zira bataga düșș kiși, batak içinden çikmak için debelendikce batagin daha da dibine kadar gömülmek, bogulmak ve gözden kaybolmak durumundadir. Önemli olan her șeyden önce bataga düșmemektir. 


Uzak geçmiște Avrupada idareyi ele geçiren "gezginciler", kendilerini güçlendirmek ve yerli halklari zayiflatmak için ilk yaptiklari iș Avrupayi Turan insanindan temizlemek olmuș. Binlerce seneden beri Avrupanin yerleșik Türkçe konușan insani dilleri ve adlari degistirilmek suretiyle Türklükten uzaklaștirilmișlardir.  Hele kendi istekleri gibi görünen yahut tanitilan bir politik yönlendirilmenin dogrultusunda, yani Avrupalinin kilifina girmeye hevesli bir istegin eșiginde, Türklerin yine ayni oyuna gelmesi veya getirilmesi tehlikesi ile  yüz yüze iken, Türklerin temkinsiz davranmalari tarihten hiç bir șey ögrenmediklerinin ișareti olur. Halbuki Türk milleti herhangi olagan bir ateș gibi bir zaman için yanip-sönen bir ateș degil, güneș gibi daimi olmaya, yüreginin sicakligi ile dünyayi isitmaya ve bilgemișligi ile dünyayi aydinlatmaya yetenekli bir millettir.  Tipki OGUZ/TUR/TÜRK atalarinin oldugu gibi. Türk gençligi için bu bir hedef olmalidir ve Türkiyenin yanibașinda oynanan töre diși oyunlardan ibretle ders alinmalidir. 



Selam ve sevgi ile,

Polat Kaya




Kamil KARTAL wrote:
 

Hide message history

Ingilizcenin 2. resmi dil olmasi kapsamina tanimlanan - talep edien  
seylerin tamami ve fazlasi Turkiyemizde bulunmuyor mu? Bir tek 
adi '2. resmî dil' degil.  
 
kurtceydi, yok yerel dil ve lehcelerde televizyon yayiniydi filan 
derken bizi, Polat Kaya'nin dogru tabiriyle, yaban kazi avina 
gonderiyorlar ama arka taraftan basta cevirmenler olmak uzere en 
kilit noktalardaki savunmamizi kirip Ingilizceyi 2. resmî dilimiz 
yapmis durumdalar.  Aksini kim soyleyebilir, bunu kim inkâr edebilir? 
Yurdumuzun bircok yerinde sokak adlari ve tabelalar Turkce ve 
Ingilizce degil mi? Bazi guney tatil beldelerimizde Turkce iletisim 
bile kalkmis durumda degl mi? Resmi evraklarimiz cift dilde 
hazirlanmiyor mu? Azerbeycan ile devlet duzeyindeki yazismalarimizi 
Ingilizce yapmiyor muyuz? Ana okulundan itbaren ingilizce egitimi 
zornlu hale getirilmedi mi? Turkiye'de Inilizce bilmeyene nasil 
muamele edildigini hepimiz bilmiyor muyuz? 
 
Peki ya Danimarka bu kapsamdaki bir olusumu / donusumu '2. resmî dil' 
olarak tanimlayabilirken, bize ne oluyor da, konuyu bu gecek 
boyutundan bakip goremiyoruz? Bu degerlendirmeyi yapmamiza engel olan 
mantiksal gerekcemiz nedir?  Neden biz Ingilizcenin anavatanimizda 
bugun uturmakt oldugu tahti, gelmis oldugu konumu 2.resmî dil olark 
gormemekteyiz?
 
Goruyorsak o halde neden buna engel olamiyoruz? Millî Egitim 
Bakanlarimiz mufredata Q, W, X harflerini yerlestirebiliyor ve 
yetmiyormus gibi bir de bunun savunmasini yapabiliyor hepimin 
karsisina dikilip, yok efendim neymis o, bebelerimiz bati alfablerini 
tanisinlarmis...  Ataturk onca devrimi yaparken bu ayrintiyi  
dusunememisti cunku, degil mi!
 
Kamil
 
 
 
--- In bcn_2004@yahoogroups.com, Tonyukuk Kagan <tonyukuk_kagan@...> 
wrote:
  
Danimarka halký Avrupa'da en çok dil bilen halktýr. Halkýn yarýsý 
    
en az üç dil bilir. Ben hep Danimarka insanýnýn ayný anda hem 
Ýngilizce hem de Almanca gibi pek çok dile hakim olmasýnýn ardýnda 
yatan sebebin gerek dillerinin gerekse kendilerinin ýrki açýdan 
Cermen kökenli olmasý olmasýnda yattýðýný düþünürdüm. Þimdi 
anlaþýlýyor ki, onlarda dahi dünyadaki Kraliyetçi takýmýn yaratmak 
istediði, içinde yanlýzca Ýngilizce denen ne idiði belirsiz bir dilin 
konuþulacaðý bir dünya düzeninin uðrunda çalýþan hain takýmý varmýþ. 
Doðrusu hain yetiþtirmekte dünya birinciliðine oynayan Türkiye'ye 
Danimarka gibi batýlý bir ülkeden meydan okunmasý beni oldukça 
þaþýrttý. Ancak ortada garipsenecek bir durumda yok. Çok sevdiðim bir 
Rus atasözü der ki: ''Para her insaný satýn almaz ama her insanýnýn 
da satýn alýnacak deðeri vardýr''.  Türkiye'de olduðu gibi gerçekte 
beþ para etmez deðerlerini ve vicdanlarýný binlerce dolar 
karþýlýðýnda satan bir takýmýn Danimarka da varlýðý herhalde onlarýn
  
 da bizim gibi eðitim sisteminde geçtiðini gösteriyor. Bir zamanlar 
    
600 yýl kadar Ýngiltereyi yönetmiþ Vikinglerin torunlarýnýn bu duruma 
düþmesi çok ibretlik bir tablo. Yakýnda bizden de bir parti baþkaný 
çýkýp da ayný öneriyi getirirse þaþýrmayýn.
  
  
 
Kamil KARTAL <kamil.kartal@...> wrote:
          One of Denmark's major political parties aims to give
English equal status with Danish in Denmark:
 
http://www.dr.dk/Nyheder/Indland/2006/08/16/235826.htm
 
A quick translation of the first couple of paragraphs:
 
----------------------------------------------------------
 
Road signs in English and official documents in both Danish
and English - and English teaching right from kindergarten
class.
 
A number of representatives of the business community and
the educational system propose that Denmark should be
bilingual - with English given much the same status as
Danish, writes the newspaper 24 Hours.
 
These demands spring from an initiative to be launched by
the Danish Social Liberal Party on Thursday, and which aims
to make Denmark bilingual.
 
Can get by without Danish
 
"We would be better positioned if English was our official
second language. We can get by without Danish, but without
English it would be impossible," said IBM deputy director
Kim Østrup to 24 Hours."
 
----------------------------------------------------------
 
Billy