PONTUS DEVLETI KIRALLARININ ADLARI VE ONLARIN

 

TÜRKLÜK KIMLIGI

 

 

Polat Kaya

 

 

Wikipedia’da PONTUS Devleti, “Anadolu’da bir eski “HELENCI”  (HELLENISTIC) Devlet” olarak tanimlaniyor. [1]

 

Ingilizce “HELLENISTIC”[2] sözü aslinda Türkçe “HELLENCITI”  sözünden yapilmiş ve “Ingilizceleştirilmiş” bir terimdir. Bu terimin anlami, gerek Anadolu’da ve gerekse diger dogu ülkelerinde, aslinda “Helen”, yani,  “Greek / Rum / Garaci / Gezginci / Aramaci” olmayan, fakat “Aryan Hellen” kültüründen etkilenmiş toplumlar anlamindadir. M. Ö. birinci bin yilda, gerek Anadolu’da ve gerekse Iran cografyasinda, bilhassa Büyük Iskender’in doguyu istilasindan sonra, idareyi ele geçirmiş olan “Aryan” (Arayan) asilli Greek’lerin (Garacilerin) idaresi  altinda, bu ülkelerin binlerce senelik yerli ve eski Turanli Tur/Türk/Oguz toplumlari adlari, dili ve kültürü degiştirilerek bir nevi “Helenleştirilmiş” (Helen kilifina sokulmuş) toplumlar olmuşlardir.  Tarihte, Anadolu’da  “PONTUS” adi altinda tanitilan, sözde “HELENCI” PONTUS Devleti de böyle bir Anadolu Türk Devletidir.

 

Daha önceki bir yazimda PONTUS kiralligi için yanliş olarak “RUM PONTUS” deyimini kullanmiştim.  Degerli kardeşim araştirmaci yazar Sayin Mahiye Morgül bir uyarisi ile bu deyimin yanliş olduguna dikkatimi çekti. Bu yazi hem bu yanlişi düzeltmek ve hem de Anadolu’da “PONTUS” adli devletin gerçek kimligini daha yakindan tanimak için yazilmiştir. Devlet adinin “PONTUS” (Türkçe “Apa-Deniz” (Baba Deniz) anlamli sözden yapilma) oluşu ve “kiral” adlarinin  da “Rumlaştirilmiş” ve “Aryanlaştirilmiş” adlar olmasi sahte bir görüntü yaratmakta ve okuyucuyu Anadolu’da kurulan bu eski devleti “Rumlarla” baglama yanilgisina götürmektedir. Gerçekte bu devletin  “RUMLARLA” bir soy ilişkisi yoktur. Yalniz Pontus’lularin Rum (Helen) severliligi oldugu ve Rumlardan etkilendikleri de bir gerçektir.

 

Kaynak bilgilerde, PONTUS Kiralligi aslinda Büyük Darius’un önerdigi bir Valilikden (“Satrap”) gelişerek PONTUS Kiralligi şeklini almiş. MITHRIDATES I KTISTES adli kişi Pontus Kiralliginin ilk kirali olarak gösteriliyor.  Mithridates I Büyük Darius’un tayin ettigi ilk PAŞA validen (idareciden) sonra sekizinci idareci oluyor. Mithridathes I Ktistes 36 senelik idaresinden sonra yerine oglu ARIOBARZANES geçiyor.[3] Ayrica verilen bilgilerde ARIOBARZANES Pontus’un kurucu kirali olarak bildiriliyor.

 

Gerek PONTUS  adi ve gerekse Pontus kiral ünvanlarinin Helence adlarla donatilmiş olmasi, aslinda oldum olasi Turanli Tur/Türk/Oguz insanlaari olan Anadolu halklarini “HELENLEŞTIRME (RUMLAŞTIRMA) siyasetinin neticesidir. Aryan geçinen sinsi, sömürgeci ve irkci saldirgan Helenler  ellerine geçen her firsatta her yerde yerli halklari “Helenleştirmeyi” bir töre haline getirmişlerdir.[4]  Bu siyasetin ana presnsibi, önce toplumlarin başindaki liderleri ve önde gelen zenginleri Helenleştirme idi. Baştakilerin Rumlaştigini gören halkin bazilari kendiliginden kendi kimliklerini degiştirdikleri gibi degiştirilmeye direnenlerin kimlikleri de, ya zorbalikla degiştirilerek eritiliyor veya canlarini ve ailelerinin kaybederek yok ediliyorlardi. Bu sistem aslinda kimlikleri degiştirilen halklari Rumlara eşit görmedikleri gibi, onlari kendi maksatlarina hizmetci halklar olarak kullanilma durumuna getiriyordu. Bu çok zalim sistem Romalilar ve diger Aryan ve Sami gruplarca da her firsatta tatbik edilmiştir. Nitekim tarihte oldum olasi bir Turanli Tur/Türk/oguz ülkesi olan Anadolunun Helenleştirilmesi bu irkci, sömürücü ve hirçin siyasetin neticesidir. Yukarida dipnot olarak verdigim alinti bu gerçegi açikca itiraf ediyor.  Bu durumu belirten pek çok başka kaynak yazilar internette doludur.

 

Helenleştirme siyasetinin Pontus Kirallari üzerindeki etkisi Pontus kirallarinin ünvanlarinda çok açikça görülmektedir. Kaynaklardan anlaşildigina göre, bu kirallarin bazilari Atina da egitim görmüşler ve böylece Aryan Rumlar için “Helen Seven” diye de tanimlanmaktadirlar. Ayrica bir Helenleştirme taktigi olarak da Helenler Pontus Kirallarinin sarayina gelinler vererek sizmayi da başarmişlar. Böylece sarayin iç idaresini de etkileri altina almişlardir.

 

Aryan ve Sami gruplar eski Turan Türk dünyasinin dilinin ve kültürünün kariştirilmasini el birligi ile hedef edinmişler ve bu işlemi basit bir dil kariştirma yöntemi ile Asya’da, Avrupa’da ve Afrika’da Türk dünyasinin oldugu her yerde, her firsatta uygulamişlardir.

 

On bin seneyi aşan bir süreden beri dünyada çok yaygin bir şekilde tek dil olarak konuşulan Türkçe’yi kariştirarak, ondan yeni diller yapma işi olasilikla ilkin Akkadlar tarafindan Türko-Sümer diline tatbik edilerek, Sümer dili ve medeniyeti hirsizlanmiştir. Türkçe’yi degiştirme oyunu diger Sami ve Aryan gruplarca da tatbik edilerek Orta Doguda konuşulan Türkçe’den türetilmiş yeni diller oluşturulmuştur.

 

Aryan gruplarin para babalari (Aryan, gezginci soylular) M. Ö. birinci bin yilin ortalarinda Iran’da bir “Aryan” (arayan) Achaemenide Hanedanligi oluşturmuştur. Bu Achaemenide  adi “Greek’lere” atfedilen “Achaean” Türkçe “gezginciler” anlamli “Ac Öyler” sözünden ve “Danaan” Türkçe “Dönme” anlamli “Dönenler” sözünden adlarini andirmaktadir.[5]Achaemenide Hanedanligi zamaninda Iran’da “Aryan” etkenligi çok ilerlemiş ve hatta Aramaic (Aramaci, çingene) dili resmi dil olarak kullanilmiştir. Bu arada ülkede konuşulan Türkçe dil hem yozlaştirilmiş ve hem de kullanilmakdan uzaklaştirilmiştir. 

 

Achaemenide Hanedanligin zamaninda Iran’da kullanilan dil “ESKI FARSCA” (Old Persian) dili şeklinde tanitilmaktadir ki bu dil de diger Aryan dilleri gibi Türkçeden kirilarak yapilmiş bir Indo-Aryan dilidir. Dil degiştirme yoluyla Türk insanini “Aryanlaştirma” olayi da günümüzde de Dogu Anadolu Türkünden bir “Kürt” toplumu yaratma şeklinde kendini göstermektedir. Yani en az M. Ö. 3000 senesinden beri Iran’da, Irak’da, Anadolu’da ve Misir’da var olan Turanli devletlerin içine sizan gezginci toplumlarin kara donlu dincileri bu yaygin Turan dünyasini yikmayi, dilini ve dinini bozmayi ve halki birbirine düşürmeyi hedeflemişlerdir.  Bu kabala din papazlarinin sinsi çalişmalari sayesinde dünyada yaygin bir sekilde konuşulan Türkçe’yi kirma ve yeniden dizme yollu oluşturulan yeni dillerle eski Turan dünyasi bölünmüş, dili kariştirilmiştir.  Bu sayede Turanlilardan koparilanlar hem Aryanlaştirilmiş ve hem Samileştirilmişlerdir. Bu gibi “Aryanlaştirma” ve “Samileştirme” olayi günümüzde de devam etmektedir. Bu teknigin bir başka anlami “böl, yabancilaştir, birbirine düşür, zayiflat ve sonra da işgal ederek yönet ve sömür” oyunudur. Geçmiş tarih boyunca dünyayi “Aryanlaştirma” ve Samileştirme olayi her yerde yerli Tur/Türk/Oguz toplumlarinin Türklükten koparilmasini hedeflemiştir ve denilebilir ki bu konuda bir hayli de başarili olmuşlardir.

 

Bu arada Orta Dogu’da var olan eski Turan dünyasi bakimindan, Akdeniz ve Ege Denizleri havzalari, eski Misir, Suriye ve Fenike bölgeleri, Anadolu, eski Irak’tn oldugu kadar Iran cografyasi da o denli önemli bir çografya idi.  Iran cografyasi en az M. Ö. 3000 senelerinden beri Türkçe dilli Tur/Türk/Oguz boylarindan oluşan halklarin yaşadigi bir Turan ülkesi idi. Bunlarin başinda da Tarihte ELAM yahut ALAM adi ile bilinen toplum bunlarin en önde gelenlerinden biri idi. Sümerler gibi onlarda Basra körfezinin yakinlarinda Zagros daglarina kadar uzanan bölgelerde yaşayan toplumlardi.

 

Binlerce senden beri bir TURAN ülkesi olan Iran’da, M. Ö. birinci bin yilin başlarindan beri Iran’daki Turan toplumlarini bir idare altinda toplamiş, ülkeye hakim durumda olan bir Tur/Türk/Oguz MEDE (METE) Imparatorlugu vardi. MEDE (METE, MADAI, MADAYU) şeklinde olan bu ad, [“Mādai”  Türkçe “ADIM AY” sözünden], Türklere yabanci bir ad degildir.  Büyük Hun Imparatorlugu’nun kurucucusunun adi da METE HAN idi. Bu imparatorlugun içinde çikartilan bir takim isyanlar sonucu bu Turan devleti içinden yikilmiş ve yerine “Achaemenide” diye adlandirilan, “Aryan” asilli, bir idare Iran’i ele geçirmiştir. Bu  içten yikim neticesi Iran’da b˙ük degişimler olmuş, binlerce senedenberi ülkede konuşulan Tükçe dil degiştirilerek “Aryanlaştirilmiş“ (Farslaştirilimiş), ve ülkede “Aramaic” (Aramaci) adli yine Türkçeden yapilmiş bir başka dil öne geçirilmiştir. Iran’daki Turan toplumunun degiştirilmesinde ve yeniden adlandirilmesinda gerek Rumlarin, ve gerekse Sami gruplarin büyük etkisi olmuş ve her iki grup da Iran’da büyük etkenlik kazanmişlardir. Günümüz anlayişi ile tam bir “kapitalistik”, yani, “tefecilik” sistemi oluşturulmuştur. Orta Dogunun ve Iranin Büyük Iskender tarafindan istila edilişinden sonra bu bölgelerdeki Hellenleştirme ve Aryanlaştirma yöntemleri daha da artmiştir. Böylece, Iran’da eskiden beri var olan eski Turan kimligi büyük kan kaybina ugratilarak zayiflatilmiş ve  Aryanlarin hakim oldugu bir toplum oluşturulmuştur. Bu degişmelere Helenleştirilmiş kiral ünvanlari da dahildir. 

 

Günümüzde “IRAN” sözcügü ile “ARYAN” adinin ayni oldugu iddia edilmektedir ki bu tamamen temelsiz bir iddiadir. “ARYAN” diye adlandirilan grup Iran cografyasina ancak birkaç yüz sene hakim olmuşlardir.  Onlarin çöküşünden sonra ülkeye hakim olanlar “PARTHIANS” adi ile tanitilan “SAKA” Türkleridir ki onlarin adi da “ARSAC” şeklinde degiştirilerek Türklük’ten uzaklaştirilmiş ve “Aryan” olarak gösterilmiştir.  Bu hal günümüze kadar bu gibi sahte tanitimla getirilmiştir.

 

Bütün bunlar gösteriyor ki “Aryan” ve “Sami” denen gruplar, her firsatta eski Türk dünyasini kariştirmişlar ve her firsatta Türklerin kimligini degiştirmişlerdir. 

 

***

“Helen” kültüründen zorla veya isteyerek etkilenmiş bu Pontus devleti kirallarinin adlari aşagida verilmiştir. Şimdi bu bilgiler işiginda bazi “PONTUS” kirallarinin ünvan adlarini görelim. Pontus kirallarinin ünvan adlari Wikipedia’da şu şekilde verilmektedir:[6]

 

    * Mithridates I Ktistes 302 - 266 BC

    * Ariobarzanes 266 - c. 250 BC

    * Mithridates II c. 250 - c. 220 BC

    * Mithridates III c. 220 - c. 185 BC

    * Pharnaces I c. 185 - c. 170 BC

    * Mithridates IV Philopator Philadephos c. 170 - c. 150 BC

    * Mithridates V Euergetes c. 150 - 120 BC

    * Mithridates VI Eupator 120 - 63 BC

    * Pharnaces II 63 - 47 BC

    * Darius of Pontus 39 - 37 BC

    * Polemon I 37 - 8 BC

    * Pythodorida 8 BC - 38

    * Polemon II 38 - 64

 

 

MITHRIDATES I KTISTES adi hakkinda:

 

Batili kaynaklarda verilen bilgilerin işiginda, Anadolu’da sözde “Pontus valiligi” ilkin Büyük Darius tarafindan kurulmuş. “PONTUS” kirali Mithridates I Ktistes (302 - 266 BC) ise, Wikipedia’nin verilerinde, Büyük Darius tarafindan tayin edilen ilk vali’den (‘SATRAP” sözü ile tanimlanan) sonra sekizinci Pontus idarecisi imiş. Kendisine atfedilen Greekçe lakap KTISTES sözü “kurucu” anlaminda aliniyor. Helence KTISTES sözü (“bricklayer, mason; builder; creator”), [Divry, 1988, p. 567], yani “duvarci, taş kesen, taş diken, duvar ören, bina yapan”  anlamlarinda bir sözcük oluyor. Bu sözcügün başka bir şekli KTIZW (“I build; I erect; I construct”), [ Divry, 1988, p. 567] şeklinde veriliyor.           

 

KTISTES sözcügü “TES-KSTI” şeklinde incelendiginde, “Greek” sözünün aslinin Türkçe “TAŞ KESTI” (taş kesen, taşci) oldugu görülüyor.  Bu sözcügü “TES-TIKS” şeklinde incelendiginde, bu “Greek” sözünün Türkçe “TAŞ DIKICI” yani “duvarci, ev diken, ev kuran” anlamli oldugu da görülüyor.

 

Ilk Pontus Kirali MITHRIDATES adina bir eş lakap olarak verilen bu KTISTES sözcügü aslinda Türkçe “TAŞ KESTI” (TAŞ KESEN, TAŞ DIKEN, BINA YAPAN, DUVAR ÖREN) anlamli bir söz olup Türkçeden yapilmiştir.  Böylece, bu kişi aslinda, taş kesme, taştan bina yapma gibi konularda usta olan birisiymiş. Bu anlami MITHRIDATES adindinda da buluyoruz.

 

MITHRIDATES sözcügü, bir anlaminda, “TAS-DIHMETIR” şeklinde deşifre edilip okundugunda Türkçe   “TAŞ DIKMEDIR” anlamli bir sözü bünyesinde taşimaktadir ki bu da Kiralin Helenleştirilmiş  KTISTES lakabiyle örtüşüyor.

 

Pontus kirallarindan altisi “Aryanlaştirilmiş” bir ad olan MITHRIDATES adini ünvan olarak kullanmişlar. MITHRIDATES adinin Iranin sözde eski “Fars” dilinde güneş tanrisinin adi olan MITHRAS sözcügünden geldigi iddia edilir.

 

Bu MITHRAS adi, Iran’da, sözde “Aryanlara” ait bir kültür olarak tanitilan ve  "Ateşperestlik" olarak da bilinen “Zerdüşt” (ZOROASTRE) dininden çok daha önce var olan Turanlilarin Gün-Tanri kavramindan alinmiş bir Türkçe tanimlamanin degiştirilmesinden elde edilmiş bir addir. Bu dinde güneşin simgesi olan ATEŞ öne çikarilarak sanki eski Turan dininden ayri bir din imiş gibi “ateşe” tapilan ayri bir din görüntüsü verilmektedir.

 

MITHRAS adi da harf-be-harf deşifre edilip "ATISH-RM" şeklinde yeniden dizildiginde, bu ünvanin aslinin Türkçe "ATEŞ EREM" sözü oldugunu görüyoruz. Görüldügü üzereMITHRAS adi Güneşi (Gün-Tanriyi) ve onun simgesi olan "ateşi" bir “kişi” adi olarak temsil ediyor. Bu Tanri kavraminin  Türkçe "ATEŞ EREM" (GÜNEŞEM) olmasi çok dogaldir. Zira kirallari Gök Tanri’ya, Güneş’e ve Ay’a benzetmek çok eski bir Turan töresi idi. Eski çaglarin dünyasina hakim olan TURAN dünyasinda olan toplumlar Türkçe dil konuşuyor iken Aryanlar, Samiler ve olasilikla başkalari da Türkçeyi bilmelerine ragmen ayrica onun sözlerini kirip yeniden dizerek kendilerine yeni adlar ve diller üretiyorlardi.

“MITHRIDATES” ADINDAKI BAZI TÜRKÇE TANIMLAMALAR

 

MITHRIDATES ünvani bünyesinde birden fazla tanimlamalar yapan Turkçe sözleri saklamaktadir. Bu tanimlamalar MITHRIDATES ünvanini alan kirallarin kimligi ile ilgili önemli bilgileri bize aktarmaktadir. Onlardan bazilarini şu şekillerde görebiliriz.

 

a)         MITHRIDATES adi harf-be-harf deşifre edilip "ADIM-TESHTIR" yahut “DIM-ATESHTIR” şeklinde yeniden dizildiginde bu ünvanin aslinin da günümüz Türkçesi ile"ADIM ATEŞTIR" tanimlamasi sözü oldugunu görüyoruz.  Bu tanimlama Zerdüşt din kurallarina uygun olarak, kiral kendisini “ATEŞ” olarak tanimliyor. Ayrica bu ad hükümdarin Gün Tanri olan Güneşe inancinin geregidir.

 

b) MITHRIDATES adi “T-HDIM-ASERIT” şeklinde deşifre edilip incelendiginde adin Türkçe “aTa ADIM AZERIDI” şeklinde gerek atasinin ve gerekse kendisinin bir Azeri Türk’ü oldugunu söylüyor.

 

c) MITHRIDATES adi  “DEMIR-ATSHTI” şeklinde deşifre edilip incelendiginde adin Türkçe “DEMIR ATaŞITI” şeklinde, benzetme yollu, kendisinin bir “alev alev yanan demir ateşi” (demirci ocagi ateşi) oldugunu söylüyor. Demircilik ve demiri şekillendirmek için kullanilan kor ateş Türklerin dedelerinden kalma bir ata meslegidir.  Efsanevi “Ergenekon Destani” da bunun kanitidir.

 

 

d) MITHRIDATES adi “S-ER-TITI-ADHM” şeklinde deşifre edilip incelendiginde adin Türkçe “’aS-ER’ DEDE ADIM” AZER DEDE’ ADIM) sözü oluyor. Bu tanimlama ile, bir anlaminda, kiral kendisini “Eşsiz Bir DEDE” (‘Eşsiz Bir Aksakal’, ‘Eşsiz Bir Ülke Büyügü’) olarak görüyor, ve bu nedenle kendisine “AZER DEDE” diyor ve ayrica “AZERI DEDE” lakabiyla bilindigini söylüyor. Bu da onun bir “Azeri Türkü” oldugunu tekrar kesinlikle belirtiyor.

 

Bununla beraber, yine ayni tanimlama Türkçe “’AZER’ DEDE ADIM” şeklinde okundugunda, “AZER” adinin kendisi için dedelerinden kalma bir “DEDE ADI” (Ecdat adi)oldugunu ve bu adi kendine bir ÜNVAN olarak aldigini da yine Türkçe olarak söylüyor.  “Eşsiz Er” anlamli olan  “AZER” (ASER)  adi eski Turan dünyasinda Gök Tanrinin bir adidir. Böylece, eski Türk dünyasinin çok eski çaglarindan günümüze kadar gelmiş bir atadil hatirasidir. Yani, Turanli Tur/Türk/Oguz dedelerinden (ecdadindan) yeni nesillere kalmiş bir eşsiz addir.  Bu çok önemli bir addir.  Zira, günümüz Türkçesi ile

“OGUZ-ER” (Gök-Tanri, Gün-Tanri ve Ay-Tanri anlamli), “AGUZ-ER” (konuşma dili olan insan eri anlamli), ve “O-GÖZ-ER” (Güneş, Ay ve de insan oglu anlamli) sözlere eş anlamli olan “AZER” (ASER) adi bir Turan Tur/Türk/Oguz devleti olan eski Misir (Masar) medeniyetinde de “AUS-AR”, “AS-AR”, “US-ER”, “OS-IR”, “USR-RA” şekillerinde buluyoruz.  Bu adi Helenler OSIRIS şeklinde yozlaştirmişlardir.

 

e) Son olarak, MITHRIDATES sözcügü “TASHDEMIRTI” şeklinde deşifre edilip okundugunda Türkçe “TAŞDEMIRDI” anlamli bir söz oldugunu görüyoruz. Bu tanimlama ile kiralin kişisel adinin olasilikla “TAŞDEMIR” oldugu anlaşiliyor. “TAŞDEMIR” adi Dogu Anadolu’da ve Azeri Türkleri arasinda yaygin şekilde kullanilan bir erkek adidir.

 

Bütün bu tanimlamalar MITHRIDATES adi ile bilinen Pontus kirallarinin gerçekte AZERI TÜRKLERI oldugunun ve dillerinin de TÜRKÇE oldugunun kesin işaretleridir.Mithridates I Ktistes adli bu kiralin Azeri kimligini oglunun adi olan ARIOBARZANES adinda da görüyoruz.

 

***

 

 “ARIOBARZANES” adi hakkinda

 

 

PONTUS Devletinin ikinci kiralinin adi ARIOBARZANES  (266 - c. 250 BC) olarak veriliyor ve onun Mithridates I Ktistes’in (302 - 266 BC) oglu oldugu bildiriliyor. Bu ad da özellikle ilgimizi çeken ve Türkçe tanimlamalardan yapilmiş bir addir. Söyle ki:

 

a)        ARIOBARZANES[7] adi harf-be-harf “AZERBAISAN-R-O” şeklinde deşifre edilip Türkçe olarak okundugunda adin aslinin Türkçe  “AZERBAYCAN eRi O”tanimlamasi oldugunu görüyoruz. Bu tanimlama Pontus kiralliginin kurucusu olarak tanitilan bu kiralin da Azerbaycan’li bir Türk oldugu gerçegini sergiliyor. Yukarida da belirttigim gibi, elbetteki babasi Azeri Türk’ü olan birisinin kendisinin de AZERI olmasi dogaldir. Zaten ARIOBARZANES adi da kendisinin Azerbaycan’li oldugunu söylüyor. Ne var ki birileri Bu “Azerbaycanli Er” kavramini bozuk bir kalip içinde “Ariobarzanes” şeklinde tanitarak bu kişiyi Türklük’ten uzaklaştirmiş ve bir nevi Rumlaştirmiştir. Bu yöntem “Aryan” toplumunun eski Turan dünyasini yok etmek ve tarihten silmek için kullanmiş oldugu ve halen de kullandigi çok sinsi bir yöntemdir.  Bilindigi üzere adi, milli kimligi ve dini degiştirilen kişiler aniden eski kimliklerinden kopmakta ve kendi soyundan uzaklaşmaktadir.

 

 

Böylece görülüyor ki PONTUS adi altinda tanitilan bu Anadolu Türk Devleti gerçekte Azerbaycan’li Türklerin ve de Iran’daki Türk MEDE (METE) Imparatorlugunu Anadolu’da da olduklari zamanda kurulmuş, soyu Tur/Türk/Oguz insani olan, bir devlettir. Gezginci Helenler ve diger Aryanlarla her hangi bir soy birligi yoktur.  Turan dünyasinin yabancilara karşi gösterdigi hoşgörü nedeniyle Helenlerin ve diger Aryanlarin Tur/Türk/oguz insaninin arasina, görüntüde ticaret yapma maksadi ile, sizmiş olmalari çok dogaldir. Ne var ki “ARYAN” geçinen gezgincilerin oldum olasi Türkçe adlari kirip degiştirme yoluyla ürettikleri “Helence” adlarla bu Anadolu kiralligi ve onun kirallari da Türk dünyasindan bilinçli olarak uzaklaştirilmiştir. Kirallarin Türk kimlikleri Helenleştirilmiş adlarla kara bir örtü ile örtülmüş gibi gizlenmiştir. Belli ki “Aryanlaşmak” moda haline getirilince, şimdilerde oldugu gibi, kendine “Aryanca” ad alanlarin sayisi da çogaliyor.

 

b)        ARIOBARZANES  adi “O-AZER-BAS-IR-AN şeklinde deşifre edilip Türkçe olarak okundugunda adin aslinin Türkçe “O AZER BAŞ ER AN” (O AZER GÖK BAŞ ERI) tanimlamasi oldugunu görüyoruz.  Bu tanimlama ile bu Azeri Kirali kendisini “Gökün Eşsiz Baş Eri” yani “Gök Tanri”si oldugunu söylüyor.

 

Ayrica bu deşifre şekli “O-AZERi-BAŞIR-AN” şeklinde okundugunda adin “O AZERi BAŞER hAN” tanimlamasi oldugunu da görüyoruz.  Bu tanimlama da kiralin bir Azeri Türk’ü oldugunu, Pontus Kiralliginin bir kirali olarak bir “BAŞER” oldugunu ve olasilikla kişisel adinin da BAŞIR (BEŞIR, BAŞER) oldugunu gösteriyor.  Bu adlarin Türkçe’de erkek adi olarak kullanildigi bilinen bir gerçektir.

 

Böylece bu Pontus ailesinin ARIOBARZANES adi ile bilinen ikinci kişisinin adinin da “AZERBAYCAN ERI” yahutta “AZERi BAŞIR HAN” oldugunu da belirtmek “PONTUSLULARIN” Türklük kimligini belirtme bakimindan çok önemlidir.

 

***

 

Ilginçtir ki PONTUS Devleti kirallari arasinda ARIOBARZANES adli üç kiral oldugu gibi ayni adi taşiyan üç kiral da sözde “KAPADOKYA” bölgesine hükmeden kirallarin adidir.[8]  Bu da gösteriyor ki sözde “KAPADOKYA” diye bilinen yerin halki da, aralarinda dinci geçinen kiliseci Aryanlarin olmasina ragmen, yine Tur/Türk/Oguz insanlari idi. Bu konuda, “KAPADOKYA” adi ile ilgili, aşagidaki internet baglantisinda verdigim yazimin görülmesini de öneririm.

http://www.polatkaya.net/cappadocia.htm

 

***

 

Ayrica, ARIOBARZANES (“AZERBAYCAN ERI O) adli bir Iran valisi, Büyük Iskender’in Iran seferinde “PERSEPOLIS” şehrine giderken “FARS KAPISI” (Persian Gate) adli yerde çarpişan bir paşanin (satrap) da adidir. Bu paşanin da Azerbaycan’li bir er ve de MEDE oldugu inkar edilemez.

 

***

 

Ilginçtir ki Iranin sözde eski “Fars” diline aitmiş gibi gösterilen “VALI” anlamli “SATRAP” sözü de Türkçe “PAŞATIR” sözcügünden yapilmiş bir addir. Türkçe söz degiştirilirken Ş harfi ya “S” harfine dönüştürülüyor yahutta, “SH” veya “SS” şeklinde yeni sözcüge işleniyor. Bunda da Türkçe (PAŞA + TIR) = PAŞATIR => PASATR => SATRAP şekinde bir seyir takip etmiştir.

 

Türk kültüründe  “PAŞA” ünvani üst kademe askeri liderlere verilen bir ünvan oldugu gibi, sivil il idare başlarina da, yani “valilere”  de “PAŞA” ünvani kullanildigi bilinen bir gerçektir. Işte sözde Aryan “Fars” (PERS) kültürüne aitmiş gibi gösterilen bu “SATRAP” sözu de Türkçeden yapilmiş sayisiz sözlerden biridir. Türkçe “PAŞA” sözü ise “BAŞ O” sözünden gelmiş olmali.

 

***

 

 

“MITHRIDATES IV PHILOPATOR PHILADELPHOS” adi hakkinda

 

 

Pontus Kirali Mithridates IV’in adinda Helence “Philopator” ve “Philadelphos” sifati kullanilmiş, Philopator  “babasini seven” ve Philadelphos “kardeşsini seven” anlamli sözcükler oluyor.[9] Her ne kadar bu sözlerin Helence sözlükte anlamlari burada verildigi gibiyse de, ben bu kadar yüzeysel anlamli sözlerin bu kiralin ünvaninda yer alacagini sanmiyorum.  Bence, bunlar gerçegi gizleyen Türkçeden yapilmiş başka anlamli “Helenleştirilmiş” sözlerdir.

 

Helence PHILOPATOR adi harfe-be-harf  “OLH-PATOR-PI” şeklinde deşifre edilip incelendiginde, “H” harfinin “H” harfi oldugu gibi ayni zamanda “E” ve “I” harfleri de oldugu bilinciyle, adin bir anlaminda Türkçe “ULI aPATUR BEY” (Ulu Babadir Bey) deyimi ve ikinci bir anlaminda da  “ULU BATUR BEY” oldugu görülüyor. 

 

Ikinci ad PHILADELPHOS adi harfe-be-harf  “IL-PASH-OLEPDH” şeklinde deşifre edilip incelendiginde,       adin Türkçe     “IL BAŞ OLUPDI” anlamli söz oldugunu görüyoruz.

 

Bu iki ad “PHILOPATOR PHILADELPHOS” şeklinde olarak okundugunda bu sözde “Helence” ünvanin gerçekte Türkçe “ULU BATUR BEY IL BAŞ OLUPDI” sözü oldugu görülüyor.  Bu tanimlama Pontus kiralinin adinin BATUR BEY oldugunu ve ülkesine “IL BAŞI (Kiral) oldugunu söylüyor. Bu da gösteriyor ki adi ve kimligi Türk ve Türkçe olan bu “Pontus” kiralinin adi bozulup Helenleştirilmiştir. Böylece, hem Türk dili ve hem de Türk insani ve onlarla beraber Türk medeniyeti hirsizlanmiş ve Rumlaştirilmişlardir. Bati dünyasi da bu hirsizlanmiş eski Turan dünyasini “Helen” kimligi ve kültürü şeklinde dünyaya satagelmiş ve Helenlerle birlikte dünyayi kandirmiştir.  Bu durumu bu yazinin başindan beri görmekteyiz.

 

***

 

 

“MITHRIDATES V EUERGETES” adi hakkinda

 

Pontus Kirali Mithridates V’in adinda Türkçe “iyilik eden kimse, hayir sahibi, velinimet” anlamli bir sözcük olan “Euergetes” (benefactor) sifati kullanilmiş.[10]

 

Greek’çe EUERGETES sözcügü harf-be-harf  “EGU-ETERSE” şeklinde deşifre edilip Türkçe olarak okundugunda, adin “EYÜ EDERCI” (Iyilik Yapan) anlamli söz oldugunu görüyoruz ki bu da bu sözde “Greek” sözcügüne atfedilen anlamin aynidir. Bu da kanitliyor ki bu Helençe sözcük Türkçeden “kirip-yeniden-dizme” yöntemiyle (anagram) yapilmiş ve Helenleştirilmiş bir sözcüktür. Böylece, Mithridates V Euergetes adi her haliyle Türkçe sözlerden yapilmiş bir kiral ünvanidir.

 

***

 


 

“MITHRIDATES VI EUPATOR” adi hakkinda[11]

 

 

Mithridates adini yukarida açiklamiştim. 57 yil kirallik yapmiş çok önemli bir Pontus Kirali olan Mithridates VI’nin ünvaninda ek sifat olarak “Eupator” sözcügü kullanilmiş.EUPATOR sözcügü Helence’de “iyi baba, iyi peder” anlamli bir sözcüktür. 

 

EUPATOR sözcügü harf-be-harf “EU-PATOR” şeklinde deşifre edilip Türkçe olarak okundugunda, adin Türkçe “EYÜ aPATOR” (iyi babadur) anlamli söz oldugunu görüyoruz ki bu da bu Helen sözcügüne atfedilen anlamin aynisidir. Böylece, Mithridates VI Eupator adi da her haliyle Türkçe sözlerden yapilmiş bir kiral ünvanidir.

 

Bu anlamla beraber, EUPATOR sözcügü “EU-PATOR” şeklinde Türkçe olarak okundugunda, adin Türkçe “EYÜ BATUR” (Iyi Batur, iyi Kahraman) anlamli oluyor. Bu Pontus kiralinin 57 senelik iktidarlik süresince yaptiklarina bakilinca, kendisinin gerçekten de iyi bir “BATUR” kişi oldugu söylenebilir. Türkçe BATUR sözcügü “kahraman, yigit, vatansever” anlamli olup, ayni zamanda erkek adidir. 

 

Son olarak EUPATOR sözcügü harf-be-harf “EU-TOR-PA” şeklinde deşifre edilip Türkçe olarak okundugunda, adin Türkçe “EYÜ TUR aPA” (iyi Tur baba) anlamli oluyor.  Adin bu anlami ile Mithridates VI Eupator “iyi Tur/Türk/Oguz” kimligine sahip bir Pontus kiralidir.  Böylece bu “Pontus” Kiralinin adi her haliyle Türkçe’den Helenleştirilmiş bir addir.

 

Burada şunu da belirtmek gerekir ki Mithridates VI Eupator’in bayragi hilal ay ve sekiz köşeli bir yildizli (ay yildizli) bayrak idi.[12] Günümüz Azerbaycan bayraginda da ayni “Ay Yildiz’ deseni vardir.  Bu bir tesadüf olmasa gerek.  Ayrica Osmanli Imparatorlugu’nun bayraginda da hilal ay ve sekiz köşeli yildiz motifi vardi. Her türlü medeniyetlerini Türk dünyasindan aşirmiş olan Helenler, Türk dünyasina ait olan bu “Ay-Yildizli Bayrak” motifinide kendilerine de mal etmek isterler.  Halbuki ezelden beri Güneş ve Ay’a tapan Turan dünyasinin “Hilal-Ay ve Güneşli” bir bayrak motifi şeçmelerinden daha dogal bir şey olamaz. 

 

***

 

Mithridates VI adi ile ilgili başka bir ad da onun kiraliçesi olan ve sözde Helence adi HYPSICRATEA olarak verilen hanimdir.[13] Bildirildigine göre Hypsicratea Mithridates VI’nin en gözde eşi imiş. Kiraliçe de eşi Mithridates’e çok tutkun ve onun her iyi ve kötü gününde yaninda olan, ona her zaman destek olan bir hanim imiş. Bütün bu sevecen tavirlarindan dolayi Mithridates VI kendisine “Hypsicratea” dermiş.

 

Her ne kadar Kiraliçenin adinin Helence HYPSICRATEA şeklinde veriliyorsa da, bu ad da Türkçe bir tanimlamanin degiştirilip Helenleştirilmiş şeklidir. Şöyle ki: bu Helenleştirilmiş adin içinde sakli ve kiraliçenin bu özelligini tanimlayan bir Türkçe deyim vardir.

 

HYPSICRATEA sözü harf-be-harf  “PASH-CARITE-Y” şeklinde deşifre ettigimizde, adin aslinin Türkçe  “BAŞ KARIDI O” yahut “O BAŞ KARIDI” deyimi oldugunu görüyoruz. Bu Türkçe deyim kiral için gözde bir eşin (BAŞ KARININ) tanimlamasini yapan bir deyimdir. Bu da tekrar gösteriyor ki, Helenler Türkçe sözleri kirip yeniden dizmek yoluyla (anagram) her duruma bir “Helen” görüntüsü vermeyi hem bir dil hirsizligi töresi olarak edinmişler, hem de kendileri için bir başari araci haline getirmişler. Zira, Türkçe sözlerin “Helenleştirilmesi” ile Anadolu’daki Helen varligini oldugunun kat kat üstünde göstermeyi başarmişlar. Böylece eski çaglarin Anadolu’sunda her zaman için var olmuş olan Anadolu Türklügü sinsice içinden çürütülerek Anadolu tarihinden silinmiştir. Bu sinsi oyunM. Ö. birinci bin yilin ortalarinda binlerce yil bir Turan ülkesi olan IRAN cografyasinda da tatbik edilmiş ve orda da bir “sözde “Aryan” Pers kimligi yaratilmiştir.

 

 Bu çok basit dil degiştirme teknigi ile Helenler hem kendilerine Türkçe’den bir dil yaparak kendilerini gezgincilikten (Garaci) bir “ulus” olma durumuna getirmişler ve hem de Tur/Türk/Oguz insaninin medeniyetini, kimse farkina varmadan hirsizlayip, kolaylikla kendilerine mal etmişlerdir.  Çok ilginçtir ki ayni hileyi bütün “Aryan” ve de “Sami” gruplar yapmişlar.  Böylece el birligi ile Türk dünyasini hem içinden ve dişindan vurarak, hem de Turanli Tur/Türk/Oguz toplumlarinin dil, din milli kimliklerini degiştirerek her yerde tarihten silmeyi başarmişlardir.  

 

***

 

Mithridates VI adi ile ilgili başka bir ad da onun annesinin adi olarak verilen GESPAEPYRIS adidir.[14] Bir Trakya Prensesi oldugu bildirilen Kiraliçe GESPAEPYRIS, ogluMithridates VI namina Pontus Kiralligini idare etmiş bir hanim imiş.

 

GESPAEPYRIS adi harf-be-harf  “PIR-PAY-GESSE” şeklinde deşifre edildiginde adin Türkçe “BIR BEY GIZI” sözü oldugunu görüyoruz ki, bu tanimlama, denildigi gibi,  onu Trakyali (Türk-eli) bir Türk “prensesi”  yapar.

 

Ayrica GESPAEPYRIS adi “PAY-GESS-PERI” şeklinde deşifre edildiginde adin Türkçe “BEYKIZ PERI” (PRENSES PERI) sözü oldugunu görüyoruz ki bu tanimlama da onun adinin olasilikla “PERI” oldugunu, bir BEYKIZ (prenses) oldugunu  ve ayrica bir BEY KIZI oldugunu açikca gösterir. Bu da kanitliyor ki şimdilerde Türkçede bile “prenses” diye bilinen sözün eski öz Türkçe karşiligi “BEYGIZ” yahut “BEYKIZI”  sözü oluyor. 

 

Helence “prenses” anlamli sözcüklerden birisi “PRIGKIPISSA” şeklinde veriliyor, [ Divry’s English-Greek Greek- English  Dictionary, 1988, p. 654]

 

Prenses anlamli Helence PRIGKIPISSA sözcügü “PIR-PAI-GKSSI”  şeklinde yeniden dizdigimiz de sözün aslinin Türkçe “BIR BEY KIZI” oldugunu hayretle görüyoruz.  Bu da sözde “Greek” dilinin nemene bir uyduruk dil oldugunu ve Türkçeden yapilmiş oldugunu gösteren en kesin örneklerden biridir. 

 

Helence sözlükte verilen bir başka prenses anlamli sözcük de BASILOPOULA şeklinde, [Divry’s, 1988, p.  452].  Bu sözcük “IL-BASU-OPLA-O” şeklinde yeniden dizdigimizde sözün aslinin Türkçe “IL BAŞU ABLA O” (“IL BAŞI BEYIN KIZI”) yani “Kiralin kizi” anlamli bir tanitim ifadesi oldugunu görüyoruz. Böylece bu da Türkçeden yapilmiş bir “Helence’ sözcük oluyor.

 

Bunlar gibi Helence “pirens” (royal prince) anlamli BASILOPOULON sözcügü de “IL-BASU-OPO-ULAN” şeklinde Türkçe “IL BAŞI APA OLAN” (Il başi apa oglan) sözü oldugu görülüyor.  Türkçe APA sözcügü BABA sözcügünün köküdür.

 

***

Aşagida Mithridates VI zamaninda Pontus kiralliginin genişligini gösteren bir harita verilmiştir.

 

 

 

 

 

Mithridates VI zamaninda Pontus Kiralliginin Anadolu’da genişlemesini gösteren harita.

http://en.wikipedia.org/wiki/Mithridates_VI_of_Pontus

 


 

“PHARNACES    BASILEUS   PHARNAKOY” adi hakkinda

 

 

Pontus Kirali Pharnaces I, Mithridates III ün oglu olup M. Ö. 190-155 yillari arasinda Pontus kiralligi yapmiştir.[15]  Kendi adina basilan sikke şu şekilde görüntülüdür:

 

Software: Microsoft Office

 

Sikke üzerindeki Helence yazi “BASILEUS   PHARNAKOY” şeklinde okunuyor.

[http://en.wikipedia.org/wiki/Pharnaces_I_of_Pontus ]

 

 

Ayrica bu Pontus kiralina ait bir tunç kalkan yine ayni Wikipedia kaynaginda aşagida gösterildigi gibi veriliyor:

 

Software: Microsoft Office

 

Pontus Kirali Pharnaces I’e ait oldugu bildirilen bu kalkan üzerinde Güneş simgesi işlenmiştir. Eski Turan dünyasinda Güneşin bir adi  “GÖZ” idi.  Böylece bu ad ayni zamanda “OGÖZ” (OGUZ) adinin da simgesidir.

Kalkan üzerinde Helence harflerle  "ΒΑΣΙΛΕΩΣ ΦΑΡΝΑΚΟΥ", “BASILEUS PHARNAKOY” şeklinde Kiralin adi yazilmiştir.

[http://en.wikipedia.org/wiki/Pharnaces_I_of_Pontus ]

 

 

Helence  “Kiral” anlamli olan “BASILEUS” sözcügü “IL-BASSE-U”  şeklinde deşifre edilip bakildiginda bu Helence adin aslinda Türkçe  “IL BAŞI O” (ÜLKE BAŞI O) yani“ülkenin kirali” anlamli söz oldugunu görüyoruz.  Böylece sözcügün asli olan bu Türkçe söz kirilip yeniden düzenlenerek Helenleştirilmiş ve onun kiralligini belirleyen ünvan olmuştur. Bunun gibi, PHARNACES sözü de başka bir Türkçe sözden yapilmiş olmalidir. 

 

Önce şunu belirtelim ki, kiralin kendi adina basilmiş sikkesi üzerinde yazilan ünvani  Helence yazi ile BASILEUS PHARNAKOY şeklinde veriliyor. Ayni ad kalkan üzerinde de verilmektedir. Bu ünvan “Kiral Pharnaces” şeklinde anlamlaştirilmiş. Yani ikinci ad PHARNAKOY olarak bildirildigi halde ayrica PHARNACES şeklinde de verilmiştir. 

 

PHARNACES adi hakkinda

 

 

PHARNACES adi harf-be-harf  “ASERPHCAN” şeklinde deşifre edilip incelendiginde, adin kariştirilmiş Türkçe “AZERBAYCAN” sözü oldugunu görüyoruz.  Bu çok önemli açiklama bu kiralin ve tümüyle sülalesinin Azerbaycan’li Türkleri oldugu inkar edilemez bir şekilde ortaya tekrar çikmiş oluyor.

 

Ayrica PHARNACES adi harf-be-harf “PHR-AN-CASE” şeklinde deşifre edilip incelendiginde, adin Türkçe “BIR AN KÖZI” (BIR GÖK KÖZÜ, BIR GÖK ATEŞI; BIR GÖK GÖZÜ) anlamli bir söz oldugunu görüyoruz.  Bu tanimlama ile kiral kendini güneşe, güneşin ateşine, Tanri gözüne  benzetmektedir.

 

Açikca görülüyor ki Anadolu’da Azerbaycan Türkü olan kirallarin adlarini kariştirip “Helenleştirenler” ve/veya Irana hakim durumda olan Aryan Achaemenidlerin zorlu yönlendirilmeleri ile adlari degiştirilen Türkler bir nevi tarihten silinmektedirler. Hatta bu işi kendi rizasi ile yapanlar da ayni durumdadirlar.  Böylece adlari degiştirilenler Helenleştirilmiş, Aryanlaştirilmiş ve/veya Samileştirilmiştir.

 

Yukarida “PONTUS” adinin Türkçe “APA DENIZ” (DENIZ APA) adindan yapildigini işaretlemiştim.  Gerçekte bu ad OGUZ KAGAN’in “DENIZHAN” adli oglunun adina yapilmiş bir ad olsa gerek.  Fakat ne var ki DENIZHAN adindaki HAN sözü yine Türkçe “APA” (BABA) anlamli sözle degiştirilerek adin şekli kariştirilmiştir.  Bu yeni tanimlama iyice kariştirilarak Helenleştirilmiş ve Türklükten uzaklaştirilmişdir. DENIZHAN sözü “denizcilige ve denizlere Han olan” Turanli Tur/Türk/Oguz toplumlarinin tanimlanmasidir. Bu konuda “LAZ diye anilan Karadenizli Türklerin denizcilikteki ustaligi inkar edilemez. DENIZHAN  adinin içinde gizlendigi bir başka ad da Helence “POSEIDON” adidir. POSEIDON adi da “DENIS-OPO”  şeklinde deşifre edildiginde adin Türkçe “DENIZ APA” (DENIZ HAN) adindan yapilmiş oldugu görülür.

 

***


 

“PHARNAKOY” adi hakkinda

 

 

a)         Bu “Pontus” kiralinin “PHARNAKOY” ünvani “PAR-KOY-HAN”  şeklinde deşifre edilip incelendiginde Türkçe “BIR GÖY HAN” tanimlamasi oluyor ki bu kirali eski Turan töresi geregi  Tanrilaştiriyor.

 

 

b)         Ayrica PHARNAKOY ünvani harf-be-harf “BYR-HAKAN-O” şeklinde deşifre edilip incelendiginde adin Türkçe “BIR HAKAN O” oldugunu görüyoruz.  Bu Azeri soylu Pontus Kiralinin, gizlenmiş bir şekilde olsa bile, kendisine “HAKAN” demesi dogaldir ve Türk geleneklerine uygundur. Bu ünvan ile kiral kendisini “BIR HAKAN”  olarak görüyor. Ayrica bu ad “BIR O HAK AN” şeklinde okundugunda, hem Gök-Tanriyi (Bir-O)  “HAK” (adalet) taniyan bir Tanri olarak tanimladigi gibi kendisinin de adaletli “BIR HAKAN’oldugunu söylüyor.  Bu tanimlama eski Turan kültüründe kirallarin kendilerini hem bir tanri ve hem de bir Il-Başi tanimlamasi geregidir. BIR, O, BIR-O, PERU (Gök Tanrinin adi), AN (“gök” anlamli) ve HAKAN sözcükleri Türkçeye ve eski Türk kültürüne ait sözlerdir.

 

b)        PHARNAKOY adi harf-be-harf “PARYK-HAN-O” şeklinde deşifre edilip incelendiginde adin Türkçe “FARUK HAN O” oldugunu görüyoruz.  Bu ünvan ile kiral kendi özel adinin olasilikla “FARUK” veya “FARUKHAN”  oldugunu açikliyor.  Bir Azerbaycan Türkü olarak kendisinin böyle bir ad ile bilinmesi beklenir bir durumdur çünkü bu adlar Türklerin kullandigi adlaridir.

 

Bu açiklamalarin işiginda, Helence “PHARNACES I BASILEUS PHARNAKOY” şeklinde verilen bu Pontus kiralinin asil Türkçe ünvani büyük olasilikla “AZERBAICAN IL BAŞI FARUKHAN I” şeklinde bir tanimlamasi idi.

 

***

 

POLEMON PYTHODOROS[16] adi hakkinda

 

 

POLEMON PUTHWDOROS, başka bir adiyla POLEMON I yahut  Pontus Kirali POLEMON I olarak veriliyor; kiralligi M. Ö. 37 – 8 yillari arasinda olmuş. Kiralin Helence ünvani“Polemon Pythodoros” (Πολέμων Πυθόδωρος) olarak veriliyor.

 

Polemon bir ara Konya’dan idaresini sürdürmüş.  Ikinci karisi olarak PYTHODORIDA ile evlenmiş. 

 

Sözde “Greek’ adi olan POLEMON sözü Türkçe bir ifadenin Helenleştirilmiş şeklidir.  Söyle ki:

 

POLEMON adi “MEN-OLO-P” şeklinde deşifre edildiginde adin aslinin Türkçe “MEN ULU APA”  sözü ve “MEN-L-OPO’ şeklinde “MEN AL APA” (MEN GÜNES) tanimlamasi oldugu görülüyor. Bu tanimlama ile hem kendini tanrilaştiriyor ve hem de kendinin ülkesinde bir “ULU APA” (ULU BABA) oldugunu ve/veya bilindigini Türkçe dil ile belirtiyor. 

 

Kiralin ikinci ünvani olarak verilen PYTHWDOROS adi da yine Helenleştirilmiş bir Türkçe tanimlamadir.  Söyle ki:

 

PYTHWDOROS adi “UDROS-PYTHU” şeklinde deşifre edildiginde adin aslinin Türkçe “UDRUS-BEYDܔ (IDRIS BEYDI) anlamli bir ad oldugu görülüyor ki  bu da kiralin bir Türk oldugunun ayri bir kanitidir.

 

Bu ad Kiralin asil adinin IDRIS BEY oldugunu ve bu adin “Helenleştirilmiş” oldugunu gösteriyor. Adlarin Helenleştirilmesi olayi aslen Turk olan bir kişilerin kimliginin aninda Rumlaştirilmasi ve hirsizlanmasi demektir.

 

 

***


 

PYTHODORIDA adi hakkinda[17]

 

 

Pythodorida (8 BC–38 A.D.) bir Pontus kiraliçesinin adi olarak veriliyor.  Söylendigine göre babasi Pythodoros adli Izmir’li bir Rum ve annesi Antonia adli bir Roman imiş.  Kiral Polemon I (37 - 8 BC)in  ikinci eşi olup kocasinin ölümünden sonra Pontus Kiraliçesi olarak onun yerine geçmiş. Kiraliçenin ünvani Helence yazilarla ΒΑΣΙΛΙΣΣΑ ΠΥΘΟΔΩΡΙΔΑ ΦΙΛΟΜΗΤΟΡΑ, ve Latin harfleriyle “BASILISSA PYTHODORIDA PHILOMHTORA” şeklinde olan bir ünvan.

 

A.        “Kiraliçe” anlamli olan “BASILISSA” adi “IL-BASI-ESS” şeklinde deşifre edilip, Türkçe olarak okundugunda, ad iki Türkçe tanimlamayi içeriyor:

 

a)  “IL BAŞ EÇ tanimlamasi, ki bununla bu hanimin “Ilin Baş Kadini”, yani, “Ilin Kiraliçesi” oldugunu söylüyor.          

 

b) “IL BAŞI EŞ tanimlamasi, ki bununla bu hanimin “Il Başi Eşi”, yani, “Kiralin eşi” oldugunu söylüyor. Zaten bu Kiraliçe hakkinda verilen bilgilerde bunu söylüyor.

 

Böylece her iki halinde de bu deşifre edilmiş tanimlamalar dogru Türkçe tanimlamalardir. Fakat ne var ki Türk dilinin bu sözleri sözde “Helen dil” kalibina dökülerek gizlenmiş ve hem de Türkçe’den hirsizlanmiştir. Ayrica, bu kişilerin Türk kimligi silinmiştir..

 

Bu arada kaçirilan yalniz Türkçe dilin sözleri olmamiş, ayrica hem Anadolunun Tur/Türk/Oguz insanina hem de bu Türk sarayinin hanimina sinsice söz vasitasiyla kimlik degistirilerek “Helenleştirilmiştir.” Bu hirsizligin neticesi olarak günümüzde pek de dogruyu söylemeyen tarih ve dil bilimi, Isparta hirsizligini kendilerine temel kültür edinen “Helenleri” (Rumlari) insanliga “medeniyet vermiş kimseler” diye anarken, asil dünyaya medeniyet vermiş olan eski Turan medeniyetini ve o medeniyeti geliştiren Tur/Tür/Oguz dünyasinin adi bile anmiyor.

 

Ne ilginçtir ki, Türklerin “YUNAN” diye bildikleri grup ise aslinda “RUM” olmayip Türk dünyasindan hirsizlanmiş ve “Helenleştirilmiş” “AYHAN” adli grouptur.  ATINA şehri Rumlarin yaptigi bir şehir olmayip, Ayhanlarin AY-Tanri adina yapmiş olduklari bir şehirdir. Bu sebeple, ATINA şehrinin Helence adi olan “ATHENAI” yahut sadece “AI” adi da bu gerçegi dogrulayan Türkçe adlardir.  Zira, “ATHENAI” sözü Türkçe “ADIN AY” sözü olup” şehrin eski Turan kökenli oldugunu acik bir şekilde söyler.  Ayrica “AI” adi da Türkçe “AY” tanimindan başka bir şey degildir.  Böylece, görülüyor ki bir avuç işportaci hirsiz-kültürlü çingene dünyayi kandirmiş ve Türk medeniyetini A’dan Z’ye kadar hirsizlamiştir. Helenler Türkler’den kaçirdiklarini tahrip edip harabe ettiklerinin üstüne yine Türklerden öyrendikleri ile yeni bir kalip içinde bir “medeniyet” koyup Türk medeniyetini yok ederken, Türkler sözde “Greeklerden” aldiklarini günümüze kadar büyük bir ihtimamla gözetlemişler ve saklamişlardir.

 

 

B.    Kiraliçenin ikinci adi PYTHODORIDA şeklinde veriliyor.

 

a.         PYTHODORIDA adi harf-be-harf  “ODH-PY-TORADI” yahut “ADI-PY-TORODH” şeklinde deşifre edildiginde ünvanin aslinin Türkçe “ADI BEYTURADI” tanimlamasi oldugunu görüyoruz.  Bu ad, bir analaminda, kiraliçenin bir “BEY TURA”  (BEY TUR HANIMI) oldugunu açikliyor.  Eski Türkçede, TUR sözü “Türk erkegini” ve TURA sözü“Türk kadinini“ tanimlayan sözlerdir. Böylece, BEYTURA Türkçe sözü “Tur/Türk Bey-Eçesi” demektir ki bu da bu hanimin bir “Pontus”, yani, “Denizhan” Kiraliçesi oldugunun öz Türkçe tanimlamasidir. Ikinci anlaminda, kiraliçenin kişisel adinin BEYTURA oldugunu açikliyor. Bu tanimlama Türkçe “Tur bey kizi”, yani “prenses” anlamlidir.

 

Beytura gibi, olasilikla, Hantura, Aytura, Gültura, Göztura, Odtura, Alevtura, Nurtura, Cantura, Kantura adlari da eski Türk dünyasinda kullanilmiß, fakat unutulmuş adlardir.

 

 

C.   Kiraliçeye  “PHILOMHTORA” şeklinde, “annesini seven” anlamli bir başka söz ayrica ünvan olarak verilmiş.  Bu pek anlamsiz bir ünvan olarak gözüküyor. Zira, her kes annesini sever.  Bir Kiraliçenin böyle bir ünvanla tanimlanmasi pek inandirici degil. Bence,  “anasini seven” tanimlamasi başka bir anlami örtmek için kullanilmiş bir örtüdür.  Ben bu söz içinde şu Türkçe sözleri görmekteyim:

 

Yukarida da belirttigim gibi, adin sonundaki TORA eki kiraliçenin hem Tur kadini oldugunun işaretidir, hem de Turkçe’nin  -TUR, -DUR eki oldugunu işaretliyor.

 

PHILOMHTORA ünvani “ALIPHTOR-O-MH” şeklinde deşifre edildiginde ünvanin Türkçe “ALEVTUR O MaH” (ALEVDIR O AY) tanimlamasi oldugu görülüyor. Eski Turan töresi geregi, bu deyim Kiraliçeyi “güneş” (Alev) ve “ay” şeklinde tanimladigindan, onu tanrilaştiran bir Türkçe ünvan oluyor. (Ayrica, Türkçe “ALEV” adi kizlara verilen bir addir.)

 

***

 

 

“TRABZON” Yahut Eski Helençe “TRAPEZOUNTA” Adi Hakkinda

 

 

Son olarak burada Pontus Kiralliginin başkentinin adi olan, TRABZON adinin kökenine de bakmak gerekir.[18], [19]

 

Günümüz Türkçesinde “Trabzon” ve eski Helençesi  “TRAPEZOUNTA” olarak verilen bu çok eski Anadolu kenti kendi tarihinde çok parlak zamanlar yaşamiş bir kentdir. Kentin SINOP’tan gelen Rumlar tarafindan kuruldugu söylentisi uyduruk bir iddiadir. “TRAPEZOUNTA” adi icinde Türkce olarak sakli çok ilginç tanimlayici sözler vardir.  Söyle ki:

 

a)      Helençe TRAPEZOUNTA adi harf-be-harf "ATUN-AZER-TP-O" şeklinde deşifre edilip incelendiginde, adin aslinin Türkçe "ADIN ‘AZER TePe Öy’" yani “adin Azer Baş Evi” tanimlamasi oldugunu görüyoruz. Bu tanimlama şehrin hem “Gök-Tanri Baş Evi” anlamli ve hem de Azeri Türklerine ait önemli bir baş şehir oldugunu açikliyor.  Ayrica, bu tanimlama, şehrin Gök-Tanri “AZER” adina yapildigini söylüyor. Eski Turan dünyasinda yeni kurulan şehirlerin Tanriya atfedilmesi ve onlara “Tanri öyü” denmesi bir eski Turan töresi idi.

 

b)      Helençe TRAPEZOUNTA adi harf-be-harf "TURAN-AZ-TP-OE" şeklinde deşifre edilip, Türkçe olarak okundugunda, adin aslinin Türkçe "TURAN AZ TePe ÖYÜ"(Turan eşsiz tepe evi) oldugunu görüyoruz. Bu tanimlama ise bu şehrin Turanlilara ait oldugunu ve Turan dünyasinda bir eşsiz TEPE ÖY (TEPE kÖY, BAŞ ŞEHIR) oldugunuaçikliyor. Ayrica ad "TANRU-AZ-TP-OE" şeklinde dizildiginde, Türkçe “Tanri eşsiz tepe öyü “ anlamli oldugu görülüyor.

 

c)      Helençe TRAPEZOUNTA adi harf-be-harf "AZERN-TP-OUTA" şeklinde deşifre edilip Türkçe olarak okundugunda, adin Türkçe "AZERiN TePe ÖYÜDܔ tanimlamasini içerdigini görüyoruz. Bu tanimlama ise bu şehrin Azeri Türklerine ait bir tepe (baş) şehir oldugunu açikliyor.

 

AZER ve AZERI sözleri gerek AZERBAYCAN, gerekse AZERI adinda günümüze kadar gelen Türkçe sözler olup Tanri kavramini tanimlar. Bu meyanda AZERBAYCAN adi da Gök-Tanri adi olan AZER adi ile BEY ve CAN Türkce sözlerinden yapilmiş çok eski bir isimdir. AZER ve AZERI sözleri Aryan Farslara ait sözler degildirler. 

 

 

Böylece, TRABZON, yani, eski sözde “Helence” TRAPEZOUNTA adli şehir her haliyle Azeri Türklerine  ve Turan dünyasina ait oldugu gün işigina çikiyor. Iran’da yerleşik Iran’li Türk halkina ait Türk Mede, (“Mādai”  Türkçe “ADIM AY” sözünden; Assyrian “Mādāyu” Türkçe “ADIM AY” sözünden), imparatorlugu M. Ö. birinci bin yilda Anadolu’nun bu bölgelerine kadar uzandigi bir gerçektir.[20]  Ayrica M. Ö. üçüncü ve ikinci bin yillarda bu bölgelerde KAŞGAILARIN ve HATTILERIN oldugu da bilinir bir gerçektir. Şehrin Helenlerle ilgisi Türkçe adinin yozlaştirilmasi ve Helenleştirilmesi neticesi oluyor. Ayrica Helenler bölgeye ticari maksatla gelmiş fakat aslinda sömürücülük yapan bir gruptur.  Her gittigi yerde basit bir dil degiştirme oyunu ile yerli halki Helenleştirip, yapay olarak kendine benzetmiştir. Bu hile yerli Tur/Türk/Oguz insanini Aryanlaştirmak (Helenleştirmek, Rumlaştirmak, Romanlaştirmak) ve Samileştirmek (Araplaştirmak, Yahudileştirmek) maksadiyla oldum olasi her firsatta tatbik edilmiş bir hiledir.  Bu hile Turan medeniyetini ve insanini kaçirmanin ve silmenin ,Aryan ve Sami gruplarca tatbikatidir.

 

 

***

SON OLARAK:

 

Bütün bunlar da gösteriyor ki gerek eski çaglarin Anadolu’su, gerekse eski Iran cografyasinin halki, aralarina “Aryan” gruplarin sizmasina kadar Türkçe konuşan Tur/Türk/Oguz insanlari idiler.  Fakat ne var ki pek hoş görülü ve de oldukca saf olup başkalarina güvenen Tur/Türk/Oguz toplumlarina sizan sinsi gezginci papazlarin yönlendirdigi gruplar onlari içinden vurmuş, Türk dili üzerine oynadiklari oyunlarla geçmişin tarihini çarpitmişlar ve Türklügü tarihten silmişlerdir.

 

Bu tanimlamalar ile Anadolu’da PONTUS adi altinda kurulan devletin kirallarinin aslinda Turanli “Azerbaycan Türkü” olduklarini kuşku götürmez şekilde görmekteyiz. Pontus kiral adlarinin birer HELEN adi gibi gösterilmiş olmasi tarihi bir hile olup Türklügü Anadolu’da yok etme ve yok sayma oyunbazligidir. Ad degiştirme hilesi ile, büyük olasilikla tarihte sayisiz Türk ileri gelen kişilerin adlari ve kimligi de Helenleştirilmiş, Aryanlaştirilmiş, Romanlaştirilmiş ve Samileştirilmiştir. Bu olay şimdilerde Türk olan ilim adamlarinin Batililarca “Islam alimi” şeklinde tanitmalari olayi gibidir. Zira aslinda Türk olan kişinin “ISLAM” adi altinda anilmasi onun Türk kimliginin bilinçli olarak tarihten silinmesi ve Arap dünyasina mal edilmesi demektir, ki bu bilinçli şekilde yapilmiştir ve yapilmaktadir.

 

Böylece Türk dili çalindigi gibi, Türk kültürü, Türk insani ve de Türklük çalinarak başka kaliplara sokulmuştur. Sinsi ve hileli dil oyunlari ile Türkçe kariştirilmiş, dünya insanlari da uydurulmuş “efsanelerle” bilgilendirilmiş ve kandirilmişlardir. Belli ki aslinda çok eskilerden beri Turanlilarin bir ülkesi olan Avrupaya çok sonradan gelip yerleşen aramaci (gezginci) gruplar, hem hile ile, hem de zorbalikla yerli Turanli Tur/Türk/Oguz boylarini yok etmiş ve yok edilmeyenleri de sinsi yollarla eritmiştir. Asya’da, Avrupa’da ve Afrika’da eski “ARYAN” medeniyeti diye dünyaya tanitilan medeniyet, aslinda eski çaglarin dünyasinda her yerde var olan Turanli Türk medeniyetinin üzerine kurulmuş bir “göstermelik” medeniyettir.  Eski Turan medeniyeti Aryanlarca ve Samilerce önce tahrip edilmiş, sonra onun üstüne yine Turanlilardan ögrendikleriyle kurduklari medeniyettir. Bu oyun, var olan bir sisteme “kimlik” ve “kalip” degiştirme oyunbazligidir. 

 

 

Türkler tarihte olagelen bu eşsiz hilenin ve onun Türk dünyasina verdigi sonsuz zararin farkina varamamişlardir. Günümüzde de çeşitli politik adlar altinda benzer  oyunlar oynanmaktadir. Türkiye idarecilerince israrli bir şekilde yürütülen “Avrupa Birligine” girme sevdasi, gerçekleştigi takdirde, bu hevesin bedeli olarak, “Aryan” Bati dünyasi Türklügün bir daha belini düzeltemiyecek şekilde tarihten silinmesini hazirlayacak ve neticelendirecektir. Öyle ki, Türkler kendi rizalari ile düştükleri boş torbanin içinden bir daha da çikamiyacak hale getirilecektirler. 

 

 Aslinda Avrupa kitasinin yerli halki dahi olmayan Aryan gruplar, eski çaglarda oldugu gibi, olasilikla yeniden Türk gençligini Avrupalinin hizmetcisi haline getireceklerdir. Türk milleti bu tehlikenin bilincinde olmalidir.  On bin seneyi aşkin bir süre içinde dünya hakimiyetini kuran, insanlari adaletle idare eden, dünyaya dil, din, yazi medeniyeti veren Türklerin atalari iken, ne yazik ki adina, diline, dinine, kültürüne, medeniyetine sahip çikilmamasi nedeniyle Türk dünyasi çok zayiflatilmiştir. Kendilerine karşi hainçe düzenlenen Türk dilini degiştir, böl ve yönet oyunlari neticesi günümüzdeki zayif halini almiştir. Tevekkeli, 2004 yilinda Atina Olimpiyatlarinda Türk’ün gözünün içine baka baka Karadeniz yöresinin Türk insanlarina ait halk oyunlarini kendi “Helen” oyunlari imiş gibi dünyaya tanittilar. Ne yazik ki Türkler de yapilan bu kültür hirsizligina karşi hiç bir ses çikarmadan baka durdular. Bu gibi vurdum-duymazliklarin neticesi olarak da karşi taraf cesaretlenip, oldum olasi Türklerin olan Karadeniz bölgesine “Pontus” adi altinda sahip çikmaya ugraşmalari elbette ki beklenilir bir durumdur!

 

 

Polat Kaya

 

10 Eylul 2009

 


 

[1] http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Kings_of_Pontus

 

Pontus is “an ancient Hellenistic kingdom in Anatolia.”

 

[2] The term “Hellenistic” is defined as: “of or relating to Greek history, language, and culture from the death of Alexander the Great to the defeat of Cleopatra and Mark Antony by Octavian in 31 bc. During this period Greek culture flourished, spreading through the Mediterranean and into the Near East and Asia and centering on Alexandria in Egypt and Pergamum in Turkey.” [Oxford American Dictionaries]. 

 

[3] http://en.wikipedia.org/wiki/Mithridates_I_of_Pontus

 

 

“Mithridates I Ctistes (in Greek Mιθριδάτης Kτίστης; reigned 302 BC - 266 BC) was the founder (this is the meaning of the word Ctistes) of the kingdom of Pontus in Anatolia.

 

In 302 or 301 BC, shortly after having executed his father Mithridates of Cius, the diadoch Antigonus became suspicious of the son who had inherited the family dominion of Cius. Antigonus was motivated to form a plan oriented on killing the boy. Mithridates Ktistes, however, received from Demetrius Poliorcetes timely notice of Antigonus's intentions, and fled with a few followers to Paphlagonia, where he occupied a strong fortress, called Cimiata. He was joined by numerous bodies of troops from different quarters and gradually extended his dominions in Pontus and created the foundations for the birth of a new kingdom, which may be judged to have risen about 281 BC when Mithridates assumed the title of basileus (king).1 In the same year, we find him concluding an alliance with the town of Heraclea Pontica, in Bithynia, to protect them against Seleucus2. At a subsequent period, Mithridates is found acquiring support from the Gauls (who later settled in Asia Minor) in order to overthrow a force sent against him by Ptolemy, king of Egypt.3 These are the recorded events of his reign, which lasted for thirty-six years.4 He was succeeded by his son Ariobarzanes. He seems to have been buried in a royal grave near thekingdom's capital, Amasia. Next to him would be buried all the kings of Pontus until the fall of Sinope in 183 BC.

 

According to Appian,5 he was eighth in descent from the first satrap of Pontus under Darius the Great and sixth in ascending order from Mithridates Eupator. However, this point is controversial since Plutarch6 writes that eight generations of kings of Pontus stemmed from him before Roman subjection."

 

[4] http://en.allexperts.com/e/h/he/hellenization.htm

 

“During the classical period, there was the alleged hellenization of the Ancient MacedoniansStanley M Burstein, Walter Donlan, Jennifer Tolbert Roberts, Sarah B Pomeroy, "A Brief History of Ancient Greece: Politics, Society, and Culture", Oxford University Press, p. 255, as well as other peoples, such as Thracians, Dardanians, Paionians and Illyrians, south of the Jireček Line. Furthermore, the influence of the Greek colonies in Ionia resulted in the hellenization of the Phrygians, Trojans, Lydians, Paphlagonians, Cappadocians, Pisidians, Carians, Lycians and other Anatolian peoples.”

 

[5] http://en.wikipedia.org/wiki/Achaeans

 

 

“The Achaeans (Greek: χαιοί, Akhaioí) is one of the collective names used for the Greeks in Homer's Iliad (used 598 times) and Odyssey. The other names are the Danaans(Δαναοί, used 138 times in the Iliad) and the Argives (ργεοι, used 29 times in the Iliad). In the historical period, the Achaeans were the inhabitants of the region of Achaea, a region in the north central part of the Peloponnese.

 

# The contrasting view that "Achaeans", as understood through Homer, are "a name without a country", an ethnos created in the Epic tradition,[2] has modern supporters among those who conclude that "Achaeans" were redefined in the fifth century, as contemporary speakers of Aeolic Greek.”

 

[6] http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Kings_of_Pontus

 

[7] http://www.1911encyclopedia.org/Ariobarzanes

 

“ARIOBARZANES, the name of three ancient kings or satraps of Pontus, and of three kings of Cappadocia and a Persian satrap.

 

Of the Pontic rulers two are most famous. (i) The son of Mithradates I., who revolted against Artaxerxes in 362 B.C. and may be regarded as the founder of the kingdom of Pontus. According to Demosthenes he and his three sons received from the Athenians the honour of citizenship. (2) The son of Mithradates III., who reigned c. 266-240 B.C., and was one of those who enlisted the help of the invading Gauls (see Galatia).

 

Of the Cappadocian rulers the best-known one ("PhiloRomaeus" on the coins) reigned nominally from 93 to 63 B.C., but was three times expelled by Mithradates the Great and as often reinstated by Roman generals. Soon after the third occasion he formally abdicated in favour of his son Ariobarzanes "Philopator," of whom we gather only that he was murdered some time before 51. His son Ariobarzanes, called "Eusebes" and "Philo-Romaeus," earned the gratitude of Cicero during his proconsulate in Cilicia, and fought for Pompey in the civil 492 wars, but was afterwards received with honour by Julius Caesar, who subsequently reinstated him when expelled by Pharnaces of Pontus. In 42 B.C. Brutus and Cassius declared him a traitor, invaded his territory and put him to death.

 

The Persian satrap of this name unsuccessfully opposed Alexander the Great on his way to Persepolis (331 B.C.).”

 

[8] http://wapedia.mobi/en/Ariobarzanes

 

“Ariobarzanes is name of the Persian satrap who fought Alexander the Great at the Battle of the Persian Gate on his way to Persepolis (330 BC).

 

Ariobarzanes is the name of a number of ancient kings or satraps members of the Mithridatic dynasty that ruled Pontus. The people in question are:

 

    * Ariobarzanes I of Cius, the first known member of the family

    * Ariobarzanes II of Cius, son of Mithridates, famous for his rebellion against Artaxerxes II Memnon in 362 BC

    * Ariobarzanes of Pontus, son of Mithridates I Ctistes and second king of Pontus

 

Ariobarzanes is also the name of three kings of Cappadocia:

 

    * Ariobarzanes I Philiromanus, king of Cappadocia from 93 to ca. 63 or 62 BCE.

    * Ariobarzanes II Philopator, son and successor of Ariobarzanes I, murdered some time before 51 BCE.

    * Ariobarzanes III Eusebes Philoromanus, son and successor of Ariobarzanes II, who ruled from ca. 51 BCE until his execution in 42 BCE.”

 

[9] http://wapedia.mobi/en/Mithridates_IV_of_Pontus

Mithridates IV Philopator and Philadelphus ( Greek : Mιθριδάτης  Φιλoπάτωρ κα Φιλάδελφoς, which means "Mithridates the father-loving and brother-loving"; died ca. 150 BC), sixth king of Pontus and son of Mithridates III . The date of his accession to the throne is utterly mysterious, since we first hear of him as ruler only in 154 BC, when he is mentioned as sending an auxiliary force to the assistance of Attalus II against Prusias II , king of Bithynia -- an important event, since it signaled the start of a policy of friendship of Pontus with Rome and its allies which would continue till Mithridates VI Eupator 1 The only other mention we have of him is as much as twenty-five years before (179 BC): his name is associated with that of his brother Pharnaces in the treaty concluded by the latter with the king of Pergamon Eumenes II , in a manner that would lead one to suppose he was already admitted to some share in the sovereign power.

 

[10] Divry’s modern English-Greek and Greek-English Desk Dictionary, 1988, s. 517.

 

[11] http://en.wikipedia.org/wiki/Mithridates_VI_of_Pontus

 

Mithradates VI (Greek: Μιθριδάτης), from Old Persian Mithradatha, "gift of Mithra"; b. 134, d. 63 BC, also known as Mithradates the Great (Megas) and Eupator Dionysius, was king of Pontus in northern Anatolia (now in Turkey) from about 119 to 63 BC. Mithradates was a king of Greek and Persian origin, claimed descent from Alexander the Great and King Darius I of Persia. Both spellings of his name were used in antiquity; Mithridates was favored by the Romans, while Mithradates follows Greek inscriptions and highlights the association with the ancient Persian god Mithra. Mithradates is remembered as one of Rome's most formidable and successful enemies who engaged three of the most prominent generals of the late Roman Republic: Sulla, Lucullus, and Pompey the Great.

 

[12] http://wapedia.mobi/en/Star_and_crescent

 

“The star and crescent was also the emblem of Mithradates VI Eupator. "His royal emblem, an eight rayed star and the crescent moon, represented the dynasty's patron gods, Zeus Stratios, or Ahuramazda, and Men Pharmacou, a Persian form of the native moon goddess."

 

[13] http://en.wikipedia.org/wiki/Hypsicratea

 

Hypsicratea or Hipsicratea, Queen of Pontus, ruled a confederacy of states with King Mithridates. The concubine or the sixth and the most famous wife of King Mithridates, she loved her husband so much that she donned a male disguise, learned warrior skills, and followed him into exile. When he was defeated and put to flight, wherever he sought refuge, even in the most remote solitude. She considered that wherever her husband was, there she would find her kingdom, her riches, and her country, which was of the greatest comfort and solace to Mithradates in his many misfortunes. It was said she would assistant him in all labours including the hazards of the war. She rode with him in battle, to suppress rebellions and to fight against the Roman Empire. She is noted to have fought with ax, lance, sword, and bow and arrow.

 

[14] http://www.guide2womenleaders.com/womeninpower/Womeninpower01.htm

Regent Dowager Queen Gespaepyris of Pontus (Turkey)

Gespaepyris was born as Princess of Thrace and ruled on behalf of her son Mithridates VI. in the kingdom in Asia Minor.

 

[15] http://en.wikipedia.org/wiki/Pharnaces_I_of_Pontus

 

“Pharnaces I of Pontus:  preceded by Mithridates III, was King of Pontus c. 190 BC – c. 155 BC and was succeeded by Mithridates IV.”

 

Pharnaces I (Greek: Φαρνάκης; lived 2nd century BC), fifth king of Pontus, was the son of Mithridates III, who he succeeded on the throne.1. The date of his accession cannot be fixed with certainty; but it is certain, at least, that he was on the throne before 183 BC, in which year he succeeded in reducing the important city of Sinope, which had been long an object of ambition to the kings of Pontus. The Rhodians sent an embassy to Rome to complain of this aggression, but without effect.2 About the same time Pharnaces became involved in disputes with his neighbour, Eumenes II, king of Pergamon, which led to repeated embassies from both monarchs to Rome, as well as to partial hostilities. But in the spring of 181, without waiting for the return of his ambassadors, Pharnaces suddenly attacked both Eumenes II and Ariarathes IV, and invaded Galatia with a large force. Eumenes opposed him at the head of an army: but hostilities were soon suspended by the arrival of the Roman deputies, appointed by the senate to inquire into the matters in dispute. Negoiations were accordingly opened at Pergamon but led to no result, the demands of Pharnaces being rejected by the Romans as unreasonable; and the war was in consequence renewed. It continued, apparently with various interruptions, until the summer of 179 BC, when Pharnaces, finding himself unable to cope with the combined forces of Eumenes and Ariarathes, was compelled to purchase peace by the cession of all his conquests in Galatia and Paphlagonia, with the exception of Sinope.3 How long he continued to reign after this we know not; but it appears, from an incidental notice, that he was still on the throne in 170 BC, while he was certainly dead in 154, when his brother Mithridates IV is mentioned as king.4 Polybius accuses him of having an arrogant and violent character, siding with the opinion of Eumenes and the Romans.”

 

[16] http://en.wikipedia.org/wiki/Polemon_I_of_Pontus

 

“Polemon Pythodoros, also known as Polemon I or Polemon I of Pontus (Greek: ο Πολέμων Πυθόδωρος, flourished 1st century BC, died 8 BC) was the Roman Client King of Cilicia, Pontus, Colchis and the Bosporan Kingdom.

 

Polemon was the son and heir of Zenon and possibly Tryphaena. He was Anatolian Greek. Polemon’s father, Zenon was an orator and a prominent aristocrat from Laodicea on the Lycus Anatolia. Zenon encouraged the locals to resist the Roman General Titus Labienus and King Pacorus I of Parthia, when their armies invaded Syria and Anatolia. Zenon was a friend and ally to Roman Triumvir Mark Antony and played a leading role during the Parthian invasion in 40 BC.”

 

[17] http://en.wikipedia.org/wiki/Pythodorida_of_Pontus

 

“Pythodorida of Pontus, or Pythodoris of Pontus (Pythodorida in Greek: η Πυθοδωρίδα or Pythodoris in Greek: η Πυθοδωρίς, 30 BC or 29 BC - 38) was the Roman client Queen of Pontus, Bosporus and Cappadocia during the 1st century BC & 1st century.

 

Pythodorida is also known as Pythodoris I and Pantos Pythodorida. According to an honorific inscription dedicated to her in Athens Greece in the late 1st century BC, her royal title was Queen Pythodorida Philometor or in Greek ΒΑΣΙΛΙΣΣΑ ΠΥΘΟΔΩΡΙΔΑ ΦΙΛΟΜΗΤΟΡΑ. Philometor means ‘mother-loving’ and this title is associated with the Greek Pharaohs and Queens of the Ptolemaic dynasty of Ancient Egypt.

 

Pythodorida was born and raised in Smyrna (modern İzmir, Turkey). She was the daughter and only child of wealthy Anatolian Greek and friend to the late triumvir Pompey, Pythodoros of Tralles and Antonia. Pythodorida was half Roman and half Anatolian Greek. She was the namesake of her father.”

 

[18] http://en.wikipedia.org/wiki/Trabzon

 

Trabzon (Greek: Τραπεζούντα, Trapezounta; Georgian: ტრაპიზონი/Trapizoni; Laz: ტამტრა/Tamtra) is a city on the Black Sea, Turkey and the capital of Trabzon Province. Trabzon, located on the historical Silk Road, became a melting pot of religions, languages and culture for centuries and a trade gateway to Iran in the southeast, Russia and the Caucasus to the northeast.[1] The Venetian and Genoese merchants paid visits to the city and sold silk, linen and woolen fabric. During the Ottoman period, Trabzon, because of the importance of its port, became a focal point of trade to Iran, India and the Caucasus. Trabzon formed the basis of several states in its long history, and was the capital city of the Empire of Trebizond. The population of the city is 400,187 (2006 census). coast of north-eastern

 

[19] http://en.wikipedia.org/wiki/Trabzon_Province#History

Remarkably attractive throughout its history, Trabzon was the subject of hundreds of travel books by western travellers, some of whom had named it "city of tale in the East" The capital city Trabzon was founded, as Trapezus, by Greek colonists from Sinope, modern Sinop, Turkey. Starting from the 9th century BC, the city had also been mentioned by historians such as Homeros, Herodotus, Hesiodos. The first written source regarding Trabzon is Anabasis, authored by Xenophon.

 

[20] http://en.wikipedia.org/wiki/Medes

 

 

 

The Medes (Persian: مادها, Greek Μδοι, from an Old Persian Mādai; Assyrian Mādāyu) were an ancient Iranian people[2] who lived in the northwestern portions of present-day Iran. This area is known as Media (also Medea; Greek Μηδία, Old Persian Māda; the English adjective is Median, antiquated also Medean). They entered this region with the first wave of Iranian tribes, in the late second millennium BC (the Bronze Age collapse). By the 6th century BC, after having together with the Babylonians defeated the Neo-Assyrian Empire, the Medes were able to establish their own empire, the largest of its day, lasting for about sixty years, from the sack of Nineveh in 612 BC until 549 BC when Cyrus the Great established the Achaemenid Empire by defeating his overlord and grandfather, Astyages, king of Media. The Medes are considered to be one of the ancestors of the Kurds. Although some scholars have dismissed the Kurds' claim of Median descent, linguistic and geographical evidence supports these claims[3].