Kültür ve ilgili sözcükler hakkinda: Bildiri-4

--- In b_c_n@yahoogroups.com, Polat Kaya <tntr@...> wrote:


Sayin L. Uzel Bey,

12 May 2002 10:32:05 +0000 tarihli iletinizde geçen bir kaç sözcük

üzerinde görüsümü bildirmek istiyorum. Bunlar kültür (culture),
millet ve selam ve onlarla akraba bazi baska sözcükleridir.


KÜLTÜR (CULTURE)

Türkçede "kültür" seklinde bilinen ve kullanilan bu sözçük, Bati
dillerinden Türkçeye aktarilmis görüntüsünü vermekte olup olasilikla
pek çoklarimiz bu bilincin etkisindeyiz. Bu etkilenmenin altinda da
çesitli sözlüklerde bilinçli veya bilinçsiz yapilan tanimlamalar ve
atiflar olsa gerek. Zira insanlari sartlandiran en uygun araçlardan
birisi sözlüklerdir. "Kültür" sözcügünü tanimlarken Ingilzce "culture"
sözcügü ile baslamak istiyorum. Bu sözcügün tarifinde Ingilizce-Türkçe

Redhouse Sözlügü Türkçe olarak su tanimlamayi yapiyor:"CULTURE:
kültür, terbiye, irfan, münevverlik, medeniyet, medeniyetin bir
safhasi" [1].

Bunun yaninda, Encyclopaedia Britannica World Languages Dictionary
içinde verilen bir kaç tanimlama, Ingilizce olarak, söyle:

"CULTURE. 1 cultivation of plants and animals, especially with a view
to improvement; 2 The training, improvement and refinement of mind,
morals or taste. 3 Tillage of the soil. 4 Bacteriol. a) The
development of micro-organism, as in gelatin, a beef tea, etc. b) The
organism so developed. 5 The enlightenment or civilization: Greek
CULTURE. 6 Anthropol. The sum total of the attainments and
activities, of any specific period, race or people, including their
implements, handicrafts, agriculture, economics, music, art, religious
beliefs, traditions, language and story." [2]

Bu sözcük çesitli bati dillerinde söyle veriliyor: Ing. "culture", Fr.
"culture", Ger. "bildung", It. "cultura", Sp. "cultura", Swedish
"kultur" ve Yiddish "kultur" sekillerinde biliniyor. [3]

Bu verilerin isiginda Türkçede de "kültür' seklinde kullanilan bu
sözcük, Türkçeye Bati dillerinden aktarilmis oldugu görüntüsünü
veriyor ki ben bu görüste degilim. Izninizle izah edeyim.

Dikkat edilirse Ingilizce "culture" sözcügünün tanimlamasina göre,
Türk dünyasinin "töre", "türe" diye bildigi adetleri, ananeleri,
atalarindan kendilerine geçmis her türlü inanis, dil, hayat görüsü,
davranis sekilleri, vs., yukarida tanimlamasini verdigim "culture" (<
"kul-ture") sözcügünün içine girer. Bu sebeple, ben derim ki Bati
dillerine aitmis gibi gözüken ve o sekilde tanitimi yapilan bu
"CULTURE" < "CUL-TURE" sözcügü özbeöz Türkçe bir deyim olup, eski
Türkçenin "KÜL-TÜRE" ("görkemli töre", "söhretli töre/türe",
"gül-töre", "güzel-töre", "temiz-töre") anlamlarinda Türkçe deyimden
alinmistir. Eminim ki "culture" sözcügünün gerçek kimligini ve
ad-olgusunu bulmaya çalisan dilciler, sayet gerçegi ariyorlarsa, bu
sözcügün Türkçenin "kül-türe" / "kül-töre" deyimi ile ayni oldugunu
inkar edemezler. Türkçenin çesitli agizlarinda biraz farkli olarak

"töre, türe, tora, torah, tura" sekillerinde söylenebilen "töre" nin
Türkçe oldugu bilinir bir gerçektir. Bunun gibi "kül" ve "gül"
sözcükleri de aynidir, "Kül-Tekin", "Kül Buyruk", "Kül Irkin", "Kül
Çor", vs adlarinda [4] ve hatta "Er-Kül" (Herkül) adinda oldugu gibi.
Eski "Kül" sözcügü "sanli", "söhretli", "bilinen", "taninmis"
anlamlarindadir.

Ayrica, Ingilizce "Culture" sözcügü baska bir ad-olgu analizinda
"cul-ture" seklinde bakilip yeniden düzenlendiginde, Türkçenin
"TURECUL" yani "tür yaratan", "türeten", "türcülük", "çesitli cins
hayvan ve ekin yaratan" anlamlarinda eski Türkçenin bir deyimi oldugu
görülüyor ki bu anlam da yine "culture" taniminin içine girmektedir.
Bundan da anlasiliyor ki Avrupali bu kavrami da Tur/Türk dünyasindan
ve Türkçeden almistir.


Batida çogu zaman "culture" ile ilgili ve es anlamli olarak
"civilization" sözü kullaniliyor. Civilzation sözcügü "civil" kök
sözcügünden gelir ki bu "CIVIL < "C-IV-IL" seklinde parçalarina
ayrilip yeniden düzenlendiginde Türkçenin "EVCIL" sözü ile
karsilasiyoruz. Türkçe "evcil" sözü "eve alistirilmis", "eve

sokulmus", "aslinda yabani iken ehlilestirilmis" anlamlarinda bir
sözdür. Dolayisiyle "civil" ile "evcil" sözcükleri ayni anlamda olup
"civil" sözcügü Türkce "ivcil/evcil" deyiminden degistirilerek
yapilmistir. Bu sözün dile getirilmeyen baska bir anlami da insanlara
çok eskilerde "evcillesmeyi" ögretenlerin "Türkçe" dilli Tur insanlari
oldugudur.


"Civil" sözcügünden kaynaklanan CIVILIZATION terimi
"C-IV-IL-IZ-ATI-O-N" seklinde parçalarina ayirip yeniden
düzenledigimizde Türkçenin "ATIN-IVCIL-IZO" yani "ADIN-EVCIL-ISA"
Türkçe deyimi ile karsilasiyoruz. Çok ilginçtir ki bu deyimdeki üç
sözcügün üçü de ve deyimin kendisi de öz Türkcedir. Türkçe de 'ISA",
"ISE" ve "ISO" sözcükleri hep ayni anlamda olup "ISA" yi tanimlar.

ISA ise tanimlama ile "babasi Tanri olan kimseye" verilen bir addir.
Böylece, yine görülüyor ki "civilization" seklinde dünyaya tanitilan
sözcük gerçekte Türkçe bir deyimin yeniden düzenlenmis halidir. Fakat

ne var ki Tükçeden düzenlenmis bu sözcügün içine "ISA" adi islenmekle
bir "irkcilik" ve/veya "dincilik" ayirimi islenmis ve "ISA" yi
taniyanlar için diger inançlarda olanlara nazaran bir "üstünlük",
"ilericilik", "medeni olus" havasi verilmistir.

Bati dillerinde "culture", "cultura" yahut "kultur" seklinde olan bu
sözcügün Türkçede de "kültür" seklinde olmasi bence dogaldir. Çünkü
zaten sözün asli Türkçeye aittir. Fakat ne var ki cogumuz bu sözcügün
"kültürlü" Avrupadan alindigi inancindadir. Çünkü hepimiz daha genç

yasta egitilirken o sekilde ögretilmisiz ve kimse sözün derinine
inmemistir. Çogumuz "Avrupa dogru bilir dogru söyler" seklinde bir
görüse inanmisiz ve/veya inandirilmisizdir.


"Kültür" (culture) sözcügünün ad-olgusunu (etimolojisi) bu sekilde
açikladiktan sonra, simdi bu sözcük ile ilgili diger sözcüklere
bakalim.



BILDUNG = CULTURE"

Sözcügün Almancasinin "bildung" seklinde olmasi da ilginçtir. Zira bu
söz de "BIL-D-UNG" seklinde incelenip yeniden düzenlendiginde
Türkçenin:

a) "BILiDi-GUN" / "GUN-BILi-Di"("günes-bilgisidi") anlaminda eski
Türk dünyasinin Günese tapan dininde bu dinle ilgili olarak
gelistirdigi "essiz bilgilerdir" yani "törelerdir"; "Bilgiler" ise
insanin "bildikleridir". Zaten "BILDiUNG" sözcügü de Türkcenin Orta
Asya agizlarinda yazilmis bir hali oluyor zira "ng" ile yazilmis.


b) bu sözün ikinci bir düzenlenmesinde çagdas
Türkçenin "BILDiGUN"
deyimi ile karsilasiyoruz, yani "bildigin", "neyi bilip yapiyorsan o
senin kültüründür", örnegin, Türklerin "yemekleri" basli basina bir
"kültür olup" baskalarinin "yemek hazirlama ve yeme tarzindan"
farklidir ve bu sebepledir ki o Türklerin kültürüdür. Bu sekilde
yemek hazirlanmasini ancak Türk yemek törelerini bilenler yapar.

Çünkü o Türk dünyasinin eskiden beri gelen töresidir (kültürüdür).
Böylece, görülüyor ki Almanca "bildung" sözcügü de gerçekte Türkçeden
alinip ve biraz degisime ugramis bir Türkçe deyimdir. "Bildigun"

(yumusak "g" ile) deyimi ise Osmanli Türkçesinde oldugu gibi yakin
zamana kadar kullanilan Türkçe bir degim idi. "Bildigun" ile
"bildigin" arasinda küçük bir "agiz" farki vardir.



CULTIVATED = CULTURED

Ingilizce "cultivated" deyimi "cultured' deyimi ile es anlamli
bilinir. "Cultivated" < "CUL-TI-VA-T-ED" seklinde incelenip yeniden
düzenlendiginde Türkcenin "aTa-ADI-AVCULDE" yani "ata adi 'evcil'
idi" anlaminda Türkce bir deyimin yeniden düzenlestirilerek Türkçeden
uzaklastirilmis halidir. Bu söz insanlar için geçerli oldugu gibi
hayvan ve ekinler için de gecerli bir deyim oldugu açiktir.
"Cultivated" sözcügü "cultured" sözüne es anlamli olup Türkçe

"kültürdü" ("kül-türe-dü"), "kültürlü" ("kül-türelü) ve "tür-cül-dü"
deyimleriyle de es anlamlidir, fakat ayri yapidadir.
"aTa-ADI-AVCUL'DE" deyiminde "ATA ADI" Türkçe deyimi ile kavrama ad
veren isaretleniyor. Yeni dogan çocuga ad veren onun "Ata" sidir.

Bunun yaninda Türk töresinde, dogan insan oglu olsun yahut baska bir
kavram olsun, her yeni dogana ad veren "KORKUT-ATA" dir. Benim
görüsümde "ATA ADI" deyimi ile bu ima ediliyor. Örnek olarak denebilir
ki "AT'i" evcillestiren eski Tur/Türk dünyasi, ona "ATA ADI" olarak
"AT" demis. Böylece, atin "ATA ADI AT'di" Türkçe deyimi ile

"aTa-ADI-AVCUL'DE" deyimi Türkçe olup ayni dil ya[isindadir.

Yine "cultivated" sözcügü "cultivated" < "KULTI-VA-TED" seklinde ayri
bir ad-olgu görüsünde, incelenip yeniden düzenlendiginde Türkçenin
"KULTE EV-TE-Di" (yani "külde evdeydi", "kül (toprak)-içinde kendini
evde sayiyor") ekinler için geçerli bir Türkçe deyim oldugu ve
yeniden düzenlenmis oldugu görülüyor. Zira ekinler kökleri "kül-de"
yani "toprakta" olduklari zaman kendilerini evde" hissedip yasarlar.

Kökü topraktan (külden) çikarilan ekin ölür. Böylece, Ingilizcenin
"cultivated" sözcügü de Türkçeden yapilmis bir terimdir.


TERBIYE

Arapcaya atfedilen bu TERBIYE sözcügü çok olasilikla Türkçenin
"TUR-BEYI" adinin degistirilmis halidir. "Tur-Beyi" gençliginde
Tur/Türk törelerine göre yetistirilen ve "Beylik" yaslarinda da
Tur-Beylerinin egitimi geregi Tur törelerini her haliyle izleyen ve
isleyen kimsedir. Eski Tur/Türk dünyasinda çok eskilerden beri

TUR-BEYI'nin evinde daima irfan, edep, töre, saygi, komsuluk,
misafirperverlik ve bunlar gibi pek çok Türk töreleri izlenirdi. Eski
çaglarin yabanci seyyahlarinin yazdiklari bunu hep dogrular.



MEDENIYET

MEDENIYET sözde Arapça sözcügü "MEDE-NI-Y-ET" seklinde parçalarina
ayirip yeniden düzenledigimizde iki Tükçe söz kendini gösteriyor:

1) "EDEM-ITEN" yani adami "ADAM EDEN" Türkçe deyimdir.
Gerçekten de
adami adam-eden onun "medeni" olusudur. Aksi takdirde, adam da

"hayvan" dediklerimizden pek farki olmazdi. Görülüyor ki Arapça
bilinen bu sözcük te Türkçeden degistirilerek yapilmistir. Bu haliyle
sözcükteki Y harfi iki ünsüzü birbirine baglayici harftir.


2) ikinci anlaminda "medeniyet" sözcügü "MEDE-NI-Y-ET" seklinde
bakildiginda yapisi Türkçe "MEDE-ITEN" (Mede eden) yani adami
"MEDE/METE/MATA Türklerine benzeten" yahut onlar gibi "medeni eden"
anlaminda Türkçe bir deyim oluyor. Bu da yine gösteriyor ki
"medeniyet" sözcügü bu haliyle de yine Türkçeden yapilmistir.


"Medeniyet" sözcügünün 3. bir hali de "MEDE-NIYET" Türkçe deyimi olup
Tanri "Ma-ATA / MATA / METE / MEDE" gibi olmaya "niyet etme"
anlamidir. Baska bir deyim ile insani medeni yapan onun Tanri gibi
adil, iyi niyetli, baskalarina karsi hos görüslü, ailesi ve uzak yakin
komsulari ile geçimli, dogru olan, çarpik ve carpitici olmayan,
insani, hayvani ve dogayi seven, vs. meziyetlere sahip olmak ki bunlar
medeniyeti olusturur. Böylece "Mede-niyet" deyimi de yine Türkçe bir
deyimdir.



IRFAN

Irfan sözcügü "bilgi" anlaminda bir sözcüktür. "IR-FAN" Türkçe
"FEN-eRI" yani "ilim, bilgi" sahibi anlamindadir. Çok yakin zamanlara

kadar Türkiye liselerinde "FEN ve "EDEBIYAT" bölümleri vardi. Herkesin
"fen" bilmesi sart degildir, elbette ki "edebiyat" bilenler de "irfan"
sahibirler. Zira "edebiyat" deyimini inceledigimiz de "EDEB-I-Y-AT"

Türkcenin "EDEP-ATI-U" yani "onun adi edep", iyi terbiye, iyi konusma,
nezaket, efendilik, saygi, alçak gönüllülük, adet, töre gibi
anlamlarda olan bir deyimdir. Böylece, Arapca bilinen "edebiyat"
sözcügü de Türklerin "töreleriyle" ilgili olup Türkçe bir deyimin
deyistirilmis hali oluyor.



MUNEVVER

Kültürün taniminda gösterilen MÜNEVVERLIK sözcügündeki LIK eki Türkçe
oldugundan onu yalniz MUNEVVER seklinde incelemeliyiz. MUNEVVER <
"MU-NE-V-V-ER" < "nU-MUNE-U-ER" (örnek o Er) anlaminda Türkce bir
deyim oldugu görülüyor. V harfi U harfinden türetilmistir. Olasilikla
birinci "N" harfi düsürülmüstür. Diger taraftan, sözlükte "numune"

nin "nümune" seklinde Farsça oldugu belirtiliyor. Halbuki, "nümune" <
"nü-mun-e" seklinde incelendiginde Türkçenin "ÖN-MEN-O" yani "ilk
yapilan", "ÖRNEK" anlamlarinda Türkçenin bir deyimi oldugu görülüyor
ki zaten "numune" ve "örnek" es anlamlidirlar.

Bundan da anlasiliyor ki "münevver" sözcügü Türkcenin "NUMUNE-U-ER"
deyiminden ve "numune" yahut "nümune" sözcükleri de yine Türkçenin
"ön-men-o" / "ün-men-u" (önde gelen, birinci adam, örnek kimse, ünlü
adam) anlamlarinda degiminden yapilmislardir. Böylece, "münevver"
diye bilinen kimse kültürlü, "kül-töreli", "egitilmis", "pek çok
konuda yetistirilmis" kimseler olup baskalarina "örnek" olarak
gösterilen kimselerdir.

Bu tanimlamalarda da görüyoruz ki gerek Arapca ve gerekse Farsca diye
bilinen bu sözcüklerin asillari da yine Türkçenin deyimlerinden
geliyor.



TÖRE / ADET (TRADITION)

Töre ile dil akrabaligi olup Türkçede kullanilan baska bir sözcük de
"adet" deyimidir ki bunun Ingilizce karsiligi "tradition" dir.

1) TRADITION sözcügünü "TR-ADI-SHIN" seklinde baktigimizda
"TUR-ADI-SIN" seklinde bir Türkçe deyimle karsilasioyoruz ki sözcügün
Turlara ait oldugu ima ediliyor. Ayrica

a) "TRA-DI-TION" seklinde inceleyip yeniden düzenledigimiz de
Türkçenin "ToRA-aDI-SIN" ("Töre adisin") anlaminda yine "tradition"
ile Türkce "töre" deyiminin ayni oldugu söyleniyor.

b) "TRA-DITI-ON" seklinde inceleyip yeniden düzenledigimiz de
Türkçenin "ToRA-DETI-hAN"" ("Han "töre" dedi") anlaminda yani Han'in
ona 'Töre" dedigini söylüyor. "Töre" ile "tradition" ayni anlamdadir.

c) "TR-ADITI-ON" seklinde inceleyip yeniden düzenledigimiz de
Türkçenin "TuR-ADITI-HAN" yani "HAN-TUR-ADETI" seklinde "Han-Tur
(Tur-Han) insaninin "adeti" oldugu açikca belirtiliyor; Ayrica
"Han-Tur" yahut "Tur-Han" adini da tanimliyor. Daha önceden de
belirttigimiz gibi "Han-Tur" yahut "Tur-Han" deyimleri
"Gök-ATA-Tanrinin adi oldugu gibi Tur/Türk insaninin da adidir.

Turhan adi da Türkçede yaygin halde kullanilan bir erkek adidir.

d) "TR-ADITI-ON" seklinde Türkçenin "HAN TUR ADITI" anlaminda ki
deyimi oluyor ki bu haliyle: 1) "tradition" sözcügünün "Han Tur adi"
oldugu ima ediliyor; 2) yahut ta "HAN" sözcügünün de Tur Adi oldugu
söyleniyor; ve

e) "TRA-DI-T-I-ON" seklinde inceleyip yeniden düzenledigimiz de
Türkçenin "TORA-aDI-aTa-I-AN" ("Töre Adi "Gök-Ata-Bir"") anlaminda
deyim olup Tur/Türk dünyasinda "töre" ("tradition") nin "Töre adinin
"Gök ATA-BIR" oldugu açikca belirtiliyor. Böylece, bu Türkçe deyim
eski Tur/Türk dünyasinin törelerinin "Gök-Tanri" adi ile ne kadar
yakindan iliskili oldugunu açikca sergiliyor.

f) "Tradition" sözcügünün diger batili dillerde karsiligi olarak
sunlar veriliyor [3]:

French "tradition" < "tra-diti-on" Türkçe "ToRA-DETI-HAN" (Han ona
"töre" dedi") anlaminda, ve/veya "Han-Tur-Adeti" "Han-Tur'un adeti,
töresi") anlaminda Türkçe deyimlerden kaynaklanan Fransizcaya mal
edilmis sözcük.

Italian "tradizione" < "tra-dizi-one" < Türkçe "ToRA-eDIZI-HAN"
("töre-edici-han") anlaminda Türkçe deyimden kaynaklanan Italyancaya
mal edilmis sözcük.


Spanish "tradicion" < "tra-dici-on" < Türkçe "ToRA-eDICI-HAN"
("töre-edici-han") anlaminda Türkçe deyimden kaynaklanan Ispanyolcaya
mal edilmis sözcük.


Sweedish "tradition" < "tra-diti-on" < Türkçe "ToRA-DETI-HAN" ve/veya
"HAN-TUR-ADETI" anlaminda Türkçe deyimlerden kaynaklanan Isveç diline
mal edilmis sözcük.


Yiddish "traditsye" < "tra-dits-ye" < Türkçe "ToRA-eDICI-AY" anlaminda
deyim olup AY-Tanrinin "töre edici" oldugu ima ediliyor. Daha önçe de
belirtmisti ki Tora/Tura" eski Türk dünyasinda ayni zamanda "Ay'in
baska bir adidir.



ÜBERLIEFERUNG

Almanlar "tradition" kavramini daha baska bir sekilde tanimlamis olup
ÜBERLIEFERUNG sekinde belirlemisler. Alman "überlieferung" sözü

"Ü-ber-li-efe-r-ung" seklinde kirik bir Türkçe ile:
"U-BIR-iLI-EFE-eR-GUN" ve daha düzgün bir Türkçe ile:
"U-BIR-eRGUN-EFE-iLI" ("O bir "ergun", "ergin", "erismis",
"gelismis", "töreli" efe ili") anlamlarinda Türkçe bir deyim oldugunu
ve ayrica "U-BIR" (Gök-Ata-Tanri), Er-Gun (Gün-Tanri) ve "Efe-Ili"
(Ay-Tanri) ya tapan Tur/Türk illerini Türkçe olarak belirtiyor.
Böylece, Türkçe "anane", "gelenek", "görenek", "adetler", "sünnet",
"hadis" gibi sözcüklerletanimlanan, yani öz Türkçe "töre" karsiligi
olan Almanca ÜBERLIEFERUNG sözcügü de Türkçe bir deyimden yapilmis
oldugu görülüyor.

Bütün bu tanimlamalarla "kültür" sözcügünün ne kadar önemli bir sözcük
oldugunu ve bu kavramla ilgili sözcüklerin hepsinin Türkçe kaynakli
oldugunu belirlemis olduk. Bütün bu açiklamalarin isiginda, Türkçede
"kültür" yerine "ekin" sözcügünü kullanmak Türkün "töre" sözünün
karsiligi olabilecek nitelikde degildir. "Ekin" "kültürün sadece bir
yönü bile olabiliyor. Bence, halen Türkçede kullanilan "kültür"

sözcügünü "kül-töre" ("kültöre") sekline dönüstürüp ("essiz-töre",
"tam-töre") gibi genis kapsamli ve Türk dünyasinin her türlü töre
birikintilerini içine alan bir sözcük olarak Türkçeye yeniden
kazandirilmalidir. Bunu yaparken de "kültür" sözcügünün, gerektigi
zaman ve yerde, Türkçenin "kül-töre" deyimi oldugunu cesaretle ve
bilinçli olarak söylemek gerekir.



MILLET

Millet sözcügü Arapca olarak bilinir. "Millet" sözcügünü tersinden

okudugumuzda Türkçenin"TELLIM / TILLIM" yani "dillim", "dilimi
konusanlar" anlaminda Türkçe bir deyimin oldugu görülüyor. Bilinir ki
zaten "millet" kavrami da "ayni dili konusanlar, ayni kültürü
("kül-töreyi") paylasanlar ve tarih ortakligina sahip olan insan
topluluklari" olarak tanimlaniyor.


SELAM (SALAM, SHALOM)

Türkçe "selam", Arapca "salam" ve Hebru dilinde "shalom" diye bilinen
sözcükler birbirleriyle dil akrabaligi olan sözcüklerdir. Bu
deyimlerin hepsinin kökü eski Tur/Türk dünyasinin üçlü Gök-Tanri
dininin Tanrisi adindan yani "AS" (Bir-Ata-Tanri), "AL" (Gün-Tanri) ve
"MA" (AY-Tanri) kevramlarini tek sözcük halinde tanimlayan "AS-AL-MA"
deyimi olup günümüzde Türkçeden kaynaklanan çesitli dillerde "selam",
"salam" ve "shalom" sekillerinde kendisini korumustur.

Daha önceki yazimizda da belirttigimiz gibi eski Tur/Türk dünyasi her
sözünü Tanri adi ile bagdastirmistir. ASALMA, yahut onun degisik hali
olan SALAM sözcügü de onlardan biridir. Böyleçe "selam" verirken de
Türkce tanrinin adini selamladigimiz kisiye aktarip bir taraftan onu
selamlarken diger taraftan da Tanrinin iyiliklerini ona aktariyor
ve/veya kendisine "sa-olma" / "sag-olma" diliyoruz". Dikkat
edilmelidir ki Türkçe de "SAGOL" deyimi de ayni anlamda olan bir
Türkce deyimdir.



TESEKKUR EDERIM

Bunun gibi bir sözümüz de Türkçe "TESEKKUR EDERIM" deyimidir. Bu
deyim de "ederim" sözü öz Türkçedir. Onun için Arapca diye bilinen
"TESEKKUR" sözcügünü incelemeliyiz.


1) "Tesekkür" < "TE-SEKKÜR" yahut "TA-SAKKUR" demek ile Türkçe
"ETE-SÜKKÜR" yahut "ATA-SUKKUR" ("Ataya sükür") anlaminda yine
Gök-Tanriyi anip ona "sükür ediyoruz ve ona minnettarligimizi
arzediyoruz. Bu deyime ek olarak su anlamlari da hatirliyoruz:

2) "Tesekkür" ederken "aTES-KÜK-ER" ve "aTAS-KUK-AR" Türkçe
deyimi ile
yine eski Türk dünyasinin "Gök-Atesi" olan Gün-Tanriyi ve "BIR-ER"
olan Gök-Ata-Tanriyi aniyoruz.

3) "Tesekkür" ederken "TE-SEK-KÜR" veya "TA-SAK-KUR" seklinde
olan
deyimleri tersinden okudugumuzda, birincisinden Türkçenin
"KÜR-KES-ETE" ("KÖR-GUS-ATa") ve ikincisinden de Türkcenin
"KOR-KAS-ATa" ("KOR-GUS-ATA") deyimleri ile eski Tur/Türk dünyasinin
KOR-GOZ-ATA (Kor-Oguz-Ata) adli Gök Tanrisini aniyoruz. Böylece,
görülüyor ki TESEKKU EDERIM deyimi de Türkce bir deyimdir ve bu
sebeple olsa gerek ki Türkçede kullanilmaktadir.

Görülüyor ki asli Türk kültüründen gelen bir Türkçe sözlügü sözün ad
olgusunu bilmeden atip baskalarina mal etmekle, sonunda töre
bakimindan eriyip tükenen yineTürk dünyasi olur. Nitekim de ne yazik
ki öyle olmaktadir. Hatirlanmalidir ki bir zamanlar bütün dünya tek
bir dili yani Türkçeyi konusurken Orta Doguda gelismis Türkçe agzi ile
Orta Asyada ve Avrupada gelismis Türkçe agizlar birbirinden dogal
olarak farkli idi. Buna ragmen hepsi Tur dili ve Türkçe idi.

Baskalari kendilerine Türkçeden dil yapmakla kendilerine "töre"
kazandirmislardir.

Bütün bu açiklamalardan görülüyor ki olasilikla farkli dillerde farkli
sözcüklerle tanimlanan bütün bu kavramlar önce Türkçe olarak
tanimlanmis ve elde edilen Türkçe deyim kirildiktan sonra yeniden
düzenlenerek baska bir dile sözcük yapilmistir. Bu dogrultuda, her
sözcügün yaratilmasi apayri bir proje olup her sözcüge temel saglayan
kavram çok mantikli ve gerçekci sekilde Türkce dille tanimlanmistir.

Bütün bunlar gösteriyor ki en azindan tüm Hint-Avrupa ve Semitik
diller Türkçeden kirilarak yapilmis dillerdir. Bütün bildirilerimde
de bu gerçegi devamli sekilde dile getirmekteyim. Umid ediyorum ki
dilciler bu konuyu geregince incelerler ve gerçegi gün isigina
çikararak gibi islerle ugrasmayan halka bildirip onlari aydinlatirlar.




SORULAR

Simdi bu durum karsisinda, gerek Avrupalisi, gerek Arab'i ve gerekse
Tur/Türk dünyasinin diger komsulari Türkçeden deyimler alip önce
kirarak ve sonradan yeniden düzenleyerek kendilerine yeni dil ve
sözcükler yapmislarsa ki öyle gözüküyor, bu durumun bilincinde olarak,
Türkçenin disinda olan bu dillere karsi nasil bir tutum içinde
olunmalidir? Ati alan Üsküdari geçmis olduguna göre bu dillerin
sözcükleri üzerinde Türkçenin sahiplik derecesi nedir? Osmanli
Türkçesi bu sözde "yabanci dillerden" (Arapca ve Farsca) alintilar
yaptigina göre, bu dillerin Türkçeden kaynaklandiginin farkinda mi
idiler ki, nasil olsa Türkçeden yapilmis diyerek, buna karsi
çikmadilar? Yoksa bütün bunlar, çok ileri bir kül-töre seviyesine

erismis ve onunla ilgili çok gelismis bir dile sahip olan eski
Tur/Türk dünyasinin tarihten silinip unutulmasi için distan yapilan
karistirma gayretleri midir?

Hepinizin görüslerine saygi ile sunulur.

Polat Kaya

Mayis 18, 2002


KAYNAKLAR:

[1] Ingilizce - Türkçe Redhouse Sözlügü, 1974.

[2] Encyclopaedia Britannica World Languages Dictionary (EBWLD),
1963, Vol. 1, p. 314, under "culture".

[3] EBWLD, 1963, V0l. 2, s. 1590]

[4] Prof. Dr. Abdülkadir Donuk, "Eski Türk Devletlerinde Idarî-
Askerî Ünvan ve Terimler", Türk Dünyasi Arastirmalari Vakfi,
Istanbul, 1988.

=================

"Türkeli Uyumu" wrote:

Subject: RE: [biz_cevirmenlere_nooluyor] Re: TURKELLERI
Date: Sun, 12 May 2002 10:32:05 +0000

From: "Türkeli Uyumu" <turkeli_turkeli@h...>
Reply-To: biz_cevirmenlere_nooluyor@y...
To: biz_cevirmenlere_nooluyor@y...