TÜRKÇE “KURBAĞA” SÖZCÜĞÜNE YAPILMIŞ AD DEYİŞİMLERİ

 

POLAT KAYA

 

 

Bu konudaki yazışmaları Kamil Kartal bey https://www.facebook.com/groups/Gunes.Dil/798079183612854/?notif_t=group_activity adlı Face Book ortamında başlattı.  Kendisine teşekkür ediyorum. Aşağıda ki yazı, bu konuda benim yanıtımdır. İyi okumalar dileği ile sunuyorum.

 

***

 

Kamil Kartal yazdı:

 

March 24 at 8:11pm

KURBAĞA > FROG

 

 

frog (n.1) Look up frog at Dictionary.com

Old English frogga "frog," a diminutive of frosc, forsc, frox "frog," a common Germanic word but with different formations that are difficult to explain (cognates: Old Norse froskr, Middle Dutch vorsc, German Frosch "frog"), probably literally "hopper," from PIE root *preu- "to hop" (cognates: Sanskrit provate "hops," Russian prygat "to hop, jump"). Watkins calls the Old English -gga an "obscure expressive suffix."

The Latin word for it (rana) is imitative of croaking. Also in Middle English as frok, vrogge, frugge, and with sometimes plural form froggen. Collateral Middle English forms frude, froud are from Old Norse frauğr "frog," and native alternative form frosk "frog" survived in English dialects into the 19c.

'Kurbağa > Frog

 

frog (n.1) Look up frog at Dictionary.com

Old English frogga "frog," a diminutive of frosc, forsc, frox "frog," a common Germanic word but with different formations that are difficult to explain (cognates: Old Norse froskr, Middle Dutch vorsc, German Frosch "frog"), probably literally "hopper," from PIE root *preu- "to hop" (cognates: Sanskrit provate "hops," Russian prygat "to hop, jump"). Watkins calls the Old English -gga an "obscure expressive suffix."

 

The Latin word for it (rana) is imitative of croaking. Also in Middle English as frok, vrogge, frugge, and with sometimes plural form froggen. Collateral Middle English forms frude, froud are from Old Norse frauğr "frog," and native alternative form frosk "frog" survived in English dialects into the 19c.'” https://www.facebook.com/groups/Gunes.Dil/798079183612854/?notif_t=group_activity

https://www.facebook.com/groups/Gunes.Dil/search/?query=KURBAGA

 

 

***

 

Polat Kaya: Eski İngilizce dilinde FROGGA sözcüğü Türkçe KURBAĞA karşılığı olarak veriliyor. Kamil Kartal bey kardeşimizin de belirttiği gibi, FROGGA adı KURBAĞA adını çağrıştırmaktadır. Bence, FROGGA adında kimliğini kaybetmiş olan harf F harfidir. İngilizcede ve genellikle Batı dillerinde PH (Φ) = “F” sesi ile söylenir.  Böylece F sözünün de, gerektiğinde, “PH”  ile gösterilmesi doğaldır ve beklenir.  FROGGA sözcüğünde ki F harfi PH harflaeri ile değiştirildiğinde, sözcük  “PHROGGA” şeklini alır. “PHROGGA” sözcüğü “GORPAGH” şeklinde yeniden dizildiğinde, sözcüğün aslının Türkçe KURBAĞA olduğunu görürüz. Bu tesadüflerin neticesi deyildir.   İngilizce FROG sözcüğü ise FROGGA sözcüğünün kesilmiş ön kısmı olup Türkçe kaynak sözcük KURBAĞA (GURBAĞA) aslından daha da uzaklaştırılmış, karartılmış ve görünmez hale getirilmiştir.   Dikkat edilmelidir ki H harfinin üst kısmı birleştiğinde A harfine dönüşür. Bu  da H harfinin Türkçe sözlerden “anagram” yapma işlemlerinde çok işe yarar!

 

 

Yukarıda verilen ad olgusu (‘etimolojik’) bilgide, FROG sözcüğünün FROK, VROGGE, FRUGGE ve FROGGEN (çoğul) hallerinin de olduğu belirtilmiştir. Bu sözcüklerin hepsi yukarıda verdiğim açıklama içine girerler.  VROGGE sözcüğünde ki V harfi gerçekte B harfi olup V şeklinde okunan bir harfdir.  Greek alfabesinde B (beta) harfi B şeklinde yazılır fakat okunurken V sesiyle okunur.  Ayrca , B yazılması gereken yerde V harfi ile yazılır.  Bu ifademin en güzel örneği Helence “KRAL” anlamlı VASİL sözcüğüdür. Aslında VASİL sözcüğü Türkçe “BAŞ-İL” (İL BAŞI, ÜLKE BAŞI anlamlı) sözün Helenleştirilmiş ve yozlaştırılmış halidir.  Eski kral sikkelerinin üzerinde kralın adından önce VASİLEUS şeklinde yazılır ki bu da Türkçe “US İL BAŞI” (AKILLI KIRAL anlamlı) Türkçe sözün Helenleştirilmiş şeklidir.  Böylece VROGGE sözcüğü de “GORVaGE” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “KURBAĞA” sözcüğünün kalıp değiştirilmiş hali olduğu görülür.  FRUGGE sözcüğü de VROGGE  sözcüğü gibidir ve V/F değişimi olmuştur. Böylece, Türkçe GURBAĞA sözcüğünün değiştirilmiş halidir.

 

Çoğul FROGGEN sözcüğününde sondaki EN hecesi Türkçe çoğul eki olan “EN” ekidir. (ER = asker, EREN = askerler örneğinde olduğu gibi). Böylece, FROGGEN adı Türkçe “KURBAĞAAN” (KURBAĞALAR anlamlı) sözcükten yapılmış bir addır.

 

***

Ben bu konuya biraz daha da açıklık getirmek isterim.  Şöyle ki, yukarıda verilen bilgilerde kurbağa için bilimsel tanınmasında Latince olarak  “Rana esculanta” deniyor.  “Rana esculanta” adlı kurbağanın verilen Türkçe tanımlanmasında, “sıçramaya, yüzmeye elverişli” diye tanımlanıyor. 

 

“Rana esculanta” adındaki Latince ad ESCULENTA  sözcüğü “SU-ATLEENC” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözcüğün Türkçe “SU ATLIYANCI” yahut ta “SUYA ATLAYANCI” gibi bir sözün değiştirilmiş ve Aryanlaştırılmış halı olduğu görülüyor.  Bilindiği üzere, kurbağa su üstünde yahut karada iken yanına yaklaşıldığında çok uzun atlayan bir hayvandır.  Türkçe ATLAYAN ve SIÇRAYAN sözcükleri aynı anlamlı sözcüklerdir. Böylece, denebilir ki Latince ESCULENTA  sözcüğü Türkçe “SU ATLIYANCI” (SU SIÇRAYANCI) sözünden yapılmış bir sözcüktür.  Bunu böylece belirttikten sonra biraz daha derinlere inelim.

 

***

Latince kurbağagillerin bilimsel tanımlaması, aşağıda Wikipedia bağlantısında veriliyor,

http://commons.wikimedia.org/wiki/Pelophylax_esculentus:

 

Domain: Eukaryota 

Regnum: Animalia

Phylum: Chordata

Subphylum: Vertebrata

Infraphylum: Gnathostomata

Superclassis: Tetrapoda

Classis: Amphibia

Subclassis: Lissamphibia

Ordo: Anura

Subordo: Neobatrachia

Familia: Ranidae

Genus: Pelophylax

Species: Pelophylax esculentus

Synonyms: Rana esculenta

 

 

Polat Kaya:  Bu listede görünen Latince sözcüklerin bazılarını açıklamak yararlı olacaktır. En başta gösterilen tanımlamada “Domain: Eukaryota” şeklinde bir deyim veriliyor.  Eukaryota sözcüğü, İngilizce olarak “eukaryote or eucaryote, any organism with a fundamental cell type containing a distinct membrane-bound nucleus. [< New Latin Eukaryota, earlier Eucaryotes (1925) “those having a true nucleus” =eu- eu- + Greek káry(on) nut, kernel (see karyo-) + New Latin -ota, -otes; see -ote]”.

 

 

“Domain: Eukaryota” deyiminde ki  EUKARYOTE veya EUCARYOTE, sözcükleri, hayvanın hücre yapısını tanımlıyor ve bu ad altında olanların hüçre nüvesi - (nucleus, Greek karyo) -  “gerçek nüve” yapılı olan hayvanlar imiş ki kurbağalar da bu sınıfa giriyormuş. Bu ‘fadelerin ışığı altında, bence, sözde “Latince” Eukaryote, nucleus ve Helence karyo sözcükleri Türkçe bakımından çok önemlidir. Şöyle ki:

 

EUKARYOTE sözcüğü “AYO-UREKTE” şeklinde deşifre edildiğinde, Türkçe “EYÜ ÜREKTİ” (İYİ YÜREKTİ) sözünden yapılmış olduğunu buluyoruz.  Böylece, Latince

EUKARYOTE veya EUCARYOTE sözcüğünün aslı inkar edilemez şekilde Türkçe bir sözdür.  Aynı zamanda, sözde Greek KARYO sözcüğü bile “YORAK” şeklinde deşifre edildiğinde, onun da Türkçe “YÜREK” sözcüğünün deyiştirilmiş hali olduğunu görüyoruz.  Böylece, Türkçe ÜREK ve YÜREK sözcükleri de deyiştirilerek hem Latinceye hem de Helenceye aşırılmıştır.  

 

NUCLEUS sözcüğü hücrenin merkezindeki çekirdeğin adıdır.  NUCLEUS sözcüğü “CUNESLU” şeklinde yeniden dizildiğinde Türkçe “GÜNEŞLܔ sözünün deyiştirilmiş hali olduğunu görüyoruz. Dikkat edilmelidir ki GÜNEŞ de içinde bulunduğumuz güneş sisteminin YÜREĞİDR. Güneş bittiğinde, güneş sistemi de yaşamını kaybedecek ve yaşayan bir system olmaktan çıkacaktır.  Yüreği duran güneş sistemi de ölür, aynen insan oğlunun ve yüreği olan diğer canlıların yüreği durduğunde öldükleri gibi.  Böylece, NUCLEUS (ÇEKİRDEK) her canlıya hayat veren, benzetme yollu, güneşi ve yüreğidir. İşte bu yapılanmadan da görüyoruz ki, olasılıkla ,Güneş Tanrıya inanan eski Turan dünyasının dini anlayışında, her canlının en merkezi yerinde, ona hayat verici bir “ÜREK” (YÜREK) yahut “GÜNEŞ” vardır. Ve bu anlayış ta hüc relerin içine kadar hatta “ATOM” yapısında bile vardır.  

 

 

Bu arada, İngilizce ve Latincede CORE  şeklinde bilinen sözcük Türkçe çekirdek anlamlıdır.  İlginçtir ki, CORE sözcüğüne yakından baktığımızda, aslında bu sözcüğün bile Türkçe ÜREK sözcüğünden yapılmış olduğunu görürüz. Bir hücrenin yahut tohumun orta yerinde olan ÇEKİRDEK de o canlıya hayat veren, uyumakta olan ve zamanı geldiğinde canlanan, yeşeren ve parlayan “güneşidir”.  Bu “güneş” benzetmesini kuşların yumurtasında çok canlı bir şekilde görmekteyiz.  Gerçekten de bir yeni nesil tohumu olan yumurtanın içinde bir AK kısmı vardır ve onun ortasında da sapsarı bir “GÜNEŞI” vardır.  İlginçtir ki bu sözcükler GÜNEŞ DİLİ TÜRKÇENIN sözcükleridir.

***

 

“Regnum: Animalia”

 

regnum, regni    royal power; power; control; kingdom;

http://www.archives.nd.edu/cgi-bin/wordz.pl?keyword=Regnum

 

 

Kurbağaların Latince olarak bilimsel tanıtımlarında, “Regnum: Animalia” şeklinde bir sınflandırılması görülüyor.  Burada ki Latince sözcük Regnum “royal power; power; control; kingdom;”  olarak tanımlanıyor.  Böylece, “Regnum: Animalia”  Türkçe “Kırallık:  Hayvanlar” anlamlı  oluyor.  Bence, Latince REGNUM sözcüğü aslında Türkçe “ĞÜN-ERÜM” (GÜN TANRI’YIM anlamlı) sözcüğünün değiştirilmiş halidir. ANIMALIA sözcüğü ise, “MALIANIA” şeklinde yeniden dizildiğinde, bu sözcüğün “MALLARIN EVİ” (HAYVANLARIN EVİ/ÖYÜ anlamlı) Türkçe sözün değiştirilmiş ve Aryanlaştırılmış halı oluyor.  Böylece, ben derim ki,  “KURBAĞALAR, GÜN TANRI ALEMİNİN MALLARI EVİNDE” yer alan bir grup oluyor. Kurbağa da bir maldır (yaratıktır, hayvandır). 

 

***

 

Phylum: Chordata

 

Kurbağaların Latince olarak bilimsel tanıtımında, “Phylum: Chordata”  şeklinde bir sınflandırılması görülüyor.  Burada ki Latince sözcük Phylum  “division; race (Türkçe “o ırk” sözünden) olarak tanımlanıyor.  Bence, Latince PHYLUM sözcüğü aslında Türkçe “BÖLÜM” sözcüğünün değiştirilmiş halidir.

 

***

Genus: Pelophylax

 

Kurbağaların Latince olarak bilimsel tanıtımlarında, cins tanımlamasında “Genus: Pelophylax” deniyor.  Yani kurbağa ailesinden olan benzer hayvanların GENUS adı  Pelophylax  oluyormuş. Bu arada hemen belirtmek gerekir ki Latince diye tanıtılan “GENUS” sözcüğü, bir hayvan veya bitkinin cinsini tanımlayan Türkçe “CİNSİ” (CİNSÜ) sözcüğünün değiştirilmiş ve yozlaştırılmış halidir. Yani aslı Türkçe olan bir sözdür.  Ayrıca dikkat etmelyiz ki GENUS sözcüğü “GUNES” şeklinde deşifre ettiğimizde, Türkçe “GÜNEŞ” adı olduğunu görüyoruz. Tanımlamalarda bu ilk ad büyük harf ile yazılıyor.  Böylece, eski çağlarda Gün-Tanrıya inanan Turanlı Tur/Türk/Oğuz insanının, hayvan ve bitkilerin tasnifinde kullandıkları hayvan ve bitkilerin “CINS” adları Gün-Tanrı adına atfen verilmiş, “GÜNEŞ” adı olduklarını düşünüyorum. Örneğin, yukarıda ki örnekte verilen “Pelophylax esculentus” tanımlamasında, Pelophylax sözü hem kurbağanın “cins” adıdır hem de  “güneş” diline ait bir “güneş adı” ve “sözcüğü”dür. Ne ilginçtir ki tüm bu tanımlamalarda, söz sonuna gelen Türkçe TIR, DIR, TİR, DİR, TÜR, TUR ve benzeri son ekler, Turanlı Tur/Turk/Oğuz insanının bir ecdat adı olan TUR adından gelmektedir. Aynı zamanda bu bir nevi, tanımlamayı tasdikleyen bir “ecdat damgası”, yani TURA (TUĞRA) dır.

 

***

Pelophylax esculentus

 

Aşağıdaki Tanımlama İngilizce olarak Wikipedia bağlantısında http://en.wikipedia.org/wiki/Pelophylax veriliyor:


“Pelophylax is a genus of true frogs widespread in Eurasia, with a few species ranging into northern Africa. This genus was erected by Leopold Fitzinger in 1843 to accommodate the green frogs of the Old World, which he considered distinct from the brown pond frogs of Carl Linnaeus' genus Rana.

 

They are also known as water frogs, as they spend much of the summer living in aquatic habitat; the pond frogs can be found more often, by comparison, on dry land, as long as there is sufficient humidity. Yet there are species of Eurasian green frogs – the Central Asian Pelophylax terentievi, or the Sahara frog (Pelophylax saharicus) – which inhabit waterholes in the desert.” http://en.wikipedia.org/wiki/Pelophylax

 

 

Burada adı geçen kurbağanın vatanı Orta Asya toprakları imiş ve bu nedenle olsa gerek ki, kendisine Latince Pelophylax terentievi denmiş.  Bu çalışmamız yönünden Pelophylax terentievi  adı çok önemlidir. Şöyleki:

 

PELOPHYLAX adı bu kurbağanın “cins” ve “güneş” adı oluyor. PELOPHYLAX sözü içinde saklı şu Türkçe sözleri görmek mümkündür. Şöyle ki:   

 

PELOPHYLAX adındaki X semboli yerine  X = KUS ekini koyduğumuzda, sözcük PELOPHYLAKUS şeklini alır.  PELOPHYLAKUS sözcüğü:

a) “SU-PALEKH-OLYP” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözcüğün “SU BALIĞI OLUP” anlamlı Türkçe söz olduğunu görüyoruz. Görülüyor ki bu tanımlamada KURBAĞA “bir nevi balık” olarak tanımlanmıştır.  Nitekim Pelophylax terentievi  adlı kurbağa bir su kurbağasıdır. O nedenle kendisine “water frogs” deniyor.

 

b) “PALEKSUH-OLYP” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözcüğün “BALIKSI OLUP” anlamlı Türkçe söz olduğunu da görüyoruz. Görülüyor ki bu tanımlamada da  KURBAĞA yine “bir nevi balık” (balığa benzer) olarak tanımlanmıştır.  Nitekim Pelophylax terentievi  adlı kurbağa bir su kurbağası olduğu gibi, yavru halinde iken bile balık kuyruğu gibi kuyruğu olan ve balığa benzer bir hayvandır.. Görüldüğü üzere, PELOPHYLAX  sözcüğü Türkçe sözlerden yapılmış ve Latince bir ad imiş gibi dünyaya tanıtılmış ve de tanıtılmaktadır.

 

 

Bu açıklamayı yaptıktan sonra, “Pelophylax terentievi” adındaki “TERENTIEVI” sözcüğünün açıklanmasına gelelim.  Bu tür kurbağanın yukarıda verdiğim İngilizce tanımlamasında, onun yaşadığı yerlerin Orta Asya topraklarındaki sular olduğu belirtilmektedir. Bu bilginin ışığında, TERENTIEVI sözcüğü “EVI-TERENTI” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözcüğün “EVİ TURANDI”  (VATANI TURANDI anlamlı) Türkçe sözün değiştirilmiş ve Aryanlaştırılmış şeklinden yapılmış bir sözcük olduğunu görüyoruz.  Bu tanımlama ile “Pelophylax terentievi” adlı kurbağanın ikinci adı, yaşama yerinin Orta Asya oluşu nedeniyle, “TURANDI EVİ” denilmiş.  Demek oluyor ki “TURAN” adı ancak gizlenmiş bir şekilde, kurbağaya ad olarak bile verilebiliyormuş.  Ne ilginçtir ki bunu yapanlar Türklerin TURANLI olduğu gerçeğini kolay kolay açıkca itiraf edememektedirler.  Aşağıda, “Pelophylax terentievi” adlı, BALIKIMSI ve EVİTURAN olan Turanlı kurbağayı sizlere tanıtmak isterm.

 

 

 

 

Turanlı “Pelophylax terentievi” yani “Balıkımsı evituran” adlı kurbağa

 

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/79/Grasfrosch.jpg

 

 

***

Subordo: Neobatrachia

 

Su kurbağasının bilimsel sınıflandırılmasında,  Latince “Subordo: Neobatrachia” adı bildiriliyor. Türkçe olarak “Altsınıf adı: Neobatrachia” olarak veriliyor.

 

Bu bilginin ışığında, sözde Latince “NEOBATRACHIA” şeklinde tanımlanan bu su kurbağasının adındaki  “NEOBATRACHIA” sözcüğünün nasıl bir yapıda sözcük olduğunu araştıralım. Şöyle ki: NEOBATRACHIA sözcüğü “ANE-CORBAHATI” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözcüğün Türkçe “ANI KURBAĞADI” (ADI KURBAĞADI) sözünün değiştirilmiş ve Aryanlaştırılmış şeklinden yapılmış bir sözcük olduğunu görüyoruz.  Türkçe ANI sözcüğü kişiye verilen ilk addır. Diğer bir değimle kişinin tanımlanmasında kullanılan ilk addır. Böylece Türkçe ANI ve ADI sözcükleri aynı anlamlıdırlar. Birisini İandığımızİ zaman onun adını söyler konuşuruz.  Birisine ANIT diktiğimizde anıta kişinin ADI yazılır.

 

Görüldüğü gibi, bu işlemde hepimizi hayrete düşüren bir gelişme ile daha karşıkarşıyayız. Bu sözde “bilimsel” tanımlama yapan uyduruk NEOBATRACHIA adlı sözcüğün bir bilimsel tarafı olmadığı gibi, olasılıkla binlerce seneden beri bilinen Türkçe “KURBAĞA” sözcüğü, bir daha tanınmamak üzere karanlıklara gömülmüş ve bu konuda Türkçe dil, Latince uyduruk dili ile tarihten silinmiştir.  Görünürde ne olduğu belirsiz NEOBATRACHIA sözcüğünün yapılışında, birileri, sözde “bilimsel” olarak, KURBAĞA’yı hem yine Türkçe “kurbağa” ile tanımlanıyor, ayrıca Türkçe kaynak metini karıştırarak kavramı karanlıklara gömüyor. Bütün bu gizliliklere rağmen,   bilinçli olarak silinmiş ve karanlıklara gömüşmüş “Turan evli KURBAĞA”, bulutlar arkasından çıkan güneş gibi, etrafına işlenmiş karanlıkları yırtarak, pırıl pırıl parlıyor. Bütün bunlar Türkçenin ne eski ve dünya çapında konuşulan dil olduğunu, ve dünyaya aydınlık vermiş bir dil olduğunun ısbatlarından biridir.

 

Google tercüme sistemi, Latince “NEOBATRACHIA” sözcüğünü İngilizce olarak NEOBATRACHUS şeklinde veriyor. NEOBATRACHUS sözcüğü harf-be-harf  “SEN-CORBAHATU” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözcüğün de Türkçe “SEN KURBAĞADI” (SEN KURBAĞASIN anlamlı) sözünden yapılmış olduğu açığa çıkıyor.

 

***

 

Greek BATRAKHOU sözcüğü:

 

Greek (βατράχου, βάτραχος: batrakhou, batrakhos): Türkçe “kurbağa” karşılığı oluyor, https://translate.google.ca/?hl=en#en/el/Frog

 

Greek BATRAKHOU sözcüğü harf-be-harf “KURBAHATO” şeklinde deşifre edildiğinde, bu sözde Helence sözcüğün Türkçe “KURBAĞADU” sözcüğünün değiştirilmiş ve Helenleştirilmiş şeklinden yapılmış bir sözcük olduğunu görüyoruz.  Böylece, eski dünya Helenlerini dünyaya ilim, irfan, medeniyet vermişler diyerek dünyaya tanıtanlar ve Türkleri tarihte yok sayanlar, bakın görün ki kendilerinin kurbağaya ad olarak verecek bir sözleri bile yokmuş.  Bu yokluğu gidermek için Türkçenin KURBAĞA sözcüğünü kırıp karıştırarak ve de “Helenleştirerek” kendilerine kurbağayı tanımlayan bir sözcük yapmışlar. Ne ilginçtir ki aradan geçen bunca uzun zamandan sonra, Güneş dilinin “KURBAĞA” sözü, güneşin kendisi gibi, karanlıklar arkasından yeniden parlamaya başlamıştır. Belli ki yalanlarla gerçeklerin üstünü örtmek, güneşin bulutlar arkasına saklanması gibidir. Nasıl ki er veya gec Güneş yeniden kendini göstermeye başlarsaç üstğ örtülmüş gerçekler de öyledir ve zamanı geldiğinde kendilerini göze baatan ışınlar gibi tekrar gösterirler.

 

***

 

İspanyolca RANA, GABACHO ve FRANCHUTE sözcükleri:

 

İspanyolca RANA, GABACHO ve FRANCHUTE sözcükleri İngilizce FROG ve Türkçe KURBAĞA karşılığı sözler olarak veriliyor.

RANA sözcüğü Latince olup KURBAĞA karşılığı oluyor ve İspanyolcaya da geçmiş. RANA sözcüğünün Türkçe aslını henüz görmüş deyilim.

 

İspanyolca da “kurbağa” anlamlı ikinci sözcük GABACHO olarak veriliyor. Bu sözcüğün sonuna, aslında düşürülmüş olan R harfini eklediğimizde, sözcük GABACHOR oluyor. GABACHOR sözcüğü  “CORBAGAH” şeklinde deşifre ettiğimizde yine Türkçe KURBAĞA sözünü buluyoruz.

 

İspanyolca da “kurbağa” anlamlı üçüncü sözcük FRANCHUTE olarak veriliyor. FRANCHUTE sözcüğünde F = PH değişimi yapıldığında, sözcük PHRANCHUTE oluyor. PHRANCHUTE sözçüğü “CURPHHATE-N” şeklinde deşifre ettiğimizde yine Türkçe “KURBAĞADI” sözünü buluyoruz.  Olasılıkla, bir Türkçe AN eki de alarak, Türkçe “KURBAĞALARDI” sözü de olabilir.

 

***

Farsca KURBAĞA

Fars (Persian) قورباغه  şeklinde “KURBAĞA” olarak veiliyor ve Türkçe KURBAĞA adı ile aynı oluyor. Şimdi bütün bu analizlerimize rağmen, birileri çıkıp KURBAĞA sözcüğünün Farscadan Türkçeye geçmiş olduğu iddiasını yaparsa, kendisine, iddiasının dengesiz olduğunu hatırlatarak, bu yazıdaki açıklamaları göstermek yararlı olur.

 

***

 

Değerli arkadaşlar, yukarıda, benim yönümden, KURBAĞA ile söylenmesi gerekenleri sizlerle paylaştıktan sonra, şimdilik söz tükenmiştir. Konumuzun gerisini ve eski Turan dünyasının nasıl yeniden şekillendirilmiş olduğu gerçeğini sizlerin takdirine bırakıyorum.

 

 

Hepinize en en iyi yaşam dileklerimle,

 

Polat Kaya

 

28/03/2015