Re: [bcn2004] ESKİ YUNANCA ARABÇA?DAN MI DOĞDU?

Kamil Kartal ve degerli Arkadaslar,

Merhaba.  Kamil Beyin ekli iletisi ilginç bir konuyu dile getirmektedir. Nakledilen bildiride söyle denilmektedir:

 

"1931 senesinde neşredilen �Pelasgiki Ellas� isimli eseri, 
Eleutheriades�in dehasını mükemmelen isbat eder. Eleutheriades 
burada; bugüne kadar, Antik Yunan dilindeki kelimelerin mühim bir 
kısmının belirsiz bir etimolojiden doğduğu şeklinde bilinegelen 
malumatın aksine, hakikatte bu kelimelerin, proto-semitik bir lisan 
temelinden, hususiyetle de Antik Arab lisanından neş�et ettiğini 
müdafaa eder."

En önce, Bay Nikolaos Eleutheriades bu bildirisi ile eski "Yunancanin" daha dogrusu eski "Grekçenin", (zira eski Grek ile eski Yunan (Iyon, Ayhan) ayni soydan kabileler degillerdi), uyduruk bir dil oldugunu yani baska bir dil kaynagindan yapilmis oldugu gerçegini isaretlemistir. Eski Grekce, iddia edilenlerin aksine, orijinal olmaktan çok uzak ve eski dünyanin gezgincilerine (Garaci, Gara-ayci, gypsy) ait, Türkçe sözleri kirma ve yeniden düzenleme yoluyla yapilmis bir dildir. Semitik diller de aynidir.

Böylece, Bay Nikolaos Eleutheriades bildirisinde "Arabca" yerine "Türkçe" demis olsaydi daha dogruyu söylemis olacakti.  Bu gerçegi söylemek te bana nasip olmustur.  Bunca yildir bu forumda sayisiz Grek sözcüklerin analizini yaparak Grek ve Latin dillerinin oldugu gibi bütün "Hind-Avrupa" ve Semitik dillerin hepsinin Türkçeden yapilmis oldugunu iddia ederek yazadurdum ve bu gerçegi destekleyen konulari sizlerle paylastim.   

Yazarin su ifadesi de ilginçtir:

"Bu tercüme, Eleftheriadis�e göre çok faqirdir. Homeros�un derin ve 
şiirsel mânâlarını anlamak için Pelasgik dili yani eski Samîce�ye 
ulaşmamız lâzım."

Yazar bu ifadesinde eski "Yunanistanin" yerli halklari olan ve Ingilizce "PELASGIAN" diye bilinen ve eski Grek yazitlarinda  "PELASGI" diye  anilan yerli grubu yanlis sekilde "Semitik" grup olarak algiliyor ve onlarin dillerini de "SAMICEYE" benzetiyor ki bu yanlistir. PELAGILERI Encyclopaedia Britannica World Language Dictionary, (1963, p. 931) Ingilizce olarak söyle tanimliyor:

"PELASGI: A primitive, seafaring people who inhabited the coasts of Greece, Asia Minor, Crete, Thrace, etc,.: mentioned by ancient Greek writers as the pre-Greek inhabitants of the eastern Mediterranean region. Also Pelasgians. -Pelasgian adj. & noun. -Pelasgic adj.".
 

Denebilir ki "PELASGI" adi yapisinda kendileri ile ilgili en az üç Türkçe tanitim vardir:

1) PELASGI adi, "PALIGSE" seklinde yeniden düzenlendiginde, adin aslinin Türkce "PALIKCI" (BALIKCI) oldugu gerçegi ortaya çikar.  Bu da onlarin soyunun Turanli ve Tur/Türk olduklarini isaretler.  BALIKCI adini tasiyan ve Türkçe konusan bu çok eski Turanli gruplari "denizci" diye tanimlamaktan daha dogal ne olabilir?  Nitekim yukarida verdigim kaynak yazi da onlarin "denizci" olduklarini yaziyor. PELASGILER Grekler henüz tarihte adlari geçmezken bile yukarida adlari verilen Turanli Türk ülkelerinin yerli halklari idi.  Lemnos adasinda bulunan mezar tasindaki yazitin okunmasi da onlarin Türk dili konusan Türk halki olduklarini göstermektedir.  Kendilerini "ilkel" ("primitive") olarak tanimlamak yersiz bir "karalama ve asagilama" oyunudur. PELASGILERIN kendi zamanlarinda (1500 B.C. and earlier) uzun menzilli denizler asiri "denizcilik" yapmis olmalari onlarin pek te "ilkel" olduklarinin isareti degildir.  Gerçekte Turan insaninin dünyaya medeniyet veren boylarinin bir kismidir.  Onlari asagilamak dogru olamaz.  Bu konuda internetteki yazima bakmak okuyuculari aydinlatir görüsündeyim:
http://www.compmore.net/~tntr/lemstelea.html

2)  PELASGI adi, "PALGIES" seklinde yeniden düzenlendiginde, adin aslinda Türkçe  "BALCIYIZ" (bal yetistirenleriz) seklinde ikinci bir tanimlama daha vardir ki bu da onlarin "balcilik" ile ugrastiklarinin da isaretidir.  "Minoan"larin  zamaninda Grit adasinda bal ile ugrastiklari bir gerçektir.  Ve hatta "bal arisi" seklinde, süs esyasi olarak kadinlara "küpeler"bile islemislerdir.  Eski Minoan devrinden kalma "KNOSSOS" diye adlandirilan ve aslinda Türkçe "GÜNES" adini tasiyan kentin harabelerinde bulunan büyük küplerin pek çogu, olasilikla, "bal küpü" olarak kullanilmistir.  

3) PELASGI adi, "PILEGSA" seklinde yeniden düzenlendiginde, adin aslinda Türkçe  "BILIGCI" (BILIKCI, KITAPCI,  BILGICI,  BILGIÇ) anlamlarini isaretleyen ve kendilerinin okuma-yazma konusunda çok ilerlemis olduklarini gösteren bir Türkçe ifadedir. Pelasgi alfabesi ile Etrusk alfabesi birbirinin aynidir ve Türk yazitlarinda oldugu gibi bunlarin yazilarinda da kelimeler birbirinden bir, iki ve bazanda  üç nokta üst-üste ile ayrilir. Etrusk alfabesi günümüze kadar ad degistirilerek "LATIN" alfabesi olarak gelmistir ve kullanilmaktadir. Fakat bu alfabenin asil adinin "LATIN" degil "ALTAIN" (ALTAYIN) alfabesi olarak bilinmesi en dogrusu olurdu.  PELASGI'lere ait bol miktarda resimlerle yazilmis damgalar bulunmustur.  Bu da onlarin Türkçeyi ilkin resimli olarak ve sonradan alfabetik olarak yazan Turanlilar arasinda olduklarinin isaretidir. 

PELASGI-lerin eskiden beri Türk ülkeleri olan eski "Yunanistanin" (yani bir ISTAN ülkesi), Küçük Asyanin yani Anadolunun bati kiyilarinin, basta Grit adasi olmak üzere bütün Ege adalarinin, Trakyanin (Türk-öyü) yerli insanlari olmalari ve Etrüsklerle akraba olmalari, kendilerinin aslen Turanli, Tur/Türk boylu ve soylu olduklarinin kanitidir.  Batililarca Grit adasinda "MINOAYAN" diye adlandirilan medeniyetin kuruculari ve gelistirenleri onlardir.  Grit adasinda onlara ait bulunan kadin heykelciklerinde (1500 B. C.) gördügümüz uzun-siyah-saçlari örgülü kizlarin gerek gövde ve gerekse bas giysileri günümüzde dahi Orta Asyanin bütün ISTAN Türk ülkelerinde, Azerbaycanda ve diger Kafkas Türk ülkelerinde, binlerce senelik kültür miraslari olarak, giyilmekte ve yasatilmaktadir. IYON, ki Türkçe "AYHAN" adinin degistirilmis halidir, diye bilinen eski "Yunanistanli" halklar kendilerini "Pelasgian" olarak bilirlerdi. Aslinda gezginci kavim olan Grekler, sinsi yollarla Iyonlarin idaresini ellerine geçirdiklerinde, Iyonlari (Yunanlari)  Helenlestirilmislerdir.  Iyonlarin Turanli dilleri ve kimlikleri Greklerce silinmis kendilerine unutturulmustur. Dilini, dinini, adini degistirmek yoluyla kavimlere eski kimliklerini unuttuarak yeni kimlik kazandirmak eskidenberi tatbik edilen sinsi bir davranistir.  Günümüzde Yunanistan halkinin yüzde altmisinin (%60) Türk soylu olarak bilinmesinin altindaki gerçek "Yunan" diye bilinenlerin aslinin Türk soyundan olmasindandir.  Kendilerine "Yunanistan" denilmesinin sebebi bu grubun aslinin Türk dili konusan Turanli insanlar olusundandir. Ne gariptir ki Grekçe "SOI" diye bilinen ve "akraba, aile, soydas" ("kin, family, relatives") anlamlarini tasiyan bu sözcük te yine Türkçenin ayni anlamli "SOY" sözünden baska bir sey deyildir.  Homer destanlarinda Pelasgi'leri  "Asil Pelasgian" diye tanimlar.  Grek-Troy (TUR ÖY) harplerinde Pelasgiler TUR-ÖYLÜLERIN yaninda yer almislardir.  Pelasgilerin "Semitic" (Esmeciler, Yelciler yani "Yele" tapanlar Türkçe tanimlamasindan yapilmis) diye bilinen gezginci halklarla soy olarak baglantilari yoktur.  

Görülüyor ki Nikolaos Eleutheriades gecmiste olan olaylarin ancak çok küçük fakat önemli bir kismini  görmüs ve Grekçenin pek te gerçek bir dil olmadigini sezmistir.  Kendilerinin bu görüsü benim devamli sekilde gündeme getirdigim gerçekleri desteklemektedir. 

Burada sunu da belirtmek isterim ki yüzeysel görünürde Grek medeniyetine ait imis gibi gösterilen "NIKOLAOS" adi dahi, çesitli kaynaklara dayatilarak verilen tanimlamalarin aksine, Türkçeden yeniden düzenlenerek gelistirilmis bir addir.  "NIKOLAOS" adi,  "AL-KIN-OOS" seklinde yeniden düzenlendiginde, adin aslinin Türkçe "AL GÜN OUZ" (AL GÜN OGUZ) deyimi oldugu ortaya çikiyor.  "AL GÜN OGUZ"  deyimi eski Turan medeniyetine ait "Gök-Ata-Tanri, Gün-Tanri ve Ay-Tanri" üçlü din kavraminda "AL GÜN O-GUZ" (KIZIL GÜN O-GUZ) seklinde "GÜN TANRIYI" tanimlayan  bir Türkçe sözdür. Bu Türkçe söz degistirilerek önce Grekçeye maledilmistir. Sonradan daha da ileri gidilerek eski Turan medeniyetinin Günes Tanrisini tanimlayan bu Türkçe söz,  "Saint NIKOLAOS" seklinde, yahut "SANTA CLAUS" adi altinda, Hiristiyanliga maledilmistir. Bilindigi gibi  "SANTA CLAUS" her Aralik ayinda Kuzey kutbundan "AL" ve "AK" giysilerinin içinde, geyikler tarafindan çekilen bir kizak içinde yasli bir ihtiyar olarak gelir ve sölenlestirilir. Böylece, Türkçe "AL GÜN OGUZ" sözü bu mitolojik dinsel kisinin de gerçek kimligini açiklamis oluyor. Eskilerde hep oldugu gibi, "Saint NIKOLAOS" da  eski Turan dininin "Günes Tanrisinin" kisisellestirilmis temsili bir adidir ve yine Tur/Türk/Oguz dünyasindan kaçirilmistir.  

Konuya açiklik getirir maksadiyla bunlari sizlerle paylasmak istedim. 

Selam ve sevgi ile,

Polat Kaya



Kamil KARTAL wrote:
 

Hide message history

ESKİ YUNANCA ARABÇA�DAN MI DOĞDU?
 
Isus Theodoros
 
TERCÜME: OĞUZ YILDIRIM
 
 
 
N.P. Eleutheriades: Petra, Lesbos 1867 � Athens 1943
 
Aziz hatırasına�
 
 
 
Nikolaos Eleutheriades, Osmanlı hakimiyeti altındaki Lesbos/Petra�da 
Panagiotis Eleutheriades ve Aspasia Hatzinikoli�nin oğulları olarak 
1867�de dünyaya geldi. Henüz küçük bir çocukken dahi öğrenebilme 
hassası bakımından fevkalade bir istidat sergiledi. Smyrna(İzmir)�da 
Evangelik (Protestan) mektebi ve Atina�da Hukuk tahsiline devam etmiş 
ve mezuniyetinin akabinde Londra ve Paris�te İslam Hukuku/Şeriat 
üzerinde çalışmıştır. Daha sonra Hukuk�u mevzu edinen birçok eserini 
de Smyrna�da avukat olarak çalıştığı sırada yayınladı. Bu eserlerden 
biri olan �Ekümenik Patrikliğe Tanınan İmtiyazlar� başlıklı 
kitabında; Fatih Sultan Mehmed�in Patrikhane�ye tanıdığı 
imtiyazların, Batılı araştırmacıların hemen hepsinin müşterek kanaati 
olduğu üzere; sadece siyasi sebeblerle değil, aynı zamanda İslam 
şeriatının bir ileri görüşlülüğü olduğunu savunmuştur. Bu eser, 
Eleutheriades�in Doğu�nun meseleleri bahsinde ne derece derin malumat 
sahibi hür bir araştırmacı olduğunun delili mahiyetindedir. 
Osmanlıca, Arabça ve Antik Yunanca�yı mükemmelen bilen Eleutheriades, 
İslam ve Roma Hukuku üzerinde söz sahibiydi. Daha sonraları, 
Yunanistan hükümetinin �Vakıf�/mülkiyet meseleleri üzerine resmi 
müsteşarlık ve kısa bir sure de Atina Üniversitesi�nin Hukuk 
bölümünde hocalık yaptı. Türkiye ve Yunanistan arasındaki hukuki 
meseleleri mevzu edinen birçok eseri neşretmeye devam ederek mezkur 
bahiste uzmanlaştı. 
 
1931 senesinde neşredilen �Pelasgiki Ellas� isimli eseri, 
Eleutheriades�in dehasını mükemmelen isbat eder. Eleutheriades 
burada; bugüne kadar, Antik Yunan dilindeki kelimelerin mühim bir 
kısmının belirsiz bir etimolojiden doğduğu şeklinde bilinegelen 
malumatın aksine, hakikatte bu kelimelerin, proto-semitik bir lisan 
temelinden, hususiyetle de Antik Arab lisanından neş�et ettiğini 
müdafaa eder. Eleutheriades�e gore; bilhassa (Bedouin)/Bedevilerin 
konuştuğu Antik Arabça, semitik dillerin en eskisi ve en saf 
olanıdır. Onun bu muhteşem ilmi keşfinin mahiyetini anlayabilmek için 
Anadolu/Doğu dillerini ve Antik Yunanca�yı derinliğine bilmek 
elzemdir. Mezkur diller arası böyle bir münasebeti ilk olarak ileri 
süren kendisi olmuştur. Hakeza, Yunanistan�da ilk yerleşiklerin; 
Libyalılar, Etiyopyalılar ve Mısırlılar olduğunu ve Antik Yunandaki 
dinî ve mitolojik edebiyatın da bu halklardan geldiğini savunmuştur. 
Ancak, Eleutheriades�in çalışmaları, Arabça ve diğer semitik dilleri 
layıkıyla bilmeyen Yunan entelektüel çevrelerinde mühim bir dikkat 
uyandırmamış ve sonuç olarak, onun milletlerarası planda öncülüğünü 
yaptığı bu ilmi araştırma unutulmaya yüz tutmuştu. Bu durum, 50 yıl 
kadar sonra, Dr.Martin Bernal isimli araştırmacının bağımsız olarak 
aynı sonuca varmasına değin sürmüştür. Eleutheriades�in birçok tezi, 
misalen, Mısır dilinin semitik dillerle olan güçlü bağı, ilmi 
çevrelerde henüz yeni yeni �60 yıl sonra!- tartışılabilir hale 
gelmiştir. Bu çapta bir dehanın ilmi buluşlarının hakettiği itibarı 
görmemesi hakikaten utanç vericidir.
 
Eleutheriades 76 yaşındayken Alman işgali altındaki Atina�da 1943 
yılında vefat etti. Ardında çocuk bırakmadı. Akrabalarından bazıları 
halen Petra�da yaşamaktadır. Onun kayıp arşivi birgün bulunacak 
olursa, lingüistik/dilbilim de yeni bir ışığa kavuşacaktır. 
Eleutheriades�in Mycenean yıllarından Roma�ya (Latin dilinin Antik 
Arabça�dan doğduğuna ve Roma ceza sisteminin aslında Anadolu/Doğu 
tarafından çok önceleri icad edildiğine inanıyordu.) kadar olan 
dönemi kapsayacak kadar engin çalışmasının sadece küçük bir kısmı 
günümüze kadar ulaşmış olmakla birlikte, bu küçük kısım dahi, bugüne 
dek Ari modeli merkez alan �Karşılaştırmalı Antik Yunan Dilbilimi� 
dayanaklarını sarsabilecek kadar büyüktür. 
 
 
 
EK: Dr.Hakkı Açıkalın�ın Coyotte adlı eserinden:
 
ELEFTHERİADİS HAKKINDA...
 
Büyük bir dehânın anısına
 
İsus Theodoros
 
 
 
Bu yazı, beni çok etkileyen büyük bir ustanın anısınadır. Onun adı, 
Nikolaos Eleftheriadis�di. İlk defa Eski Yunanca ile Arabca 
arasındaki ilişkileri araştıran, dilbilimin Alman Aryan üslûbunu 
bozan Yunanistan�daki kişiydi. Mesleği avukat olan, 1867 ile 1943 
arasında yaşayan Eleftheriadis, ömürünün büyük bir kısmını İstanbul 
ve İzmir�de geçirdi. Aslında İstanbul�da doğdu. Patrikhâne 
imtiyâzları, Islâm fıkhı, Semitik diller üzerinde birçok eserler 
yazıp hukukî ve tarihî bir araştırmacı olarak temâyüz edildi.
 
Onun ustalığı hakkında kısa bir numûne sunmak istediğim 
için �Pelasgoi� («Πελασγοί») adlı kitabının içerisinde yer alan 
Homeros�un İliada�sı üzerine Eleftheriadis�in tefsirini sunuyorum.
 
Söz ettiğimiz İliada�nın pasajı şu (İlias, B, 511-515):
 
Οἵ δ� Ἀσπληδόνα ναῖον ἰδ� Ὀρχομενὸν Μινύειον,
 
τῶν ἦρχ� Ἀσκάλαφος καὶ Ἰάλμενος, υἷες Ἄρηος,
 
οὓς τέκεν Ἀστυόχη δόμῳ Ἄκτορος Ἀζεΐδαο,
 
παρθένος αἰδοίη, ὑπερώιον εἰσαναβᾶσα,
 
Ἄρηι κρατερῷ� ὁ δέ οἱ παρελέξατο λάθρῃ·
 
Klasik tercümesi şudur:
 
Miniai�ye âid Asplidona ve Orhomenos�da yaşayanların liderleri, 
Aris�in oğulları Askalafos ve Ialmenos idi. Azeus�ın oğlu Aktor�un 
evinde, muhterem bâkire Astiohi, evinin üst katına çıktı ve kuvvetli 
Aris ile gizlice yattıktan sonra, onları doğurdu.
 
Bu tercüme, Eleftheriadis�e göre çok faqirdir. Homeros�un derin ve 
şiirsel mânâlarını anlamak için Pelasgik dili yani eski Samîce�ye 
ulaşmamız lâzım.
 
Astiohi (Ἀστυόχη), Askalafos ve Ialmenos�un annesi, belki ἄστυ (asti 
= şehir) ve ἔχω (eho = var olmak) kelimelerinin bir bileşimdir, yani 
bu kadının bir şehri vardı. Bu klasik tefsir karşısında 
Eleftheriadis, Astiohi kelimesi ile Arab kök kelimesi sataha (سطح ) 
arasında bağlantı kurar. Sataha Arabca�da düzenli, yalız, alçak yüzey 
demek. Yani denizin düz yüzeyi anlamındadır. Satıh kelimesi aynı 
kökten geliyor. 
 
Orhomenôs (Ὀρχομενός) kendi yüksek tepedeki kalesiyle çok ünlü eski 
bir şehirdi. Asplidona (Ἀσπληδόνα) ise Arap kök kelimesi safala (سفل
 ) bir türevidir. Safala Arabcada alçalmak demek. Sefil kelimesi de 
buradan. Yani Asplidona, Orhomenos�un karşıtı, alçak, denizin 
yakınındaki yer anlamındadır. Yani Homeros, Minîe (Μινύαι) halqının 
egemenliğinin yüksek tepelerden denize kadar yaygın olduğunu söylemek 
istiyor.
 
Askâlafos (Ἀσκάλαφος) kelimesi Arabca kalafa (كلف) dan geliyor. 
Kalafa�nın Arabca�da bir anlamı gemilerin yapıcısı ve düzeltmenidir 
ki Askâlafos, �s� harfinin araya girmesiyle, bu anlama geliyor. �S� 
harfi eski Yunanca�da kelimelerin arasına sıklıkla girer. Meselâ epos 
(söylenti), espos da var, mikros (küçük), smikros da var.
 
Ialmenos (Ἰάλμενος) Arabca kök kelimesi a�lama (عام) çoğuludur 
(a�lamoun). Yani sık sık seyâhat eden, ve dış dünyâ�dan ilm kazanan 
biridir.
 
Aktor (Ἄκτωρ) Yunanca bir kelime, ago (ἄγω) fiilinden geliyor ve 
taşıyan, nakleden kişi anlamındadır. Kontekst�e göre mallar nakleden, 
idhâl eden kişi anlamındadır.
 
Azevs (Ἀζευς) kelimesi, Minîe halqının kralı Erginos (Ἐργίνος) 
kelimesini aklımıza getiriyor. İkisi de büyük bir ihtimâlle Arab kök 
kelimesi raca�a�dan (رجع) geliyor, yani gidip gelmek, seyâhat etmek 
anlamındadır. Erginos ve Azevs ticâret ve denizcilik ile uğraşan ve 
bunlardan para kazanan insanlar anlamına gelir.
 
Şimdi pasajın tüm güzelliğini anlayabiliriz: Orhomenos�un yüksek 
kulesinin tepesinde, ticâret ve savaş harekâtlarını işleten 
Erginoslar�ın amiralliği bulunduğu ve Aris tarafından korunan 
saray�ın çatı katında, bir karanlık gecede, fırtınalı ve köpüren 
deniz ayyuka çıktı ve bir ân süren, Aris ile gizlice yapılan 
konuşmadan sonra, Askâlafos ve Ialmenos, iki bilge ve kuvvetli 
delikanlı doğdu. Onlar sonra kendi halqına, Minîe, Troia savaşına 
lider olarak yol gösterdiler.
 
İşte sevgili okuyucular, Eleftheriadis�in keşfettiği ve insanlığa 
sunduğu Homeros�un İlida�sının batınî anlamı. Ne yazık ki 
Yunanistan�da bu bilge herkes tarafından unutulmuştur ve onun 
kitabları tozlarla kaplıdır. Diliyorum ki, mümkünse, bu insan üzerine 
Akademya tarafından bir araştırma yapılsın. 
 
 
 
EK-II: Isus Theodoros�un makalesinin İngilizce orijinali:
 
 
 
N.P. Eleutheriades: Petra, Lesbos 1867 � Athens 1943 
 
In memoriam 
 
Nikolaos Eleutheriades, son of Panagiotis Eleutheriades and Aspasia 
Hatzinikoli, was born in Petra of Lesbos, then under the Ottoman 
rule, in 1867.  From a small boy he exhibited an extraordinary 
wiliness for learning. He attended the Evangelical School in Smyrna 
and the law school in Athens, and then continued his post-graduate 
studies in Islamic law (Sheriat) in London and in Paris. He then 
worked as a lawyer in Smyrna where he published several books 
concerning law matters. In one of these books with the title �On the 
privileges of Ecumenical Patriarcheio�, he expressed the view that 
the privileges were granted to Patriarch by Mohammed Fatih not just 
as a reason of policies, view held mostly by Occidental researchers, 
but because that�s what the Islamic law foresaw. This research proved 
that Eleutheriades was an independent researcher with a deep 
knowledge of the matters of Anatolia. He had a perfect knowledge of 
Ottoman and Arabic language, Ancient Greek language, and of the 
Islamic and Roman law. He latter went to work as a Legal Counselor of 
the Greek state on matters concerning the Vakuf�s, and taught for a 
brief time in the Law School of Athens University. He continued to 
publish many other books concerning legal matters between Turkey and 
Greece, and he became an expert on the matter concerning properties 
(Vakuf).
 
The book that really proved Eleutheriades� genius, was �Pelasgiki 
Ellas�, published in 1931. In this book Eleutheriades suggested that 
a big part of Ancient Greek language vocabulary, believed till that 
day to be of unknown etymology, was in fact derived by a proto-
Semitic language substratum, and especially ancient Arabic. For 
Eleutheriades ancient Arabic, especially the Arabic spoken by the 
Bedouins, is the most pure and ancient form of Semitic languages. In 
order to understand the tremendous scientific achievement of 
Eleutheriades one has to know in depth the Anatolian languages and 
Ancient Greek. He was the first to suggest such a linkage. He also 
claimed that the first inhabitants of Greece were Libyans, Ethiopians 
and Egyptians, and that many of the religious and mythological ethos 
of Ancient Greece were coming from those people. Sadly, 
Eleutheriades� work found little notice in Greece by the other 
intellectuals, due mainly to their lack of knowledge of the Arabic 
and other Semitic languages, and as a result Eleutheriades� 
international pioneering scientific research remained forgotten. It 
took another 50 years for another researcher, Dr. Martin Bernal, to 
arrive independently to the same conclusions. Many of Eleutheriades� 
suggestions, for example, that ancient Egyptian vocabulary has a 
strong linkage to Semitic languages, are just now (after 60 years!) 
being discussed in international scientific fora. It is a shame that 
such a genius never got the credit for all this scientific 
achievement.    
 
Eleutheriades died in Athens, in 1943, under the German occupation, 
aged 76. He left no children. Some of his relatives are still living 
in Petra. If his lost archive will ever be found, is sure to bring 
new light to linguistic science. Eleutheriades� research was 
enormous, from the Mycenaean years till Rome (he believed that Latin 
language also derived in big part from ancient Arabic, and that Roman 
penal code was in fact invented long before by Anatolian people) and 
unfortunately only a fragment of this work survived till our days, a 
fragment nevertheless big enough to be able to shake the foundations 
of comparative linguistics of Ancient Greek, a science being oriented 
till our days by the Arian model. 
 
www.isustheodorus.up.to
 
www.akademya.up.to
 
www.yeniakademya.org