HIPPOKENTAUROS (HIPPOCENTAURUS) SÖZCÜĞÜNÜN TEMSİL ETTİĞİ GİZLİ KİMLİK HAKKINDA: 

 

(Hippokentauros Sözü:  Baba Güneş Evidir, Tanrı Oğuz Baba Evi,  Turan Oğuz-Baba Evi, An-Türk Baba-Oğuz Evi,

Oğuzhan Türk Beyü, O Us Han Türk Beyü, O Uçan Türk Beyi,  O Uzay Han Türk Baba,

Bir O Baş Okutan,  Fenci Türk Beyü O, gibi Türkçe tanımlamaları içeriyor)

 

(Part-4)

 

POLAT KAYA

 

 

(Copyright © Polat Kaya, 2017)



“Güneşe en yakın diğer bir güneş, bilindiği üzere, Centaur takım yıldızlarında var olan “PROXIMA” adlı “CÜCE KIRMIZI YILDIZ”dır.”

https://www.facebook.com/groups/polat.kaya/?multi_permalinks=1965703370109237&comment_id=1968887476457493&notif_id=1526808058516943&notif_t=feedback_reaction_generic  . Mayıs 14, 2018 tarihli ve bu Başlıklı yazımda, şu görüşümü paylaşmıştım.

 

“Benim görüşüm, dünyamızda ESKİ TURAN medeniyetini dünya çapında geliştiren Türklerin atalarının, bu yakın uzay bölgesinden geldikleridir. Nasıl geldikleri pek bilinmeyen bir yöntemle dünyamıza gelmiş olmasını bilen bu uzaylıların, kendilerini “GÖK TÜRKLER” ve “GÜNEŞİN ÇOCUKLARI” diye adlandıran, dinleri ve dilleri  “GÜNEŞ DİNİ” VE “GÜNEŞ DİLİ” şeklinde olan Türklerin ataları olması olasılığı hayli büyüktür. Ayrıca, yine kendilerini, “BİZ OKUYANIZ” diye tanımlayan bu eski Turan toplumları, gök yüzünü çok ince ayrıntıları ile gözetleme ve öğrenme yeteneğine sahip oldukları gibi, gök yüzünde yıldızları gruplar halinde ilk tanımlayan ve adlandıran  CENTAURUS Türkleridir.  Böylece, bana göre, kendilerinin uzaydan çıkış yerinin, yanı uzayda bir ATA YURDUN olduğu yerin, Centaur takım yıldızlarında var olan “PROXIMA” adlı “CÜCE KIRMIZI YILDIZIN” olduğu bölge olması çok olasıdır.”  Bu yazımda, aynı konuyu daha ayrıntılı bir şeklide tanıtacağım.


Latinlerce “CENTAURUS”, (CENTAURI) ve Greekce KENTAUROS adı
ile bilinen bu efsanevi “yaratığın” dünyavi kimliğini ayrıntılı bir şekilde evvelki bölümlerde açıkladım.  Yukarıda ki bölümlerde CENTAURUS” (KENTAUROS) adlarının içeriğini tanımlarken, onların: “Turan Köylü, Türkan Öylü ve Türk’ün Öyünden, Askeran, Atcı, At yetiştiren, Ata binen, At Askeri olan, Okuyan, Okutan, Ok atan, Tekneci, Denüzcü Eri, Gök, Gün ve Ay Tanrı Dinli ve Gün Ağuzlu (Güneş Dilli) olan Tur/Türk/Oğuz insanları olduklarını ayrıntılı olarak belirtmiştim.

 


Aşağıda verdiğim kaynak bağlantılarda da gösterildiği gibi, “CENTAURUS” (KENTAUROS) kimliği, Greekçe HİPPOKENTAUROS ve HİPPOKENTAUROİ adları ile ve Latince HİPPOCENTAURUS ve HİPPOCENTAURİ adları ile de bilinmektedirler. Her ne kadar bu adlar, yer yüzünde, sözde efsanevi bir “garip yaratığın” kişileştirilmiş adı olarak tanımlanıyor iseler de, bu adlar, yer yüzünde uzun bir süre boyunca var olan eski Turan dünyasının Tur/Türk/Oğuz toplumlarını ve onların kimliklerini de Türkçe sözler olarak bünyelerinde saklayan sözcüklerdir.  Ayrıca unutmamak gerekir ki, bu adlar, uzayda bulunan bir Takım Yıldızlar bölgesine de verilmiş adlardır ki bunu göz ardı edemeyiz. Zira, bu sözcükler içinde var olan Türkçe tanımlamalar, bir nevi, bu uzay bölgesinin de tanımlanmasıdır!. Bu nedenle, “CENTAURUS” (KENTAUROS) sözcüklerinin geçmişteki Turanlı Türk kimliklerini, biraz da bu adların açıklamalarını yaparak ve bu uzay bölgesini düşünerek öğrenmeliyiz.  Bilinir ki, aslı Türkçe dilde yazılmış Türkçe bir dizide, söz içinde bir harf bile değişse, dizi sözü yepyeni anlamlar alabiliyor.  Bu Türkçe dilin çok önemli özelliklerinden biridir.  Bu Greek ve Latin sözcükleri, kendilerine “HIPPO” ön eki eklenerek yeni bir şekilde verilmişlerdir. Böylece, örneğin, Helence HİPPOKENTAUROS  adının “yeni anlamlı” Türkçe sözleri içermesi de olasıdır. Her ne kadar bu adlar Türkçeye yabancı görünüyor iselerde, Türkler hakkında çok ilğinç olduğu kadar, çok göz açıçı ve düşündürücü Türkçe tanımlamaları da içermektedirler.  Günümüz şartları altında, bu açıklamalarımın her birinin içerdiği anlamlara şüphe ile bakanların olması doğaldır. Buna rağmen, bence, yine de onları bilmemiz, Türk dünyasının eski çağlardaki karanlık kalmış geçmişini ve kimliğini aydınlatma bakımından, haddinden fazla önemlidirler!

 

***

Bu konuda şu İngilizce tanıtımların da bilinmesi önemlidir

 

CENTAUR

A centaur (/ˈsɛntɔːr/; /ˈsɛntɑːr/; Greek: Κένταυρος, KÉNTAUROS, Latin: CENTAURUS), or occasionally HİPPOCENTAUR, is a mythological creature with the upper body of a human and the lower body and legs of a horse.[1][2]

https://en.wikipedia.org/wiki/Centaur

 

HİPPOCENTAURUS

From Ancient Greek ἱπποκένταυρος (HİPPOKÉNTAUROS)

HİPPOCENTAURUS m (genitive HİPPOCENTAURĪ); second declension

A centaur

https://en.wiktionary.org/wiki/hippocentaurus

 

***

 

Aşağıdaki açıklamalarımda HİPPOKENTAUROS ve HİPPOCENTAURUS adlarını inceleyeceyim.  Şöyle ki:

 

 

1)  Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü, harf-be-harf,  “PP-KUNESH-OIATUR” şeklinde deşifre edildiğinde, bu Greek sözün Türkçe “BABA GÜNEŞ EVİDİR” sözünü içerdiğini görüyoruz. Bu Türkçe tanımlamanın İngilizce karşılığı:  “House of Father Sun” oluyor. Böylece, gök yüzünde (uzayda) CENTAURUS” (KENTAUROS) adları ile tanımlanan bu takım yıldızlarının olduğu bölge, bu Türkçe açıklamada “BABA GÜNEŞ EVİ” şeklinde görülüyor. Bilindiği üzere, o bölgede güneşimize benzeyen, CENTAURUS A ve CENTAURUS B tanımlaması ile bilinen iki yıldız olduğu gibi, ayrıca bir KIRMIZI CÜCE YILDIZ diye tanımlanan ve söylendiğine göre, yakın geçmişte PROXİMA adı ile adlandırılmış, hatta gezegenleri olan bir yıldız bulunmaktadır ki bu yıldız güneşimize en yakın olan bir yıldızdır. Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü  içinde, Türkçe “BABA GÜNEŞ EVİ” sözünün bulunması çok ilginç ve önemlidir!  Bu bölgeye CENTAURUS” (KENTAUROS) adlarının verilmesi yine “CENTAURUS” (KENTAUROS)” adları ile tanıtılan eski Turan toplumlarınca verilmiş bir ad olduğu belirtilmekte ve itiraf edilmektedir.  Hatta, gök yüzünde görünen yıldızların, “yıldız kümeleri” halinde ilk defa tanımlanması ve adlandırılması CENTAURUS” (KENTAUROS) toplumları, yani eski Turan toplumları tarafından yapılmıştır şeklinde belirtilmektedir!  Böyle ise bu çok önemli bir bilgidir!

 

 

2)  Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü, “TANRU-OKHUS-PP-İE” şeklinde deşifre edildiğinde, bu Greek sözün Türkçe “TANRI OĞUZ BABA EVİ” sözünü de içeren bir söz olduğunu görüyoruz. Bu Türkçe tanımlamanın İngilizce karşılığı:  “House of God Father Oğuz” oluyor.  Böylece, Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü  içinde, yani CENTAURUS” (KENTAUROS) adları ile tanımlanan takım yıldızlarının olduğu bölge, Türkçe “TANRI OĞUZ BABA EVİ” sözünün bulunması da çok ilginç ve önemlidir!   Bu Türkçe söz göz açıcı ve düşündürücü bir tanımlamadır! Bu buluş bir tesadüfün neticesi midir,  yoksa üstü örtülmüş bir gerçek midir? Benim çalışmalarımdan bilıyoruz ki eski Greekler Turkçe dilin sözlerini değiştirerek kendilerine yeni sözcükler yapmışlar ve Turanlıların gerçek kimlik ve tarıhlerini değiştirmişlerdir.  Buradada aynı işlemin yapılmış olması ister istemez aklımıza geliyor.  Şimdilik şüpheliyiz; ama yine de, gerçeği bulup öğrenme umudu ile bu sorular araştırılmalıdır!

 

 

3)  Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü,  “TURAN-OKHUS-PP-IE” şeklinde deşifre edildiğinde, bu Greek sözün Türkçe “TURAN OĞUZ-BABA EVİ” sözünü içeren bir söz olduğunu görüyoruz.  İngilizce karşılığı:  “House of Turanian Father Oğuz”. Bu tanımlama ile, uzayda bu bölgenin bir “TURAN EVİ” ve  “OĞUZ BABA EVİ” olduğu görülmektedir. Bu buluşum bile yukarıda verdiğim tanımlamaları desteklemekte olup, bu bölgenin eski TURAN dünyası Tur/Türk/Oğuz toplumları ile bağlantılı olduğunu açıklamakta, yahut en azından ima etmektedir!  Bu Türkçe söz de çok göz açıcı ve düşündürücü bir tanımlamadır! Bu bir tesadüf müdür,  yoksa üstü örtülmüş bir gerçek midir diye düşünmeden edemiyorum?

 

 

4)  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü, harf-be-harf,  “AN-TURK-PP-OHUS-IE” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “AN-TÜRK BABA-OĞUZ EVİ”  (GÖK-TÜRK BABA OĞUZ EVİ anlamlı) sözünü içeren bir sözü görüyoruz.  İngilizce karşılığı:  “House of Father Oğuz of Sky-Turks”.  Bu Türkçe tanımlama yine eski Turan dünyasını, Gök Türkleri ve Oğuz Atayı dile getiriyor.  Neden olsun ki bu?  Bu Türkçe söz bile çok merak uyandırıcı ve düşündürücü bir tanımlamadır! Bu bir tesadüf müdür, yoksa üstü örtülmüş bir gerçek midir?  Bence, bu gibi soruların hepsinin üzerinde hepimizin bol bol düşünmesi gerekir!

 

 

5)  Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü,  “OUSHAN-TORK-PEI-P” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “OĞUZHAN TÜRK BEYܔ sözünü içeren bir sözü görüyoruz.  İngilizce karşılığı:  “Oğuzhan is Türk Lord”.  Bu tanımlama da bir gerçeğin ifadesidir çünkü OĞUZHAN Türk kültüründe bu şekilde bilinen bir kimliğe sahiptir.  Böyle olmasına rağmen, neden bu öz-be-öz Türkçe olan “OĞUZHAN TÜRK BEYܔ değimini, bu sözde Greek HİPPOKENTAUROS adının içinde buluyoruz? Elbette ki çok şüpheli bir durum ile karşı karşıyayız!  Soruyoruz, bu bir tesadüf müdür yoksa yine üstü örtülmüş bir gerçek midir?

 

 

6)  Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü,  “O-US-HAN-TORK-PEI-P” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “O US HAN TÜRK BEYܔ (O BİLGİLİ (AKILLI) HAN TÜRK BEYİ anlamlı) sözünü içeren bir sözü görüyoruz.  Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “He is the wise (i.e., knowledgable) Türk Lord” oluyor.  Tarihte pek çok yeniliklere imza atmış, atı, ineği, koyunu, iti, kuşu ve pekçok diğer hayvan ve bitkileri evcilleştirip insanlığın yararına sunmuş, insanlığa din, dil ve adalet getirmiş, insanlara konuşma dilini damgalarla yazmasını-okumasını öğretmiş ve imparatorluklar kurararak insanları adil bir düzen ile yönetmiş  bir Turan Tur/Türk/Oğuz toplumunun akıllı/bilgili bir toplum olduğu gerçeği, denebilir ki ön yargısız düşünen toplumlarca itiraf edilebilir bir gerçektir!  

 

 

7)  Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü,  “O-USHAN-TORK-PEI-P” şeklinde deşifre edildiğinde, Greek  HİPPOKENTAUROS  sözünün, Türkçe “O UŞAN TÜRK BEYܔ (O UÇAN TÜRK BEYİ anlamlı) sözünü de içeren bir söz olduğu görülüyor.  Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “He is flying Türk Lord”.  Bu tanımlama, eski çağlarda Turanlıların havada ve olasılıkla uzayda bile “uçmasını” bildiklerini ima ediyor. Yine soruyoruz, bu Türkçe tanımlama bir tesadüf müdür,  yoksa üstü örtülmüş bir gerçek midir?  Eğer gerçek idiyse, hem TÜRK adını içermesi hem de Türkçe dilde oluşu çok düşündürücüdür!!!  Bunların dikkate alınması ve büyük bir ilgi ve güc ile araştırılması gerekir!

 

 

8)   Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü,  “O-USAI-HEN-TORK-PP” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “O UZAY HAN TÜRK BABA” sözünü içeren bir söz.  Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “He is Space Lord Father Türk”.  Görüldüğü gibi, bu tanımlamada “TÜRK BABA” bir “UZAY HAN’I olarak görülüyor. Her ne kadar, “UZAY” terimi bize yeni bir terim imiş gibi geliyor ise de,  Türkçe dilin uzun geçmişini de göz önüne alınca, hiç bir Türkçe sözcük yeni türetilmiş gibi düşünülemez.  Burada da şunu diyoruz: “bu bir tesadüf müdür yoksa üstü örtülmüş bir gerçek midir?”

 

Görüldüğü gibi, bu iki tanımlamada “TÜRK BABA” bir “UZAY HAN’I olarak görülüyor. Her ne kadar, “UZAY” terimi bize yeni bir terim imiş gibi geliyor ise de,  Türkçe dilin uzun geçmişini de göz önüne alınca, hiç bir Türkçe sözcük yeni türetilmiş gibi düşünülemez.  Burada da şunu diyoruz: “bu bir tesadüf müdür yoksa üstü örtülmüş bir gerçek midir?”

 

 

9)   Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü, harf-be-harf  “TURAN-PEI-KOPOSH” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “TURAN BEY KAPUSU” sözünü içeren bir söz oluyor.  Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “Lord Gate to Turan” sözü oluyor.  Bu çok anlamlı ve düşündürücü bir tanımlamadır; üstelik Türkçe dildedir!

 

Ayrıca,  yine, HİPPOKENTAUROS sözü,  “TANRU-PEI-KOPOSH” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “TANRI BEY KAPUSU” sözünü de içeren bir söz olduğunu görüyoruz.  Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “Gate to Lord God” sözü oluyor. 

Bu iki Türkçe açıklamalar, sanki uzayda “Centaurus” (Kentauros) Takım Yıldızları bölgesinde, “TURAN” diye bir yer varmış gibi, “TURANA ve de TANRIYA giden bir yolun “KAPISI” olarak tanımlıyor.  Bu tanımlamalar çok şaşırtıcı olup, nasıl “olabilir” diye insanı dişündürüyor.  Bu konu, bence, üzerinde durulması ve hakkında ciddi bilimsel araştırmaların yapılması gereken bir konudur. Bu Türkçe tanımlamalar, ister istemez, bana, çok eskilerde bilinen, fakat üstü örtülmüş bir “UZAYSAL  TURAN” gerçeğinin var olduğuna ve bu gerçeğin şimdi tekrar gün ışığına çıkışına inandırıyor!  Bu görüşümü destekleyen, şu bilgilerimide sizlerle paylaşmak isterim:


Benim bilgimde,  eski dünya dinsel kültürlerinden kalma, dünyada hem pek çok dinsel tapınaklarla ilgili olarak, hem de evlerin girişlerinde çiçeklerle veya bitkilerle yapılmış yapıtlarla görüntülenen, sahibine uğur getirir inancı ile bilinen ve de “TORANA KAPISI” (TORANA GATE) adı ile tanımlanan pek çok yapıtlar vardır.  Belli ki bu yapıtlar ve onların temsil ettiği çok eski çağlara ait dinsel kavram, eski Turan dünyasının kültürü ile çok yakından ilgilidir.  “TORANA KAPISI” kavramının tanımlaması https://en.wikipedia.org/wiki/Torana  bağlantısında verilmiştir.  Hindistan kültüründe “
TORANA OF SANCHİ STUPA” adlı tapınağın girişinde olan bir “TORANA KAPISI” görüntüsünü, örnek olarak aşağıda verdim. Bunun gibi pek çok yapıtlar BUDDHİST  STUPA tapınaklarının giriş kapısında bulunmaktadır.  Bu arada “STUPA” adı bile, Türkçe “tapmak” fiilinden “TAPU/TAPI” (TAPINAK anlamlı) sözü içerdiği gibi, ayrıca Türkçe “TEPE” sözünü de içermektedir. İnsan “TEPESİ” yuvarlak bir tepedir ve ayrıca, tüm yaratıcılığı nedeni ile, bir “TAPINAKTIR”. Türk dünyasının camilerinde olduğu gibi, STUPA tapınakları da kubbeli tepeleri ile, TEPE” şeklinde yapılmış yapıtlardır.  Uzaysal bir “TORANA KAPISI” (yani “TURAN KAPISI”) kavramını temsil edercesine olan bu yapıtların, BUDDHİST  STUPA tapınaklarının  girişinde görmek çok ilginçtir! Şunu da belirtmek gerekir ki, eski Turan dünyasının Tur/Türk/Oğuz toplumları, dünyanın her tarafında oldukları gibi, gerek Hindistanda ve gerekse Güneydoğu Asya topraklarında çok etken yerleşim kuruluşları ve idari, töreli düzenler (imparatorluklar) kurmuşlardır. DRAVİDİAN adı ile tanımlanan toplumlar Türklerden başkası olmayıp “TURAN EVLİ” olan toplumlardır.  Bençe, AVAR , SAKA ve diğer pek çok Tur/Türk/Oğuz Türkleri bu bölgelerin her türlü kültüründe çok etken olmuşlardır! 

 

 

 

 

Torana Gate of Sanchi Stupa temple. The stupa dates to the period of the MAURYAN EMPİRE (3rd century BC), but the torana

itself dates to the SATAVAHANA period, in the 1st century CE. The site is now a UNESCO World Heritage Site.

 

By Tom Maloney from London, United Kingdom - sanchi gate 1, CC BY-SA 2.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=2835319

https://en.wikipedia.org/wiki/Torana

 

 

Polat Kaya:  Görünen şudur ki, Hindistan alt kıtasında geliştirilmiş gerek “MAURYAN EMPİRE” ve de gerekse “SATAVAHANA” hanedanlığları Turanlı toplumların kurmuş olduğu, idaresini ve de korunmasını ellerinde tutmuş oldukları kuruluşlardı.  Hakan adları hep Türkçe ünvan sözlerinden yapılmış olmasına rağmen ve bu hakanlıklara ait Hakan adları hep değiştirilerek, sözde “Sanskrit” dilinde imiş gibi gösterilmişlerdir. Böylece onların da Türkçe dili ve Türk kimliği karartılmıştır.   Bence, Hindistanda ki bu çok eski Turan hakanlıklarının kültüründe, “TORANA KAPISI” (yani “TURAN KAPISI”) yapıtlarının olması beklenir bir kültür idi ki, bu yapıtlar BUDDHİST tapınaklarının girişinde gösterilmişlerdir!

 

***

Bence, ikinci önemli bir TURAN kapısı örneği, Almanların “
BRANDENBURG GATE” yahut “BRANDENBURG TOR” dedikleri ünlü kapıdır. Bunu dememde ki neden ise, bu sözcüğün yapısında gizlidir. Bu “BRANDENBURG GATE” kapı eski bir “KENT KAPISI” imiş.  Günümüzde ki hali ile, yeniden yapılmış halidir. BRANDENBURG GATE adı “BEN-TANRE-GABUDR-G” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “BEN TANRI KAPUDUR” sözünü buluyoruz. Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “I am God Gate” yahut “I am Gate to God” sözü oluyor. 

 

Ayrıca, yine, “BRANDENBURG GATE” adı “BEN-TURAN-GABEDR-G” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “BEN TURAN KAPUDUR” sözünü de içeren bir söz olduğunu görüyoruz.  Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “I am Turan Gate” sözü oluyor.

 

 

Bence, bu buluşlarım, asla tesadüflerin neticesi değildir. Avrupa Aryanlaştırılmadan ve Hırıstıyanlaştırılmadan önce, bilinenlerin tersine, bir “OĞUZ EVİ” idi ve yerli Avrupalılar Turan dünyasının Tur/Türk/Oğuz toplumları idiler.  Durum böyle iken, bu Turan dünyasının töreleri içinde, “TURAN KAPISI” ve “TANRI KAPISI” sözlerini bulmamız doğaldır. Ezelden beri Turanlıların dinsel inançları Gök-Tanrı, Gün-Tanrı ve Ay-Tanrı kavramlı idi. Yeni, karacı Aryan (Arayan) Greekler, Romanlar ve de Semitik gruplar,  bu yerli toplumların dilini, dinini ve Turan kimliklerini değiştirdiler.  O nedenle denebilir ki, sözde “Greek” sözü olan “HİPPOKENTAUROS” sözünde saklı, Türkçe “TURAN BEY KAPUSU” ve “TANRI BEY KAPUSU” sözlerinin oluşu çok eski bir “UZAYSAL TURAN VE TANRI” gerçeğini işaretliyor!

 

*** 

http://en.wikipedia.org/wiki/Brandenburg_GateThe Brandenburg Gate (German: Brandenburger Tor) is a former city gate, rebuilt in the late 18th century as a neoclassical triumphal arch, and now one of the most well-known landmarks of Germany.

***

 

10)  Polat Kaya:  Söylendiğine göre, Greek  HİPPOKENTAUROS  ve Latin HİPPOCENTAURUS sözcükleri, “AT” anlamlı Greek “HİPPO” sözcüğü ile Latince CENTAUR sözcüğünden yapılmış bir ad olarak tanımlanıyor ise de, “CENTAUR” sözcüğünün de ne olduğunu bilmiyorlarmış.  Bence, bu, gerçeği yansıtmayan kandırıcı bir tanımlamadır.  Bunun inandırıcı olmadığını görmek için, sözde Latin HİPPOCENTAURUS adını  “AT-PİNUCU-EROSH-P” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “AT BİNİCİ ERÜZ” sözünü buluyorum.  Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “we are horse riding men” sözüdür.  Hemen belirtmeliyim ki, KENTAUROS efsanesinde, bu “CENTAUR” toplumunun çok usta at binicileri ve asker bir toplum oldukları söylenmektedir.  Bu da bu toplumun Turanlı Tur/Türk/Oğuz toplumunun taa kendisidir!  Efsanevi olarak, genellikle denir ki, “Türkler at üstünde doğar ve at üstünde ölürler!” Bu tanımlama, Türk dünyası insanının, erkek ve kadın, hayatlarında uzun süre at üstünde binicilik yaptıklarını ima ediyor.  Bu nedenle olsa gerek ki,  sürekli at üstünde görünen Türkleri, eski Greekler, “CENTAUR” (KENTAUR) adı ile tanımladıkları, baş ve boyun kısmı “İNSAN” olan ve gövdesi “AT” olan, çok garip bir yaratık olarak göstermişlerdir.  Çok iyi bilinir ki, böyle bir garip görüntülü yaratık doğada olmamıştır.  Elbetde ki bu temsili resim, eski Türkleri karartan, küçülten ve yabanileştiren bir ön yargının neticesidir!   Zaten, CENTAUR kavramının temsili simgeleri de “AT BİNEN TURAN TOPLUMUNU” temsil eden çarpıtılmış resimlerdir.  Temsili resimlerde, OK atan okcu erin elinde gerdiği yay, eski Turan dünyasının iki büklümlü yayıdır.  Tarihte, Turanlı Tur/Türk/Oğuz toplumları, çok etkenlikle at binen ve at koşturan bir asker toplum idiler ki bu toplumların askerleri, hızla koşan atının üstünde geriye dönüp, arkasından gelen takipcisine ok atan  ve düşmanını vurabilen yetenekli bir asker idi!  Böylece, bu HİPPOCENTAURUS adlı tanımlama, onların Turanlı Tur/Türk/Oğuz kimliğini işaretlemektedir!  HİPPOCENTAURUS adı içinde “AT” anlamlı sözcük Greek “HİPPO” sözcüğü değil, bilinenlerin tersine, Türkçe “AT” sözcüğüdür ve adın geride kalan kısmı ise yine Türkçe değim olan “BİNİCİ ERÜZ” sözünü  temsil etmektedir!  Şu da söylenmektedir ki, atların evcilleştirilmesi ve at kültürünün gelıştirilmesi ilk dafa Orta Asyanın çimenli ovalarında ve yaylalarında Türkler tarafından yapılmıştır!

 

 

11)  Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü  “PIR-O-PASH-OKUTEN” şeklinde deşifre edildiğinde, HİPPOKENTAUROS  sözcüğünün Türkçe “BİR O BAŞ OKUTAN” sözünü de içeren bir söz olduğunu görüyoruz.  Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “Only he is the Head Teacher”.  Bu tanımlama ile, bir  uzaylı, güneşli, Tanrılı, Oğuzlu, Tur ve Türk olan bu Turanlı sözde “HİPPOKENTAUROS”  toplumu, okuma-yazma konusunda “baş okutan”, yani herkesden önce okumayı yazmayı bilen, okulları, okuyucuları, öğretmenleri olan, okullarında tüm doğayı araştıran ve inceleyen ve de her kavramı adlandıran, böylece bir dile sahip olan aydın bir düzenin çocukları idiler.  Bu gerçeği MARDUK konusunu incelerken de görmüştük. Aynı şekilde, Güney Amerikanın yerlilerini incelerken de, onların da Tanrılarının okuyucu, öğretici, aydınlatıcı BİLGEMİŞ KİŞİLER olduklarını görmüştük!  Bu sözümü daha da güclendirebiliriz.  Şöyle ki, Türkçe “BİRO” (PERO) sözü Türkçe  “GÖK TANRI” kavramını da temsil eden bir sözdür. Türkçe “BİR O BAŞ OKUTAN” sözünü, Türkçe “GÖK TANRI BAŞ OKUTAN” sözü olarak da görüyoruz. Benim görüşümde, eski Turanlıların dinsel anlayışında, dünyayı ısıtan ve ışıtan Gün-Tanrı Güneş, Gök-Tanrının gören kor gözü olarak algılanıyor idi ki, ancak bu muhteşem aydınlık ve ısı içinde, her türlü bilginin insanlar tarafından sağlanması olabilirleşmiştir.  Ayrıca bu kavram içinde, insanları ve de diğer canlıları yaratan DOĞA, onlara bir “BAŞ” (TEPE) ve tepede (başda) kapalı bir kutu içinde, kendi başına yaşayan  bir “BEYİN” vermiştir ki işte “BİR O BEYIN”, yaratıkların doğayı okumasını, onda var olanları bilmesini ve o bilgiler sayesinde hayatını korumasını, daha ilerlemiş hayat şartlarını düşünüp geliştirebilmesini ve yaşayabilmesini sağlamıştır! İşte bu açıklamada, daha derinlere inmeden, bunları görüyoruz!

 

11) Polat Kaya:  Burada şunuda hemen belirtmek gerekir ki, efsanede söylendiğine göre, HİPPOKENTAUROS adlı toplumun çok ünlü okuyan, yazan ve okutan, Latince CENTAUR CHIRON veya Helence “KENTAUROS KHEIRON” adlı ünlü bir “baş öğretmeni” varmış ki, o öteki “CENTAUR” bireylerinden çok daha bilgili, aydın birisi imiş.  Şöyle ki, “KENTAUROS KHEIRON” Helenlerin JASON, ACHILLES, THESEUS VE HERACLES gibi ünlü kahramanlarını eğitmiştir!  Bu çok ilginç ifade içinde ki JASON adı Türkçe “YAZAN” sözünden, ACHILLES adının Türkçe “AKILLIYIZ” sözünden, THESEUS adının Türkçe “SÖZDܔ (DİL anlamlı) sözünden, ve HERACLES adının Türkçe “ER AkLI US ” sözünden yapılmış olduğunu belirtmek isterim.  KHEIRON kimliğini ayrı bir Bölüm altında vereceğim!

 

 

12)  Polat Kaya:  Greek  HİPPOKENTAUROS  sözü  “PHENSI-TURK-PAO-O”  şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “FENCİ TÜRK BEYÜ O”  sözünü içeren bir söz oluyor.   Bu tanımlamanın  İngilizce karşılığı:  “it is the house of lord scientist Türk” sözü oluyor. Eğer, Türklerin ataları uzayda bize yakın bir yerden, şimdiki yurdları olan dünyaya, çok uzak bir geçmişte gelmişler ise, şimdilerde imkansız gibi görünen bu uzun yolculuğu yapabilmeleri için, geldikleri yerde hem TÜRKÇE konuşan hem de FEN BİLİM dalında çok ilerlemiş FENCİ BİR TOPLUM OLMALARI GEREKİRDİ.  İşte bulduğum bu Türkçe tanımlama da, bu Helenlenleştirilmiş “HİPPOKENTAUROS” sözcüğü ile, Türklerin bu çok eski atalarını  “FENCİ TÜRK EVLERİ” olarak tanımlıyor.   Bu tanımlamayı GÜNHAN TÜRKLERİ, yani, sözde “FENİKELİLER” kimliği ile görmüştük.  Ve onların TÜRK kimliklerini yazılarımda açıklamıştım! 

 

***

 

Sonuç olarak, bütün bu açıklamalar, 14-harf ile yapılmış HİPPOKENTAUROS ve HİPPOCENTAURUS sözcüklerinin içinde, her defasında ayrı bir şekilde deşifre ederek  bulduğum, yine 14-harfli Türkçe tanımlamalardır.  Hepsi de tanımladıkları kavram bakımından Turan dünyası ve Tur/Türk/Oğuz toplumlarının çeşitli kültür kimliklerini tanımlayan ve Türkçe dil ile yazılmış çok aydınlatıcı sözlerdir.  Türkçeden alınıp yabancılaştırılmış bir söz içinde, tanıtılan kavramla ilgili çeşitli Türkçe sözlerin bulunabilinmesi, bence, Güneş Dili Türkçenin çok özel bir yeteneğidir.  Türkçe dile ait bu “dil” gerçeğini, hem burada verdiğim örneklerle, hem de daha önceki yazılarımda verdiğim örneklerle yeterince kanıtladım. Gorünen şudur ki, Türkçe dilden yapılmış ve yabancılaştırılmış sözcükler, Türkçe dilin sözlerini bünyesinde saklayan bir nevi “DİL KUTUSU” (“memory-stick” örneğinde olduğu gibi, yani “bir anı kutusu” gibi) davranmaktadırlar! 

 

Yukarıda, Greekçe HİPPOKENTAUROS ve Latince HİPPOCENTAURUS adlarının yapısında var olan Türkçe değimleri sizlerle paylaştım.  Bu sözcükler içinde var olan bunca yeni tanımlamalar, bu adlarla bilinen toplumların eski Turan dünyasının Tur/Türk/Oğuz toplumları olduğunu işaretlemekle beraber,  bu toplumların uzayda “CENTAUR (KENTAUR) adları ile tanımlanan bir bölgeden gelmiş olabileceklerini destekler şekilde Türkçe tanımlamalar içeriyor.  Elbette ki bu gibi uzayla ilgili değimlerin gerçekliğini şimdiki bilgilerimizle imkansız gibi görmekteyiz.  Bununla beraber, bu bilgilerin çok uzun bir geçmişte de olmadığını gözardı edemeyiz. Bunca çalışmalarımın da gösterdiği gibi, benim görüşlerim bu yönde ve olumlu yöndedir.  Bu konu hakkında başka önemli söyleyeceklerim çalışmalarımı hazır oldukca, sizlerle paylaşmayı umut ediyorum! 

 

Bu yazımda görüyoruz ki, atalarımız olan eski Turan dünyasının Tur/Türk/Oğuz kimlikleri ile bilinen toplumlar, olasılıkla, uzayda bir yerden, örneğin, çok yakın komşumuz olan Centaur Takım Yıldızları bölgesinde, Kırmızı Cüce Yıldız PROXİMA adı ile bilinen bir bölgeden gelmiş olabilir kimselerdi.  Eğer bu görüş doğru ise, yine olabilir ki, zaman zaman aynı bölgeden yahut yakınımızda olan başka bir bölgeden, belki bir ara uzay istasyonundan, buralara kadar gelip, dünyamıza eskiden bıraktıkları kendi cinslerinden olan yaratıkların, halen var olup veya olmadıklarını, ve halen orada iseler, yeni yerlerinde ne gibi bir hayat gelişimi yaratmış olduklarını yukarıdan izlemek ve gözetlemek isteyebilirler.  Hatta bizim dünya, onlar için, yeni bir koloni deneme yeri dahi olarak kullanıldığı düşünülebilir!!!

 

Gerek bu yazımda, aslında Türkçe dil ile yazılmış fakat sonradan değiştirilerek Helence dile çevrilmiş sözcükler içinde gizli ve saklı bulduğum Türkçe söylemler, ve gerekse dünyamızda eski Turan dünyasının kültüründen kalmış ve günümüze kadar gelmiş olan taş-yapıt harabelerin kalıntıları, eski Turan dünyasının çok ileri bir medeniyet seviyesinde gelişmiş toplumlar olduklarını göstermektedir. Ulaşılması çok zor yüksek dağ tepelerine kurdukları kentler, kaleler, tapınaklar, piramidler, kurganlar - ve bu gibi yerlerde yapıtlanmış diğer eserlerin kalıntıları, kendilerinin çok usta doğa işleyicileri olduklarının işaretleridir.  Çesitli konularda yapmış oldukları eserler, bilim ve teknikde çok ileri olduklarının inkar edilemez örnekleridir ki, bunca çeşitli yapıtların nasıl yapılmış olduğunu bile günümüz bilge kişileri pek anlıyamıyor ve açıklıyamıyorlar.  Bu yapıtlar öyle usta bir yetenekle yapılmışlardır ki onları her gördüğümüzde ve ince ayrıntılarına şahit olduğumuzda hem hayret etmekte ve hem de hayran kalmaktayız. Çeşitli inceliklerle yapılmış bu kadar yapıtların oluşturulması çok derin matematik, geometri, teknik yapım bilgilerini isteyen işlerdir. Olasılıkla, bu bilgileri uzaydan getirmiş olabileceklerini düşündüğümüz bu insanların, eski ana/ata  yurtlarından uzay yolculuklarına çıkmadan önce, uzay ile ilgili çok ileri bilgileri geliştirmiş olmaları gerekirdi. Ancak bu şekilde bilgilendirilmiş, okuma-yazmasını bilen, uzun uzay yolculuklarını sağlıkla yapabilmeleri için gereken her türlü bilgilerle donatılmış yaratıklar böyle bir yolculuğu yapabilirlerdi. Böyle bilgilerle donatılmış bu uzay yolcuları, ister istemez, bizlere Türklerin “Gök Türkler” adının çok anlamlı olduğunu andırıyor!  

 

Hepinize esenlikler dileklerimle,

 

Polat Kaya

 

Mayıs 27, 2018