Re: [bcn2004] Fw: DIL KIRMA yada DIL KURMA

Kardesim Adnan Bey'e,

Merhaba. "Dil Kirma yada Dil Kurma" konusu ile ilgili iletinde belirttigin
her hususa zamanimin dar olusu yüzünden bu iletimde dokunmayacagim. 
Kusura bakma. Yalniz söyle bir ifadede bulunmussun ki ona biraz
dokunmak istiyorum. Diyorsun ki: 

 

> 
> Dil kğrma daha çok, sözlerin-dilin oluşumunda önemi olan bir
> olgudur. Diller arasğ bir olgu olmaktan çok bir dil-içi olgudur.

 

Bence dildeki agizlar arasindaki degisiklikleri bir "KIRMA" olgusu
olarak almamak gerekir. Örnegin, Türkçede OGUL sözü için OGUL, OUL,
AUL, vs gibi sözler varsa onlar ayni sözün agizlaridr. Bu hallerde
degisen daha çok ünlülerdir. Ünsüzler ise yerli yerince kalirlar.
Türkçe de ünsüzlerin yer degistirdigi haller olmussa da denebilir ki
bu çok az kelimede olmustur. Bunun disinda, benim bilhassa üzerinde
durdugum Hind-Avrupa ve Semitik dillerin Türkçeye iliskisi konusunda ,
"DIL KIRMA" tamamen tek yönlü islemis DILLER ARASI BIR OLGUDUR. Bu
görüsümü destekleyen pek çok örnekleri simdiye kadar yazdiklarimda
belirledim ve isledim. Simdi KIRMA isinin bilhassa Türkçeden
Hind-Avrupa ve Semitik dillere kelime kaçirmakta kullanilan basit bir
yöntem oldugunu göstermek için bir batili sözcügü birlikte anlamaya
çalisalim: Sözcük Türkçeye "NOSTALJI" seklinde girmistir. Bazilari da
onu özenti ile Türkçede kullanirlar. 

Konuda daha ilerlemeden önce Grek alfabesi ile ilgili su hususu
belirtmek isterim:

Grek alfabesi inanilmaz derecede iki yüzlü yahut çok yüzlü bir
alfabedir. Büyük harfler kismen Latin harflerine benzerler fakat
küçük harfler ayni benzerligi takip etmezler. Örnegin, "i'ta" büyük
harf olarak "H" sembolü ile yazilirken küçük hatf olarak Latin "n"
sembolüne benzer bir sembol ile yazilir. "Nu" büyük harf olarak "N"
sembolü ile yazilirken küçük harf olarak Latin "v" sembolüne benzer
bir sembol ile yazilir. Bilinçli seçilmis bu çok yüzlülük Türkçenin
kirilip Grekçeye sözcükler yapiminda bilhassa Türkçe kaynak sözleri
gizlemekte çok önemli rol oynar. kullanilir ve ikinci yüzünde ise
kirilp yeniden düzenlenenler okunur. Bu husus dilcilerin gözünden
kaçmistir yahut kaçirilmistir.

Bati kaynaklarinda sözcügün tanimlamasi Ingilizce olarak söyle yapilmaktadir:

NOSTALGIA, Noun. 1. Severe or poignant homesickness. 2. Any longing
for something far away or long ago. 3. Psychiatry Prolonged, often
morbid fixation of one's thoughts on home, family, and friends. [< New
Latin (after 1500) < Greek "nostos" meaning "a return home + "algos"
meaning "a pain"] [1]

Kelimenin Türkçe karsiligi olarak "özlem; vatan hasreti, sila
hastaligi" olarak verilmektedir. [2] Kelimenin tam Türkçe karsiligi
"ÖZLEMEK" fiilidir. 

Simdi ben derim ki yukarida Encyclopaedia Britannica kaynakli ve
köseli parantez içinde verdigim adolgusu gerçegi pek söylememektedir
ve bir nevi kandirmacadir. Söyle ki:

Bir kere "NOSTALGIA" sözü Grekce söslüklerde "NOSTALGIA" seklinde
vardir. Tanimlamada denebilirdi ki Ingilizce "NOSTALGIA" sözü Grekce
"NOSTALGIA" sözüdür. Grekce "Nostos" + "algos" sözlerinden
kaynaklaniyormus iddiasi tamamen sahte bir tanimlamadir. Zira, bu
tanimlama ile kelimenin asli olan Türkçeden sapitma yapilmaktadir. Bu
Grekce sözcügün asli Türkçe bir sözdür. Izninizle anlatayim:

Grekçe "NOSTALGIA" sözü "OSLATIG AN" seklinde desifre edildiginde ve
ortaya çikan söz Türkçe okundugunda Türkçe ¨ÖZLEDIK ANI" (özledik onu)
deyimi oluyor. Türkçede bu ifade ile bir seyi özledigimizi ifade
ederiz. NOSTALGIA da ayni seyi söylüyor. Bu Türkçe ifade bir bakima
belirsizdir, zira neyi özledigimiz belirtilmemistir. Gerçekte
özledigimiz çocuklugumuzda içinde büyüdügümüz evimiz, köyümüz,
dagimiz, deremiz, yaylamiz, anamiz, babamiz, kardeslerimiz,
arkadaslarimiz, vs. vs. olabilir. Fakat tanimlama diyor ki
"NOSTALGIA" "EVI ÖZLEMEDIR". Simdi bir noktaya daha dikkatinizi çekmek
istiyorum: Yukarida belirttigim gibi, Grek alfabesinde "nü" kücük harf
olarak Latince "v" seklinde bir sembol ile gösterilir ki bu da gerçek
Latince "v" harfi gibidir. Böylece ayni sembol ile hem "N" sesini ve
hem de "V" ifade ettiginizde kimse isin farkina bile varmaz. Bu
açiklamanin isiginda, yukarida verdigimiz "OSLATIG AN" sözü rahatlikla
"OSLATIG AV" sekline girebiliyor ki bu da Türkçe ¨ÖZLEDIK EVI"
(özledik evi) sözü oluyor. Bu da verilen tanimlamada belirtilen
"homesickness" karsiligidir. 

Buna paralel bir baska desifreleme de su olabilir: Grekçe "NOSTALGIA"
sözü "OSLATIN GA" seklinde desifre edildiginde ve ortaya çikan söz
Türkçe okundugunda Türkçe ¨ÖZLEDIN GÖYI" (özledin köyü) deyimi de
olabilir ki bu Türkçe ifade ile de 2.kisi tek sahisin köyünü
özledigini ifade edilebiliyor. NOSTALGIA da ayni seyi söylüyor.

Bu iki analiz gösteriyor ki NOSTALGIA sözü Türkçe OZLEDIK sözüne
dayanmaktadir. 

Buutün bu açiklamalar karsisinda kendimize sunlari sormak durumundayiz:

Garip degilmidir ki NOSTALGIA sözünü teskil eden harfleri yeniden
düzenleyip (desifre edip) Türkçe okudugumuzda öyle bir Türkçe söz
karsimiza çikiyorki anlam bakimindan "NOSTALGIA" sözünün tam karsiligi
oluyor. Bu bir tesadüf müdür yoksa birisinin bu Türkçe sözü kaçirip,
KIRIP ve yeniden "KURMASI" (düzenlemesi, yapilandirmasi, boyamasi,
vs.) midir? Takdir edeilmelidir ki bu çakisma ne bir "tesadüf" ve de
ne bir "ödünçalma" olayidir, bilakis bir "ASIRMA" islemidir ve
kaçirilan da Türkçenin "ÖZLEMEK" fiili ve onunla birlikte baska kök
sözcüklerdir. 

Bu bir asirmadir çünkü "NOSTALGIA" içindeki harflerin dizimi ile
"OSLATIG ANI" (¨ÖZLEDIK EVI") içindeki harflerin ve hecelerin dizimi
birbirinden çok farklidir. Bu sözlerin biri digerine nazaran kirilip
karistirilmistir. Görüldügü üzere Türkçede iki kelimeden ibaret olan
ifade Grekçede birbirine karistirilarak tek kelime haline
getirilmistir. Bu bir diller arasi "DIL KIRMA VE KARISTIRMA" olayidir.
Karistirma öyle ustalikla yapilmistir ki onun içinde saklanmis Tuurkçe
"ÖZLEDIK" sözünü tanimak için kelimeyi çok enine boyuna incelemek
gerekir. 

Bir degerli arkadasimiz yine benzer bir konuda su anlamda beni
sorgulamislardi: "Olami ki Türkçe Grekçeden, Latinceden veya baska
dillerden kirma yollu yapilmis olsun?" Böyle bir soru akla gelse bile
yaniti "evet" olamaz. Çünkü Türkçe dil, aslinda Türkçeden yapilmis
fakat satisi Grekçe diye yapilan "AGAMEMNON" adindan bile daha önce
var oldugu gibi Sümerce BILGAMESH seklinde olan ve "GILGAMESH"
seklinde Semitiklestirilen BILGAMESH (BILGEMIS) sözü ile en azindan
M.Ö. 5000 senelerinde de vardi. O çaglarda Grekçe yoktu bile. Böylece,
elbetteki böyle bir soruya benim yanitim büyük bir "YOK' yahut "HAYIR"
sözüdür. 

Yukarida iletinizden alarak verdigim görüslerinizde: "KIRMA" islemi
"diller arasi bir olgu olmaktan çok bir dil-içi olgudur"
demistiniz. Halbuki "NOSTALGIA" sözünün analizinde bunun tamamen
tersini bulduk. Yani Türkçeden alinan bir söz Grekcede "kirilmaya ve
yeniden kurulmaya" hedef olmus ve gizlenmistir. Hint-Avrupa dillerine
ait pek çok sözlerin analizlerinden edindigim neticelere dayanarak ben
diyorum ki Türkçeyi "KIRMA" teknigi, yani "ANAGRAM" teknigi Avrupa
dillerinin hepsinin türetilmesinde kullanilmistir. 

Türkçe "KURMA" sözünü ben ifadelerimde "yeniden düzenleme", yeniden
yapilandirme" gibi ifadelerle açiklamaktayim. Sayet bir seyi
"KIRDIKTAN" sonra onun yerine yenisini yapmak istiyorsaniz elbetteki
bir "KURMA" islemine de girismeniz gerekir. Aksi takdirde "tahrip"
edilenin yerine bir sek konulmuyor demektir. Iste Avrupali dilciler
Türkçeden "KIRDIKLARI" sözlerin yerine yeni sözler "KURUP" adina
"Grekce", "Latince" ve diger adlari vermislerdir. Bunu "NOSTALGIA"
sözünde yaptiklari gibi Grek, Latin ve diger Avrupa dillerinde sayisiz
sözcüklerde de yapmislardir. Neticede ortaya çikan bir sürü "YAPAY
DIL" birbirine "akraba dil" olarak görüntü veriyor. Bu da dogaldir
çünkü hepsinin ORTAK KÖKLERI TÜRKÇEDIR. 

Anadoluda pek çok gerek Romalilardan ve gerekse Greklerden kalma
yikintilar vardir. Fakat kimse bilmez ki bu çogu yikintilarin altinda
yatan ve Roma ve Bizans imparatorluklarindan çok önce eski Tur/Türk
dünyasi tarafindan yapilmis kentlerin ve/veya abidelerin de
yikintilari vardir. Enteresandir ki son yapilanlar önceden yapilmis
olanlarin yikintilarin üstüne konulmakla bütün geçmise bir nevi sahip
çikilmistir. Bu da eski bir dilden kirma yollu yeni bir dil yapma
islemine benziyor. Aradaki fark birisi bir binanin yikilip üstüne yeni
bir bina yapilmasi ve ötekisi eski bir dili yikip üstüne yeni diller
yapilmasi islemidir. Dolayisiyle her iki halde de eski medeniyeti
tamamen tarihten silme fikri etkenlikle yer almaktadir. Bu iste bizim
suçumuz baskalarinin hep kendilerine dogru yonttuklarini hiç
sorgulamadan hemen onlara maletmekle onlarin görüslerine
katilmamizdir. Bu sekilde, hep baskalari medeniyet gelistirmis
kimseler olarak karsimiza dikiliyor ve Türkler de az gelismis yahut
hiç gelismemis yahut medeniyetsiz kimseler olarak dünyaya yalan-dolan
tanitimlarla tanitiliyor. Bunun anlami Türkü asagilayan menfi bir
"propaganda" tanitmasina bizim de bilmeyerek katilmamiz demektir. Kökü
Türkçenin "GANDIRMAK" fiilinden alinan "PROPAGANDA" iste budur. 

Model bir dilden, ki model dil TÜRÇEDIR, yeni diller yaratmak yoktan
dil yaratmanin yaninda çok basit bir istir. Türkçe onbinlerce yillik
süre içinde yoktan gelistirilmis bir dildir. Onun yapiminda Gök-Tanri,
Gün-Tanri ve Ay-Tanri yol gösterici kaynak olmustur. Onun için o TUR
Dilidir, GÜNES dilidir ve OGUZ dilidir. Onun bir baska adi da her seye
ad veren DEDE KORKUT'TUR ki bu kutsal ad "DEDI KOR KUT TUR" 
seklinde de yorumlanabilir. Yani "KUTSAL KOR UTU ER DEDI" anlamidir. 
Bu da onu yine GÜNES dili yapar. 

Sunu da belirtmek isterim ki bu ifadelerim ile BATI dillerini ve
Semitik dilleri küçümsemiyorum. Çünkü bu isi yapan dinci-dilciler
basit bir teknik ile Türkçeden yapilmis bir çok dilleri basari ile 
gelistirmislerdir. Fakat ne var ki bu basarinin temelinde yatan
gerçek, bu dillerden çok önce var olan Türkçenin ve onunla birlikte
gelistirilmis muhtesem bir dini medeniyetin talan edilmesi ve
Türklerin adinin o geçmis medeniyetle olan baginin koparilmasi
olayidir. Yani ortada Türk dünyasina ve onun gelistirmis oldugu
onbinlerce senelik bir medeniyete karsi dostluktan uzak fikirlerle
islenmis bir olay vardir. Babilondan bu yana islenmis olaylar,
günümüzde de oldugu gibi, hep bunu gösteriyor. Batili dilciler
inandirici olmaktan uzak "adolgulari" (etymology) tanimlamalari ile bu
gerçegi bir daha torbaya sokamazlar. Gerçek gün isigina çikmistir
artik. 

KAYNAKLAR:

[1] Encyclopaedia Britannica World Language Dictionary, 1963, Vol. 2,
p. 865.
[2] Ingilizce-Türkçe Redhouse Sözlügü, Redhouse Yayinevi, 
Istanbul, 1980, p. 663.

Selam ve sevgilerle,

Polat Kaya

13/05/2004

=======================

 

Hide message history

> Adnan ATABEK wrote:
> 
> 
> ----- Original Message -----
> From: Adnan ATABEK
> To: bcn_2004@yahoogroups.com
> Sent: Sunday, May 09, 2004 12:05 AM
> Subject: Fw: DĞL KIRMA yada DĞL KURMA
> 
> 
> ----- Original Message -----
> From: Adnan ATABEK
> To: Güneş Dil Kuramğ
> Sent: Saturday, February 07, 2004 8:25 PM
> Subject: DĞL KIRMA yada DĞL KURMA
> 
> DĞL KIRMA yada DĞL KURMA
> 
> Bir sayğ kodu elde etmek amacğndasğnğz. Soldan ilk iki basama?ğn
> oluşturdu?u sayğ ayakkabğ numaranğzğ verecek, izleyen iki basamaklğ
> sayğ da yaşğnğzğ verecek. Bunu nasğl buluruz? Ayakkabğ numaranğzğ
> yazarsğnğz. Ğçinde bulundu?umuz yğl 2004'ten do?um tarihinizi
> çğkarğrsğnğz. Buldu?unuz sayğyğ önceki iki basamaklğnğn sa?ğna
> eklersiniz. Ğşte bu aradğ?ğmğz koddur.
> 
> Başka bir yol daha var:
> 
> *Ayakkabğ numaranğzla beşi çarpğn.
> *Bu sayğya elli ekleyin
> *Çğkan sayğyğ 20 ile çarpğn
> *Çğkana 1004 ekleyin
> *Çğkandan do?um tarihinizi çğkarğn
> 
> Bu işlemin sonucu da size aynğ kodu şaşmaz bir biçimde verir. Yalnğz
> biraz uzun bir yoldur. Ğlk bakğşta insanlar buna inanmazlar. Bir de
> bir küçük ayğbğ var. Bu yğl, bu geçerlidir ama, gelecek yğl 1004
> sayğsğnğ 1005 yapmak gerekir.
> 
> Gelelim ben bunca ilgisiz şeyleri neden yazdğm? Sözü dil kğrma
> 'anagram' konusuna getirmek istiyorum. Dil kğrma ile işaret edilen
> ilişkiler raslantğ de?il do?ru ilişkilerdir. Fakat durumu dil kğrma
> ile açğklama işi zordur. Uzundur. Bunun matematik-istatistik
> kurallarğnğ oluşturmak gerekir. Bütün bunlarğ yaparken,
> olabildi?ince, bugünkü alğşğlmğş (ama
> bilimsel) kalğplarda-yöntemlerde kalmak gerekir. Bundan kastğm şunun
> gibi bir şeydir; e?er insanlar on tabanlğ sayğ düzenine alğşğk ise
> onu kullanmak gereklili?idir. Siz kişilerin bilmedi?i ikili sayğ
> tabanğna göre söz söylerseniz, anlaşğlamama tehlikesi içindesiniz.
> 
> Bilindi?i gibi diller onbinlerce yğllğk süreç içinde yapğlğp
> yo?rulmuşlardğr. Dil, önceleri tek heceli sözlere sahipti. Sonra çok
> heceli sözler oluştu. Bu süreç, dilin son gelişim aşamasğdğr.Çok
> hecelili?e geçişte çeşitli yollar-yöntemler kullanğlmğş. Bunlardan
> biri, eş anlamlğ sözleri yan yana getirmektir(bak. ' DĞL KIRMA
> (ANAGRAMATIZING) ' A. Atabek, 'gunesdilkurami' yahoogroups
> toplulu?u).
> 
> elgün,ilkün:halk
> eldon:halk, millet (Teleüt)
> buyun:halk(Kaşgarlğ)
> omuk:halk(Saka)
> kalğk:halk(Saka)
> kavum:millet,halk
> umun:halk(Sümercedeki Türk Dili sözü, O.N.Tuna)
> elan:halk(Karaim)
> kümün:halk
> bukun:halk(Eski Türk Dili)
> halk:
> 
> Bütün bu sözler, aşa?ğdaki 'tek heceli' sözlerden türemiştir:
> el: halk
> kün: halk(Eski Türk Dili)
> um(a): halk(Karaim)
> un: halk (Sümercedeki Türk Dili Sözü, O.N.Tuna)
> kal: halk ( yal-yğş, kal-yğş Çuvaşça 'halk' anlamğnda söz çiftleri)
> ok: halk,kabile, boy, ('halk' K. Mirşan'a göre)
> boy: ulus (Kaşgarlğ)
> kap: halk(eski Uygur)
> don: halk(Teleüt)
> bag:kabile, boy, halk(eski Uygur)
> öy:halk(Türkmen)
> tüz:halk(Kaşgarlğ)
> 
> Çok heceli türeme sözün, yeniden bir tek hece ile birleşmesi veya
> iki çok hecelinin birleşmesi de söz konusudur. Örnekler:
> 
> karakamğ?ğ:halk (kara 'halk' + kap +ok)
> kargandaş:halk, millet(Teleüt) (kara +kün + tüz)
> halayğk:halk(Kazak) (kal + öy +ok )
> 
> Yukarğdaki tek heceli sözler aynğ zamanda 'kişi' demektir (Türk
> Dilinde). Bu sözler önceleri 'kişi' ve 'halk'ğ ifade etmek için
> eşsesli de?işik anlamlğ olarak kullanğldğlar. Gelişen toplum daha
> net anlaşma gere?i duydukça (halk ve kişiyi ayrğ sözlerle ifade
> gere?i), eldekilerden yeni sözler türetti.
> 
> Sümerli lu 'kişi' + lu >>>>>> lulu 'halk' yaparken (Daha
> pek çok örne?i var)
> 
> Türk; bod 'kişi' + in 'kişi' >>>>>> bodun (halk,
> millet)
> kim 'kişi' + in 'kişi' >>>>>> kümün (halk,
> millet)
> bulu 'kişi' + ok 'kişi' >>>>>> buluk (halk,
> millet)
> 
> yapmğş.
> 
> Türk Dilinde;
> çek:sğnğr
> ara:sğnğr
> 
> Bu tek heceli sözler, başka eş seslilerle karğşğklğk yaratğnca, çok
> hecelilere yönelinmiştir.
> 
> Halkğn bir bölü?ü çek + ara >>>>> çekara ' sğnğr'
> di?er bir bölü?ü ara + çek >>>>>araçek ' sğnğr
> 
> uc 'sğnğr' + ik 'kğyğ' >>>>> azag 'kğyğ'
> ik 'kğyğ' + uc 'sğnğr' >>>>> agğz 'kenar'
> maş 'kğyğ' + ik 'sğnğr' >>>>> bucak 'kğyğ'
> ken 'kenar' + ara 'sğnğr' >>>>> kenar
> kğyğ + tir 'kenar' + ik >>>>> kğydğrğk 'kenar'
> 'marjin'
> tir + ken + ara >>>>> derkenar 'marjin'
> kğdğ 'kğyğ' + udu 'iz' 'kğyğ' >>>>> hudut
> kğdğ +ik >>>>> kğdğ? 'kğyğ'
> kğdğ + ur >>>>> hatar 'hudut' MACARCA
> çiñ 'sğnğr'+ ara, ur >>>>> sğnğr
> can 'yan' 'kğyğ' + çek >>>>> sancoh 'kenar' (K.Malkar)
> 
> gibi türetmeler olmuş. Tüm Türk Dili bu kuruluş düzenine uyar.
> 
> Dil kğrma daha çok, sözlerin-dilin oluşumunda önemi olan bir
> olgudur. Diller arasğ bir olgu olmaktan çok bir dil-içi olgudur.
> Bana göre Batğlğnğn dil kğrma dedi?i kavram bizim açğmğzdan DĞL
> KURMA dğr. Bunun Batğdaki izdüşümüdür dil kğrma. Türeme
> diller, bizim DĞL KURMA sürecimizin son aşamalarğnda bizden söz
> aldğklarğ için, söz varlğ?ğmğz aynğdğr ve ses-eşitli?i yada
> ses-denkli?i kurallarğyla aynğlğ?ğnğ göstermek kolaydğr. Oysa, bu
> diller, Türk Diliyle ilk aşamalarda temas edip 'dip söz' almğş
> olsalar ve bize benzer ayrğ bir dil kurma süreci yaşasalardğ, ortak
> sözler bu derece olamazdğ, o zaman 'dil kğrma' yöntemleriyle
> ilişkileri sorgulamak zorunlu olurdu.
> 
> Bazğ Ğngilizce sözlere bakalğm:
> 
> shore 'kğyğ' ------------ şğra 'kğyğ' (Çuvaş) [ sğ
> 'sğnğr' + ara]
> side 'kğyğ' ------------- çit 'kenar (Tatar) [
> sğ + udu]
> coast 'kğyğ' ------------- kaş 'kğyğ' (Eski Türk
> Dili)
> border'sğnğr' ------------- ?????? [ bere 'sğnğr' +
> tir 'sğnğr']
> frontier 'sğnğr' ------------- ??????[ bere+ an 'sğnğr'
> (DS)+tir]
> boundary'sğnğr' -------------- ??????[ man 'çit'+ tire]
> brink 'kenar' -------------- bierek 'kğyğ' (Saka)
> margin 'kenar' -------------- ???????[ bere+ ken ]
> bank 'kğyğ' 'yaka' --------------- ???????[ man 'kğyğ'(Saka) +
> ik
> 
> Görüldü?ü gibi sözler ya aynğdğr. Ya da aynğ sözlük anlamlğ
> sözlerin bitiştirilmesi ile oluşmuştur.
> 
> Bu durumda; gerek Türk Dili içinde gerekse başka diller
> üzerinde 'dil kurma' yğ geriye do?ru işleterek yapğlacak 'dil
> çözme' işi; rasgele olmamalğdğr. Dil kurma işi eş anlamlğlarğn bir
> araya getirilmesi ile yapğlmğşsa, ki bu çok hecelili?e geçişteki
> yöntemlerden biridir;
> Söz, kendisi ile aynğ sözlük anlama gelen sözcüklere bölünmeli, bu
> sözcükler yeniden dizilmelidir.
> Sözdeki tüm sesler serbest olarak dizmek yoluyla yapğlan anagram
> çalğşmasğ, dil bilimi açğsğndan do?ru ve bilimseldir. Bir sözün
> başka dildeki aynğ anlamlğ sözle, aynğ seslere sahip oluşu başka
> neyle açğklanabilir? Ancak, bunun raslantğlar olmadğ?ğnğ, matemetik
> yollarğyla göstermeliyiz. Ayrğca do?runun toplumca kabul edilmesini
> isteyen bir ülkü içimizde taşğyorsak, yada toplumun bilimle daha
> çabuk tanğşmasğnğ istiyorsak, topluma en kolay ulaşacak yolu seçmek
> zorundayğz. Bir bakğma, dilin kuruluş sğrasğna uygun olarak geriye
> do?ru gitmeliyiz. bu çok önemlidir. Güneş Dil Kuramğnğ'nğn
> eleştirilecek yanlarğndan biri budur. Dilin oluşum sürecini geriye
> do?ru izlemek yerine, 'en başta nasğl düşünerek yola çğktğlar'
> konusunu çözmeye çalğşmğştğr. (Bu o zaman için çok normaldi. Hatta
> şaşğlacak şey, Cumhuriyet kadrolarğ, Osmanlğ dil konusunda bir
> çaba içinde olmamasğna ra?men cumhuriyetçiler şaşğlacak hğzda ve
> yetenekte, dil konusunu işlemişlerdir. Bugün ça?daş dil bilimi hiç
> bir konuda o kadrolarğ aşamamğştğr. Türkiyedeki durum ise korkunç!
> Türkiye, dil felsefesi ve dilin kökeni konusunda tek bir söz,
> Cumhuriyetten sonra, edememiştir).
> 
> Adnan Atabek