SANSKRİTÇE DİLE YENİ BİR GÖZLEM ZİYARETİ

 

Bölüm-1

 

Yazan POLAT KAYA

 

 

Değerli Arkadaşlar, hepinize selam ve saygılarmla birlikte iyi günler dilerim. Bu yazıma, Murat Saygılı kardeşimizin bir yazısına dayanarak, Sanskritce dille ilgili bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Şöyle ki:

 

Murat Saygılı özetle yazdı:

August 11 at 1:22am

Polat Kaya Atam, Değerli Arkadaşlar,

Sizinle bir konu hakkında tartışmak istiyorum. Geçenlerde Sanskritçe ve Hintçe arasındaki farklılıkları araştırırken bir internet sayfasına denk geldim.

Sayfanın adresi şudur:

http://www.differencebetween.net/…/differences-between-san…/

Bu sayfayı okurken sayfanın içerisinde şu bilgiye rastladım:

Dev Bhasha (language of God)

Hintli bir arkadaşım ile bunun üzerine irtibata geçtim. Kendisi Dravid’dir.

Tamil, Telugu, Kannada ve Malayalam dillerinin Dravid dilleri olduğunu bana söyledi. Dravid dili de bizim dilimiz Türkçe gibi eklemeli bir dildir.

Kendisine sorduğumda Dev sözcüğünün "Tanrı", Bhasha sözcüğünün de "Dil" anlamına geldiğini söyledi.

Bunun üzerine sözcüklerin etimolojilerini araştırmaya başladım. Öncelikle Dev sözcüğü ile başlayalım.

https://www.etimolojiturkce.com/kelime/dev

(Not: Yazının tamamı bu yazımın altında ek olarak verilmiştir).

 

***

 

Polat Kaya:  Değerli Arkadaşlar, Murat’a yanıtım aşağıda ayrıntıları ile verilmiştir. Yalnız, hemen başlarken derim ki: “Murat, seninle “tartışma yerine”, görüşlerimi birden fazla Bölüm içinde, yazılarımla ayrıntılı olarak paylaşacağım! Konu çok önemlidir. O nedenle, bir kere başlamışken konuyu oldukca genişletmenin gerekli olduğunu düşünüyorum.  Bu nedenle yanıtım uzun olacak ve dolayısiyle, zamana ihtiyaç vardır.

 

Murat Saygılı, “Polat Kaya” adlı FaceBook sayfamda yazdığı yazısında, Sanskrit dilinde BHASHA  sözcüğünün Türkçe “BAŞ” sözcüğü olduğunu  açıkladı ki bence de bu çok doğru bir tanımlamadır.  Murat Saygılı’nın dikkatimizi üzerine çektiği ikinci Sanskritçe sözcük ise “DEV BHASHA” (language of God) şeklinde olup Türkçe tercüme karşılıgı “TANRI DİLİ” anlamlı oluyor. Ve Murat, bununla ilgili yaptığı araştırmasında ve açıklamasında dedi ki: “Diğer yandan ise, Bhasha (Başa) sözcüğü eğer Dil’i ifade ediyor ise bu benim görüşüme göre insan başından başka bir şey değildir. Zira Baş olmadan Dil olmaz.

Tüm bu bilgiler ışığında eğer Dev Bhasha Tanrı Dili anlamına geliyor ise, ve yukarda da gösterdiğim üzere Tanrı da Güneş ise, bu “Güneş Dili” değil de nedir?” diye açıklama yapıyor. 

 

***

Polat Kaya:  Murat’ın bu gözlemi önemli bir gözlem. Bununla beraber insan BAŞININ (Tepesinin) bir “TANRI” kavramı olduğunu bend e pek çok defa yazılarımda belirtmişim.  Murat’ın yazısında verdiği kaynaklarda DEV sözünün tek başına “Tanrı” olarak tanımlanması biraz sıkntı vermektedir.  DEV sözcüğü ile daha sonradan konuşacağım.  Bu yazıda  BHASHA  ve onunla ilgili bazı başka sözcükleri dile getirmek istiyorum.

 

***

1.  Sanskritce “BHASHA” sözcüğü:

 

Benim bulduğum kaynak yazıtlarda, DEV BHASHA bir anlamında, “SANSKRIT” dilinin bir adı imiş.

http://bharatuntoldstory.tumblr.com/post/56270522410/sanskrit-was-considered-as-dev-bhasha  adlı bağlantıda, İngilizce olarak şunlar verilmektedir:

 

“Sanskrit was considered as “Dev Bhasha”, “Devavani " or the language of the Gods by ancient Bhartiyas. The word SANSKRİTA, meaning "refined” or “purified,” is the antonym of PRAKRİTA, meaning “natural,” or “vulgar.” It is made up of the primordial sounds, and is developed systematically to include the natural progressions of sounds as created in the human mouth.

 

Sanskrit (meaning “CULTURED or refined”), the classical language of AARYAS , is the oldest and the most systematic language in the world. The vastness and the versatility, and power of expression can be appreciated by the fact that this language has 65 words to describe various forms of earth, 67 words for water, and over 250 words to describe rainfall.

 

The Sanskrit GRAMMARİANS wished to construct a perfect language, which would belong to no one and thus belong to all, which would not develop but remain an ideal instrument of communication and culture for all peoples and all time.”

 

Devavani means “divine voice,” the energy of existence which moves through the meditator, who becomes an empty channel of expression.

 

 

Bu tanımlamada, “SANSKRIT DİLİ” (“Dev Bhasha” dili, yani Tanrıların Dili), Hindistanın “Aryan” kültürünün anlayışına göre, o bir “BAŞ DİL” (İLK DİL anlamlı) söz oluyor.  Bunun doğru olmadığını bu yazıda göreceğiz.  Ayrıca, Sanskrit Dili bir “BAŞ DİLİ” oluyor ki bu anlamında, tanımlama Türkçe bir gerçeğin ifadesidir. 

 

Sanskrit dilinin bir “İLK DİL” olduğu gerçek değildir, çünkü bu dilin kendisinden önce var olan bir dilden, yeniden yapılandırma yöntemi ile, yapıldığı bilgisi verilmekte ve itiraf edilmektedir.  SANSKRIT GRAMERCİLERİ  (GRAMMARIANS) bu dili “mükemmel” bir dil olarak yapılandırmak istiyorlarmış, böylece, o tüm insanlarının konuştuğu bir dil olacakmış.  Yeniden yapılandırmak istedikleri dil, yani Sanskrit, de Hindistan coğrafyasının “eski yerlilerinin dili imiş”.  İşte burada, GRAMERCİLERİ  (GRAMMARIANS) tarafından eski yerli dili yeniden yapılandırma olayının temelinde Türk dili TÜRKÇEyi buluyoruz. Yoksa, Türkçe “BAŞ” sözünü, Sanskritçe BHASHA sözcüğü olarak neden bulalım ki?

 

Diğer taraftan, “BAŞ DİLİ” değimi ise doğru bir tanımlamadır, çünkü, bütün diller insan başının yarattığı ve konuştuğu dillerdir.  Zaten DİL BAŞda olan doğal bir konuşma aracıdır. Sanskritce bir dildir ve bu nedenle, “BHASHA” sözcüğüne İngilizce olarak “speaking, talking, saying, telling ve a speaker” anlamlı, yani Türkçe “konuşma, deme, söyleme , anlatma ve bir konuşan” anlamlarını vermişler. Bence gerçek şudur ki, “BHASHA” atfedilen bu anlamlar Sanskrit dilinden daha once olan Turan dünyasının Türkçe konuşan kültüründen alınmıştır.

 

Elbette ki bu işlemlerin hepsi insan BAŞI tarafından geliştirilen ve yapılan olaylardır.  Murat Saygılı da bu özelliği yazısında belirtmiştir.  Insan başının bir Tanrı olduğu tanımlamasını pek çok yazılarımda dile getirip, neden tanrı olduğunu açıklamışım. Böylece, gerek “SANSKRİTCE DİLİ” yani “DEV BHASHA” gerekse Sanskritce de bir sözcük olduğu söylenen “BHASHA” sözcüğü süphesiz ki Türkçe “BAŞ” sözcüğünün ve hatta “BAŞI” sözcüğünün  değiştirilmiş halidir. Diğer bir deyimle kaynağı Türkçedir! Murat’ın verdiği kaynakta, bu sözcüğün Sanskritçede “BHASHİ”, “BHASHİN”  ve “BHASHİNİ” şekilleri de veriliyor ki bu sözcüklerin üçü de Türkçede “BAŞ” sözcüğünün Türkçe çekimleridir, yani, “onun BAŞI”, “senin BAŞIN” ve “senin BAŞINI” gibi anlamlarında olan Türkçe sözcüklerden alınmışlardır.

 

 

NOT:  Aslında, “DEV BHASHA” sözü, geçmişte Hindistanda ve de Afganistanda hükümran olmuş bir Türk hanedanlığının hakanlanlarından birincisinin adıdır.  Bu konu ile ilgili ayrı bir yazımın taslağını hazırlamaktayım. O yazıyı ayrıca tanıtmayı düşünüyorum.


Bu arada,
Sanskrit (meaning “CULTURED or refined”), AARYAS’ların kullandığı bu eski dilin “CULTURED” anlamlı bir sözcük olduğu kaynakta verilmektedir.  Bu sözcük bana bilinenlerin de dışında başka bir Türkçe anlam taşıdığını gösteriyor.  Şöyle ki: CULTURED sözcüğü Türkçe dile harf-be-harf “TURC-DELU” şeklinde deşifre ettiğimde bulduğum söz Türkçe “TÜRK DİLܔ (TÜRK DEMESİ anlamlı) sözü oluyor.  Bu buluş bize gösteriyor ki sözde SANSKRİTÇE dil aslında deyiştirilmiş “TÜRK DİLİ” imiş! Fakat, Türkçe dilin sözleri ve sözcükleri üzerine yapılmış bir sürü “ABRAKADABRA” deyişimlerden sonra, dünyanın en eski dili olan TÜRKÇE dilin sözleri değiştirilerek, sözde “SANSKRİTCE” dil yapılmış!  Bunca önceki yazılarımda da bu görüşümü defalarca tekrarlamışım ve aynı görüşü tüm sözde “HİNT-AVRUPA” Dilleri için de tekrar tekrar söylemişimdir. Şimdi, bu “CULTURED” sözünden bulduğumuz Türkçe “TÜRK DİLܔ  tanımlaması, şimdiye kadar çözmüş olduğum sayısız çözümlerin tümüyle gerçek olduğunu en güclü şekilde kanıtlamıştır!

Yine yukarıda verdiğim İngilizce Sanskrit tanımlamasında bu Sanskrit dilinin “AARYAS” denilen bir toplum tarafından kullanılan bir dil olduğu denilmektedir. O zaman, “AARYAS” sözcüğünün ne gibi bir toplumu temsil ettiğini de bilmek gerekir.  Şöyle ki:

Sanskrit “AARYAS” sözcüğü “YASAR-A” şeklinde deşifre edildiğinde,  Sanskrit AARYAS sözcüğünün Türkçe “YAZAR O” sözünün deyiştirilmiş ve aryanlaştırılmış halinden başka bir şey olmadığı ortaya çıkıyor.  Yani, İngilizce: “he/she is a writer” sözü.  Yazarlar hep bildikleri dili yazılarında kullanırlar.  Burada belli ki binlerce sene evvel eski Hindistan coğrafyasının tümünde TÜRKÇE DİL KONUŞULUYOR ve YAZILIYORMUŞ!

 

Sanskritciler, kendilerinin “AARYAS” şeklinde deyiştirmiş olduğu bu Türkçe “YAZAR-O” sözünü “ARYA” (ARYAN) şeklinde “Asil” (Noble) anlamlı olarak görüp kendilerini de “ARYAN” olarak dünyaya tanıtmışlar.

 

Bu buluşlarımız da Sanskrit dilinin Türkçe dilin sözcüklerinin ve kavram tanımlamala sözlerinin karıştırılıp değiştirilmesinden, yani, yeniden yapılandırılıp “Aryanlaştırılmasından” yapılmış bir dildir!

 

Burada, GRAMERCİLER  (GRAMMARIANS) dil yapan ve dilin kurallarını yapan insanlar olarak, GRAMMARİAN sözcüğü, yapısı bakımından ilgimizi çekmektedir.  Şöyle ki:

 

GRAMMARİAN sözcüğü harf-be-harf  “GIRAN ARAM-M” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözün Türkçe “KIRAN EREM” (yani DİLİ KIRAN, KARIŞTIRAN EREM anlamlı) sözünü buluyoruz.  Ne ilginçtir ki bu söz bize İngilizce “ANAGRAMMATIZER” sözünü, yani “ANAGRAM YAPAN” gramercileri hatırlatıyor. Hiçte yanılmış sayılmayız çünkü SANSKRİTCE DİLİ bir başka dilden yapanlar da bu gramerciler olduğunu yukarıda gördük!                 

 

 

Ayrıca, GRAMMARİAN sözcüğü harf-be-harf  “GIRAN ARAM-M” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözün Türkçe “KURAN EREM” (yani DİLİ KURAN, YAPAN EREM anlamlı) sözünü de buluyoruz.  Bu gözlemimiz de çok önemlidir, çünkü, bir başka dilin sözlerini kırıp ondan yeni dil yapmaya kalkışanların, yeni dilin nasıl konuşulacağı ve yazılacaağı şeklini de belirlemesi gerekir. İşte, kendilerine GRAMMARİAN diyen bu dilci yazarlar aynı zamanda yeni dilin kurucularıdır da! Bu gözlemin getirdiği bilgi ışığında, GRAMMARİAN sözcüğünün tanımlamasını araştırdığmızda, İngilizce olarak, şu ilginç tanimlamayi buluyoruz:

 

“GRAMMARIAN (n.) Look up grammarian at Dictionary.com

late 14c., "writer on (Latin) grammar; philologist, etymologist;" in general use, "learned man," from Old French gramairien "wise man, person who knows Latin; MAGICIAN" (Modern French grammairien), agent noun from grammaire (see grammar).

 

GRAMMATIST (n.) Look up grammatist at Dictionary.com

1580s, "grammarian," from French grammatiste (16c.), from Medieval Latin grammatista, from Greek grammatistes "one who teaches letters," from gramma "a drawing; a letter, character" (see -gram).”

http://www.etymonline.com/index.php?allowed_in_frame=0&search=GRAMMARIAN

 

Özet olarak, GRAMMARIAN  “bir bilge kişi, bir cadı (sihirbaz), bir dilci ve bir adolgusu yaratan (etymologist) kişi” olarak tanımlanıyor.

 

***

2.  Sanskritce BHASHYAKRIT  sözcüğü

 

Polat Kaya:  Sanskritcede “BHASHYA sözcüğü ile ilgili kaynak yazıda, BHASHYAKRIT  şeklinde bir başka Sanskritce sözcük daha görüyoruz: https://en.wikipedia.org/wiki/Bhashya  kaynak bağlantıda, şu bilgi “İngilizce olarak şöyle verilmiştir:

 

“Etymology

The term Bhashya literally means "speaking, talking, any work in the current, vernacular speech".[1] The term also refers to, states Monier-Williams, any "explanatory work, exposition, explanation, commentary" that brings to light something else.[1] A BHASHYAKRIT is the author, and these words are related to the root BHASH which means "speak about, describe, declare, tell".[1]  https://en.wikipedia.org/wiki/Bhashya.

 

***

Polat Kaya:  Bu kaynakta görüldüğü üzere, Sanskritçe BHASHYA sözcüğü “konuşma; anlatma, açıklama, yorum yapma” gibi anlamlara sahipken, BHASHYAKRIT sözcüğü Türkçe “YAZAR” (the author) anlamlı imiş. Bu Sanskritçe sözcüğün Türkçe bakımından çok önemli olduğunu görüyorum.  Şöyleki:

 

Sanskritce BHASHYAKRIT  sözcüğü “kitap yazan kişi, bir konuyu anlatan, açıklayan, yorumlayan kişi” anlamlı bir söz olduğuna göre, bu tanımlamanın ışığında, BHASHYAKRIT  sözcüğünü, harf-be-harf, “BİTHK-YASHAR” şeklinde deşifre ettiğimizde, bu sözde “Sanskritce” BHASHYAKRIT  sözcüğünün Türkçe “BİTİK YAZAR” (KİTAP YAZAR anlamlı) sözünü içerdiğini görüyoruz. Bu hayret verici bir dil çakışmasıdır. Bu “Sanskritçe” sözcüğün yapısında, Türkçe “BİTİK YAZAR” sözün  oluşunun matematiksel olasılığı sıfır denecek kadar azdır!

 

Bu buluşun gerçek anlamı şudur: bütün diğer sözde “Hind-Avrupa” ve Semitik dillerde olduğu gibi, sözde “dünyanın en eski dili” olarak tanımlanan Hindistanın “SANSKRITÇE” dilinin de Türkçe dilden yapılmış olduğu gerçeğidir. Aksi halde, Türkçe “BİTİK YAZAR” (KİTAP YAZAR anlamlı) sözünü bu sözde “Hint-Avrupa” sözcüğü içinde karıştırılmış olarak bulmamız olası değildir! Bu gerçek inkar edilemez!  Ayrıca, Sanskritce BHASHYAKRIT sözcüğünün Türkçe “BİTİK YAZAR” sözünü bulmamız, bu “çok eski dünya dili” olduğu söylenen SANSKRITÇE DİLİNİN TÜRKÇE DİLDEN YAPILMIŞ OLDUĞUNUN İNKÂR EDİLEMEZ KANITIDIR!  BÖYLECE. ESKİ TURANLI TUR/TÜRK/OĞUZ TOPLUMLARININ ORTAK DİLİ OLAN TÜRKÇE DİL (OĞUZ AĞUZU) SANSKRİTÇEDEN ÇOK DAHA ESKİ BİR DİLDİR!!!

 

 

Türkçe “BİTİK YAZAR” sözü, elbette ki kitap yazan birisini tanımlar ki zaten BHASHYAKRIT sözcüğün kaynakta ki tanımlanması da bunu söylüyor.  Ayrıca, her kitabı yazan, her konuşmayı yapan, söyleyen, okuyan, bildiren, anlatan, açıklayan, yorum yapan, seslendiren, dinleten vs. de, her halinde “yazan” kişinin “BAŞI’DIR” (yani, İNSAN TEPESİ’DİR)!

 

 

Türkçe dilde “BAŞ YAZAR” deyimi vardır ki, bu söz bir anlamında, örneğin, bir gazetede, “en üst düzeyde yazı yazan”, yani, “Baş Köşe Yazarı” gibi kişiyi” tanımlar.  Diğer yandan, pek akla gelmez ve dile getirilmez bir ikinci Türkçe anlamı daha vardır ki o da: “BAŞ YAZAR” sözü olup, aslında her “yazıyı yazanın” İNSAN BAŞI (TEPESİ) olduğunu çok açık bir şekilde, Türkçe dil ile açıklar!

 

Nitekim, BAŞ öyle bir doğa yaratığıdır ki,  O düşünür, yazar, okur, konuşur, söyler, deyer (der), seslendirir, dinletir, okutur, yazdırır, vs., vs.. Evet, dünyada insan eli ile yapılmış her şeyi düşünen, yaratan, anlatan ve yapan insan beyinidir, insan başıdır ve insan dilidir!  O nedenle insan “BAŞI” bir “yaratıcı tanrıdır”!  Bu gerçek eski Turanlı Tur/Türk/Oğuz toplumlarınca bilinen bir gerçek idi ki, yazıyı icad eden, alfabeyi icad eden, dünyaya dünyada tek konuşulan Güneş Dili Türkçeyi veren yine onlar olmuşlardır.  Elbette ki bu gerçek zamanla başkaları tarafından karartılmış ve kendilerine ait gelenekler imiş gibi sahiplenilmişdir.  Fakat gerçekler, uzun sure karartılmış halde kalmıyor, er veya geç yine gün ışığına çıkıyor, şimdi bu satırlarla olduğu gibi!

 

Ayrıca, Sanskritçe BHASHYAKRIT sözcüğünü “BASH-YARHTIK” şeklinde deşifre ettiğimizde, bu “Sanskritce” sözcüğünün içinde, Türkçe şu sözleri de buluyoruz:


1) “BAŞ YARATIK” sözü, “BAŞ’ın”, doğa tarafından yaratılmış bir “baş yaratık olduğunu” tanımlayan bir Türkçe söz oluyur.  Nitekim, “BAŞ” yalnız insanlarda değil, tüm canlı varlıklarda olmazsa-olmaz olan bir “BAŞ YARATIKTIR!” 

 

2) Ayrıca, “başın yarattığı her eser”, insan aklı ve eliyle yapılmış bir “BAŞ YARATIKTIR”, diğer bir deyimle, bir  “BAŞ YAPITTIR”, hem de “BAŞIN YAPITIDIR”! 

Görülen şudur ki, günümüzde konuşulan çeşitli dillere ait diye bilinen sözcüklerle tanımlanan kavramlar, eskiden beri, önce Türkçe dil ile tanımlanmış, kavramın söze çevrilmesi Türkçe dil ile yapılmış ve sonradan elde edilen Türkçe söz değiştirilerek Türkçeden başkalaştırılmıştır. İşte bu “Sanskritce” sözcük de bu yöntemle yapılmış bir sözcüktür! Demek oluyor ki Türkçe sözler, Türkçeden yabancılaştırılmış sözcükler içinde, ne kadar karıştırılmış, karaltılmış ve gizlenmiş olsa bile, şayet tanıma ve deşifre etme yeteneğimiz varsa, onca gizlenmiş Türkçe sözler yeniden gün ışığına çıkarılabilir.  Bunun sayısız örneklerini, binlerce sayfalık yazılarımda, ayrıntılı olarak göstermişimdir. Belli ki devamlı şekilde açıkladığım Türkçe dille ilgili bu gerçek, binlerce seneden beri hep gizli tutulmuş ve dünya insanı, uzun süreli bir “KALI YOGA” çağı içinde, yani, Türkçe ya “AKLI YOK” bir çağ, yahut ta uzun süreli “bakar-uyurlu” bir UYKU çağı içinde karanlığa ve kötülüklere boğulmuş ve uyutulmuştur!  Bunun neticesi olarak eski Turan dünyasının medeniyeti ve onların Güneş dini ve Güneş dili talan edilmiş ve hiç olmamış gibi yok sayılarak tarihten silinmiştir! 

 

***

3.  DİLCİLİK  (LİNGUİSTİC > “GUNIS-TİLCİ” = “GÜNEŞ DİLCİ”), DİL ve AĞUZ

Bunları bu şekilde belirttikten sonra, konumuzu biraz daha genişletelim. Bu konu ile ilgili olarak, daha yakın geçmişde, Kamil Kartal kardeşimizin dile getirdiği, Arapça “TELAFFUZ” sözcüğünün yapısını inceleyen bir yazımda, bu Arapça sözcüğün de Türkçe “DİL Ve AĞUZ (AĞIZ)” sözlerinden yapılmış olduğunu açıklamıştım. Bu buluşumun da ışığında, görülüyor ki gerek Sanskritce BHASHA sözü ve gerekse Arapça  “TELAFFUZ” sözcüğü, aynı kavramı aynı şekilde Türkçe BAŞ sözcüğü ve onun yarattığı “DE’ME”, yani “DİL, SÖZ” söyleme yeteneği ile tanımlıyorlar.  Demek oluyor ki, aslında, bu kavramları tanımlayanlar, önce Türkçe sözleri kullanıp kavramı tanımlıyor, sonra da onu karıştırarak başka bir dil çıkarıyorlar ki, bu işlem Türkçe dil yönünden Türkçenin silinmesi ve yok edilmesi demektir.  Bunu yapan kara gücler, maksatlı bir şekilde Türkçeyi tarihten silmişlerdir!

 

Not: Dikkat edersek bu tanımlamalarda henüz “DEV” sözcüğü işin içinde görünmüyor bile. 

 

***

Şimdi, Türkçe “DİL ve AĞIZ” kavramı, yani Arapça “TELAFFUZ” tanımlaması ile ilgili, bir İngilizce sözü de burada açıklamak istiyorum.  O sözcük İngilizce “ARTİCULATİONS” sözcüğü oluyor. Bu sözcüğün tanımlanması, “konuşulan sözün seslerinin açık ve duru bir şekilde belirtilmesi” anlamlı oluyor.  https://www.google.ca/search?q=articulations+definition&oq=ART%C4%B0CULAT%C4%B0ONS&aqs=chrome.2.69i57j0l5.7098j0j7&sourceid=chrome&ie=UTF-8

 

Diğer bir deyimle, Türkçe “AĞIZ ve DİL”, yine kendileri tarafından söylenen sözün nasıl “seslendirilmesi” gerektiğini tanımlayan doğal bir araç oluyor ki, Türkçe Dil de bunu en iyi şekilde, dümdüz ve arı biçimde  yapıyor! 

 

***

 

Polat Kaya: Bu açıklamanın ışığında, İngilizce ARTİCULATİONS sözcüğünü, Türkçeye harf-be-harf  “CONUSAR-TİLTİ-A” şeklinde deşifre ettiğimizde, bu İngilizce sözcüğün de Türkçe “KONUŞUR DİLDİ O” sözünden yapılmış olduğunu görüyoruz.  Burada da görüyoruz ki konuşulan sözün sahibi, gövde de “BAŞ”, başda AĞIZ ve ağızda da “DİL’dir.  Bu asla inkâr edilemez bir gerçektir.  Ağızda DİL olmazsa insan başı “LAL”dır ve konuşamaz ve ancak, yelin uluması gibi ULUR! Yine görüyoruz ki, burada açıkladığımız olay, sözde “Hint-Avrupa” dillerine ait bu “ARTİCULATİONS” sözcüğü bile, Türkçe dilin sözlerinin karşıtırılıp yeniden dizilmesi yöntemi ile yapılmış bir “yapmacık” sözcüktür. Sözcüğün yapımında, Türkçe “KONUŞUR, DİL, DİLDİ ve O” sözleri kullanılmıştır! Bu da gösteriyor ki, “İngilizce dil”, diğer “Hint-Avrupa” dillerinde olduğu gibi, Türkçeden önce var olan bir dil değildi.

 

***

 

Polat Kaya: Bu görüşlerimi, Greek sözcüğü  συνάρθρωσις  SYNÁRTHROSIS sözünün açıklanması ile bitirmek isterim. Greek SYNÁRTHROSIS sözcüğü ve İngilizce “ARTİCULATİONS” sözcüğü eş anlamlıdır. Böylece, Greek sözcüğü  SYNÁRTHROSIS sözünü de “R-SOSİN-TYÁSH” şeklinde deşifre ettiğimizde, bu Helençe sözcüğün bile Türkçe “ER SÖZİNİ DEYİŞ” (yani “ER SÖZİNİ SÖYLEYİŞ” anlamlı) sözünü içerdiğini görüyoruz.  Bu açıklama bile, Helençe sözcüklerin Türkçe sözlerden yapılmış olduğunun bir başka kanıtıdır.  

 

 

Tüm bu açıklamalar gösteriyor ki, Türkçe dilin sözleri “HİNT-AVRUPA” dillerinin yapılışında kullanılmış, fakat, Türkçeden alınan sözler karıştırılarak başka bir kalıba sokulmuş ve Türkçeden uzaklaştırılmıştır! Ayrıca bu buluşlar, TÜRKÇE dilin tüm dillerden önce dünyada konuşulmuş tek dil olduğunun da kanıtıdır! Zaten kendileri de bu gerçeği GENESİS-11 de üstü kapalı bir şekilde itiraf etmişlerdir!

 

 

Polat Kaya

 

Agustos 16, 2017
September 06, 2017