Re: [bcn2004] CORDILLERA yahut RL DAGLAR-Yanàt1

Sayin Arkadaslar, Adnan Bey ve Kamil Bey,

Degerli arkadaslar merhaba. Güres halinde iki Oguz yigidi aralarinda
adimizi konusuyorlar. Elbetteki ikisine de tesekkür ediyorum. Yad
ettiginiz için sagolun kardesler. Asagidaki yazismalardan ilkin aklima
gelen sudur ki olasilikla ben "anagram" konusunda fikrimi tam
anlatamamisim. Diger taraftan görüyorum ki taraflarin ikisi de beni
anlamislar. Bu bana bir ferahlik verdi. Bu arada yine de bazi
hususlara açiklik getirmekte yarar var. Bu sebeple, asagidaki yaziyi
sizlerle paylasmak istedim. 

Ben "anagram" konusunu senelerce evvel ortaya attigimda, bu konu hiç
te konusulur, akla gelir bir konu degildi. Hele "anagram" tekniginin
Türkçe ile ilgisini kimse düsünemezdi bile. Bu bulusumu açiklamadan
önce geçen 4-5 senelik çalismalarimin neticesi olarak konuyu dile
getirip onun Türkçe ile olan baglantisini acikladim ve güclü bir
sekilde tanitmaya çalistim. Halen de o tanitmayi çesitli konulari ele
alarak yapiyorum. Bence "anagram" her kesce bilinilmesi arzu edilmeyen
bir durumu "gizleme" yoludur. Bunu Bati dillerinin dilcileri
yogunlukla tatbik etmislerdir. Bilinen Hint-Avrupa ve Semitik diller
de Türkçeden yapilmis olduklarini gizlemek için bu yöntemi
seçmislerdir. Her yeni bulus gibi bu da bir hayli tartismaya yol
açmistir. Bu da beklenilir ve dogaldir. Elbetteki bcn_2004 ortaminda
konusulanlar genellikle Türk dili ile ilgili konular olduklarindan
Türkçenin geleceginden oldugu gibi geçmisinden de pek çogumuz
ilgileniriz. Bu da hepimiz için dogaldir. Zira milletleri millet
yapan dilleri oldugu gibi kisilerin kimligini de belirleyen kendi ana dilidir.

Bu arada, benim yönümden "anagram" olayinin üzerinde bu kadar durmamin
yegane sebebi, onunla türetilen kelime oyunlari degil, bilakiss bu
basit teknik ile Türkçenin basina ne yaman oyunlarin oynandigini gün
isigina çikarmak içindir. Görünen sudur ki Türkçe bu oyunla düpedüz
asirilmis ve yanlis ve sahte bir dünya tarihi yazilmistir. Bu sahte
oyunun neticesi yazilan tarih tanitiminda gerek Türkçeye ve gerekse
Tur/Türk milletine layik oldugu yer verilmemistir. Tarih büyük bir
yalan dolan oyunlari ile tahrif edilmis, günümüzdeki "dilcilik" te bu
oyunlarin devam ettirilmesinde kullanilan bir araç haline
getirilmistir. 

Bu oyun neticesinde pek çok yeni dillerin gelistirilmesine ragmen
elbetteki Türkçe helen devam etmektedir. Fakat ne var ki günümüzde
Tur/Türk diye bilinmesi gereken bir sürü insan kütleleri bu dil
degistirme oyunu yüzünden Turluk/Türklüklerinden koparilmisve Tur/Türk
insanindan ve kültüründen uzaklastirilmislardir. Ve hatta birbirlerine
karsi kullanilmislardiir. Bu çok büyük haksizlik ve insanliga
düsmanliktir. Çünkü insanlari birbirine düsürmek hem insanlarin
ölümüne ve hem de geride kalanlarin sömürülmesine sebep oluyor. Bu
yüzden dünyada büyük dengesizlikler doguyor ve insanlik birbirine
giriyor. 

Avrupali "anagram" oyunu ile kendine bazi oyunlar oynayip vakit
geçirebilir. Bu isin yüzeysel sahte yüzü. Avrupalilar gizlemek
istedikleri her konuda bu gibi sifreleme isini kullanmislardir. Asil
önemli olan bu oyunun Türkçeye yogun sekilde tatbik edilip Türkçeden
pek çok "yapay dilin" yapilmasini saglamasidir ki bu hiç bir zaman
dile getirilmemisti taki burada açiklamasini yaptigimiz zamana kadar.
Bu ortamda bizi ilgilendiren husus ta budur. Bunu bilmek ile geçmiste
gelistirilmis ve olasilikla halen de yapilmakta olan dilcilik
oyunlarini daha iyi anlamak mümkün olacak. Üzerinde ciddiyetle
duruldugunda yapilan haksizliklar ve bilhassa tarih düzeltilecek ve
olasilikla tarihin yeniden yazilmasi gerekecektir. Bu arada en ön
safhada gün isigina çikmasi gereken gerçegin eski Tur/Türk dünyasinin
dünyaya medeniyet, dil, din, töre ve pek çok kültür verdigi
gerçegidir. Bir taraftan Avrupali kendi dillerinin binlerce yil geriye
gittigini iddia ederken gerçekte dillerinin Türkçeden yapilmis
oldugunu ögrenmek bir takim sahte davranislarin yapilmis oldugunu da
gün isigina çikarir ki bunun bilinmesi istenilmez. Anagram oyunlari bu
gerçegin gizlenmesini saglamistir. 

Anagram konusunda bazi arkadaslar bir formül vermemi ve ancak o
sekilde bana inanacaklarini ifade etmislerdir. Dil konusu bir kültür
konusudur matematik konusu degildir. Hint-Avrupa ve Semitik
dillerinin pek çok sözcügü Türkçeye ait bir sözcügün veya bilesik
sözün/ifadenin kirilip yeniden düzenlenmesiyle olusturulmus ve
herbirinin düzenlenmesi yalniz o kelimeye mahsus yapilmis bir
islemdir. Böylece yapilan kirilmalari bir kurala baglamak olasi degil.
Yalniz denebilir ki her dil için bir takim belirli özellikler
seçilmis ve kelimelerin tanzimi o ölçekler içinde yapilmistir.
Örnegin, Grek dilinde -S harfi ile bitis, Italyanca -O, veya -TORE,
Ingilizce -OUS, -TION, vs. gibi son "eklerle" bitirilmeler gibi. 

Sayet Türkçe çok matematiksel bir dil ise bu onun çok özel bir dil
oldugundan ve diger dillere nazaran olasilikla on bin yildan fazla bir
ömür içinde gelistirilmis oldugundan olmalidir. Olasilikla Türkçe
baska bir dilden kopya edilmis degildir, fakat baskalarina kaynak dil
olmustur. Türkçeden yapilmis diller ise bu durumda degildirler.
Türkçenin yapilisi eski Tur/Türk dünyasinin Gök-Tanri dini anlayisi
ile çok yakindan ilgili bir dil oldugudur.

Asagidaki yazisinda Adnan Bey "anagram" kavraminin tanimlamasina
dokunarak sunu diyor: 

"Buradaki anagram, bir dil içinde, bir sözün harflerini değişik
dizerek, 'anlamlı' ama 'başka anlamlı' bir söz elde etmek ile
ilgilidir. Bu siteden örnekler: erki: "orchestra" sözü anagramatize 
edilerek "carthorse" bulunuyor. Fakat ilki 'orkestra' demek iken,
ikinci başka anlamda, 'araba atı' demektir."

Burada dikkat edilmesi gereken husus sudur: "orchestra" ve "carthorse"
kavramlari tamamen baska baska kavramlar olup birbiriyle ilgileri ve
iliskileri yoktur. Gerçekte sayet dilde "carthorse" kavrami yoksa o
zaman zaten "orchestra" sözünden "carthorse" seklinde yeniden
düzenlenen kelimenin de anlamai yoktur. Zira bir çagrisim yapmaz bile.
Örnegin, ORCHESTRA kelimesinden COSTHERAR, THERARCOS, CESARTHOR,
CARTHORSE, HORSECART, VS, gibi pek çok kelime yeniden düzenlenebilir.

Sîmdi bunlarin hangisine hangi anlami vermeliyiz? Hangi dilde
yapacagiz? Bu sözcüklere anlam verirken hangi kavramlari kullanacagiz?
Unutmayalim ki "anagram" kavramini yukaridaki gibi tanimlayanlar pek
te gerçegi söylememektedirler. Sanki kendi konustuklari dile herhangi
bir kelimeden yeni kelimeler üretiliyormus gibi bir görüntü
veriyorlarsa da is gerçekte var olan bir kelimenin çagrisimidir. Var
olani yeniden ayni sekilde yaratmanin ne bir degeri var ne de dilde
yeri olur. Bu olsa olsa bu bir vakit geçirme oyunu olur ki Adnan bey
de zaten bunu su ifadesiyle dile getiriyor: "Bu konu, Batılı bir
gevezelikten daha ciddi bir şey değildir."

Yani, sayet birileri bu oyundan çikan CARTHORSE sözünün verdigi
çagrisimdan dolayi "araba ati" kavramini hatirliyorsa, daha önce
"araba ati" kavramini bildikleri içindir. Yoksa bu oyun uzar gider ve
"yeni dil yaratmakta da hiç bir rolu olamaz. Bence, bu tanitimin asil
maksadi yapilan çok ciddi bir asirmanin üstünü örtmek için oynanan bir
oyundan baska bir sey degildir. Baslangiçta dünya hep ayni dili
konustuguna göre, yeni diller ancak o dilden "anagram" yoluyla
üretilebilir. Yani bir dil "anagram" yoluyla Türkçeden yapilmissa, bu
gerçegi birileri kalkip açikca itiraf etmez ve onun üstünü birilerinin
kapatmasi gerekir. Yapilan da budur. Kaçirilan ne olursa olsun o
önce gizlenir ve kilitler altina konur. "Anagram" olayi da sanki bir
"kilitli" kapi ardinda yapilanlari gizleme islemidir. 


Adnan Bey kardesimiz asagidaki yazisinda sunu da söylüyor: "Polat
Beyin gündeme getirdiği ise, 'yeniden dizilen kelimenin ilk kelimeyle
aynı anlamda olması' durumunana dayanır." 

Bu anlayisi ile Adnan Bey "anagram" konusunda söylediklerimi
anlamistir kanisindayim. Türkçe bakimindan bizi ilgilendiren de budur.
Bilhassa beni ilgilendiren oyunun bu yönüdür. Zira örnek olarak alinan
söz Türkçe ise, onu kirip ve yeniden düzenledikten sonra yapi
bakimindan kaynak söze göre bambaska yapida ortaya çikan yeni bir söz
istenilen bir dile yeni sözcük olarak kullanilabilir ve onun yeni
dildeki anlami da Türkçe kaynak sözün anlami ile ayni yahut biraz
degisik olabilir. Sunu da burada hemen söylemem gerekir ki Kamil Bey
kardesimizin "anagram" sözünden anlayisi da bu sekildedir. Böylece
iki tartismaci arasinda her hangi bir anlasamamazlik olmamasi gerekir.

"Anagram" var olan bir dilden yeni bir dil yapma isini son derece
kolaylastirir. Bu sekilde bilinen ve çok önceden var olan gelismis bir
dilin sözleri, yani Türkçe, yepyeni dillere kaynak olur. Sözler
degistirildigi ve gizlendigi için de onu taniyanlar pek kolay kolay
çikmaz. Ayrica yeni dilin çok eski dil oldugu yalani propaganda yollu
dinleyenlere asilanirsa durum iyice gizlenmis olur. Bu da birilerini
millet yapar. Ve hatta eski ve yeni Tur/Türk dünyasina ait Türkün
özbe öz kardesi olan gruplar bu yöntemle birbirinden koparilabilir ve
birbirine karsi kullanilabilir. Bunun örnegi geçmiste oldugu gibi
günümüzde de olmus ve Turkler bundan çok zarar görmüslerdir. Bu
yönüyle dil en güclü bir "harp" aracidir. 


Bu hususlari bu sekilde belirttikten sonra simdiki sicak havanin
kökeninde olasilikla Adnan Bey kardesimizin yakin geçmiste yazdigi
bazi yazilar ve onlarda kullandigi yazi taviri olsa gerek. Bu sözümü
söylemem Adnan Beyi kirmak yahut incitmek maksadiyla degil de bazi
hususlari düzeltmek maksadiyla bir yazisini örnek alacagimi bildirmek
içindir. Yani, anlasamamazligin kaynaginin yazma tarzindan geldigini
vurgulamak içindir. Yazi yazmak kolay bir is degildir. Yazilarimizda
fikirlerimizi dile getirirken kullandigimiz ifadeler, seçtigimiz
sözler ve onlari sunus tarzimiz okuyucuyu olumlu ve olumsuz etkileyen
unsurlardir. Onun için ben yazdigimi en azindan 5-6 defa okurum ve
düzeltmelerimi yaptiktan sonra "gönder" düymesine basarim. Iletisimin
karsilikli ve saglikli olarak anlasilmasini saglamak bakimindan bunu
yapmak çok önemlidir. 

Simdi, bunu söyledikten sonra Adnan Bey kardesimizin izni ile, (kusura
bakmayasin degerli hemsehrim) yakinda gönderdigi bir iletisinin
üzerinde durmak istiyorum. Ona yanit vermeye daha evvel zamanim
olmadi. Simdi dostca analizini yapalim. Iletisi su idi: 

Subject: Re: [bcn2004] CORDILLERA yahut ÖRÜLÜ DAGLAR
Date: Thu, 27 May 2004 19:10:02 +0300
From: "Adnan ATABEK" <
AATABEK@...>
Reply-To: 
bcn_2004@yahoogroups.com
To: <
bcn_2004@yahoogroups.com>
References: 1

Bu iletisinde Adnan Bey diyor: 

 

> Sayin Kaya'nin ele aldi?i konulara eklemeler yapmak istiyorum.
> Amacim ba?ka görü?leri yalanlamak de?il. Gerçek bir ama, gerçe?in
> birden çok görünümü var:

 

Polat Kaya: Güzel. Elbette eklemeler yapacak ve açiklamalar
getirecek. Buna hiç bir diyecegim yok. Fakat, "Burada "amacim
yalanlamak degil" seklinde bir ifadeyi seçmesine ne gerek vardi?
Baslik altinda konusulanlar benim tanittigim konulardi. Kimsenin
aklinda yok iken onlari ben dile getirdim ve açiklamalarini yaptim.
Gönül isterdi ki benim açiklamalarim hakkinda Adnan Bey kardesim:
"Polat Kaya dogru demis, egri demis, yanlis demis, vs seklinde fikir
belirtsin ve begenmediklerinin sebeplerini açikca bildirsin ki hepimiz
de katkilarindan yararlanalim. Bunlari yapip benim söylediklerimi
noktalamadan asagida hemen kendi görüslerini tanitiyor. Konuya bu
tarz bir yaklasim ile girmesi, bir bakima: a) benim dediklerimi
isitmemezlikten geldi intibaini yaratti bende. Ister istemez hemen
aklima, dogru veya yanlis, b) "acaba bana saygisindan mi, benim
dediklerimin üstüne varmadi ve beni "yalanlamak" istemedi seklinde bir
sürü sorular geldi. Görüldügü gibi bu tarz tanitim ister istemez bir
sürtünme yaratir. Elbetteki arkadaslar kendi görüslerini tanitacaklar
ve benim bunda bir sakincam olmadigi gibi bilhassa memnun da olurum. 
Zira birbirimizin fikirlerinden ögrenir ve kendimizi daha gelistirme
firsati buluruz. Netice itibariyle karsilikli bir konusmada, bir
konusanin sözlerini isitmemezlikten gelmek sürtünme yaratan bir
davranistir ve tamamlanmis bir "muhabere' sayilmaz. 

Sonra Adnan Bey diyor ki:

 

> SUPINUS
> Sosyal Yayinlarinin Latince Sözlü?ü'ne göre,
> 
> supino 'içini di?ina çevirmek, ters çevirmek'
> supinos ' e?ik, arka üstü yatan'
> 
> ?talyanca Sözlük, DR.?lter Yilmaz'a göre,
> supino 'ters, tepetaklak'

 

Polat Kaya: Bu konuda benim ilk yazimda verdigim kaynaklarda
belirtilen tanitim, kelimenin "arka üstü yatmak" oldugunu söylüyordu
ve bu tanimlama karsisinda bu sözde Latin ve Italyanca olan kelime
Türkçenin "UZANIP" sözünden oldugunu söylemistim. Buna Adnan Bey hiç
dokunmuyor ve benim söylediklerim bir nevi havaya uçtu. Ayrica
"tepetaklak" kavrami ile "arka üstü uzanma" kavramlari biribirinden
ayri olan kavramlardir. Dolayisiyle Türkçenin "tepetaklak" sözünden
"SUPINO" sözünü çikarmak pek zor. Yalniz buna karsilik Adnan Bey diyor ki:
 

> 
> Bundan ben ?unu anliyorum; sup- kökü 'ters' demek, supino 'ters
> yapmak' anlaminda fiil hali, supinos 'ters olan' anlaminda. Türkçede
> bu kökü,
> 
> çap 'aykiri, e?ri'(DS)
> çap-ra?ik 'çeli?kili, ters'
> çaf-?iri 'ters' (DS)
> çapar 'ters adam, huysuz' (DS)
> 
> sözlerimizde görürüz.

 

Polat Kaya: Adnan Beyin bu tanitiminda bir karisiklik var. Söyle ki: 
"SUP-" kökü Latince midir demek istiyorsunuz? Bendeki gerek
Latin-Ingilizce (ve tersi) ve gerekse Italyanca-Ingilizce (ve
Ingilizce-Italyanca) sözlükler de bu anlamda böyle bir "kök"
bulamadim. Ayrica "SUP-" ile baslayan diger kelimelerde de "terslik"
ifade eden birini görmedim. Sayet kendisinde bulunan kaynaklarda
bildigi varsa lütfen bizi de aydinlatsin. Adnan Beyin bu
ifadelerinden ikinci bir anladigim da, eger yaniliyorsam lütfen
düzelt, su oluyor: "Latince ve Italyanca "SUPINO" sözü Türkçenin
"ÇAP" veya olasilikla "SAP (sapitmak fiilinden) kök sözünden mi
geliyor diyorsunuz?" Bunu da pek tesbit edemedim. Burada benim
yönümden duydugum sikinti, Adnan Beyin tanitimlarinin çok kisaltilmis
olmasi, yani açik bir Türkçe tanitimla yapilmamis olmalari ve bir çok
defa anlam bakimindan bir hayli "sisli" durumlarin olusu. Bu durum
beni yanlis anlamaya zorluyor. Böylece bu kadar kisaltilmis,
süzdürülmüs tarifleri anlama zorlugu var. Onun için tanitimlarin çok
açik bir dil ile yapilmasinin fikirlerimizin dogru anlasilir sekilde
yayilmasi baakimindan çok büyük yarari vardir derim.

Sayet "SUPINO" sözü Türkçe "SAP/ÇAP" sözünden yapilmis ise, o zaman bu
yeni durum da yine benim söylediklerimi, yani "Avrupa dilleri
Türkçeden yapilmistir" görüsümü destekler derim.

Devam ederek Adnan Bey derki: 

 

> CORDILLERA
> 
> kur 'sira' (von Gabain s.284)
> tille 'da? tepesi' ((DS)
> -r 'ço?ul eki' (Çuva?ça, Japonca ve Altay Dilleri, T. Tekin, s.33)
> 
> >>>>>> kur+tille+r>>>> Latin dillerinde ço?ul/di?il sözler sesli
> harf ile biter>>>>CORDILLERA 'da?lar sirasi'

 

Polat Kaya: Türkçe Altay dili olduguna göre, muhakkak ki Türkçenin
-LER, -LAR çogul ekleri de bu tanimlamanin içindedir. Ayrica, benim
bilgilenmem için lütfen: 

a) Von Gabain "KUR" sözünü hangi dilde "SIRA" anlaminda tanimlamis?

b) DS kisaltmasi neyi temsil ediyor?

c) "tille" hangi dilde "dag tepesi" oluyor?

d) "KUR + TILLE + R" hangi dilde "DAG SIRASI" oluyor?

e) Benim dedigim Ispanyolca "CORDILLERA" sözü Türkçe "ÖRÜLÜ DAGLAR"
deyiminden ve "CORDILLERAS" sözü Türkçe "SIRALI DAGLAR" deyiminden
yapilmistir görüsüme ne oldu? Benim bu tanimlamam hakkinda olumlu
yahut olumsuz hiç bir görüsünüz yokmuydu? Olumsuz dahi olsa dogrudan
dogruya söylemende yarar olurdu derim.

f) Sayet benim yazimda dediklerim dogru ise, ki onlarin dogruluguna
kesinlikle güvenmekteyim, bu benim "Avrupa dilleri Türkçeden anagram
yollu yapilmistir" iddiami kanitlamaz mi?

Adnan Bey senin iletini bu yazimda örnek aldim, sakIn alinmayasin.
Zaten bu yazina ayrica cevap vermek istiyordum. 

Bütün bunlari yazmamdaki sebep, yazilarimizda açik dille yapilmis tam
ifadeler ve tanimlamalar kullanmadigimizda yazarla okuyucu arasinda
sikinti ve sürtüsmeler olabiliyor. O sebeple böyle karisik ve
anlasilmasi zor olan yazilardan kaçinmak birbirimizi anlamakta
hepimize rahatlik getirir, Elbetteki görüsler farkli olunca sicak
tartismalar olabiliyor. Fakat sürtüsmeleri yaratan da dildir
yatistiran da dildir. Onun içindir ki dili iyi bilmek ve iyi konusmak
hayatta hepimize her zaman için çok lazim olan bir yetenektir. Yazimin
uzun olusundan ötürü kusuruma bakilmaya. Hepinize iyilikler ve
esenlikler dilerim.

Selam ve sevgilerle,

Polat Kaya

01/06/2004

================
 

> Adnan ATABEK wrote:
> 
> 
> Kamil Bey,
> 
> Önce şu sizin anlayğp başkalarğnğn bir türlü anlayamadğ?ğ, anagrama
> de?ine?im. Bu sözünü etti?iniz ba?lantğdaki 'anagram' tanğmğnğ siz
> ya hiç okumadan burada yaydğnğz, ya da yanlğş anladğnğz. Buradaki
> anagram, bir dil içinde, bir sözün harflerini de?işik dizerek,
> 'anlamlğ' ama 'başka anlamlğ' bir söz elde etmek ile ilgilidir.
> Bu siteden örnekler:
> 
> "orchestra" sözü anagramatize edilerek "carthorse"
> bulunuyor. Fakat ilki 'orkestra' demek iken, ikinci başka anlamda,
> 'araba atğ' demektir.
> 
> 'Istanbul, the Turkish capital' (Bilgideki ciddiyet ayrğca şayanğ
> dikkattir!) angramatize edilince 'Ultra-philistine Bush
> attack' bulunuyor. Birinci 'Türk Başkenti Ğstanbul' demek iken
> ikinci 'Haşarğ-Filistinli Bush saldğrğsğ' gibi birinciyle
> ilgisi olmayan bir anlamdadğr. Bu konu, Batğlğ bir gevezelikten daha
> ciddi bir şey de?ildir. Bizim 'Anastas mum satsana' oyunumuz gibi,
> tamamen tartğştğ?ğmğz konu dğşğndadğr. Polat Beyin gündeme
> getirdi?i ise, 'yeniden dizilen kelimenin ilk kelimeyle aynğ
> anlamda olmasğ' durumunana dayanğr. Sizin daha yayğnladğ?ğnğz
> yazğnğn içeri?inden haberiniz yok. Yanlğş anlaşğlmğş bir şey sizin
> dil felsefenizin temel taşğ olmuş, bu nasğl şey?
> 
> Yazğnğn di?er bölümlerine daha sonra yanğt verece?im.
> 
> Adnan Atabek
> 
> 
> 
> Teşekkür ederim Adnan Bey, vakit ayğrmğş, yazmğşsğnğz.
> 
> Siz "anagram"ğn ne demek oldu?una yanlğş ve farklğ bir anlam
> yüklüyorsunuz. Bu tümüyle size göre olan bir anlam. Polat Kaya'nğn
> kaynak göstererek açğkladğ?ğ anlam ise, sizin bu yaratğcğlğ?ğnğz
> kadar zengin de?il, çok daha basit. Nitekim ben de Polat Bey'in ilk
> yazğlarğndan sonra, yani 3 yğl kadar önce üşenmeyip genel a?
> üzerinde "anagram" hakkğnda araştğrma yapmğş ve sonuçlarğnğ da
> ilk bcn toplulu?unda sizlerle yorumsuz,
> katğksğz şekilde paylaşmğştğm. Sizin hem bu mesajlarğ, hem Polat
> Kaya'nğn "anagram" hakkğnda binlerce sayfaya varan yazğlarğnğ
> okumadğ?ğnğz, hem de "anagram" için kğsa da olsa bir araştğrma
> yapmadğ?ğnğz anlaşğlğyor. Bu durumda, daha fazla vakit kaybetmeden
> söyleminizden "anagram" adğnğ çğkarmanğzda yarar var, bunu sizin
> çalğşmalarğnğzda bir tutarlğlğk oluşabilmesi için söylüyorum. Siz
> tümüyle başka bir konuda konuşuyorsunuz, kuram yazmaya gayret
> ediyorsunuz. Elmalarla armutlarğ aynğ kefede tartmak do?ru olmaz.
> 
> Bakğn anagram nedir:
> 
> http://www.anagramgenius.com/definition.html
> 
> "Bilim" ve "inanç" arasğndaki ilişkiyi koparğrken bir de büyüklük
> taslayarak yazmanğzğ yadğrgadğm biraz. Belki, bu iki sözcü?e de
> kendi cephenizde başka başka anlamlar ve tanğmlar yüklüyorsunuz.
> E?er "inanç/inanmak" sözlerinizle kastetti?iniz "geri kafalğ" olmak
> ise, bu medenî tartğşma sğnğrlarğnğ zorlamanğz anlamğna gelir.
> Bence bunu yapmak zorunda de?ilsiniz Adnan Bey, yakğşmaz size.
> 
> E?er Polat Kaya'ya yönelik eleştiriniz varsa bunu do?rudan kendisine
> yapabilirsiniz, bir aracğ kullanmanğz sadece çok yersiz ve çok
> zamansğz de?il ayrğca gereksiz de. O da bu toplulu?un bir üyesi ve
> sizin mesajlarğnğz kendisine ulaşğyor.
> 
> Bakğn size birşeyi açğkça söyliyeyim. Ben Polat Kaya'nğn şimdiye
> dek bcn topluluklarğnda ve genel a?ğn di?er bölgelerinde yayğnlanmğş
> olan tüm bilimsel makalelerini tekrar tekrar okudum. Kendisinin
> söyledi?i şeylerin do?rulu?undan en ufak bir kuşkum kalmayğncaya dek
> Polat Bey'le hem bcn üzerinden hem de özel mesajlar yoluyla
> uzun uzun yazğştğm, belki toplamğ günlere varan telefon
> görüşmelerimiz oldu. Sonunda da, tüm saldğrğ, tehdit, aşa?ğlama ve
> karalamalarğ bilerek ve daha da fazlasğnğ göze alarak bir Polat Kaya
> Kütüphanesi kurdum. Bu kütüphaneyi tanğtan Türkçe-Ğngilizce bir
> mesaj hazğrladğm. Hazğrladğ?ğm bu mesajğ yüzlerce toplulukta
> binlerce kişiye ulaştğrdğm ve eminim ki size de bu mesaj en az 10
> kere gelmiştir, umarğm bir kerecik olsun başğndan sonuna dek
> okumuşsunuzdur. Çok açğk ve anlaşğlğr bir mesaj......!
> 
> Bu mesajğn da?ğtğmğnğ yapmadan önce Polat Bey'in onayğnğ aldğm.
> Tercümesi şudur ki, o mesajda yazdğ?ğm cümlelerin tamamğ ve
> içlerindeki her bir vurgu Polat Kaya'nğn bilgisi ve onayğ
> dahilindedir. Polat Kaya'nğn gün ğşğ?ğna çğkardğ?ğ gerçeklerin tam
> özet metnidir bu mesaj. Bir tercüme daha size: Her şey bu
> derece açğk ve serih şekilde ortada iken bu çam sakğzğ çoban
> arma?anğ postuna bürünen "akğl dğşğlğkla ve tutarsğzlğkla itham
> etme" çabanğz bana yalnğzca TRUVA atğnğ anğmsatğyor Adnan Bey. Beni
> de?il, aslğnda Polat Beyi itham ediyorsunuz ve orada bir
> yutkunmanğzğ salğk veririm size.
> 
> 
> 
> Hepsi bir yana, sizinle karşğ karşğya gelmek, sizi kimseye karşğ zor
> duruma sokmak veya sizi kendi içinizde yarattğ?ğnğz bir takğm
> vehimlere garpolurken izlemek amacğnda ve niyetinde de?ilim. Siz
> biraz coşkulu ama iyi niyetli olan, sorgulayan ve
> araştğrmaktan korkmayan bir kimsesiniz ve bizlerle yüreklice
> paylaşğyorsunuz. Bu da sizi yeteri kadar de?erli yapar benim
> nazarğmda.
> 
> Göz açğcğ bir şey söyleyeyim size. Polat Kaya'nğn dediklerinin tümü
> su getirmez şekilde do?ru ve gerçektir. Bunlarğn anlaşğlmasğ ve
> özümsenmesi ise, herkesten daha çok ve en çok bilgili oldu?unu iddia
> edenler için bile hiç kolay olmayacaktğr; buna kuşkunuz olmasğn.
> 
> Yerleşik düzen bizleri diri diri ayğrğmcğ yapğya gömerken, O, buna
> var gücüyle direnmiş ve sözcükleri incelerken, başlğ başğna bir
> DĞL-TARĞH-CO/RAFYA FAKÜLTESĞ gibi işlemiştir. Polat Kaya'nğn
> yazğlarğnda kuru ve boş söze yer yoktur. Siz iyisi mi bütünleyici
> gerçe?e yönelin ve Polat Kaya'yğ bir daha okuyun. Zaten sizler için
> kuruldu bu kütüphane...
> 
> Selamlar ve Sevgiler,
> Kamil Kartal
> 28 Mayğs 2004